Merve Şebnem Oruç

Yeni Şafak



Bookmark and Share

‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar


17.6.2018 - Bu Yazı 702 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Hiçbir şeyin aşırısı iyi değil. Fazla ışık bile gözü kör ediyor. Medya ve siyasette de önünü alamadığımız bir aşırı yorum hastalığı var ki, gerçeği görmeyi neredeyse imkânsızlaştırıyor.

Dün karşılaştığım bir haberde, Oxford Üniversitesi Reuters Enstitüsü’nün dezenformasyon ve yanıltıcı haber konusunda 37 ülkede yaptığı bir araştırmaya göre, Türkiye’nin %49 ile ‘Fake News’ alanında en çok dezenformasyona uğrayan ülke olarak açıklandığı söyleniyordu.

Batı dünyası, ‘post-truth’ adının verildiği bu soruna Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi ve Brexit sonrası, yani 2016 itibarıyla eğilmeye başladı; bizde ise sosyal medya üzerinden yayılan yalan haberlerin tetikleyici olduğu ‘Fake News’ meselesi, Gezi olayları ve Suriye haberleriyle beraber 2013 yılı itibarıyla yükselişe geçmişti. O gün bugündür de önü alınamıyor. Tekzip dahi edilmeye gerek duyulmayan yalan haberler, siyaset yorumculuğu gibi daha gri alanlarda da, sınır tanımayan aşırılıkları beraberinde getiriyor.

Buna bir örnek, 16 Nisan 2017 Anayasa değişikliği referandumu öncesinde sistem değişikliğinin getirecekleri üzerine muhalefet cephesinde söylenenler... Türkiye’nin parlamenter sistemden cumhurbaşkanlığına geçişini öyle bir “yanarız, biteriz, mahvoluruz,” yorumlarıyla değerlendirenlerin, bugün Türkiye sistem değişikliği sonrası ilk kez seçimlere giderken konuştuklarına kulak kabartınca, “Bunlar aynı kişiler mi?” diye şaşırıp kalıyorum.

Malum, muhalefet cephesinde 16 Nisan’ın Türkiye’yi ‘tek adam rejimi’ne dönüştüreceği argümanları, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aşırı güce kavuşacağı, hatta ülkede bir daha seçim dahi yapılmayacağı iddialarıyla perçinlenmişti.

“Yahu siz anayasa değişikliği paketini okumadınız mı? Yeni sistem çok daha rekabetçi olacak,” dediğimizde burun kıvırıp, “Siz ne anlarsınız,” diyorlardı. Parlamenter sistemde meclis çoğunluğunu alarak hükümet kurabilen AK Parti’nin, %50+1’le Cumhurbaşkanı olma zorunluluğu getirmesinin kendisine avantaj sağlamadığını söylememiz kâr etmiyordu. Kendileri çalıp kendileri oynuyordu.

O günlerde, gerek yurt içinde gerek dışarıda aşırı yorumun şehvetine kapılıp, “Türkiye’nin bir sultanlığa dönüştüğünü”, “Erdoğan’ın gücü eline geçirerek bir daha asla bırakmayacağını” söyleyenlerin, bugün köşelerinde ve televizyon ekranlarında gözlerinde bir parıltı ve büyük bir iştahla bir ‘dip dalga’nın varlığından bahsetmeleri, parlamento seçimlerinde muhalefetin çoğunluğu alması ve cumhurbaşkanlığı seçimlerini ikinci tura taşımayı, hatta kazanmayı dile getiriyor olması, geçen yılki aşırı yorum dolu iddialarını kendi kendilerine çürütmeleri değil de nedir? Ama bir özeleştiri duymak ne mümkün...

“Şehir hastaneleri çok büyükmüş!”

Muhalif siyasetçi ve yorumcuların aşırıya kaçtığı eleştirilerin başında AK Parti iktidarının bugüne kadar yaptığı ve gelecekte yapmayı vadettiği icraatlar geliyor. Köprüler ve tünellerin gereksiz olduğundan, şehir hastanelerinin çok büyük ve yüksek kapasiteli (!) olduğuna, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Atatürk Havalimanı’nın yerine yapmayı vadettiği Millet Bahçesi’nin de çok büyük olacağına dair yorumlar, insanı “takacak başka kulp kalmadı galiba” diye düşündürüyor.

Ovit Tüneli’ne, Marmaray’a, 3. Köprü’ye, duble yollara, havalimanlarına ihtiyaç olmadığını düşünen, “Kimse gitmiyor ki, niye havalimanı yapılıyor?” diye soran akıllılara, “Önce yol gider, sonra insan... Önce uçak iner, sonra iş adamları...” diye anlatmaktan dilimizde tüy bitmişti. Şimdi de şehirlerin ömrünün 5-10 yıllık olmadığını, yüzlerce binlerce yıl yaşadıklarını, altyapının geçmişte buna göre inşa edilmemiş olmasından Türkiye’nin yeterince çektiğini, artık yapılan projelerin sadece kısa vadeli göz boyama işleri olmadığını, geleceğe ancak böyle yatırım yapılabileceğini anlatmaya çalışıyoruz.

Bugün hâlâ belediyelerin her yıl söküp yenisini yaptığı kaldırım taşlarından bıkıp da söylenmiyor muyuz? Ya da daracık yapılmış ana cadde trafiklerinde vakit kaybederken geçmiştekilerin nasıl da öngörüsüz şehirler inşa ettiklerine kızmıyor muyuz? Evet, muhalefet eleştirir, ancak sadece bugünü değil, geleceği de gözeten projelerin büyüklüğüne burun kıvırmak da eleştiride aşırıya kaçmak demek.

Geçenlerde katıldığım bir tartışma programında da, büyük şehirlerde çok sayıda hastane varken, şehir hastanesi komplekslerinin gereksiz olacağı söylendi. İnsanın bu kadar insafsız olabilmesi için daha önce hiç, o hastane senin bu hastane benim ihtisas alanı doğru yeri bulmak için dolaşmamış, bir ambulansın arkasında büyük şehir trafiğini yarmaya çalışmamış olması bile yetmez.

Kandil operasyonu da oy devşirmek içinmiş...

Muharrem İnce başta olmak üzere, muhalefette pek çok kişi TSK’nın Irak’ın kuzeyinde ilerleyişinin sürmesi nedeniyle gündemde geniş yer alan Kandil operasyonunun da 24 Haziran’la ilgili olduğunu söylüyor. Böyle bir aşırı yorumda bulunmak için, seçimin gündemde dahi olmadığı Mart ayında başlayan harekâttan haberdar olmamak gerekir. Muhtemelen TSK’nın Afrin şehir merkezine girmemesini söyledikleri o günlerde Suriye’nin kuzeyine yönelik dışarıdan gelen açıklamalara o kadar kulak kabartmışlar ki, Irak’ta sessiz sedasız başlayan harekâtı ıskalamışlar. Hadi Irak’taki bu kritik gelişmeleri takip etmediniz diyelim, TSK’nın 35 kilometre derinliğe inebilmesinin ne kadar vakit almış olacağını da mı hesap edemiyorsunuz? El insaf...

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.7.2018
Trump ve Pence için Papaz Brunson’ın önemi
22.7.2018
Dünyada faşizm yükseliyor, bölgede İsrail...
15.7.2018
15 Temmuz gecesi nerede, neler gördüm, ne yaşadım…
12.7.2018
Yeni sistemin ilk dönemi: İddialı bir vizyondan zorlu bir misyona...
5.7.2018
Çocuklarımızı nasıl koruyacağız?
1.7.2018
AB’nin yeni baş ağrısı İtalya
28.6.2018
24 Haziran seçimlerinin dikkat çekenleri
24.6.2018
24 Haziran’dan sonra Türkiye’yi neler bekliyor?
17.6.2018
‘El insaf’ dedirten aşırı yorumlar
3.6.2018
Yenilikten deliliğe: Görünür olmanın köleliği
31.5.2018
İtalya’nın 5 Yıldız Hareketi Avrupa’nın geleceği son nokta mı?
20.5.2018
Evangelistler, Siyonistler, Trump ve Kudüs
17.5.2018
Trump’ın sürreel barış anlayışı
14.5.2018
İngiltere’nin Brexit’le sınavı...
10.5.2018
Transatlantik saflarında yeni çatlak: İran
6.5.2018
Ufak tefek itibar suikastları...
3.5.2018
Meral Akşener’in 24 Haziran stratejisi ne?
29.4.2018
Çizgi dışı bir pazar yazısı...
26.4.2018
CHP ya değişecek ya da kaybolup gidecek
19.4.2018
Erken seçim kararındaki ‘belirsizlik’ ve ‘mecburiyet’ vurgusu
15.4.2018
Trump’ın “güzel ve yeni ve ‘akıllı’ füzeleri”!
12.4.2018
Trump dün “Suriye’den çıkacağım” diyordu, bugün savaşa girer mi?
9.4.2018
Eskişehir’de göz göre göre gelen katliam
3.4.2018
Oğulpınar hudut karakolunda akşamüstü…
1.4.2018
Trump gerçekten de ABD’yi Suriye’den çıkaracak mı?
29.3.2018
Afrin sonrası ABD ve Türkiye mutabakata varabilir mi?
25.3.2018
Bizi Rusya’yla savaşın eşiğine getirenler ABD’yle de getirir mi?
22.3.2018
‘Afrin kantonu’ tarihin çöplüğüne atıldı
19.3.2018
Güncelleyemediğimiz ‘kadına yönelik şiddet’ konusu...
15.3.2018
Rexit: Trump’a Tillerson’ı Kushner mi kovdurdu?
8.3.2018
DAEŞ’in ‘kadın köleleri’, PKK’nın ‘kadın savaşçıları’
4.3.2018
Mehmetçik ve Johnny arasındaki büyük fark...
1.3.2018
BMGK tasarısı Afrin’i kapsıyor ama Doğu Guta’yı kapsamıyormuş!
25.2.2018
Doğu Guta: Üzülme, ölünce hepsi geçecek
22.2.2018
Dünyanın gözlerini kaçırdığı son yer: Doğu Guta
18.2.2018
Türkiye ve ABD tarihi dönemeçteyken Esad’la görüşülmeli mi?
15.2.2018
Afrin, İdlib, Şam, Deyrezzor...
11.2.2018
CHP hangi ülkenin siyasi partisi?
8.2.2018
Türkiye’de muhalefetin ÖSO’ya verdiği zarar, rejime verdiği destek
5.2.2018
ABD notları -3
1.2.2018
ABD notları -2
28.1.2018
ABD notları -1
25.1.2018
Cumhurbaşkanı’nın Afrin hamlesi
18.1.2018
Afrin’de Rusya’ya “ABD’ye diyorum ama sen anla” mesajı
4.1.2018
İran’a değil, İran’daki protestolara dış müdahale...
28.12.2017
Mağdur varmış, Mor Beyin mağduriyeti varmış...
24.12.2017
Trump, Kudüs çıkışı ve dünyanın kaderi
21.12.2017
Birleşik Arap Emirlikleri’nin karanlıkta kalan gerçek yüzü
14.12.2017
Kudüs bizim neyimiz olur?
7.12.2017
Kudüs’ü İsrail’e Trump mı veriyor yoksa müslümanlar mı?
30.11.2017
ABD ve İngiltere’nin arasına neden soğukluk girdi?
23.11.2017
Suriye düğümü Soçi’de çözülebilecek mi?
12.11.2017
İsrail-Suudi Arabistan ve İran-Hizbullah eksenli yeni bir savaş çıkar mı?
9.11.2017
Muhammed bin Salman’ın ‘Uzun Bıçaklar Gecesi’
2.11.2017
Türkiye’nin S-400 kararının nasıl sonuçları olacak?
29.10.2017
Bağımsızlık referandumları: Küreselleşmenin sonu geldi mi?
26.10.2017
25 Eylül referandum krizinin parlayan figürü Haydar el İbadi
19.10.2017
Barzani’nin referandum ısrarının kısa ve acıklı hikayesi
15.10.2017
ABD eski kodlarına dönerken yeni Orta Doğu
12.10.2017
ABD ile yaşanan kriz kısa vadeli mi değil mi?
8.10.2017
Nusra’dan HTŞ’ye başı farklı sonu aynı bir el Kaide hikayesi
5.10.2017
Kerkük’ün kaderi...
28.9.2017
Askeri müdahale mi, vanaları kapatmak mı, açlıkla cezalandırmak mı?
24.9.2017
Ankara Kuzey Irak’a neden bu kadar sert baskı kuruyor?
21.9.2017
ABD neden Barzani’nin referandum çıkışına destek vermedi?
17.9.2017
Türkiye’de de devletin en üst makamının Suriye Özel Temsilcisi olmalı
14.9.2017
Halep’ten Musul’a, İdlib’den Kerkük’e ‘dava’...
8.9.2017
Suriye’de Rusya’ya güvenebilir miyiz?
3.9.2017
Yol, dava, feda, kurban...
31.8.2017
Erdoğan’ın yolu mu Erdoğancılık mı? – 2 –
28.8.2017
Erdoğan’ın davası mı Erdoğancılık mı?
20.8.2017
Beyaz ırkçılığın ilham kaynağı Esad rejimi
17.8.2017
İdlib düğümü
13.8.2017
“Merve Hanım, siz de mi feminist oldunuz?”
10.8.2017
Kadınlar başa belaymış, peki ya erkekler?
6.8.2017
Adil Öksüz kaçmış olabilir ama diğerleri elimizde
3.8.2017
İdlib’den sonra sırada El Bab var
30.7.2017
Dünyanın en zor sınavı
27.7.2017
Milletteki metal yorgunluğu
20.7.2017
Ankara Körfez’e nasıl şah çekti?
17.7.2017
Hayaller iç savaş, gerçekler 105. noktada 15 Temmuz direnişi
13.7.2017
15 Temmuz gecesinden 15 Temmuz afişlerine
6.7.2017
El Cezire’yi bitirecekler matmazel...
2.7.2017
Adalet sorunumuz var
29.6.2017
Nasıl ölmek istersiniz?
22.6.2017
Küçük bir mümin eleştirisi
18.6.2017
MİT TIR'ları ihanetinin Suriye’deki yüzü
15.6.2017
ABD ve İran Suriye-Irak sınırında karşı karşıya...
11.6.2017
İncirlik, Paris İklim Anlaşması ve NATO’nun geleceği
8.6.2017
Abu Dabi Prensi, Suudi Arabistan Prensi ve İsrail
28.5.2017
‘Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?
25.5.2017
NATO zirvesinde dikkat çeken iki isim: Trump ve Erdoğan
21.5.2017
Ver Gülen’i, al Brunson’ı...
18.5.2017
Suriye’de tamam, geri kalan her konuda devam...
14.5.2017
ABD PKK’ya ağır silah verince her şey bitti mi?
4.5.2017
Hikayen nasıl başlarsa başlasın, daima sonuyla hatırlanırsın
30.4.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bir gece ansızın gelebiliriz
27.4.2017
Batı Erdoğan’dan kurtulma hayalinden vazgeçecek mi?
23.4.2017
İslamcıları kurban edince Batı’yla işler yoluna mı girecek?
20.4.2017
Türkiye diktatörleşiyor mu, kutuplaşıyor mu?
16.4.2017
Güçlü bir Türkiye için…
13.4.2017
Kılıçdaroğlu 2019’da Cumhurbaşkanlığına aday olacak mı?
12.4.2017
Seçmenin kalbine çıkan yollar
9.4.2017
Tetiği çekmekten çekinmiyor ama planı var mı?
6.4.2017
Kılıçdaroğlu darbeye ‘tiyatro’ mu demek istiyor?
2.4.2017
Gün Erdoğan’a siper olma günü...
26.3.2017
İngiltere’nin elektronik yasağı ve Türkiye Raporu’nun anlamı ne?
23.3.2017
FETÖ: Devletin malı deniz, yiyecek olan da biziz
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive