Mücahit BİLİCİ



Bookmark and Share

Düşünür kime denir?


23.02.2020 - Bu Yazı 268 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Düşünce ile diploma arasında bir ilişki yok. Diplomalar sadece bir alandaki okuma-yazma yeterlilik vesikalarıdır. Cehalet karşısında diplomaya hürmet ne kadar lazım bir şey ise diplomanın fetişleştirilmesi de o kadar yanlış. Akademisyenlerin çoğu, vazifesini yapan memur konumundadır ve onlardan özel olarak düşünce beklenmez. Düşünce bir uzmanlık alanı değildir. Önce kabiliyet sonra bir cesaret meselesidir.

Düşünür, başlangıçta yola girmiş olsun veya olmasın yoldan çıkabilen kişiye denir. Peygamber bile düşünür değildir. Çünkü hakkı söylediğinde sonuçları ile ilgilenmeme lüksüne sahiptir. Doğru veya yanlış, tebliğle mükellef görür kendini. Halbuki düşünür söylediğinin hesabını vermek zorundadır. Muhakemenin mahkemesinde şüpheli konumundadır.

Çok kitap okuma ile düşünce arasında varolduğu sanılan (ve varolmadığı söylenemeyecek) bağ da son derece zayıftır. Çok kitap okumak bilgi için iyidir. Lakin bilginin artması otomatik olarak düşünceyi doğurmaz. Bilgi niceliksel olarak arttığında bile eğer düşüncenin altyapı unsurları mevcut değilse o bilgi niteliksel bir şey olan düşünceyi üretemez. Düşünceden mahrum okuma insanı bilgisayar yahut kitapsayar yapar. ‘Hiçbir zaman’ yerine ‘henüz’ kaydı düşmek zorunda kalsak da yapay zeka (AI) için de aynı şeyi söyleyebiliriz: Yapay zeka düşünce üretemez.

Düşünce fikirde iradenin eylemidir. İrade ise idareden yolda durmasıyla değil, yoldan çıkmasıyla ayrılır. İrade, mevcutlar arasında seçim yapmakta devreye girse de henüz orada akıldan ayrışmış değildir. İradenin bir eylemi olarak düşünce, mevcudun ve hatta mümkünün tasvir ve tahlili değil, varolmayanın imkan ve vücudun içine çekilmesidir. Başka bir deyişle, mevcutlar arasında tercih değil, olmayanı mevcudiyete çağırma eylemidir: Bir tür takdir kabiliyetidir, inşa’nın değil icad’ın konusudur.

Bilgi ile düşünce arasındaki farkı tarif için şöyle bir örnek verelim: Bir gün bir grup insan yola çıkar. Yol boyunca bir arkadaş yolda gitmeyi (okuma yazma) öğrenir sonra ayrılır. Bir başkası okumaya (yolda gitmeye) devam eder, akademisyen olur. O artık sadece gittiği yolu değil başka yolları da bilir. Yani yol uzmanıdır. Ama o da düşünüre ancak yol boyunca eşlik edebilir. (Akademisyenlerin çoğu literatürün mahkumudur. Yol bittiğinde biterler). Düşünür, yolda başlayan yolculuğuna yolun bittiği yerde devam edebilen kişidir. Bilme ve öğrenme en fazla düşünmeye hazırlık olarak katkı sağlar ama asla düşünmenin yerini alamaz. Yürünmüş yolların bilgisi (akademik felsefe, mesela) değerlidir ama yürünmemiş yolda yürüme (felsefe yapma) ile aynı şey değildir.

Tam da bu nedenle felsefeden bahseden bir insanın felsefe yaptığını düşünmek bir yanılgıdır. Bir kişi felsefeden sadece bahseden bir tarifçi, düşünce tarihinin galerisinde isimsayar bir fikir katalogcusu olabilir. Filozof veya düşünür, bahsini etmediğinde de felsefe yapar, büyük isimleri zikirle gözlerimizi veya kulaklarımızı kamaştırmadığında bile felsefe denilen o zamana yayılmış konuşmaya dahil olabilir.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
2.04.2020
Kürt Türk ilişkisi: Nezaret, vekalet, bakanlık
15.03.2020
Korona’ya karşı dua nasıl ilaç haline geldi?
8.03.2020
Kedi sevmek imandandır
23.02.2020
Düşünür kime denir?
19.02.2020
Anneler ağlamasın diye Kürtçe ninni
17.02.2020
AKP'nin insanlığa yaptığı katkılar
10.02.2020
İki bin bir ekmek aç bir adamı kurtaramadı
3.02.2020
Kürtler zalim olabilir mi?
20.01.2020
Sahte peygamber mümkün mü?
31.12.2019
Kanal İstanbul İslam’a uygun mu?
23.12.2019
Türklere eşit haklar istemek neden garip geliyor?
15.12.2019
Xelk’in demokrasisi
10.12.2019
Türk sorunu değil Kürt sorunu
2.12.2019
Şehir, üniversite, iktidar
28.11.2019
İslamcıların sandıklarında bir şey var sandık
18.11.2019
Bir koltukta iki dünya
12.11.2019
Dağların büyüsü nasıl kaçtı?
5.11.2019
Kürt cumhuriyetinin general hali
22.10.2019
Kürt mülk sahibi olmasın
28.12.2018
Donald Trump’ın Zülkarneyn Olarak Portresi
26.12.2018
Bir fiyat sorusu: Kürt müsünüz?
25.10.2018
Evrenselci kurtuluş ideolojileri ve Kürtler
10.8.2018
Başörtüsü ve Silah
3.11.2017
Sosyolojinin Tanrısı
3.10.2017
İSLAM VE ATEİZM Kutsallık Yere Düşünce
20.9.2017
Kürdistan Özerk Bölgesi Referandumu
22.8.2015
Kürdistan’ı harabeye çevirmek
11.8.2015
Nurculuk da eleştirilmeli
9.8.2015
Öcalan’ın yarım kalan portresi
4.8.2015
Nurculuk eleştirisi ve mesiyanizm
1.8.2015
HDP ile PKK arasında fark bırakmamak
26.7.2015
Milliyetlilik ve milliyetçilik
23.7.2015
İki hazine: benlik ve milliyet
23.7.2015
Ümmeti bölen Kürdler!
18.7.2015
Mele Hikmet û Remezan Çavuş
12.7.2015
Kader ile irade’nin dansı
5.7.2015
Kürd sorununda insan haysiyeti
27.6.2015
İttihad-ı İslam ve Kürdler
21.6.2015
HDP devrimi, AK Parti devrimi
13.6.2015
Din elden gidiyor diyen tûtî kuşları
8.6.2015
HDP ve Kürdlerin Temsil Zaferi
6.6.2015
Kürtçülük ile suçlanmamış Kürd ‘yok’tur
30.5.2015
Düşman bitince, kendi göründü
25.5.2015
Kırmızı Kitap’tan Anayasa’ya
17.5.2015
Müslüman ol, Kürd olma!
9.5.2015
Bazı sosyal bilim kavramları
2.5.2015
İslam’ın solundaki boşluk
25.4.2015
Dua ve doğa
19.4.2015
Ermeni Soykırımı ve Ayasofya Mabedi
11.4.2015
Kullanışlı aptallık ve entelektüel popülizm
05.04.2015
Üç parti: Türklük, Kürdlük, Müslümanlık
28.03.2015
İslam’da siyasi partiler
21.03.2015
Demokrasinin yeni taşıyıcısı Kürdler
15.03.2015
İdeolojiden menfaate dindar benlik
08.03.2015
Ateistlerin inanç hürriyetini savunmak
01.03.2015
Cemaat yazısına tepkiler
21.02.2015
Cemaat’te özeleştiri alametleri mi
14.02.2015
İfade özgürlüğü niye önemli
08.02.2015
Said nasıl Kürdi oldu
31.01.2015
Kürdlerin teori hastalığı
24.01.2015
Kamusal alanın kökeni
18.01.2015
Hegemonya ve müsbet hareket
11.01.2015
İslamofobi nasıl düşman oldu
04.01.2015
Dindar Cumhuriyet’in sağı solu belli mi
27.12.2014
Fotoğrafçının ölümü
21.12.2014
Darbenin sıradanlaşması
13.12.2014
Said Nursi ‘bana yazdırıldı’ derken
07.12.2014
Eleştirel bir dindarlık ihtiyacı
30.11.2014
Kader kredisiyle dindar sarhoşluğu
22.11.2014
İyilikler hep bizde
15.11.2014
İslamda savaş bitmiştir