Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

Uluslaşırken küreselleşmek!..


28.04.2013 - Bu Yazı 2822 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

İÇİNDEKİLER

-GİRİŞ..

-ULUSLAŞIRKEN KÜRESELLEŞMENİN DİYALEKTİĞİ..

-ULUS DEVLET NASIL-NEDEN ÇÖZÜLÜYOR..

-SONUÇ..

GİRİŞ

Uluslaşırken küreselleşmek!..Ya da, uluslaşırken, “ulus devlet” olarak çözülmeye başlayarak küreselleşme sürecinin bir parçasıhaline gelmek..İşte, Türkiye’de yaşanılan sürecin diyalektiği budur!

Ama sizler, siz ulusalcılar-ulusalcı “solcular” ve de “sağcılar”, ya da, etnisite peşinde koşan 20.yy kalıntısı  “milliyetçiler”- daha başka bir deyişlede, Osmanlı’dan bu yana   yaşanılan kültür ihtilali sürecinin ürünü olan “modern” devşirmeler, sizler bu diyalektiği hiçbir zaman kavrayamayacaksınız! Kim olduğunuzu, hangi sürecin ürünü olarak ortaya çıktığınızı, bu topraklarda hangi fonksiyonu yerine getirdiğinizi kavrayamadan çekip gideceksiniz bu dünyadan, yazık!.

ULUSLAŞIRKEN KÜRESELLEŞMENİN DİYALEKTİĞİ..

Aslında herşey o kadar basit ve gözler önünde ki!..

Ta o İttihatçılardan başlayarak gelen sürecin amacı -ve de tabi,  daha sonra bütün bir Kemalist devrimin amacı- imparatorluğun kalıntılarından bir “Türk” kimliği-ulusu yaratmak değil miydi? Ne demektir bu? Demek ki o zamanlar Türk ulusu-ulusal kimliği diye birşey yoktu henüz daha ortada!. Ne vardı peki? Devlet vardı! Hangi devlet olduğu açık: Osmanlı Devleti. Ne yapmaya çalıştı peki bu devlet? Kendisini bir Türk Devleti -sonrada Türk cumhuriyeti- olarak ilan ederek, kendine uygun “Türk vatandaşları” yaratmaya çalıştı. Amaç açıktı: Devleti kurtarmak için ona dayanak olacak bir burjuvazi ve bir ulus -Türk ulusu- yaratmaktı amaç! Ama, heryerde devleti ulus mu yaratıyordu; olsun, bizde de ulusu devlet yaratırdı!..

Ne oldu peki sonra? 1950’de ne oldu? İşte dananın kuyruğu burada kopuyor! 1950 rasgele bir iktidar değişikliği olayımıdır, yoksa bir devrim midir; Devletin devşirme-yapay bir ulus yaratma politikasına karşı, aşağıdan yukarıya doğru  gelişen-farklı tipten bir uluslaşma sürecinin doruk noktasıbir burjuva devrimi midir?

Ama dikkat edin,  “basit bir iktidar değişikliğidir” demeye meyilli iseniz eğer, o zaman da arkadan hemen; peki,  27 Mayıs niye yapıldı o zaman sorusu gelir!..Yok eğer, 1950 bir devrimidir, burjuva devrimi sürecinde bir milattır diyorsanız da, bunun hakkını vermeniz, bu sözün ne anlama geldiğini görmeniz lazım! 27 Mayıs için de öyle! Hem tutup, son günlerdeki modaya uyarak “27 Mayıs darbesine karşıyım” diyeceksiniz, hem de 1950’yi yerine oturtmayacaksınız, olmaz! “Darbe yapılmasaydı da Menderes demokratik yollarla düşürülseydi” demektir bu!. Aynen Ecevit’in 12 Mart’a karşı çıkışı gibi! Özünde darbecilerle aynıyerde duruyorsun sen de, onlarla amacın aynı, ama aranda metod farkıvar!. Onlar, “bu işdarbeyle olur” derken, sen “hayır demokratik yollarla olsun” diyorsun[1]) !. Olay budur. Yani özünde bir fark yok aranızda! İkiniz de aynıdavaya hizmet ediyorsunuz sonunda. Bir yanda,  aşağıdan yukarıya doğru gelişen  bir burjuva devrimi süreci, bununla birlikte de, üretici güçlerin geliştiği bir Türkiye var; diğer yanda ise, Osmanlıartığıbir devlet sınıfının peşine takılarak, bu süreci baltalamaya, eskiden beri varolan statükoyu savunmaya çalışan bir cephe hareketi! Önce bu tablo içindeki yerini bir belirle bakalım! Ha, sen de statüko cephesinin içindesin, ama gene de bu cephe içindeki yol arkadaşlarınla aranda yöntem farkın mı var, bu ayrıdır! Önce bu noktanın bir altınıçizelim!

Dönüyoruz başa: Kemalist devrimin amacı devlete uygunbir ulus-ve bir ulus devlet yaratmak,  bu ulus devlete sahip çıkacak bir burjuva sınıfıyaratmak“ değil miydi?, Yukardan aşağıya doğru  yapılan o toplum mühendisliği harikası  kültür ihtilaliyle batıcı-Kemalist yurttaşlardan oluşan bir ulus yaratmak değil miydi amaç? Peki ne oldu sonra? 1950 ile birlikte, bu sürecin  kendi diyalektik zıttını  yarattığı da anlaşıldı! Yani evet, bir  uluslaşma olayı yaşanılıyordu bu topraklarda, ama bu sürecin sonunda ortaya çıkan ulus, Türkleri, Kürtleri ve bütün diğer etnik kimlikleriyle birlikte kendini Türkiyelilik üst kimliğiyle ifade eden bir Türkiye ulusuydu! Yani,  Devletçi beyaz Türklerin ve onların “ulusunun” yanı sıra, bir de bütün o Reaya statüsünde olan  “ötekilerin” ulusu  çıkmaya başlamıştı ortaya! Devletin “ulusu” ve Türkiye ulusu!.. İşte olay budur!

Ama hepsi bu kadar  değil!  Bu süreç Türkiye’de, kaçınılmaz olarak, küreselleşme sürecine   paralel bir yol izleyerek gelişmiştir. Çünkü, sadece geleneksel güçlere-iç dinamiklere- dayanarak tekelci Devlet sınıfının oluşturduğu mekanizmayı -II.Mahmut artığı o tarihsel kabuğu- altetmek, kırmak çok güçtü!. Ta, Osmanlı’dan beri kurulan bir düzendi bu. “Batılılaşma” adı verilen emperyalist  bir kültür ihtilaline paralel olarak gerçekleşmişti.   Bu yüzden de iç dinamikler yetersiz kalıyordu bu kabuğu kırmakta.  27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül  bunun en açık göstergesiydi. İç dinamiklerle kabuğu çatlatıyordun, ama bütün o çatlaklar sonra gene tamir ediliyordu! Ama ne oldu sonra, vakti zamanı gelince “imkânsız” olan gerçekleşti ve Özal’la birlikte sistem dışa açılarak küreselleşme süreciyle bütünleşmeye başladı. Aslında tabi, Devlet sınıfı için de başka çözüm kalmadığı için gerçekleşiyordu bu. Üretici güçlerin gelişme seviyesi öyle bir noktaya erişmişti ki, bunları artık  eski Devletçi çerçeve içinde tutmak mümkün olamıyordu. İşte, kabukların kırılması ve sistemin dışa açılması bu diyalektiğin sonucu oldu..Özal’la başlayan süreç daha sonra da Erdoğan’ı doğurdu tabi, ve bu günlere geldik.

Peki nedir bütün bu olup bitenlerin anlamı : Türkiye toplumunun tarihsel gelişme diyalektiği, uluslaşırken “ulus devlet” olarak çözülmeye başlamanın-küresel zincirin bir parçası haline gelmenin diyalektiğidir.

Uluslaşmayı anladık sanırım: Devlet, kendine uygun  bir “ulus” yaratmaya çalışırken, bu süreç  kendi diyalektik inkârı-zıttı  olarak gerçek bir ulus haline gelmenin de yolunu  açıyordu. Ortaya çıkan tablo: Bir yanda Devlet ve bu Devletin ulusu, diğer yanda da, aşağıdan yukarıya doğru oluşan bunun diyalektik anlamda zıttı bir Türkiye ulusu!. Bu iki süreç içiçe-ama biribirinin zıttı olarak gelişiyorlardı..  

Peki,  uluslaşırken “ulus devlet” olarak çözülerek küresel zincirin bir parçası haline gelme  ne oluyor o zaman,  biraz da  bunu açalım isterseniz:

ULUS DEVLET NASIL-NEDEN ÇÖZÜLÜYOR..

Ulus devletin çözülmesi olayı son zamanlarda en çok tartışılan konulardan birisidir. Peki ne demek bu, nasıl çözülüyor ulus devlet? Dışardan baktığın zaman hepsi de yerinde duruyorlar o eski “ulus devletlerin”!. Buna rağmen nasıl çözülüyor bunlar; ve de, Türkiye’deki bu, uluslaşırken ulus devlet olarak çözülmenin diyalektiği nedir?

Bu konuda çok yazdım. Bu nedenle lafı burada fazla uzatmak istemiyorum. İsteyenler daha önceki çalışmalara bakabilirler. Özellikle de bu sitede yer alan 5. Çalışma’ya[2])..Evet, uzun bir çalışma bu, ama hemen gözünüz korkmasın!. “İçindekiler” kısmına girerek   konuya ilişkin bölüme atlayabilirsiniz hemen! Burada,  kısa bir özetle yetinelim[3]):

Sermayenin yoğunlaşmasının ve merkezileşmesinin serbest rekabeti nasıl saf dışı bıraktığını, tekellerin-finans kapitalin nasıl doğduğunu, bir işletme sistemi olarak  tekelci devlet kapitalizminin serbest rekabetin yerini nasıl aldığını biliyoruz. Lenin’in Emperyalizm teorisinin nasıl ortaya çıktığını biliyoruz. Bu zeminde yükselen 20.yy’ın devrimlerini-devrim anlayışını da biliyoruz. Ama bütün bunların yanı sıra bilmemiz gereken  bir şey daha var : Bu süreç de, yani serbest rekabetin inkârı ve tekellerin do-ğuşu süreci de, zaman içinde kendi inkârını  yaratır. Ve öyle olur ki, tekelci kapitalizm yerini tekrar-ama bu kez bir üst düzeyde, bir başka tür serbest rekabete-serbest rekabetçi kapitalizme bırakır[4]). Eskiden  ulus devletin kanatlarının altında gelişen ve ulus devletin açtığı yolda dünyanın paylaşılması mücadelesi içinde varolan sermaye-finans kapital de, buna bağlı olarak, tıpkı o kabuklarını delerek uçup giden ipek böceği kurtçuğu gibi, ulus devlet kabuğunu sırtından atarak dünyanın dört bir yanına gitmeye-yayılmaya başlar. İşte, sosyalist sistemi de çökerten o küreselleşme  sürecinin dinamiği   budur,  21.yy’ı doğuran sürecin diyalektiği budur. Bunu, bu süreci görmeden  başka hiçbir şeyi görmek ve anlamak mümkün değildir artık dünyamızda.

Evet, bilginin demokratikleşmesidir  işin özü.  Buna bağlı olarak da tabi,  teknolojik devrimdir. Küreselleşmenin fotoğrafını çektiğiniz zaman görünen tablo budur. Bütün bunlar doğru. Ama, görünen bu tablonun altında bir de çıplak gözle görünmeyenler var:

Bilgi nasıl demokratikleşti? Tekel egemenliği nasıl kırıldı da  üretici güçlerin gelişmesi anlamına gelen teknolojik bir devrim gerçekleşti? Nasıl oldu da sermaye, arkasında ulus devlet desteği olmadan  dünyanın dörtbir yanına elini kolunu sallayarak gidebilir hale geldi? Bu sorulara da cevap verebilmek lazım. Öyle ya, tekelci kapitalizm altında yeni bilgiler üretilemiyordu hani!. Üretilenler de tekellerin koyduğu engelleri aşamıyordu!. Nasıl oldu da bu engeller aşılabildi? Bilginin demokratikleşmesi ve teknolojik devrim  denilen olay nasıl oldu da küreselleşme olarak ifade ettiğimiz  sonuca  yol açtı? Bu sorulara cevap vermeden, küreselleşmeden bahsettiğiniz zaman derler ki o zaman size: “Ne değişti kardeşim, kapitalizmde ne değişti de bilgi demokratikleşti, sistem küreselleşti? Nasıl olurda tekellerin, tekelci kapitalizmin yerini yeniden serbest rekabetçi bir düzen-kapitalizm alabilir”? Bu türden sorulara verilecek cevaplar, kafa yapıları 20.yy’ın eski dünyasının içinde şekillenmiş olan statükocu kuşak için  bir tür varlık sorunudur!    Çünkü eğer durum gerçekten böyle ise, o zaman 20.yy’a damgasını vuran bütün o eski devrimci-teorik bilgi temellerinin  gözden geçirilmesi gerekecektir!. Ama sadece teorik temel -ya da zeminlerin de değil, bütün bir devrim anlayışlarının da gözden geçirilmesi gerekecektir!. Çünkü devrimin-Leninist sosyalist devrim anlayışının-teorik gerekçesi, tekellerin-tekelci kapitalizmin-üretici güçlerin gelişmesini engellemesidir. “Üretici güçler kapitalizm altında tekelci işletme sisteminden dolayı artık gelişemeyecekleri için sosyalist devrim tek yol haline gelmiştir”. Bu nedenle, eğer üretici güçler kapitalizm altında yeniden gelişmeye başlamışlarsa, o zaman bütün o devrim anlayışlarının da yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir [5]).

Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve söyleyin, bugün dünyanın her yerinde kapitalizm altında -Küba ve Kuzey Kore hariç tabi!- üretici güçler gelişiyor mu gelişmiyor mu? Hayır gelişmiyor diyorsanız eğer diyecek lafım yok size!. Ama yok eğer, üretici güçler kapitalizm altında gelişiyorlarsa da, o zaman bunun başka izahı yoktur: Tekel egemenliğinin  kırıldığı anlamına gelir bu. İşte küreselleşme denilen olay da budur zaten. Hem bilginin demokratikleşmesinden bahsedeceksin, hem de halâ tekel egemenliğinden-tekelci kapitalizmden, olur mu böyle şey! E, o zaman,  tekel egemenliği yoksa artık, ne var bugün onun yerine? Nedir şu an üretici güçlerin dünyanın dört bir yanında olağanüstü boyutlarda gelişmesini sağlayan? Bunun adı, yeni tipten bir serbest rekabet düzenidir. Küreselleşmeye neden olan da budur zaten.

Serbest rekabeti görmeden küreselleşmeden bahsetmek  abesle içtigaldir. Hem eski “solcu” tezleri terketmeyeceksin, hem de küreselleşme sürecinden bahsedeceksin!. Minareyi eski kılıfına sığdırmaya çalışmaktır bunun  adı!. Ben otuz yıl uğraştım bu iş için, ama olmuyor! Size kolay gelsin!.

Ellerinde birer çanta dünyanın dörtbir yanını dolaşarak mal satmaya çalışıyor bugün   Anadolu’nun yeni burjuvaları!. Uluslaşma sürecinin ürünü olan Anadolu burjuvalarının ulus devletin koruyucu kabuklarına ihtiyaçları yok artık! Tek bir şey var bu süreci tetikleyen: Daha iyi kalitede ve daha ucuza mal üretmek. Bunu başarabiliyorsan dünya pazarlarında yerin var, başaramıyorsan da zaten ne yapsan boşuna!. Yani öyle ulus devletinin zoruyla mal satamazsın artık kimseye!. Eski sömürge düzeni bitti artık!. Emperyalizmmiş falan, kimse takmıyor artık bunları! Bakın Orta Doğu’ya, Araplara! Sizin o “emperyalist güçleriniz” nal topluyorlar geriden!. Gelişmelere uyum sağlayarak yeni süreç içinde yer kapmaya çalışıyorlar!. Ama bir de  Türkiye’ye bakın! Hangi Amerika yönlendiriyor Türkiye’deki süreçleri dersiniz! “Emperyalistleri”  fanatik dostlarıyla birlikte en fazla Ergenekon çetelerine kol kanat germeye çalışıyorlar artık! Ama bu da sökmüyor! Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti!. Kürt kartını da kaybettiler artık ellerinden! Ne kaldı başka geride dersiniz!..

SONUÇ

1- Bugün artık dünyada tekelci kapitalist işletme sisteminin   yerini yeni tipten-küresel   serbest rekabetçi bir işletme sistemi almıştır.  Üretici güçler tekelci  ulus devletin koruyucu-sınırlayıcı kabuklarına ihtiyaç duymaksızın dünyanın dört bir yanında gelişmektedir. Azami kâr yasası bütün gücüyle işlemektedir. Bir malı en ucuza nerede üretebilirse özgürce oraya gitmektedir sermaye. Eskiden kendi ulusal burjuvalarının koruyucu gücü olan ulus devlet ise,  daha iyi yatırım alanları bularak ülkeden çekip giden o “ulusal burjuvaları” ülkede tutabilmek için, hatta bununla da yetinmeyerek, küresel sermayeyi de kendi ülkesine çekebilmek için elinden ne gelirse onu yapmaya çalışmaktadır!. Ulus devletin kendi varoluş zeminini yok eden çelişkisi budur işte!. Kendi  varlığını sürdürebilmek için küreselleşme sürecine entegre olmak zorunda kalan ulus devlet, bu şekilde, kendisini yok edecek sürece de bağlanmış oluyor. Varolmak için yavaş yavaş yok olmaya razı oluyor!.

Halâ o eski güzel günlerin -o eski statükonun- özlemi içinde yanıp tutuşan ulusalcı güçlerin de -“ulusalcı sivil toplum güçlerinin” de- bu yeni dünyada  hiçbir başarı şansları yoktur artık. Rekabetten kaçarak ulus devletin tekelci kanatları altında “ulusal burjuva” rolü oynamak  artık mümkün olmadığı gibi, sadece ulusal sınırlar içinde kalarak sivil toplumcu rolü oynamanın da imkânı kalmamıştır.  “Ben ulusal burjuvayım”, ya da “devletçi-ulusalcı sivil toplum örgütüyüm” diye ağlaşmanın hiçbir faydası yoktur!

2- Türkiye sözkonusu olunca, aşağıdan yukarıya doğru gelişen burjuva devrimi, bir yandan, bugün CHP’nin temsil ettiği toplum mühendisliği harikası o yapay “ulus” ve “ulus devlet” anlayışını  yok ederek bunun diyalektik anlamda zıttı olan modern bir Türkiye ulusunu ortaya çıkarırken, diğer yandan da, bunu küreselleşme sürecine entegre ederek daha işin başında onun  ulusalcı yanını  törpülemektedir..

3- Ya MHP tipi bir milliyetçilik, onun   şansı var mıdır bu yeni süreçte!   Şaşarım halâ bu türden sorulara! Bitmiştir artık bunlar! Kürt milliyetçiliği gibi, yapay bir Türk milliyetçiliğine de yer yoktur artık  bu yeni süreçte! Milliyetçi damarları kabaran bir ülkeye hangi küresel sermaye gelir sorarım size! E, ne yapacaksın; kendi ulusal sınırlarının içinde kendi kendine hamaset yaparak mı gelişeceksin! Attan indirerek eşşeğe binmeye mi ikna edeceksin insanları! Hangi “cari açık sorununu” çözebileceksin hamasetle! Aç tavuk rüyasında sadece darı görerek kendini avutabilirmiş!

Bütün bu söylenilenleri şöyle de ifade edebilirdik aslında: Tarihsel evrimi  içinde ortaya çıkan “Türk” ve “Kürt” sorunlarını çözerken Türkiye ulusu şeklinde kendini ifade etmeye başlayan Türkiye toplumu, bu arada küreselleşme sürecine de entegre olarak her türlü başka ulusalcı virüsün etkisinden de kendini muaf tutmayı başaracaktır..

 

[1])Sanki burjuva devrimi tamamlamış da,  bütün mesele, ülkede basit bir iktidar değişikliğiyle ilgiliymiş gibi! Halbuki, Türkiye’de iktidar-muhalefet ilişkisi henüz daha sistem içi bir olay değildir! Türkiye’deki muhalefet, kapitalizm öncesi sistemin günümüze kadar uzanan „modernleştirilmiş“ şeklidir. Yani bugün Türkiye’deki mücadele, Osmanlı Devleti’nin kılıç artıklarına karşı verilen burjuva anlamda devrimci bir mücadeledir. Eskinin içinden çıkıp gelen yeni sistem kendi içindeki muhalefetini henüz daha yaratamamıştır!..[2])www.aktolga.de 5. Çalışma

[3])Bu konuyu son yazılarımda hep tekrarlıyorum, çünkü meselenin amentüsü gerçekten bu;  başka türlü 21.yy’ı kavramak mümkün değil!

[4])Size bir örnek! Dünkü gazetelerde son dört ayda Apple’in hisse değerinin 280 milyar dolar eridiği yazıyordu. Bunun nedeninin ise, Steve Jobs’un yerine gelen yeni CEO’nun „değişim“ yerine „elde olanı koruma“ ilkesini benimsediği, yani „durma düşersin“ ilkesini gözardı ettiği  söyleniyor!  Samsung hemen bu fırsatı değerlendirerek Apple’nin zirvedeki o muhteşem konumunu sarsmış! Ulus devletlerin devre dışı kaldığı yeni tipten rekabet budur işte! 280 milyar dolar deyip geçmeyiniz, bu rakam Google’nin şu anki piyasa değerine denk düşüyor!. Ama bir de bakarsınız yarın herhangi bir ülkede evinin  garajını kendisine çalışma ofisi yapan genç bir insan çıkar ortaya ve o da bulduğu yeni bir teknikle Samsung’u bir anda sıfırlayabilir! İşte böyle bir dünya artık bu 21.yy’ın dünyası!..

[5])Aslında abesle iştigal ediyoruz! Çünkü artık ne sosyalist sistem kaldı ortada ne de o devrim anlayış-ları!. Hayatın pratiği bütün bunların hepsini sildi süpürdü! 

.

Facebook Yorumları

reklam
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı


Seraby Interactive |Reklam Ajansı