Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3


06.05.2013 - Bu Yazı 2055 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 DEMOKRATİK CUMHURİYETE GİDEN YOLDA BİR KERE DAHA İSTANBUL ANADOLU SAVAŞLARI!..NEDEN BU KONUDA DA YENİ BİR AÇILIM GEREKİYOR?..

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

DEVLETÇİ BURJUVAZİNİN EVRİMİ..

NEDEN YENİ BİR AÇILIM..

YENİ BİR BURJUVAZİ AMA..

TEK BİR ÇÖZÜM YOLU VARDIR, O DA DEMOKRATİKLEŞME..

DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA ETMEK..

NEDEN İSTANBUL BURJUVAZİSİ VE KÜRTLER..

KENDİ TARİHİNİZİ İYİ BİLMEK ZORUNDASINIZ..


 TEK BİR ÇÖZÜM YOLU VARDIR, O DA DEMOKRATİKLEŞME..

Ben iktisatçı falan değilim, ama Türkiye’nin bir cari açık sorunu olduğunu bilecek kadar da bu işlerin içindeyim! Bakın açık söylüyorum, Türkiye’nin bu problemi çözebilmesinin tek yolu ne “milliyetçiliktir” ne de korumacılık! Bu işin tek yolu vardır: Küresel sermayeyi ülkeye çekebilmek!. Bunun yolu ise DEMOKRATİKLEŞMEKTEN geçiyor. Bitti! Kimse başka yol falan aramasın! Ne öyle “kapitalizme alternatif İslami bir sistem”, ne de “milli” otomobil veya buna benzer başka birşey! Ha, o özel tipte olan Anadolu burjuvaları yerli-milli malzemeleri kullanarak otomobil mi yapacaklar, tamam, yapsınlar, kim karşı çıkabilir ki buna! Tamam, Koç’la da, bilmem hangi küresel sermaye grubuyla da rekabet etsinler, kim ne diyebilir buna! Ama bir şartla, diğerlerinden daha iyi kalitede ve daha ucuza üreteceksin; ya da, yeni, daha ileri bir bilgi-fikir üreterek bunu pratiğe geçirerek yapacaksın bunu. Yani, diğerlerinden üstün olacaksın. Yoksa, “yerli-milli” falan diyerek arkana hükümeti de alarak korumacılıkla olmaz bu iş! Dedim ya, tek yolu demokratikleşmektir bu işin. Hem ekonomide, hem de siyasette her alanda demokratikleşmektir. Bakın o zaman 21.yy rüzgarları nasıl katıyor Türkiyeyi önüne!

Bak, ne güzel işte, Kürt sorununu çözme yolunda ileri bir adım attınız, korkmayın yürüyün bu yolda. Tüsiad’la Koç’la, onların sahip olduklarıyla falan uğraşacağınıza yeni değerler yaratmaya bakınız. Bakın bir Güney Kore’nin Samsung’una! Adamlar dört ayda Apple’a 280 milyar dolar değer kaybettirmişler!.”İntihara sürükleyecek rekabet” böyle olur işte! Siz tutuyorsunuz “milli” arabayla falan uğraşıyorsunuz hala! Arabanın en “millisini” yapsanız ne olacak! Ona ayıracağınız sübvansiyon yerine eğitime olan yatırımı daha da arttırın. Zaten arttırdık mı diyorsunuz, tamam, ben de zaten o yüzden destekliyorum ya sizi, ama yetmez (“evet ama yetmez”!).  Bilgi, bilgi! Bilgi üretimi! Bu işin başka yolu yoktur!   

Tamam, Türkiye burjuvazisinin İstanbul ve Anadolu kanatları olarak kendi aranızda istediğiniz kadar mücadele edin, ne yaparsanız yapın, bizi ilgilendirmiyor bu!. Ayrıca zaten bütün bu mücadeleler de sınıf mücadelesinin kapsamı içindedir. Yani, sınıf mücadelesi deyince bundan sadece burjuvaziyle işçi sınıfı arasındaki mücadeleyi anlamamak gerekir. Büyük burjuvaziyle Anadolu burjuvaları arasındaki mücadele de özünde sınıfsal bir karakter taşır. Ama ben diyorum ki, şu an bunu öne almanın sırası değildir. Çünkü bu mücadele son tahlilde artık sistem içi-yani kapitalist sistemin kendi içindeki-bir mücadele haline dönüşmüştür. Önce şu yeni anayasa bir yapılsın, Kürt sorunu bir yerine otursun (yani, eski sistemi temsil eden Devlet sınıfı bir daha belini doğrultamayacak hale gelsin), demokratik cumhuriyetin üst yapısı oluşsun bakalım, ondan sonra ne yaparsanız yapın, isterseniz biribirinizi yeyin; ama henüz daha bu lükse sahip değiliz! Şu anda yapılması gereken, güçleri bölmek değil, mümkün olan bütün potansiyeli aktif hale getirerek önümüzdeki eşiği aşabilmektir. Yok, İslamda da faiz yokmuşta, yok, bankalar halkı soyuyormuşta!..Sanki yeni mi bütün bu sorunlar! Yarın, Anadolu burjuvaları olarak sizin de bankalarınız olunca siz de soyacaksınız o halkı, kapitalizmin özü budur! Sizin derdiniz şimdiye kadar hep onlar soydu, pastadan en büyük payı hep onlar aldı, artık biraz da biz yiyelim şu yoğurdun kaymağını! İyi kardeşim yeyin, ne yaparsanız yapın da, hele önce şu dereyi bir geçelim! Şu ortak engeli-Devletçi sistemi bir safdışı edelim, yeni Türkiye’nin üst yapısını-yeni anayasayı-bir çıkaralım. Biliyorum sabrınız taşıyor ama!!..

Böyle giderse, düşmanımın düşmanı dostumdur diyerekten gene başlayacak birileri “terörden” falan medet ummaya! Görmüyor musunuz, ülkede otuz yıldır süren, binlerce gencin hayatına malolan bir savaş sona eriyor ama,  buna bile sevinemiyor bazıları! “Mustafa Kemalin askerleriyiz” sloganlarını duymuyor musunuz!  Hiç öyle kendi gücünüzü abartarak karşı tarafı küçümsemeyin! Şunu unutmayın ki,  sizin gücünüz kerameti sizlerin kendinden menkul şeyhler olmanızdan değil,   sizin ve Türkiye’nin çıkarlarının zamanın ruhuyla örtüşmesinden-21.yy rüzgarlarının sizleri arkanızdan itmesinden kaynaklanıyor. Bu gerçeği gözardı ettiğiniz an bitersiniz! Öyle, “halk sektörüymüş”, “kapitalizme alternatif bir İslam ekonomisi” yaratmakmış falan, bunları unutun. Kapitalizmse kapitalizm, kapitalizm kimsenin yarattığı bir rejim-işletme sistemi değildir! Ve sınıflı toplum sınırları içinde bunun başka alternatifi falan da yoktur! Kapitalizmin alternatifi modern sınıfsız bilgi toplumudur, ki oraya da bir ideolojinin önderliğinde-bu ideoloji İslam ideolojisi bile olsa-toplum mühendisliği yöntemleriyle  varılamaz.

DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA ETMEK..

Azıcık daha sabır! Ne kaldı şurada! Acil görevin yeni anayasa sorununu çözmek olduğu konusunda herkes aynı görüşte sanıyorum!. E, nasıl çözülecek bu sorun? Tek bir yolu  var bunun: Mecliste BDP ile ittifak yapılacak!. Onların da başka alternatifi yok zaten. Sakın, olmazsa  „bir dahaki seçimlerden sonraya kalır“ falan diye işi yokuşa sürmeye kalkmayın!. Önce bu yolu bir deneyeceksiniz. Ancak bu olmazsa o zaman diğeri gündeme gelebilir. Şu an mecliste mümkün olan bir uzlaşmayı göze alamadan bir dahaki seçimlerden de bir sonuç alamazsınız. Bu bir!

İkincisi de şu başkanlık sistemi sorunu; ya da, buna benzer, „koalisyonları falan önleyebilecek“ türden alternatif bir başka  sistem sorunu. Peki bunu nasıl  başaracaksınız? Bunun da tek yolu var, ki o da gene BDP’yle uzlaşmadan geçiyor. Yani öyle tek başınıza- Anadolu burjuvazisi olarak kuramazsınız demokratik cumhuriyeti!.

Hem sonra,  başkanlık sistemi olayının da iki boyutu var. Birincisi açık, Kürt sorununun çözümüyle birlikte („ademi merkeziyetçi“  sistemle birlikte) ele alınabilecek  bir alternatif bu. Bunun da ötesinde, silahlar susupta fikirler ve siyaset konuşmaya başladıktan sonra artık hala şu yüzde onluk barajla yola devam edemez Türkiye. Adamlara, hem gelin, siyaset yapın diyorsunuz, ama  hem de yüzde on barajla onların yolunu daha başından tıkıyorsunuz, bu olmaz! Ama, öte yandan, „hemen“ barajı kaldırmakta mümkün değil. O zaman  bu iş, oylar bölüneceği için gene en çok Devletçi cephenin işine yarayacak!. Bölünen oylar ve koalisyonlar dönemi başlayacak ülkede. E, ne yapacaksınız o zaman? İşte başkanlık sistemi bu sorunun cevabı olarak  geliyor gündeme.

Olayın bir diğer boyutu da  “kuvvetler ayrılığı” sorunuyla ilgilidir. Çünkü, Türkiye somutunda “kuvvetler ayrılığı” sorunu sadece klasik anlamda bir demokrasi sorunu değildir!   Yani, görünüşün aksine, asıl  tartışılan konu, yasama, yürütme ve yargının biribirlerinden ayrılarak bağımsız hale gelmeleri sorunu değildir bizde. “Ayrı” olması gerektiği düşünülen iki kuvvet, Devlet sınıfının ve halkın seçtiği iktidarların kuvvetleridir burada! Hani o, “egemenlik ulusundur”, ya da, esas olan “halkın egemenliğidir” ilkeleri falan var ya, Türkiye’de bunlar şimdiye kadar sadece görünüşü kurtarmak için konulmuş sözlerden öteye gidememiştir. Asıl iktidar, asıl güç-kuvvet halkın seçtiklerinde olmamıştır. Güç, daima Osmanlı artığı Devlette-Devlet sınıflarında[1] kalmıştır.  Devlet, kendi gücünü halkın seçtiklerinin gücüyle paylaşırken ipleri hep elde tutmaya çalışmış, bunu da, anayasaların değişmez kuralları haline getirmiştir!.  Yani öyle, yargının, yasama ve yürütmenin tek elde toplanmasının önüne geçmek falan değildir Türkiye’de tartışılan. Devlet sınıfının devre dışı kalmasının yaratacağı endişe gizlidir olayın altında!. Zaten 82 Anayasası da bu endişeyle kaleme alınmıştır!. Gerçi, 61 Anayasası da öyleydi ama!  

İşte, Devrimin lokomotifi Anadolu burjuvazisi, elini kolunu  bağlayan bütün bu engellerin farkında olduğu için, “başkanlık sistemi” kartını açarak, bununla, biryandan Kürt sorununun çözümüne bağlı olarak   sistemin felç olma tehlikesinin önüne geçmeye çalışırken, diğer yandan da,  “bütün iktidar halkın seçtiklerine” sloganıyla  Devlet sınıfını iktidara ortak olma konumundan uzaklaştırarak onları sistemin klasik bürokratları haline getirmeye çalışmaktadır..

Olay açık! Peki ama nasıl çözülecek bu sorun, iş gelip oraya dayanıyor! Çünkü, bu basit bir kanun değiştirme olayı değil, şimdiye kadar varolan  sistemin bütün bir üstyapısını değiştirme olayı. Yani, ucu yaşanılan demokratik devrim sürecine dayanan esasa ilişkin bir sorun.  

Bir kere şunu unutun, sadece Anadolu burjuvazisinin penceresinden bakarak, sadece Anadolu burjuvazisinin etkisi altında olan güçleri harekete geçirerek  bu sorunu çözemezsiniz!   Bu iş için, bir, Kürtleri yanınıza alacaksınız, ama tek başına bu da yetmez, iki, İstanbul’un büyük burjuvalarını da yanınıza alacaksınız! Halkın devrim sürecini destekleyen kısmı zaten sizin yanınızda. Ama bu iki dinamiği de yanınıza almadan AK Parti olarak başkanlık sistemini  getiremezsiniz tek başınıza. Hem getiremezsiniz, hem de zaten, sadece Anadolu burjuvazisini temsil edecek bir “başkan” ülkeyi huzura kavuşturamaz. Terörün biri biter diğeri başlar!

Şunu unutmayın, Türkiye öyle başka ülkelere benzemez! Amerika’yla Fransa’yla falan mukayese edemezsiniz Türkiyeyi! “E, efendim, bakın oralarda da başkanlık sistemi var”  denilerek olay basite indirgeniyor!. İyi güzel de, oralarda Türkiye’de olduğu gibi son ikiyüz yıldır yaşanılan bir kültür ihtilali süreci  yok! Türkiye toplumu tarihsel evrim süreciyle oynanılmış kendine özgü bir toplumdur.  “Türkiye’de iki Türkiye vardır”[2] derken anlatmak istediğim olayın altında yatan budur benim. Türkiye’de yaşanılanlar sadece kapitalizmin gelişme sürecine bağlı bir sınıf mücadelesi  sorunu değildir!. Bir de bununla içiçe geçen kültürel mücadele sorunu vardır bu ülkenin. Burjuvazisinden işçi sınıfına, aydınlarına kadar kültürel olarak ikiye bölünmüş bir toplumdur bizimkisi. Bu nedenle, böyle bir toplumu tek bir kalıba sokarak idare edemezsiniz. Dizginleri elde tutmaya tamam; ama bunun yanı sıra bütün o farklılıkları da kucaklayarak yönetebilirsiniz Türkiye’yi. Hadi diyelim ki İstanbul burjuvazisini “intihara sürükleyerek” yok ettiniz, bununla bitecek mi olay! Ya o kendisine “ilerici”, “demokrat”, “modern”, “Atatürkçü” diyen kitleyi ne yapacaksınız? Yoksa, II.Mahmut  o eski devşirme sistemi kalıntılarını nasıl yok ettiyse, biz de evvel Allah bu işi aynı şekilde başarır, modern devşirmeciliğe de aynı yöntemlerle son veririz falan diye mi düşünüyorsunuz!  Eğer böyle düşünenler varsa şaşarım ben onlara!.Dikkatinizi çekerim 21.yy da yaşıyoruz! Bu türden fanatikler daha AK Parti olayını bile kavrayamamış olanlardır. Kendine aşırı güven hastalığı denir bunun adına.



[1]Osmanlı "Devlet Sınıfları" dört bölümde toplanırlardı: 1-İlmiye (bilimciller): Din (Şeriat-Fıkıh) ve Hukuk adamları. 2- Seyfiye (kılıççıllar): Savaş adamları. 3 - Mülkiye: Siyasi düzen adamları. 4 - Kalemiye (kalemciller): Ekonomik düzen adamları”. Sakın ha, “ne alakası var bunun Cumhuriyet Türkiye’siyle” demeyin! Osmanlı Devletinin ruhu halâ yaşıyor bizde!..Demokratik cumhuriyet olayı bu enkazın kaldırılması olayıdır bir yerde..Boşuna bu bir devrimdir, burjuva devrimidir demiyoruz bugün Türkiye’de yaşanılanlara!..

 

[2]www.aktolga.de “Türkiye Toplumunun Tarihsel Evrimi ve Sınıf Mücadeleleri”,  Makaleler.. 

DEVAM EDECEK...

.

Facebook Yorumları

reklam
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı