Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON


07.05.2013 - Bu Yazı 3213 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 DEMOKRATİK CUMHURİYETE GİDEN YOLDA BİR KERE DAHA İSTANBUL ANADOLU SAVAŞLARI!..NEDEN BU KONUDA DA YENİ BİR AÇILIM GEREKİYOR?..

İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

DEVLETÇİ BURJUVAZİNİN EVRİMİ..

NEDEN YENİ BİR AÇILIM..

YENİ BİR BURJUVAZİ AMA..

TEK BİR ÇÖZÜM YOLU VARDIR, O DA DEMOKRATİKLEŞME..

DEMOKRATİK CUMHURİYETİ İNŞA ETMEK..

NEDEN İSTANBUL BURJUVAZİSİ VE KÜRTLER..

KENDİ TARİHİNİZİ İYİ BİLMEK ZORUNDASINIZ..

 

 NEDEN İSTANBUL BURJUVAZİSİ VE KÜRTLER?

Peki neden İstanbul burjuvazisi ve Kürtler?  Neden, demokratik devrimin bu aşamasında bu iki kesimin desteğini de yanına almak zorundadır AK Parti-Anadolu burjuvazisi? Çünkü, yeni sistemin, yani demokratik cumhuriyetin eşiği, ancak   sistemin bu iki belirleyici dinamiğinin desteği de alınarak aşılabilir.

İstanbul burjuvazisinin konumunu tartıştık, bu açık, Kürtlere gelince, aynen Müslümanlar gibi[1] Kürtler de bu ülkenin mazlumları arasındadır. Batıcı kültür ihtilali Oryantalizmle karışık yapay bir toplum mühendisliği aracılığıyla onları da mazlumlar kervanına katmıştır.  

Beğenelim beğenmeyelim, Türkiye’nin gerçeği budur. Bütün o Devletçi cephenin içinde yeni sisteme-demokratik cumhuriyete- entegre olabilecek iki ek dinamik bunlardır.  Unutmayalım ki, yeni bir sistem, sadece, ona öncülük eden tek bir sınıfın eliyle  kurulamaz! Eskiyi yok ederek onun içinden çıkıp gelen gücün, yeni sistemin iktidarını olduğu gibi  muhalefetini de kendi içinde taşıyan bir potansiyeli ihtiva etmesi gerekir. Daha başka bir deyişle, demokratik cumhuriyet eşiği ancak  yeni sistemin içinde yer alacak iktidar ve muhalefet güçlerinin birlikte hareketiyle aşılabilir.  Sanırım açık ne demek istediğim! Hani sık sık soruyorlar ya, nerde o “yeni  anamuhalefet” diye!. Bakın işte bu sorunun cevabı da çıktı ortaya!..

Evet, yeni anayasayı yaptık, Kürt sorunu da bir şekilde yoluna girdi-yani bu sorun da demokratik siyaset zemininde çözüm yoluna girdi, sonra? Bir şekilde, “başkanlık sistemi” (ya da buna benzer, amaca uygun başka bir sistem) sorununu da hallettik diyelim!  Nasıl gidecek bundan sonrası? Yakın dönem açısından AK Parti’nin dışında bir iktidar sorunu gözükmediğine göre, yani iktidar belli olduğuna göre, Muhalefet-Anamuhalefet sorunu nasıl çözülecek? Tabi öyle toplum mühendisliği ürünü sahte çözümlerden bahsetmiyorum ben, işin gidişatından, yapısal süreçten bahsediyorum.

Aslında mesele  açık! Yeni olan, daima eskinin içinde oluşup-şekilleniyor demiştik. Yani öyle gökten paraşütle yeni bir „anamuhalefet“, ya da „yeni bir sol muhalefet“ falan inmeyecek bu ülkeye! Bakın ben size söyleyeyim. Eğer bugün AK Partiyle temsil olunan, Anadolu burjuvazisinin başı çektiği iktidarı esas alırsak, yeni anayasayla birlikte oluşacak yeni sistem içinde  „anamuhalefet“ görevini de içinde İstanbul burjuvalarından, solcu-demokrat soslu bazı Kürt temsilcilere, gene solcu-liberal-batıcı, sivilleşmeden yana, yeni sürece adapte olmuş Atatürkçülere kadar, bunların bir şekilde bileşiği-sentezi olarak ortaya çıkacak yeni bir parti üstlenecektir. Ama bu kez bunlar, artık eski Devletçi sisteme dönüşü değil, varolan sistemi-demokratik cumhuriyeti temel alarak muhalefet yapacaklarından, bunlara artık yeni sistemin içindeki anamuhalefet unsurları gözüyle bakmak gerekecektir. Bu arada tabi CHP’nin bölüneceğine falan girmiyorum, bütün bunlar açık zaten! Bunun dışında, etnik milliyetçi Kürt-Türk partilerini, falan da saymıyorum. Bu da açık! Çünkü,  zora ve şiddete başvurmamak kaydıyla her türlü fikrin-siyasetin örgütlenme olanağı bulacağı bir platform olacaktır yeni sistem.

Peki, bu durumda böyle bir sistemin sağı solu ne olacaktır?  Hani, bu trafik polisliği işine çok meraklıyız ya hepimiz!. Kime sağcı kime solcu denecektir böyle bir yapıda? Elimizde iki kriter var bunun için. Birincisi, üretici güçlerin gelişmesini temsil etmek, diğeri de, sosyal adaleti, çevre ve barış sorunlarını savunmak. Bu nedenle, bu iki sorunun belirleyiciliği açısından ilericilik gericilik de oynak hale gelecektir yeni sistemde. Örneğin, diyelim ki iktidar partisi üretici güçleri geliştirici bir politikayı mı temsil ediyor, o, bu haliyle elbetteki ilerici olacaktır, ama o, aynı zamanda, eğer sosyal adaleti, barış ve çevre sorunlarını ihmal ederse,  gelişmeyi, ilerlemeyi sadece onun sonuçlarına- maddi zenginliklere- el koyma olarak anlarsa, yani statükoyu muhafazayı öne çıkarırsa, o zaman da gerici damgasını yiyecektir. Yani artık öyle eskiden olduğu gibi statik bir sağ sol anlayışına yer kalmayacaktır yeni süreçte!

Tabi bunların yanı sıra bir de bilgi toplumuna-modern sınıfsız topluma gidişi-geçişi temsil eden sivil toplum güçleri-unsurları olacaktır yeni sistemin içinde; gerçek anlamda sol-ilerici olanlar da   bunlardır aslında. Sistemin ana rahminde gelişen  çocuğu temsil eden bu insanları  heryerde-bütün siyasi partilerin ve sivil toplum örgütlerinin içinde bulabileceksiniz! Bir tür sokak-yol lambası gibi olacaklar bunlar, ya da, pusula rolünü oynayacaklar sistemin  içinde; daha başka bir deyişle,  sınıflı toplum kabuklarının  içindeki o sınıfsızlık civcivini temsil edecekler!..

BAZI SONUÇLAR..

Şurası bir gerçek: Türkiye bugün  küresel dinamikleri de arkasına alarak yükselen bir yıldız.  Ülkenin bu noktaya gelmesinde  AK Parti’nin oynadığı rol ise açık (şu son on yılda içerde ve dışarda izlenen politikaların   buna katkısını kastediyorum). Bunlar tamam; ama bu noktaya nasıl gelindiğini açıklarken ipin ucunu kaçırmadan süreci doğru kavramaya çalışalım. Çünkü evet, Türkiye  AK Parti’nin ve Erdoğan’ın elinde bugün bu noktaya geldi, bu doğru,  fakat burada esas başarı AK Partililerin ve Erdoğan’ın bireyler olarak üstün zekaya sahip-herşeyi bilen insanlar olmalarında değildir! İşin sırrı, iç ve dış dinamikler arasındaki kesişmelere paralel olarak, sürecin Türkiye’yi getirip bıraktığı yerle ilgili olduğu kadr, buna  bağlı olarak zorunlu bir şekilde izlenen politikaların 21.yy’ın paradigmasıyla uyumlu olmasıyla ilgilidir.

Yani Türkiye, eskiden-19 ve 20.yy’larda-olduğu gibi “Kapitalizmin Eşitsiz Gelişme Kanunu”nun sonucu olarak (bir zamanlar Almanya ve Japonya’nın yükseldiği gibi) yükselen bir ülke değildir!   Yoksa eti ne budu ne ki Türkiye’nin, eğer öyle olsaydı şimdiye kadar bir kaşık suda boğuverirlerdi Türkiye’yi!. Bakın şu Erdoğan’ın konuşmalarına, BM’in-Güvenlik Konseyi’nin yeniden örgütlenmesinden bahsediyor. Hiç çekinmeden bir ABD’yi, Rusya’yı AB’yi, Çin’i eleştirebiliyor. Hepsini, “terörist devlet” olarak ifade ettiği İsraile göz yummakla suçluyor. Ve çıt yok! Niye? Obama’dan bile hiç ses çıkmadı! Neden biliyor musunuz, herkes söylediklerinin doğru-haklı olduğunu biliyor da ondan. O eleştirilerden sonra Obama çıkıpta bir laf etse dünya kamu oyuna ters düşecekti. Yeniden o eski “yankee” imajına sarılmış olacaktı! Bu nedenle, Erdoğan’ın haklı olduğunu bildiği için susuyor! Peki nereden geliyor Erdoğan’ın bu “haklı olma” durumu, nedir bu işin altında yatan sır? Türkiye’den korktukları için mi susuyorlar? Hayır tabii ki! Erdoğan’ın çıkışlarının 21.yy paradigmasına uygun olmasında yatıyor işin sırrı.

Peki ne midir bu paradigma? Çok basit: Savaşarak değil, kazan kazan politikalarına sarılarak  hep beraber zenginleşelim anlayışıdır bu..Daha çok bilgi üreterek, daha ucuza daha iyi kalitede mallar üreterek, biribirimizle barış içinde rekabet edelim ve birlikte kazanalım-gelişelim, büyüyelim, küresel zincirin halkaları haline gelelim anlayışıdır.. İşte Türkiye’nin ve Erdoğan’ın sırrı budur!

Peki, o koca koca devletlerin, onların kıdemli politikacılarının, onlar bir yana, dünyanın dörtbir yanındaki aydınların, bilimadamlarının çözemedikleri bu sırrı  AK Parti ve Erdoğan nasıl çözdü, nasıl odu da 21.yy’ın bütün problemlerini çözebilen  bu müthiş silahı ellerine alabildiler onlar, herkesten daha akıllı oldukları için mi? Elbetteki hayır! Hayat, içerde ve dışarda yaşanılan  bütün o süreçler-tabi bunda jeopolitik konumun da rolü var-Türkiye’yi öyle bir yere getirdi ki, yaşamı devam ettirme mücadelesinde zorunlu olarak çözülmesi gereken problemlerin ancak 21.yy’ın gerçeklerine dört elle sarılınarak çözülebileceği ortaya çıktı.

Çok basit! İçerdeki durum ortadaydı. İçerde, Osmanlı’dan bu yana Devlete bağlı olarak geliştirilmiş,  iç pazarı sömürmekten başka bir yeteneği olmayan tekelci asalak bir sermaye ve onun egemenliği üzerine kurulmuş köhne-Devletçi bir sistem vardı.  Bu nedenle, ağızlarıyla kuş tutsalar bile bunların karşısında hiçbir rekabet şansları yoktu Anadolu kapitalistlerinin. E, içerde şansı olmayanın  dışarda da  bir varlığı olamazdı zaten. Bu kördüğümü önce Özal çözdü. Ve öyle oldu ki, sistem, kabukları kırılıpta dışarıya açılıverince önüne çıkan problemleri çözme sürecinde ne yapması gerektiğini hemen anladı. İçerdeki ve dışardaki rakipleri karşısında tek bir şansı vardı onların: Demokrasi ipine sarılmak! Barış içinde daha iyisini, daha ucuza üreterek rekabet edebilmek. Bunun için de işbirliği!..İşte Erdoğan’ın ve Türkiye’nin sırrı budur.  Ama bütün bunlar problem çözme pratiği içinde kendiliğinden gerçekleştiği için, olayın özünü halâ onların kendilerinin bile tam olarak anlayamadıklarını düşünüyor insan! Şöyle geriye doğru bakarak, nerelere geldiklerini görünce, vay anasına be, biz neymişiz falan diye  düşündüklerine, olup bitenlerden kendi nefislerine pay çıkarmaya çalıştıklarına inanası geliyor insanın! İşte tehlikeli olan budur. Süreci kendi nefsine maletme hastalığıdır.

Bugün, atalarımızın at sırtında fetihler yaparak gittikleri yerlere giderek oraları yeniden fethetmek mi istiyorsunuz, bunun artık tek bir yolu var: Demokrasi ipine sarılarak, daha çok demokratikleşmek,  küreselleşme süreciyle daha çok bütünleşmek. Bunu hiç unutmayın!.

Sanırım olay bütün açıklığıyla ortada! AK Parti’nin ve Erdoğan’ın varoluş diyalektiği budur işte. Bu nedenle, bakmayın siz onların arada bir öyle ilginç-size ters gelen- laflar etmelerine!Bunlar ana rahminden çıkıp gelen o çocuğun üzerindeki eskiye ilişkin kalıntılardır. Henüz daha kendi bilincini tam olarak üretememiş olan-bu yüzden de halâ kendini bulmak için geçmişin içindeki köklerini arayan, o eski referans noktalarına tutunarak bugününü aydınlatmaya çalışan çocuğun kendi bilincini yaratma çabalarıdır.

Peki bütün bunlar bu işin genel gidişine-akışına zarar vermez mi? Hiç merak etmeyin, birşey olmaz! Baksanıza Erdoğana hiç israr ediyormu, hata yaptığını anladığı an, ya da birisi iyi niyetle bunu ona anlattığı zaman hemen bunu telafi ediyor! Niye? Çünkü o-ve tabi AK Parti güçlerini üretimden alıyorlar.  Adamlar taş üstüne taş koyuyorlar, amaçları “üzümü yemek”. Öyle entrikalarla iktidarda kalmak falan değil yaptıkları. Türkiye büyürse, kazanırsa kendilerinin de kazanacağını bilerek hareket ediyorlar.

Bu bir, ikincisi de, çok kısa bir zaman içinde iç ve dış dinamiklerin şaşmaz pusulası doğru olanı gösteriyor onlara. Yani, hata da yapsalar bile gene doğru yolu buluyorlar sonunda. Hani demiştik ya, “siz o esen rüzgara bakın” diye..İçerde ve dışarda esen o 21.yy rüzgârlarıdır ki bir AK Parti ve Erdoğan yaratarak gemiyi istedikleri yöne doğru götürüyorlar!. Bu yüzden, bugün AK Parti ve Erdoğan var, yarın bunlar olmasa bile gene de bu gemi-bu rüzgârlar esmeye devam ettiği sürece-yoluna devam eder, içiniz rahat olsun!..

 

 

 

 

 

 

 



[1] Burada “Müslümanlardan” kasıt, batıcı kültür ihtilalinin mazlum konumuna soktuğu, geleneksel İslam kültürünü kimlik oluşturma sürecinde kendilerine hem bir kalkan, hem de bilgi temeli olarak almış-kabul etmiş geniş halk kitleleridir. AK Partiyi iktidara getiren de bu kitlenin desteğidir zaten..Evet, Kürtler de Müslümandır ama, onların Müslüman olmanın ötesinde, etnik kökenden gelen, şimdiye kadar baskı altında tutulmuş başka kültürel değerleri de vardır. 

.

Facebook Yorumları

Kod8
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
1 0
Hüseyin Ergün 07.05.2013 - 11:30:46
Sevgili Münir R. Aktolga'nın görüşlerini paylaşıyorum. Mesele, 21. yüzyılı anlamak. İnsanlığın sanayi-makine uygarlığından bilşim uygarlığına geçtiğini görmek. Siyasette bunu rahmetli Özal gördü.Türkiye'yi dışa açtı. 1985'te Türkiye'nin ihracatı 3,5 milyar dolardı. Bunun %80'i tarımsal ürünlerdi: pamuk, tütün, fındık, kuru üzüm ve benzeri. Şimdi 155 milyar dolar. 28 yılda 44 katına çıkmış. Bunun %80'den fazlası sanayi ürünleri... Ak Parti'nin başarısı bunun künhüne varmış olması.. Türkiye solunun ve cumhuriyetçilerinin çuvallamaları bunu anlamaış olmaları... Selam ve sevgiler...
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%53,08
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8