Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..


04.06.2013 - Bu Yazı 2933 Kez Okundu.
Yorum : 4 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu kez öyle uzun boylu tahlillerle falan girmeyeceğim yazıya! Tamam, bu bir kalkışmadır, en “sağdan” en “sola”, “ulusalcısından” kendine “demokrat”-“liberal” diyenine  kadar bütün  kanatlarıyla Devletçi-Kemalist cephenin “karşı devrimi” hedef alan bir kalkışmasıdır. Kültür ihtilali ürünü bilumum  “okumuş”, “iyi eğitim görmüş” pozitivist elitin   “yetti artık” diyerek sokağa dökülmesidir!. Bütün bunlar açık!. AK Parti iktidarını bu güne kadar elde ettikleri toplumsal konumları ve yaşam tarzları açısından bir tehlike olarak gören fraksiyonların  isyanıdır. Bu nedenle,  bugünkü yazıda amacım  bunları tekrar etmek  değil!  Bugün, son günlerde ne oldu, nasıl oldu da bütün bu muhalefet kanatları biraraya gelerek “yetti artık” noktasında buluştular, AK Parti iktidarının  bunda hiç mi hatası yok, bunu-bu konuyu ele almak istiyorum.

1-Alkol olayı, Köprüye Y.S.Selim adının verilmesine karşı duyulan tepki, ve ennihayet, Taksim Gezi Parkında birkaç ağacın kesilmesi.. tamam, bütün bunlar Devletçi-solcu Kemalist  elitlerin ayağa kalkmasında bir neden-bir çıkış noktası olmuştur,  ama işin perde arkası asıl nedeni “çözüm sürecinin” oluşturduğu bilinçdışı tepkidir.Bilişsel Psikolojide buna “perde arkası duygular” (“Hintergrundemotionen”) deniyor. Bilinç dışı olarak oluşan-biriken duygusal potansiyeller-reaksiyonlar hiç hesapta olmayan başka bir şekilde birden açığa çıkıp olaylara yön verebiliyorlar. Örneğin, evde eşinizle kavga etmişsinizdir ve zihniniz halâ bilinç dışı olarak bunun yarattığı  psikolojik ortamla meşguldür diyelim, bu potansiyel, gün boyu bununla hiçbir ilişkisi olmayan başka bir olayda birden sizin davranışlarınıza yön veren perde arkası  itici  bir güç olarak açığa çıkabilir!

İşte, “çözüm sürecine” karşı duyulan tepki-birikim de  bunun gibi birşeydir. “Çözüm süreci” falan diyerek olayı öyle sadece PKK’nın silahlı elemanlarının yurtdışına çekilmesi olarak falan görmeyin!. Çözüm süreci’nin asıl önemli yanı Kürtlerin-Kürt muhalefetinin saf değiştirmesidir; bugüne kadar Devletçi-Kemalist cephenin içinde çeşitli feedback yöntemleriyle  bir tür tutsak olarak tutulan  Kürt muhalefetinin  zincirlerini kopararak saf değiştirmesi, Anadolu burjuvazisiyle birlikte burjuva devriminin saflarına katılmasıdır. Daha hiç kimse pek farkında değil gibi ama, bu olay o kadar önemlidir ki, ülkedeki bütün sınıf ilişkilerini, kuvvet dengelerini altüst edecek boyuttadır. Devletçi cephe kurmayları bütün bunların farkındalar tabi, ama ellerinden de birşey gelmiyor. Nasıl gelsin ki, bir yanda hiçkimsenin karşı çıkamayacağı bir “barış süreci”, diğer yanda ise kuru milliyetçilik, bölünme edebiyatı! Tabii ki halk barış yanlısı olacaktı. Yapacak birşey kalmıyordu ortada. Bugüne kadar kurdukları kontrol mekanizması zemininin hızla ayaklarının altından kaydığını gören Kemalist elitler, ne yapsak etsek de bu gidişi durdursak diye kıvranıp duruyorlardı!..

İşte, tam bu noktada, bu son kalkışmayla birlikte, “isyan” geleneği içinde yoğrulmuş-şekillenmiş Kürt muhalefetine  bir olta atılmış oluyor!. Öyle bir alternatif yaratılıyor  ki onlara, ya AK Parti’nin-“çözüm sürecinin” yanında duracaklar, ya da, eski yol arkadaşları  “solcu”  isyancıların peşine takılarak ittihatçı cehenneme doğru yollarına devam edecekler! Bu oyun hiçte yeni değil aslında, daha önce de oynandı, 1915’ler öncesinde falan!!..Zaten halâ o solcu kabuklarını  kıramamış olan  Kürt muhalefetini bazı “Kürt dostu” ittihatçı feedback kontrol unsurunun da yardımıyla tekrar eski saflara kazanmaya çalışıyorlar!. Göreceğiz!..

2-İkinci “perde arkası duygusal tepki”  de gene “çözüm süreciyle” ilgili, ama bu kez olayın öznesi  direkt olarak “Türkiye solu”, “solcular”!

Evet, Sovyetler Birliği dağılalı çok oldu, soğuk savaş da sona erdi, 20.yy bitti, 21.yy’a adım attık, ama “Türkiye solu” halâ kendi içinde bütün bunları hazmedemedi, ideolojik bir hesaplaşma sürecini başlatamadı. Ama, bunun nedeni,  sadece, onların önündeki  eski tipten solcu ideolojik engeller değil. Bunlara ilaveten,  onların  önünde bir de aşmaları gereken (içinde doğup büyüdükleri)    Devletçi-Kemalist ideolojik engeller bulunmaktadır. Bu ikincisi aslında daha önemli. Çünkü, iş bu noktaya gelince olay sınıf mücadelesinin boyutlarını aşıyor, buna bir de yaşam biçimlerine yönelik bilinç dışı kültürel engeller ekleniyor.

“Türkiyeli solcular”-kendi içlerindeki hesaplaşmayı tamamlayarak yeni duruma uygun yeni bir sol-solculuk anlayışı  geliştiremedikleri için, bir süre sonra,  sınıf mücadelesinin-bir bütün olarak siyasetin- dışına itilmeye başlandıklarını gördüler. İşte, onların  Kürt muhalefetinin peşine takılması olayı  tam bu noktada  olmuştur!. Öyle ki, Kürt hareketinin peşine takılmak adeta bir can simidi oluyordu onlar için! “Solculuğu” Kemalist ideolojinin etki alanı içinde öğrenenlere ideolojinin ve Kemalizmin sonu kendi varoluş koşullarının sonu gibi görünüyordu!

Ama tabi bu işin bir yanı, madalyonun bir de öbür yüzü vardı!  Evet, bu can simidi onlara  bir süre daha eski durumlarını-ideolojik konumlarını- koruyarak hayatta kalma şansı tanıyordu, bu doğru, ama öte yandan, bu durum  onların  kendi toplumsal kimliklerini tamamen kaybederek Kürt milliyetçi-solcu hareketinin yedek gücü haline gelmelerine de  neden oluyordu. Eğer mevcut koşullar olduğu gibi devam etseydi, onlar için bunda bir sakınca yoktu aslında!;  enternasyonalizm, devrimci dayanışma falan diyerek gene de  durumu kurtarmak mümkündü!.

İşte bütün mesele tam bu noktada ortaya çıkıyor! Bütün bu dengeleri AK Parti’nin Öcalanla birlikte oluşturduğu “çözüm süreci”  bozuverdi. Öyle oldu ki, işin içinde “barış” sözkonusu olduğundan ulusalcılar gibi solcular da buna direkt olarak karşı çıkamadılar, ama içten içe bir terkedilmişlik duygusu onları da kemirmeye başladı. “Önce demokrasi, sonra barış”, ya da, “demokrasi olmadan barış da olmaz”  falan diyerek olayı kapatmaya, sorunu Öcalan’ın ihanetine falan bağlamaya çalıştılar, ama bu da tutmadı; çünkü Kürtler ve PKK liderlerine sahip çıktılar. Hiç kimse bu kadarını beklemiyordu doğrusu! Hatta öyle ki, bazıları ta o Kandil’e kadar tırmanarak bu işin aslını öğrenmeye çalıştılar! Gerçekten PKK bu barış sürecine inanıyor muydu, yoksa bu sadece bir manevra mıydı! Bardağı taşıran son damla bu soruya verilen cevaplar oldu: Evet, Kürtler gerçekten yeni bir sürece adım atmaya karar vermişlerdi, ve de buradan geriye dönüş yoktu artık.

İşte, yol arkadaşlarından gelen bu kesin cevaptır ki, bu,  Türk solcularını çıldırtmaya yetti ! Onlarda müthiş bir ideolojik travmaya-terkedilmişlik duygusuna yol açtı!  Ve, kısa zaman içinde iş o hale geldi ki,  yok olmadıklarını , olmayacaklarını ispat edebilmek için bilinç dışı olarak  fırsat aramaya başladılar. Tabi aynı zamanda Kürtlere de bir mesaj olacaktı bu. “Yoldaşlar, bakın biz buradayız, nereye gidiyorsunuz, sizin yeriniz bizim yanımızdır, dönün tekrar geriye” mesajı! “Gezi Parkı” olayının öncülüğünü yapan “solcuların” “perde arkası duygularının” özü budur işte!

3-Ama hepsi bu kadar mı? İşin bir de AK Parti’ye  yönelik yanı var. Bir süredir yazıyorum hep, adeta çırpınıyorum durduğum yerde!.  Trenin raydan çıkabileceğini anlatmaya çalışıyorum ve bütün gücümle alarm koluna asılıyorum! Bir yanda, bütün renkleriyle solcu-Kemalist elitler, diğer yanda ise, “yay anasına be biz neymişiz” psikolojisine  kapılan, bu yüzden de kendi güçlerini abartarak karşı devrim cephesini küçümseyen AK Partililer! Bakın daha geçen haftaki yazıda ne-neler demişiz, bir kere daha tekrar etmekte fayda var bunları:     

“Evet, Türkiye’de yaşanılan kültür ihtilali süreci, kökleri Oryantalizme dayanan pozitivist bir toplum mühendisliği olayıdır; zorla-Devlet eliyle yukardan aşağıya doğru bir kültür-medeniyet değiştirme-değiştirtme olayıdır[1]; buna bağlıolarak da bir tür medeniyetler çatışmasıdır yaşanılan. Bunun üstüne kapitalizmin gelişmesi süreci ve sınıf mücadeleleri de eklenince süreç olağanüstü karmaşık hale geliyor!..Ben diyorum ki, olayı-Türkiye’deki sınıf mücadeleleri olayını bu tarihsel  perspektifle ele almadan, bırakınız sorun çözmeyi, Türkiye’de ne olup bittiğini bile anlayamazsınız. Bu durumda mücadele, tamamen bilişsel platformun dışına kayar, duygusal-kültürel bir alt kimlikler arası mücadele zeminine indirgenir. Bugün  karşılaştığımız birçok  sorunun kaynağı da

budur!

Şu son “alkol” tartışmalarını ele alalım! Aslında son derece basit bir olay!. Alın bütün o gelişmiş ülkeleri, hemen hemen hepsinde benzeri uygulamalar var. Ama iş Türkiye siyaseti olunca olay hemen  yörüngesinden kayıveriyor ve sorun  bambaşka bir alan içinde ele alınarak sınıf mücadelesinin bir parçası haline geliyor! Ve öyle oluyor ki, sanki ülkenin bütün diğer sorunları, anayasa sorunu, Kürt sorunu, Suriye sorunu..bunların hepsi bitmiş, sınıf mücadelesine konu olacak başka şey kalmamış gibi bu konu birden öne çıkıveriyor! İnanın dünyanın başka hiçbir ülkesinde göremezsiniz böyle bir şeyi. Kimseye anlatamazsınız da olup bitenleri, anlamazlar çünkü! Nasıl anlasınlar ki,  bir zamanlar  “başörtüsü” nasıl sadece başörtüsü değil idiyse, aynı şekilde, şu an tartışılan  “alkol” konusu da  sadece alkol değildir! Belirli simgeler söz konusu olunca konu birden yörüngesinden çıkıyor ve sınıf mücadelesiyle karışık bir tür kültürler arası mücadele-Türkiye’ye özgü “mahalle” kavgası haline dönüşüveriyor!

“Mahalle kavgası” dediğimiz şeyin ne olduğunu hepimiz pratikten biliriz, bilinç dışı yaşam bilgileri (kültür)-buna bağlı olarak da yaşam biçimleri arasındaki kavgadır bu. Ve yeni birşey de değildir. İşin köklerine inersek ucu ta o II.Mahmut’lara falan  kadar uzanır (daha ötesini bir yana bırakıyoruz). Bu konuda daha önce çok yazdım; ama şimdi burada  konuya ilişkin   çok önemli bir noktanın altını çizmek istiyorum. Yaşam bilgileri-yani kültür dediğimiz şey bilinç dışı olarak sahip olduğumuz bilgilerdir. Yani, kültürel alt  kimliğimizi oluşturan  bilgiler duygusaldır-bilinçdışıdır. Bunlar tartışılmaz. Tartışmaları bu temelde götürmenin de kimseye faydası yoktur. Alt kimlikler-kültürler arasındaki mücadele birlikte yaşam koşulları içinde zamanla bir üst kimlikte kendilerini yeniden üreterek çözülürler. Sınıf mücadelesi ve üst kimlik yaratma olayı  ise bilişseldir. Öyle ki, tek tek bireyler ve toplum olarak kendi kendimizi üretirken sahip olduğumuz bilgiler yatar bunun temelinde. Bu nedenle tartışılacak olan budur. Tartışmaların gelişmesi gereken zemin bu bilişsel zemin olmalıdır.

Örneğin, şu son alkol tartışmasını ele alalım. AK Parti’nin ve Erdoğan’ın bu konudaki hassasiyeti doğrudur bence. Bu konuda bir düzenleme yapılması da doğrudur. Gece saat 10’la sabah 6 arasında alkol satışı yapılmayacakmış, e..ne olmuş yani! Ama olay bu değil işte!. Bir kere AK Parti’nin tam şu sıra böyle bir  olayı gündeme getirmesi doğru değildir. Nerede yaşıyoruz ki, sen bilmiyor musun “endişeli modernlerin” bu konudaki-yaşam biçimleri konusundaki- “hassasiyetlerini”, başka işin mi yok şu sıra? Daha anayasa sorununu çözemediniz, Kürt sorunu oldu da bitti çözüldü gözüyle bakıyorsanız yanılıyorsunuz!.Görmüyor musunuz, öküzün altında buzağı arıyor bazıları! “E, bize ne, arayıp dursun onlar,  biz ne yaparsak yapalım zaten onları tatmin edemeyiz”  deyip geçemezsiniz!.  Yeni, demokratik bir anayasa sorunu var bu ülkenin tek başınıza mı yapacaksınız yeni anayasayı?  Öte yandan, Suriye sorunu dayanmış  kapıya..Tamam burada da Türkiye haklı. Ama nasıl çözeceksiniz bütün bu  sorunları, tek başınıza mı? “Allah bize yardım eder bir yolunu buluruz” diye mi düşünüyorsunuz yoksa? Ya da, bir zamanların “Mafyaya karşı tek başına” filmini mi sahneye koymak  istiyorsunuz!  Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Evet, Allah yardım eder, ama, hele önce  sen   bir yap bakalım yapman gerekenleri! Sen ödevlerini tam olarak yapma, işi Allaha havale et, olmaz öyle şey!  

Daha önce de yazdım bu konuyu, Anadolu burjuvaları olarak, başta eskinin o Devletçi burjuvaları olmak üzere,   Devletçi cephenin içindeki bugün artık  demokrasi yanlısı olabilecek unsurları, o “endişeli modernlerin”  kendine “solcu-demokrat” diyen iyi niyetli kesimini  yanınıza-demokrasi platformuna  çekemeden bu işi başaramazsınız! Hem BDP ile-ve sizin dışınızdaki demokratik kamu oyu kesimiyle  işbirliği yaparak anayasayı Meclisten geçirme ve referandum hesapları yapıyorsunuz (ki bu hesaplar doğrudur, başka yolu yoktur zaten), hem de, kazanabileceğiniz unsurları  kendi ellerinizle alkol vs. tartışmalarıyla  karşı tarafın kollarına itiyorsunuz!. Neymiş efendim, dini olarak doğru olan nasıl yanlış olurmuş! Olur, bal gibi olur. Bırakın dini falan bir yana, adam ben dinsizim diyor yahu, neden bahsediyorsunuz siz! Ve eğer bu insanların içinde gerçekten demokrasi mücadelesinde kazanabileceğin kimseler varsa sen mecbursun bunlarla işbirliği yapmaya. Bak, Öcalan’la bile işbirliği yaptınız. Ve bu doğrudur da. E, o halde, dini olarak doğrusu buymuş! Bırakın efendim bir süre daha içsinler! Durduk yerde arı kovanına neden çomak sokuyorsun ki! Evet, alkole karşı mücadele etmek bu alana yeni düzenlemeler getirmek doğrudur, bu açıdan yapılan iş yanlıştır demiyorum, ama bunu, bilişsel politikanın üstüne çıkararak, kültürel-duygusal bir zeminde ele almak yanlıştır.  Bekleyin biraz, şu anayasa sorunun bir hallolsun, şu Kürt sorunu bir yoluna girsin, Suriye meselesi bir belli olsun, ondan sonra daha sakin, daha demokratik bir ortamda daha kolay çözülür bu türden problemler.

Ben eminim ki bugün alkol konusunda sizinle ters düşenlerin büyük bir kısmı aslında bu düzenlemeye karşı değildir. Onlar korkuyorlar sadece! Siz böyle din-dine uygun düzenleme falan diye başlayınca onlar da bu işin ucu nereye varacak diye endişe ediyorlar!. Çünkü iş bilişsel düzeyden kültürel düzeye-alt kimlikler alanına indiği an bu türden problemler ortaya çıkıyor. Anlayın ve gereksiz bir inatlaşmayı bırakın artık bu alanda! Bugün bir grafik gördüm. “Çocukları alkole karşı değil devlete karşı koruyalım” diyor. Altında da çoğunu tanıdığım hepsi de değerli arkadaşlar var. Ne yani bu şimdi, bu insanlar bununla çocukları alkolden korumayın mı demek istiyorlar, bunların çocukları yok mu! Elbetteki var ve elbetteki onların çocukları da en azından sizinkinler kadar kıymetlidir onlar için; ama bir anda bütün bunlar unutuluyor, ya da bir yana itiliyor ve “daha önemli” diye düşünüldüğü için olay başka bir kanala giriveriyor!. Kim sorumlu bundan şimdi? Bence her iki taraf da! Yani kimse suçu sadece  karşı tarafa atarak çözemez bu türden sorunları! Oturun övünün kendi kendinize, bakın bunların hepsi ayyaş falan diye! Buralardan devam ederek önümüzdeki devasa sorunları çözemezsiniz bunu bilin!..Mücadeleyi kültürel düzeyde devam ettirerek ne siz bir yere varabilirsiniz, ne de Türkiye! Kimin işine yarar bu biliyor musunuz: Devlet Sınıfının! Ergenekoncuların! Oturmuş kıs kıs gülüyordur onlar şimdi, ne güzel, gene “liberallerle” AK Partinin arasını açtık diye kına yakıyorlardır bir yerlerine!  Aferim, devam!

Tam ben bu satırları yazıyordum ki bir de “Yavuz Sultan Selim meselesi” çıktı ortaya! Dün açıklanmış, yeni yapılacak olan köprünün adı Y.S.Selim olacakmış! Pes yani! Geçenlerde okumuştum, 3. Boğaz köprüsü birçok özellikleri bakımından Avrupa’nın en büyüklerinden biri olacak diye. Herşeyden önce 8 otoyol şeriti, buna 2 de raylı sistem ekleniyor, müthiş birşey! Helal olsun, AK Partiye ve Erdoğan’a dedim içimden! Peki ne lüzum var şimdi bunu Yavuz Sultan Selim Köprüsü diye adlandırmanın, başka isim mi bulamadınız! Kürt sorunu bitiyor da şimdi illaki bir de Alevi sorununu mu lazım bu ülkeye? Yoksa “sorunsuz” yaşayamayacağımızı mı düşünüyor bazıları! Daha orada, Esed bir yandan, İran’ın mollaları diğer yandan fırsat kollarken, Irak’ın Maliki’si pusuda bekleyip dururken ne lüzum var bu türden provokasyonlara. Tamam, siz bunu bir provokasyon olarak görmüyorsunuz, ama bazı vatandaşlarınız böyle algılayacaklar bunu, niye üstüne gidiyorsunuz ki bu türden kültürel yaraların. Size göre mesele bambaşka bir platformda yürüyor. Siz, Devlete hakim olan batıcı zihniyete karşı, iki yüz yıldır canınıza okuyan o kültür ihtilaline karşı bir reaksiyon olarak aynı devletin İslamcı yanına sahipi çıkmak istiyorsunuz, bunu yaparken de hak-adalet yerini buluyor diye düşünüyorsunuz, ama bir de o Alevi vatandaşları düşünün, o Pir Sultan Abdal’ın torunlarını düşünün! Ben size birşey söyleyeyim mi, ateşle oynuyorsunuz farkında olmadan, kendinize gelin ve toparlanın!.

Benim bir teklifim var! Tamam, bana kalsa yeni köprüye, Yunus Emre ya da Şeyh Bedreddin  falan gibi  herkesin kabulü olan Anadolu erenlerinden birinin adını verirdim, ya da mesela “barış köprüsü” derdim; ama madem ki siz illa o “ecdadımıza” sahip çıkmak istiyorsunuz, o zaman benim teklifim köprünün adını Sultan Abdülhamid Han köprüsü koyalım! Ciddi söylüyorum, hiç olmazsa o zaman buna sadece İttihatçı geleneğin bugünkü takipçileri karşı çıkarlar!.. Ayrıca, bu şekilde,  Abdülhamid’e karşı yapılan haksızlıklar açısından   bir yerde hak da yerini bulmuş olur!. Evet, benim önerim bu!..

Bakın açık söylüyorum. AK Parti ve Erdoğan Türkiye’nin şansıdır bugün!. Yani, iyi ki onlar var. Hatta bazan, ya bunlar Erdoğana birşey yaparlarsa falan diye endişelendiğim bile oluyor! Ama bu ayrıdır, eleştiri ayrıdır. Dünyanın en büyük hava alanı için imza atabilen bir başbakan kendi duygularını-alt kimliğini kontrol altına alarak  Türkiye’nin sorunlarına bilişsel düzeyde yaklaşmak zorundadır. Neredesiniz sayın Akdoğan, bu işler sizin göreviniz sanıyorum, başbakanın baş danışmanı olmak öyle kolay değil, gerektiğinde onu uyarmayı da başarmanız gerekir”!

Evet, bu satırların üzerinden daha bir hafta geçmedi! “Bir musibet bin nasihatten iyidir” demiş atalarımız! Demesine demiş de, şimdi ne olacak, fırsat bu fırsattır hesabı yollara döküldü bütün o Devletçi cephe ve de zil çalıp oynuyorlar! “Hani birkaç ölü de olsa hiç fena olmaz” diye dua ediyorlar içlerinden! Önümüzdeki günlerde bir şekilde bunu da başaracaklar belki. Öyle ya bir de cenaze töreni lazım bu duygusal kalkışmaya! Şu an tek eksik o! Sonra da o batılı dostlarına  diyecekler ki, “işte bakın, bu da Türk Baharı”! Kara kışı bahar diye yutturmaya çalışacaklar! Dışardaki uzantıları da boş durmuyor zaten, baksanıza Esed bile Erdoğan’a, “göstericilere karşı demokratik yöntemleri kullan” tavsiyesinde bulunuyor!!.Helal olsun Vallahi! Sizin solculuğunuza da helal olsun, AK Partililer size de helal olsun! Yıktınız perdeyi eylediniz viran!

Ama herkes sakin olsun, bu bir gaz çıkarma olayıdır! Her iki taraf da rahatsızlık yapan gazlarını çıkarıyorlar şu anda!. Ve göreceksiniz bakın bundan sonra daha iyi gidecek işler!.Herkes sakin olsun! AK Partiye ve de gözüne sadece Anadolu burjuvazisinin gözlüğünü takarak ona yol göstermeye çalışanlara da iyi bir ders oldu bu!. İnşallah onlar da öğrenirler bütün bu olup bitenlerden. Bu yollarda tek başlarına yürüyemeyeceklerini görürler! İnşallah,  herkes ayağını denk atar da, kimse işi “Dimyan’a pirince giderken evdeki bulgurdan da olma” noktasına getirmez!.Ben hep iyimserim ve barışçı mücadeleden yanayım! Çünkü Türkiye’nin sorunları başka türlü çözülemez!.”Enseyi karartmayın” diyorum!!..

Son bir nokta daha: Bu olay bize AK Parti’nin de sınırlarını göstermiş oluyor. Hani hep “AK Parti’nin de daha ilerisinde olmak” falan diyoruz ya, işte  fırsat, bir adım daha ileri atmanın vaktidir!..Elde olana sahip çıkarak bir adım daha ileri!..

.

Facebook Yorumları

reklam
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
4 0
Cem Taylan Uztan 05.08.2013 - 19:27:41
Mahir Çayan seni Fikir kulüplerinden boşuna atmamış. İyi bir tayyip fişekligi yapıyorsunuz. "Bakın açık söylüyorum. AK Parti ve Erdoğan Türkiye’nin şansıdır bugün" diyorsunuz.Yanlıştan dogru çıkmaz.Türkiyenin sorunlarını çözecek en son kişidir oda yüregi yetiyorsa.Acele karar vermeyiniz
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,12
Bilen 06.06.2013 - 09:29:33
azıcık sosyoloji okuyaydın iyiydi :) çok hastalıklı olmuş ve arada kitap okumanı sadece onune konulanı değil başka görüşleride okumanı tavsiye ederim Küçük burjuva devrimi demişsin :)))) Devşirme bile değilsin ne diyeyim Kürt barışı demişsin ne barışı emperyaizm(şimdi sana iğreti solcu gelir bu laf ) için suriye ye ortak saldırı planı ortada olan neyse boşver titreyip kendine mi geliceksin YOK Ama şunu bil kimse salak değil "insanları nasıl yönetmek gerekli" diye düşünme "ne yapmak gerekir" diye düşün kaşında manda sürüsü yok. sonuç : adam olacaklar insanları yok saymayacaklar MECBUUUUR :)
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%44,78
Ad Soyad Giriniz... 04.06.2013 - 21:51:29
Yazılarınızı zevkle beğenerek okuyorum. analizlerinizden yararlanıyorum .başarılar teşekkürler
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,27
Ali KALAN 04.06.2013 - 11:20:21
Sayın Münir AKTOLGA kaleminize sağlık aslında başbakanın danışmanı Akdoğan keşke sizi okusa ve bu akılcı değerlendirmelere kulak verse.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%60,14
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı