Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Münir AKTOLGA

zm.aktolga@gmail.com



Bookmark and Share

İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..


18.08.2013 - Bu Yazı 2450 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İKİ ADIM İLERİ ATILDI, ŞİMDİ BİR ADIM GERİYE!..

BU, TESLİM OLMAK ANLAMINA GELMEZ!..

BATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ..

Osmanlının devamı olarak kurulan  Türkiye Cumhuriyeti, devraldığı mirasın ruhuna uygun bir şekilde  egemen Devlet Sınıfının yönetiminde yeniden örgütlenen,  aynı binada oturan farklı etnik, dini-mezhepsel kökenlere sahip   insanların ancak merdivenlerden inip çıkarken karşılaşarak selamlaştıkları antika bir yapı idi. Sonra buna, bir de “Yönetenlerin” “Yönetilenleri”  yeniden şekillendirmeye çalıştıkları (buna yeni bir ulus yaratma çabası da deniliyordu) bir toplum mühendisliği çabası da eklendi..Aslında bu da yeni birşey değildi. Bu da gene devralınan mirasın içindeki bir dinamikti! Yani, bize yeni olarak yutturulan, aslında eskinin kılık değiştirmiş-ve bu anlamda biraz daha gelişmiş- halinden başka birşey değildi!

Peki ne oldu sonra? Sonra, herşeye rağmen varolan o kabukların içinde, zamanla,  kapitalist üretim ilişkileri zemininde bir sistem, bir toplum şekillenmeye-oluşmaya  başladı. 1950 lerden itibaren gün yüzüne çıkmaya başlayan ve günümüze kadar zamana yayılarak gelen bir süreç bu. Türkiye toplumunun tarihsel gelişimine uygun orijinal bir burjuva devrimi süreci.

Türkiye Cumhuriyeti’ni, “Yönetenler” ve “Yönetilenler”den oluşan bir A-B sistemi olarak ele alırsak, buradaki “Yönetenler” (A) “Atatürkçü-laikçi” Devlet sınıfı, “Yönetilenler” de (B)  bunun dışında kalan “Halk”ı   ifade etmektedir. Sistemin içinde, onun diyalektik anlamda  zıttı-inkârı olarak gelişen yeni-burjuva-kapitalist Türkiye ise, tıpkı ana rahminde gelişen o çocuk gibi  “Yönetilenler” sınıfının, yani “Halk”ın içinden- ana rahminden- çıkıp gelen o  “Anadolu kapitalizmi” oluyor.

Burada en önemli nokta,  B ile gösterilen “Yönetilenler” sınıfıyla, bu sınıfın ana rahminde, onun diyalektik inkârı olarak gelişen yeni Türkiye-“Anadolu kapitalizmi”  arasındaki ilişkidir. Sürecin diyalektiği açısından bu ilişki  anne ile  çocuğu arasındaki ilişkiye benzer! 

“Yönetilenler”,  Osmanlı artığı Reaya’nın Cumhuriyet dönemindeki uzantılarıdır. Bunlar “Türktür”, “Kürttür”...(diğerlerinin soyu zaten geniş ölçüde Osmanlı zamanında kurutulmuştu), ”Alevidir”, “Sünnidir”  İslam kültürüyle yoğrulmuş geniş halk kitleleridir. Yeni Türkiye’nin temsilcisi olan güçler  ise, Osmanlı’nın Reaya’sı diyebileceğimiz bu potansiyelin içinden bilişsel üst kimlikleriyle onun diyalektik inkârı olarak çıkanlardır.. (Aynen bir yumurtanın içinden çıkan o civciv gibi..!). Nasıl ki bir çocuğun  kendi kişiliğiyle annesinden bağımsız bir unsur olarak gelişebilmesi için biraz zamana ihtiyaç varsa, aynı şey toplumsal düzeyde de geçerlidir. Nitekim  süreç bu yönde gelişiyor..

İşte bugün Türkiye’de  AK Parti’nin içinde bulunduğu gelişme sürecinin diyalektiği  budur. Toplumdaki bütün  çatışmaların (türban, Alevi, Sünni ve Kürt sorunu dahil!) kaynağı da bu oluşumdur. Bir yanda, eski Türkiye’yi temsil eden  “Atatürkçü-laikçi” Devlet Sınıfı (bütün unsurlarıyla birlikte tabi!), diğer yanda ise, dinsel ve etnik kabuklarını bir kalkan gibi kullanarak  bunların karşısında ayakta kalmaya-onlara kendilerini kabul ettirmeye çalışan  “Yönetilenler”..Bununla birlikte de, bu modern reayayla anne çocuk ilişkisi içinde olan,  eski yapının diyalektik inkârı olarak ortaya çıkmaya çalışan yeni Türkiye’nin temsilcisi güçler-  Anadolu burjuvazisi ve işçi sınıfı, çalışanlar[1].

Dikkat ederseniz, bu “yeni-kapitalist Türkiye’yle” birlikte  sadece  yeni bir burjuvazi doğmuyor;  bu yeni sistemin diğer ayağı olarak, Devlet sınıfının ve Devletçi burjuvazinin yarattığı işçi aristokrasisinden bağımsız yeni  bir işçi sınıfı-modern çalışanlar da ortaya çıkıyorlar.. Hani nerde o “AK Parti’ye muhalif olabilecek  yeni bir sol” diyenler bu noktayı kaçırmasınlar!!.

Türkiye’de bugüne kadar “sol”, eski Türkiye’nin bir parçası olmaktan (yönetici Devlet sınıfına-Devletçi burjuvaziye bağlı işçi aristokrasisinin güdümünde,  ittihatçı-Devletçi bir fraksiyon olmaktan)  daha öteye gidememiştir! Bu yüzden de “Halk”-“Yönetilenler”- tarafından hep kuşkuyla karşılanmış, dışlanmıştır!.  “Yönetilenler”, sanki “bu filmi biz daha önce de gördük” der gibi, Jön Türk atalarının yolundan giderek kendilerini “kurtarmaya” çalışan “ilericileri” ve “solcuları” hiç bir zaman kendilerinden saymamışlardır!. Bunda haksız oldukları da söylenemez!. “Halka rağmen, Halk için” yapılan “solculuktan” ne beklenebilirdi ki daha fazla! Ama artık yeni bir döneme giriliyor. Bu yeni süreç içinde Modern-yeni Türkiye, Anadolu kapitalistleriyle birlikte kendi “solunu”da  yaratacaktır. Yaratmak zorundadır. Başka türlü, bir sistem olarak kendini üretemez.

Evet, yukardaki tablo Türkiye toplumunun tarihsel gelişme çizgisi içinde bugün geldiği yere işaret ediyor, onun altını çizmeye çalışıyor. Ama peki bu tablo-buradaki büyük tablodan bahsediyorum-sadece Türkiye’ye mi özgü?..

”ARAP BAHARINDAN” Arap ülkelerinde gelişen burjuva demokratik devrim süreçlerinden bahsettiğimi anlamışsınızdır sanırım..Sürecin diyalektiği üç aşağı beş yukarı buralarda da aynı. Ne de olsa buralar da eski Osmanlı toprağı, aynı tarihsel diyalektik işlemiş buralarda da!..Ama arada, sürecin gelişme aşamalarına ilişkin bazı farklar da var. Evet, buralarda da “Yönetenler” özünde aynı kökten gelen bir Devlet sınıfı..Buralarda da gene Devlete bağlı bir kapitalizm ve Devletçi bir burjuvazi yaratılmaya çalışılmış. Ve “Yönetilenler” de üç aşağı beş yukarı gene aynı modern “reaya” statüsüne sahipler. Bunların içinden de,  gene sürecin diyalektiğine uygun olarak, aşağıdan yukarıya doğru gelişen bir burjuvazi çıkıp geliyor. Ve de yaşanılan, gene  bu burjuvazinin başı çektiği bir burjuva demokratik devrim süreci. Ama, Türkiye’deki gelişmeyle kıyaslanınca, bu burjuvazi henüz daha   zayıf buralarda. Anne rolünü oynayan İslamcı gövde  sürecin içinde Türkiye’ye oranla daha dominant.  Bu anlamda bir  Mursi’yi, daha çok, bir Erdoğan’la değil de bir Erbakan’la kıyaslayabiliriz belki!

Ama buradan yola çıkarak hemen, “Erbakan, asker höt deyince aldı şapkasını gitti, bak Mursi direniyor” demeye kalkmayın!. Burada belirleyici olan dünya konjönktürüdür, şu ana kadar  kuvvetli bir şekilde esen küresel demokratik devrim rüzgarıdır. Mursi’ye ve İhvana cesaret veren, onları direnmeye yönlendiren bu rüzgarlar olmuştur..Aslında Suriye örneğinde muhalefeti cesaretlendiren de bu rüzgarlardı. Ama sonra o rüzgar yön değiştirmeye başlayınca Suriye’nin halini görüyorsunuz. Ne yazık ki, bu satırlar yazılırken Mısır’ın da aynı yola girmeye başladığını görüyoruz! Buradan çıkarılacak ders, her ne kadar küreselleşme döneminde dış dinamik çok daha güçlü bir etken haline gelmişse de, bir ülkenin kaderini belirleyen, gene de, son tahlilde iç dinamikler oluyor..Eğer iç dinamik yeteri kadar gelişmiş değilse dışardan esen rüzgarda azıcık değişme olunca süreç ilerleyemiyor. Bu  durumda,  bir süre sonra gemi sürüklenmeye başlıyor..Nitekim de Suriye örneğinde gemi karaya oturdu!..Karşı yönden esen 20.yy’a özgü ulusalcı rüzgarlar küresel demokratik devrim rüzgarlarına galebe çalmaya başlayınca, bu işin-doğum olayının- sadece “cesarete” ve “isteğe” bağlı bir iş olmadığı, çocuğun ana rahmindeki olgunlaşma süreciyle bağlantılı olduğu kadar, dış dinamiğe ilişkin konjönktürle de ilgili olduğu ortaya çıktı..Öyle görünüyor ki,  Arap Baharı’yla biraz erken  doğan çocuk  gelişmesini tamamlayana kadar  bir süre daha kuvözte tutulacak!

 

Peki ya Mısır,  orada da Suriye’ye benzer bir yola mı girecek süreç?

Şimdi hep diyoruz ki, “bak gördünüz mü,  Mısır halkı kahramanca direniyor, bir Mursi de, öyle bir Menderes veya Erbakan, ya da Demirel gibi yapmadı, askeri görünce şapkasını alıp gitmedi, aslanlar gibi direniyor”!..Tamam, iyi güzel de, olay sadece bir kahramanlık olayı mı? Yani, Mısır halkı Türkiye halkından daha cesur, onların liderleri de  daha yürekli olduğu için mi böyle farklı gelişiyor süreç?  Buradan yola çıkarak Türkiye halkının ve örneğin bir Menderes’in, ya da, en azından   12 Mart’ta bir Demirel’in ne kadar korkak olduğu sonucunu mu çıkarmamız gerekecektir!!.

Elbette ki hayır! Olay tamamen konjönktürle ilgilidir. Eğer uzunca bir zamandır esen o küresel demokratik devrim rüzgarları Arap devrimcilerini bu kadar cesaretlendirmeseydi,  eğer Türkiye’de başlayan süreç, Tunus’tan, Libya’ya, Yemen’e, oradan da Suriye üzerinden Mısıra doğru gelişmeseydi olayların akışı  çok farklı olurdu..

Peki, bu arada ne oldu da birden o dış dinamiği etkileyen konjönktür değişiverdi? Daha düne kadar ağzından bal akan bir Obama ABD’sine ve “Kopenhag Kriterleri” deyip başka birşey demeyen o AB’ne ne oldu, neden bunlar birden darbeye darbe deyip dememe tartışmasına başladılar!! Tam bu noktada, daha önce gene DYH de çıkan aşağıda linkini verdiğim yazı dizisini okumanızı öneririm. Çünkü, daha düne kadar demokratikleşme sürecini destekleyen  batılı ülkelerin-ABD ve AB’nin-neden böyle  birden politika değiştirdiklerini anlamadan bugün buralarda  (Suriye’de,  Mısır’da, hatta Türkiye’de)  olup bitenleri anlamak mümkün değildir.   (  http://duzceyerelhaber.com/Munir-AKTOLGA/16522-Dikkat-bu-kuresellesme-surecine-karsi-bir-ulus-devlet-saldirisidir-1)

Mısır halkı Suriye örneğinden çok şey öğrendi-öğrenmiş olması gerekir!.   Devletin açtığı provokasyon yoluna  girmeden barışçı bir şekilde kahramanca direnmeyi denedi-deniyor!. Aslında darbeciler direnişi kırmak için onların silaha başvurmalarını çok  istiyorlardı,  ama şu ana kadar bunda başarılı olamadılar!.İnşallah bundan sonra da olamazlar. Peki ama o zaman nereye varacak bu işin sonu?

Şu an, ben bu satırları kaleme alırken Mısır’da ordunun   halka ateş açtığını, katliama başladığıni veriyordu haberler.

Öyle görünüyor ki, burada da gene bir geri adım ve “uzlaşma” çıkacak işin sonunda. Çünkü, ortada yüzlerce ölü var..Devlet sınıfının-darbecilerin,  “tamam o zaman” diyerek kışlalarına geri dönmeyecekleri-dönemeyecekleri açık!. Kimbilir, belki de 12 Eylül sonrası bizde olduğu gibi bir uzlaşma ortamı oluşabilir burada da..

Dışardaki konjönktürün bu kadar tersine döndüğü bir ortamda hiç kimse “haklı, onurlu” bir ölüm için Mısır halkına gaz vermeye kalkmasın! Hiç kimse kahramanlık edebiyatıyla devrimci mücadeleyi birbirine karıştırmasın! Halklar (o “bağcı” bağı zorla işgal etmiş biri bile olsa) onunla  kavga ederek şerefli bir ölüm için değil,  üzümü yemek için ayağa kalkarlar-kalkmalıdırlar. Bağcının, elinde silahla karşınıza dikildiği bir anda  onun üstüne yürümenin ne anlamı olabilir ki!.

 

Bakın, böyle durumlarda bizim halkımızın geliştirdiği çok kuvvetli bir silahı vardır: Geri çekilir gibi yapar, ama hiç teslim olmaz, bu arada da usul usul karşı tarafın altını oymaya devam eder; öyle ki, bir de bakarsınız karşı taraf en güçlü olduğunu sandığı bir anda boşlukta kalıvermiş!..Bu silahı zamanında ben de kullandım ve de hiç pişman değilim!.. 

 

 



[1]Kapitalizm Batı’da feodal toplumun bağrında gelişirken, bu gelişme Türkiye’de, Osmanlı artığı devletçi bir düzenin içinde oluyor. Yeni toplumun güçleri, Batı’da feodallere karşı mücadelenin içinden çıkıp gelirlerken, bu mücadele Türkiye’de  onun yerini tutan Osmanlı artığı antika bir Devlet Sınıfına karşı veriliyor...

 

.

Facebook Yorumları

Kod8
7.7.2018
POPÜLİZMİN “SAĞI” “SOLU”?..
28.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE KAPİTALİZMİN KENDİ DİYALEKTİK İNKARINI YARATMASI...
19.6.2018
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDEKİ DÜNYA...
10.6.2018
HDP BARAJI AŞARAK PARLAMENTOYA GİRMELİDİR!..
9.5.2018
NEREDE BULUNUYORUZ, BU NOKTAYA NASIL GELİNDİ?..
2.5.2018
GÖZDEN KAÇMAMASI GEREKEN İKİ ÖNEMLİ HABER…
10.3.2018
„KADINA ŞİDDET ARTMIŞ“, PEKİ NEDEN?..
20.2.2018
DÜNDEN BUGÜNE ÇIKAN YOL VE SINIF MÜCADELELERİ...
23.1.2018
Türkiye’nin dış politikası yanlış mi idi, ya da nerede hata yapıldı da yolumuza bugün bir Afrin çıktı?...
23.11.2017
NATO NEDİR… O BİR SOĞUK SAVAŞ ÖRGÜTÜ DEĞİL MİDİR?..
15.11.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİNİN KENDİ İÇİNDEKİ MUHALEFET, YA DA YENİ SOL...
10.10.2017
BU DA BİR ETYEN ELEŞTİRİSİ...
8.10.2017
TOPLUMSAL “YORGUNLUK” ÜZERİNE!..
5.10.2017
KÜRESELLEŞME SÜRECİ VE BAĞIMSIZLIK TALEPLERİ...
2.10.2017
20.YÜZYIL’DAKİ ANLAMLARIYLA “SAĞ”-“SOL”DİYE BİRŞEY KALMADI ARTIK!..
12.9.2017
BEN, “KENDİ KARŞITINI YARATARAK VAROLMAK” DİYALEKTİĞİNİ ŞERİF MARDİN’DEN ÖĞRENDİM...
24.7.2017
HAKLIYKEN HAKSIZ DURUMA DÜŞMEK!..
15.7.2017
27 MAYIS’TAN 15 TEMMUZ’A... DARBELER BİLİNİYOR MUYDU?..
7.7.2017
"ADALET"İN BU MU DÜNYA!!..
24.6.2017
AK Partinin ve „reisin“ çelişkisi, neden „patinaj yaptıklarının „ açıklaması...
16.6.2017
CHP VE "KONTROLLÜ DARBE" ANLAYIŞI!..
27.5.2017
Dil konusu çok önemli...
13.5.2017
Türkiye olayı 21.yüzyıl paradigması içinde göremiyor!..
8.5.2017
Ve Denizler Filistinden dönüyorlar, onlarla Ankara’daki buluşma!..
15.4.2017
Nerede bulunuyoruz, devrim’de devrim ne anlama geliyor?..
3.4.2017
İşin özünde merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartışmaları var!..
1.4.2017
Bugünlerde birkere daha benim daha önceki yazıları okuyun, bir de Alper'in şu son yazısını!..
12.3.2017
‘Ecdadımız’ edebiyatı ile yeni Türkiye inşa edilemez!..
19.8.2015
„KÜRT SORUNU“ SADECE KÜRT SORUNU DEĞİLDİR!...
12.8.2015
Hani ABD'den AB'ye kadar bütün o "Batılı emperyalist güçler" "Türkiye’yi bölmeye çalışan" bir "üst akılı" temsil ediyorlardı!!..
9.8.2015
Önemli olan nedir, PKK’nın ne istediği mi, yoksa ne yapılmasi gerektiği mi?
6.8.2015
Aç tavuk rüyasında darı görür
26.7.2015
İŞTE BU!..
21.7.2015
CEMİL MERİÇ VE ONUN “AYDINLARI” ÜZERİNE!..
13.7.2015
Nasıl bir eğitim sistemine ihtiyacımız var
5.7.2015
SURVİVOR ALL STAR!..
3.7.2015
Kimse kendini aldatmasin
29.6.2015
Devrimin ikinci aşamasına giden yol “tarihsel uzlaşma”dan geçiyor!..
25.6.2015
AÇIK KONUŞALIM!...
23.6.2015
AK PARTİ- HDP İLİŞKİSİ VE ÇÖZÜM YOLU!...
21.6.2015
Weimar’a karşı Prusya’yı “restore” etme hayali yok olmasa da artık eskisi kadar aktüel değil!
18.6.2015
Demirel gerçeğini kavramadan 12 Mart'ı açıklayamazsınız!!
14.6.2015
Neredeyiz, neyi-neleri tartışmalıyız, AK Partililere mektup?...
9.6.2015
AK PARTİ VE HDP İÇİN TEK ÇIKIŞ YOLU:
8.6.2015
Şimdi bahane bulma sırası AK Parti’nin Jakobenlerinde mi?...
8.6.2015
LAFI UZATMAYA GEREK VAR MI!!...
5.6.2015
"Taraf olmayan bertaraf olur" mantığı nasıl bır mantıktır?
31.5.2015
21.YÜZYIL VE FETİH DİYALEKTİĞİ!..
28.5.2015
27 Mayıs 2015’te sürecin neresindeyiz?..
26.5.2015
Derin AK Parti konuşuyor!
20.5.2015
Mevlana-Şems aşkından Sancak-Erdoğan aşkına!..
11.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-5
8.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-4
6.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-3
4.5.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-2-
30.4.2015
Merkeziyetçilik, adem-i merkeziyetçilik tartişmalari üzerine-1-
24.4.2015
Tarihle hesaplaşmadan burjuva devrimi tamamlanamaz!..
21.4.2015
Yeni bir „toplum sözleşmesi“ancak „tarihsel uzlaşmayla“ mümkündür!.
15.4.2015
HAYRET Kİ NE HAYRET!!..
14.4.2015
Neden HDP’nin baraji aşmasini istiyorum!..
8.4.2015
İdeolojik virüs bütün hızıyla yayılmaya devam ediyor!..
31.03.2015
Önemli olan ne söylediğin değil, nerede durduğun!..
28.03.2015
BİRAZ DA GÜLERKEN DÜŞÜNELİM!!
27.03.2015
Bakın işte mesele bu!
21.03.2015
Başkanlık sistemi tartışmaları: Amaç nedir?
14.03.2015
12 MART’TAN GÜNÜMÜZE...
08.03.2015
Yaşanılmaya başlanan süreç devrimin ikinci aşamasına ilişkindir!..
26.02.2015
Geleneklerimize-kültürümüze uygun Türk tipi Başkanlık sistemi…
24.02.2015
DEVLET VE İDEOLOJİ..
20.02.2015
ŞU “EMANET” MESELESİ!..
04.02.2015
Ey devlet sen nelere kadirmişsin, pes doğrusu!..
30.01.2015
Yunanistan ve Türkiye..
28.01.2015
Herşey küreselleşme sürecinin özünü kavrayabilmekle ilgili!..
14.01.2015
“Allah’ın tuzağı” (enfal.30) nedir
08.01.2015
“STRATEJİK DERİNLİĞİMİZİN” DERİNLİĞİ!..
06.01.2015
“stratejik derinliğin” derinliği!..
25.11.2014
Kobani PKK için neden önemli!..
10.11.2014
AK parti ideologlarıyla aramızdaki fark
04.11.2014
Necip Fazıl ödülü üzerine..
30.10.2014
Cumhuriyeti neden kutluyoruz ..
27.10.2014
AK Parti iktidar olduğu halde neden halâ „mağdur“ rolünü oynayabiliyor da, CHP muhalefette olmasına rağmen halâ „muktedirleri“ oynuyor!!..
19.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... SON
17.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 2
15.10.2014
Nereye geldik, nerede duruyoruz... 1
05.10.2014
Kurban bayraminin özü-diyalektiği nedir hiç düşündünüz mü?
26.08.2014
"Stratejik derinlik" kavramı üzerine düşünceler!..
14.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 2
11.07.2014
Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı ne anlama geliyor?.. 1
20.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 2
18.06.2014
Kendini feda etme duygusu... 1
03.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? SON
01.05.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 2
29.04.2014
“Kapitalizme alternatif islami yeni bir sistem” mi geliyor? 1
17.03.2014
Ne oluyor?
12.03.2014
“Tarihi Uzlaşma”
02.02.2014
Ulus-devlet kabuğu gelişmekte olan ülkelerde de çatlıyor..
29.01.2014
Şu, küresel sermaye-milli sermaye konusu!..
26.01.2014
Yol ayırımı: Kemerlerinizi iyi bağlayın, türkiye bir viraja girdi savrulma tehlikesi var!!..
20.01.2014
Siz bu kafayla, “yedirmeyeceğiz” “yedirmeyeceğiz” derken Erdoğan’ı yedireceksiniz!
13.01.2014
Bu nasıl bir ittifak olacak, ne işe yarayacak?..
31.12.2013
Aklımızı başımıza toplayalım!..
26.12.2013
Sadece Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı mı “yanıldı”?
21.12.2013
“Devlet”, “paralel devlet”, sivil toplum-yeni Türkiye diyalektiği..
14.12.2013
MİLLİ İRADE NEDİR..
1.12.2013
Gülen Hareketi-AK Parti ilişkisinin diyalektiği!..
26.11.2013
Ortadoğu’da yeni dengeler, Rojawa, Barzani, PKK, Türkiye..
22.11.2013
NEREYE GİDİYORUZ!..
0811.2013
Bir süre önce „nereye geldik, ne yapmalı“ demiştik, şimdi neden şaşırıyoruz!..
05.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği SON
04.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği- 4
03.11.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-3
31.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-2
30.10.2013
Osmanlı’dan bu yana Türkiye’de kapitalizmin gelişme diyalektiği-1
19.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (SON)
18.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (3)
17.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (2)
16.09.2013
Pozitivizmin bilimsel ve felsefi temelleri.. (1)
08.09.2013
Pozitivizm nedir? - SON -
07.09.2013
Pozitivizm nedir? - 3 -
06.09.2013
Pozitivizm nedir? - 2 -
05.09.2013
Pozitivizm nedir? - 1 -
01.09.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 2
31.08.2013
„MAHALLE BASKISI“ NEDİR? 1
28.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? 2
26.08.2013
Devrim-doğum olayı- nedir, yeni eskinin içinden nasıl çıkıp geliyor? - 1
21.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 3
20.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi.. 2
19.08.2013
Diyalektik materyalizmin ve marksist devrim anlayışının eleştirisi..
18.08.2013
İki adım ileri atıldı, şimdi bir adım geriye!..
14.08.2013
Liberaller ne kadar liberal..
11.08.2013
Makas değişimi olayı biraz daha karmaşık!..
06.08.2013
20.yy'la 21.yy arasındaki fark
05.08.2013
Hani ne oldu şimdi o 20.yy kalıntısı teoriler?..
02.08.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?... 2
31.07.2013
Özgürlük nedir, Özgür irade nedir?...
26.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (2)
24.07.2013
Hem ulusalcı, hem de küresel demokratik devrimci olmak mümkün müdür? (1)
23.07.2013
Nerede duruyoruz, ne tarafa doğru gideceğiz!...
20.07.2013
Kültürler arası etkileşim ve bilişsel ortak kimlik üretimi..
18.07.2013
Kime karşı mücadele edeceğiz? ulus devlet-küresel sermaye ilişkisi..
16.07.2013
Namazın, duanın, şükür ve sabırın diyalektiği..
15.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. SON
14.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (5)
13.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (4)
12.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. (3)
11.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 2)
10.07.2013
„Alevi sorunu“nun tarihsel-felsefi kökenleri.. ( 1)
09.07.2013
“Gelinim sana söylüyorum kızım sen anla “
04.07.2013
Mısır’da darbe ve Cumhurbaşkanı Mursi’nin çağrısı..
02.07.2013
Nereye geldik, ne yapmalı!..
27.06.2013
ŞİMDİ TAM DEMOKRATİKLEŞME ZAMANIDIR!
25.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (4
24.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (3)
23.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (2)
22.06.2013
Dikkat! bu, küreselleşme sürecine karşı bir ulus devlet saldırısıdır!. (1)
20.06.2013
“FAİZ LOBİSİ” İMANA MI GELDİ DERSİNİZ!..
18.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!..(2)
16.06.2013
Herkes için gezi parkı dersleri!.. (1)
11.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA...“ 2
10.06.2013
II.MAHMUT’TAN GÜNÜMÜZE " BATILILAŞMA ...“ (1)
08.06.2013
“Faiz lobisine” karşı mücadeleye evet,ama...
06.06.2013
ERDOĞAN, NE YAPMALI!..
04.06.2013
“Nedir bu olup bitenlerin anlamı” mı diyorsunuz!..
03.06.2013
„İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (2)
02.06.2013
İTTİHATÇILIK“ DEYİP GEÇMEYELİM (1)
1.06.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur!
30.05.2013
Kültürler arası çatışma medeniyet değiştirme olayının sonucudur! (1)
29.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(3) SON
27.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(2)
26.05.2013
Mısır, Tunus, Libya ve Suriye devrimleri…(1)
23.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (2)
21.05.2013
20.YY kalıntısı bütün statüko güçlerini şaşkına çeviren Türkiye’nin karşı konulamaz yükselişi! (1)
20.05.2013
Bilgi toplumuna giden süreçte sivil toplumun yaptırım gücü küresel vicdandandan kaynaklanıyor!..
18.05.2013
Statüko mühendislerinin işi gerçekten çok zor!..
15.05.2013
Bir kere daha ne yapilmali sorunu!..
14.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (SON)
13.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (4)
12.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (3)
10.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (2)
09.05.2013
Osmanlı devletinin ruhu halâ yaşıyor !.. (1)
07.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor SON
06.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 3
05.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 2
04.05.2013
Demokratik Cumhuriyete giden yolda yeni bir açılım gerekiyor 1
30.04.2013
İttihatçı liberalizm üzerine!..
28.04.2013
Uluslaşırken küreselleşmek!..
27.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … (SON)
26.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 3
25.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 2
24.04.2013
Globalleşme sürecinde “sağ”,“sol”,“ilerici”,“gerici” nedir … 1
21.04.2013
Türkiye’de neden sol, ya da sosyal demokrat bir hareket yok!
19.04.2013
Nerede bulunuyoruz? devrimin önündeki acil sorun!..
18.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (4)
17.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (3)
16.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (2)
15.04.2013
Bilişsel psikoloji açısından kimlik sorunu: (1)
11.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (5)
10.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (4)
09.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (3)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyaset konuşsun" (2)
08.04.2013
ÖCALAN’IN 21 MART ÇAĞRISI:"Artık silahlar sussun,fikirler ve siyaset konuşsun" (1)
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8