Neşet Ertaş (2)


05.10.2012 - Bu Yazı 3626 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dünyaca ünlü, Pakistanlı Müslüman şair, filozof Muhammet İkbal’e (1873-1938), ülkenin ileri gelen İslamcı kanaat önderleri, randevu ile gelerek: “Üstat! Ümmet-i Muhammed’in iyiliği için neler yapabiliriz; yüksek fikirlerinizi, tavsiyelerinizi almaya geldik” demişler. O da: “Ümmet-i Muhammed’e Müslüman olmadığınızı söyleyin” demiş.

Bilmem anımsıyor musunuz; ben de bir yazımın sonunda bu kimseler için: “Allah’a inanın, inanmak iyidir, Müslüman olun” demiştim.

Mesela şu kardeşimiz ve benzerleri, Müslüman olmadıklarını, İslami kimlikle söylemediklerini deklare etseler Ümmet-i Muhammed’e iyilik mi etmiş olurlar kötülük mü?

Merhum Üstat Neşet Ertaş’ın, mezarında daha eti bozulmadan, hakkında ileri geri konuşanlar...

Bakınız mesela iş bu İskender Pala, bir “fenomen”, bir “vak’a”.

Diyor ki: “...erotizmin, nezih ve zarafete bindirilmiş kısmı başımla beraber, heyecan duyar, lezzet alırım.” Ondan sonra Üstad’ın şu muhteşem türküsünü “nezih ve zarafete bindirilmemiş” erotizm için örnek veriyor:

 

“Gönül dağı yağmur boran olunca

Akar can özümden sel gizli gizli

Bir tenhada can cananı bulunca

Sinemi yaralar dil gizli gizli”

‘Bir tenhada can cananı bulunca’yı nereye kadar düşlersen düşle” diyor.

Buradan ilk anlaşılması gereken, bi defa Hoca’nın erotizmi de bilmediği. Çünkü erotizm, zaten nezih, zarif olan şeklidir cinselliğin.

Size ne diyorum: Fenomen. Çocuklarımızı bunlar mı okutuyor... Bunları kim prof yaptı... Mübarek, hezeyan etmeye edeceksin bari başka türkülerle et. Bula bula bunu mu buldun; içinde değil erotizm, “nezahet ve zarafete bindirilmiş” şekli bile yok.

Allah aşkına bu muhteşem türküyü yaklaşık kırk yıldır dinliyorsunuz: dinlerken hanginizin şeyi şey oldu; size soruyorum. Yoksa ağladınız mı? En azından iç mi geçirdiniz. Ne iş.

Üstat, açıkça “can cananı bulunca” derken, sine diyor, yara diyor, dil diyor, Hoca bundan tahrik oluyor. Herhalde oradaki “dil”i pornografideki dil olarak okuyor. Üstelik edebiyatçı. Özellikle divan edebiyatı uzmanı. Merhum Mehmet Akif’in şahitliğiyle soruyorum: İşbu “oğlanla şarap”tan ibaret divan edebiyatını nasıl ayıklıyor, nasıl okutuyor acaba. Neşet Ertaş’a söylediğini bu edebiyat için de söylüyor mu?

Bıraksanız eline bir mühür alıp şu caiz bu değil diyerek bize dinlemek için birkaç tane takyan türküsü bırakacak.

Hoca dersine iyi çalış: Bir milletin folkloruyla uğraşmak, o milletin diniyle uğraşmaktan farksızdır. Kaldı ki bizim müziğimiz esasen hüzün ağırlıklıdır.

Bunların kim olduğunu ben bilemiyorum; bilen varsa beri gelsin.

***

Üstadımıza dönelim...

Şu “Gönül Dağı”.

Öyle bir hata ki, hemen herkes Hicaz çalıp söylüyor. O zaman başka bir beste dinlemiş oluyorsunuz; çünkü Hicaz değil Uşşaktır. Yanılmamak da zor, çünkü Üstat bunu icra ederken, evet, Uşşak çalıp söylüyor ama parmaklarının okşamadığı arıza (diyez-bemol) kalmıyor. Bu türkünün icazı (birçoğunda olduğu gibi) iş bu basitlikle çetinliğin birarada olmasında.

Ritmi de öyle; teknik olarak aklımda yanlış kalmadıysa 2/4 lüktür. En basit mızrap; bir aşağı bir yukarı. Çok basit; çok zor: otuz küsur yıldır üzerinde çalışıyorum hâlâ eksiklerim var: çünkü Üstadı bir kez olsun bu türküyü çalarken seyretmedim. (Bu paragrafta teknik hatalarım varsa bilenler bağışlasın; teknik olarak musikiyle ilgilenmemin üzerinden en az kırk yıl geçti.)

Bunu bildiği için olsa gerek bir söyleşide: “Yapıtlarınız destan oldu herkes çalıp okuyor; mutlusunuz herhalde” diye sorulduğunda Üstat, “Çok mutluyum, çok mutluyum da eserlerimi çalanlar n’olur benim bastığım perdelere bassınlar” dedi.

Has şair, hatta filozof nasıl özetlenemezse, Neşet Ertaş da taklit edilemez. Nedeni, o, bu yapıtları düşüne taşına yapmadı; sabah namazı vaktine doğru maveradan geleni bize iletti.

Çalarken, okurken kendi ayakları yerden kesildiği için, dinleyenlerin de ayaklarını yerden kesiyordu. Dinleyiciyi kendi dünyasından çıkarıp ötelere atıyordu. İşte onun yapıtlarını bu duygu durumu olmadan asla icra edemezsiniz. Edersiniz ama dinleyicide onun bıraktığı duygu durumunu yaratamazsınız.

Hatta akrabalarından, parmakları belki ondan daha seri, hançerelerini de ona benzeten Neşet Ertaş’çılar çıktı. Bulun dinleyin; Neşet Üstad’ın sizi sürüklediği yere sürüklemezler.

Malatya Hürriyet Aile Bahçesi’nde çalıp okuyor. “Ne güzel yaratmış seni yaradan”ı çaldı. Bir kuple okuduktan sonra sazı sözü bırakıp, mikrofondan: “Oyun havası çalıyox; niye çapıx çalmıyonuz”dedi sitemle. Döndü aile tarafına: “Analar! Bacılar! Oyun havası çalıyox; niye çapıx çalmıyonuz?”

Bahçede kim varsa uçurduğunu, oyun havası çalarken bile duygulandırdığını bilmiyordu.

Sanatta edebiyatta, sorun, sahte peygamberlerle sahicilerinin ayırdına varabilmekte.


muratkapkiner44@gmail.com

.

Facebook Yorumları

reklam
21.02.2014
İki Mevlâna var Ekrem; bildiğini konuş tamam da…
13.02.2014
Ötanazi
07.02.2014
Evet; intihar ediyoruz ve evet yangına körükle koşuyorum
07.01.2014
Özür ve pazarlık
11.12.2013
Hak sözle batıl murad ediliyor
13.11.2013
Ahlak üzerine
07.11.2013
Fate'nin nikahı
31.10.2013
Niye metroda öpüşün demedin de aşık olun dedin' yargılaması
25.10.2013
Süslümanlar
09.09.2013
İhtilaf - İttifak/İtilaf
05.09.2013
Orospularla palyaçolar
02.07.2013
(TARAF’IN ALTERNANS EĞRİSİ)
21.06.2013
Neşet Ertaş'ı anma gecesi ve Ege
07.06.2013
İlk ciddi kalkışma
13.03.2013
Serdar Kaya'ya ikinci reddiye
13.03.2013
Serdar Kaya'nın Taraf'ta yayınlanan seri yazılarına reddiye
21.12.2012
‘Yaşamım kısa ama güzel oldu’ Danton
14.12.2012
İstatistikler ve intiharlar
07.12.2012
Ombudsman bir Ermeni yurttaşımız olmalı
30.11.2012
Akıl oyunları ya da kalbini kırmadan adam öldürmek
23.11.2012
Adaşım, Belge Ağabey’le sohbet
16.11.2012
Özgür birey üzerine
09.11.2012
Başkent’te bir hidayet imamı, yani Kant onun Hıristiyan versiyonuydu (2)
02.11.2012
Başkent’te bir hidayet imamı, yani Kant onun Hıristiyan versiyonuydu (1)
26.10.2012
Kumarcının kumarcıya borcu olmazmış
19.10.2012
Eğitim değilse de öğrenim şart
05.10.2012
Neşet Ertaş (2)
28.09.2012
Hz. Neşet Ertaş
21.09.2012
Hırsızın hiç mi suçu yok
14.09.2012
Bütün gelişmiş ülkelerin seri katili var; bizim niye olmasındı
11.09.2012
İslamcı medyada Taraf’ı karalama kampanyası
07.09.2012
Cihat mı dedin Xalo(*)
31.08.2012
Tesadüf mü dediniz...
24.08.2012
Roni Margulies kimdir
17.08.2012
Açlığın ötesindeki anlam
10.08.2012
Evliya
03.08.2012
‘Mâkâlat’ta kadın bilgeliği
27.07.2012
Godot’yu beklerken (+18)
20.07.2012
Polis ya da git bildiğin yere...
13.07.2012
Diyanetin cinayeti
06.07.2012
BİR HARF KAYBETTİM; HESAB EDİN Kİ DAHA NELER KAYBETMİŞİM
29.06.2012
Kadınlar
22.06.2012
Bir Kafdağı masalı (aşka dair)
15.06.2012
Biraz daha özen lütfen
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı