Godot’yu beklerken (+18)


27.07.2012 - Bu Yazı 4293 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bozo(n) geldi. Bildiğiniz gibi Beckett’çiler Godot’nun Tanrı olduğu konusunda hemfikir. Sanırım şunda da hemfikir: Godot (Tanrı) gelmemekte. Bu konuda bir yazı yayınlamış şunları söylemiştim:Godot geliyor ama Bozo şeklinde, negatif Tanrı olarak geliyor.

Yanlış anlamışsam siz düzeltin: Atomun parçalanmasıyla bilim, maddenin enerjiye çevrilebildiğini göstermiş oldu. Şimdi bu CERN de enerjinin maddeye çevrilebileceğini, anladığım o ki, kanıtlamış oldu.

Bu buluş, benim için penisilinin bulunmasından daha heyecan verici bir şey değil.


Tanrı parçacığı.
 Ben bunun bir metafor olduğu kanısında değilim. Daha doğrusu şu: Yazılıp çizilenlerden, yorumlardan bana öyle geliyor ki kimileri bu buluşu ateizmin kanıtlanmasına yoruyor:

Tanrı parçacığı. Ötesini söyleyeyim: Büyük Patlama tam olarak açıklanırsa Tanrı da açıklanmış olacak gibi bir şeyi mi demeye getiriyorlar acaba? Buluşun sahibi bilim adamı, ate olduğu hâlde şöyle demiş: “Bu Tanrı Parçacıkları takdimi beni rahatsız ediyor, çünkü inananları rahatsız eder.” Bu, sizce şunu da içermiyor mu: İnananların dünyası yıkılmaya yıkılmıştır da ben efendi ve saygılı biri olarak onları bu acılı günlerinde üzmek istemem.

Ben gene de iç sesime uyup kimin ne demek istediğini çok iyi anladığımı söyleyerek tartışmaya gireyim. Şunu demek istiyorlar sanırım: Patlama’yı kanıtlayıp, saptayıp, teyit edip sizin Tanrı’nızı açıklamış olduk; gördüğünüz gibi. Oysa Dostoyevski bizim kabiledendi ve diyordu ki: “İsa (Tanrı)’nın gerçek olmadığı matematiksel olarak ispat edilse, ben yine de İsa’dan yanayım.” Bu İnanç abidesinin vahyi doğrusunu şimdilik unutup, kaldığım lisan ile devam edeyim.


Kardaş sen Patlama’yı açıkladın; Patlatan’ı değil ki.
 Bulduğun şeyin daha önce bilinmeyen tükenmezkalemin, televizyonun bulunmasından hiçbir farkı yok. Beni hiç ama hiç heyecanlandırmıyor. Çünkü yarın sen beni ışınlarsın, gökyüzünde şairane seyredebileceğim bir başka Ay da oluşturabilirsin: ne olayım heyecanlanırsam.

Bu bilim denen şey konusunda yıllar önce İslamcılara nasihatler çekmiştim (sanıyorum başlarını o yıllar İsmet Özel çekiyordu): Bilim İslam karşıtıdır. Hasta olan tedavi edilmemeli, ölmeli vs. Yavrum!


Gülüm!
, demiştim o yıllar; seni anlıyorum; tabii seleksiyondan, eko dengeden bahsediyorsun. Ama sen dinozor, aslan, antilop değilsin ki. Sen insansın. Merhametin var. Yaralı parmağa işemek zorundasın.

Ayrıca senin (benimki gibi) penisilinle ölümden dönmüş dört yaşında bir oğlun hiç olmamış anlaşılan.

Bu paragrafı, eğer mümkünse, beni yanlış anlamayasınız diye yazdım.

İşin içine kenarından ortasından ilahiyatı karıştırmasalar ben bu yazıyı yazmayacaktım. İyi ki de öyle yapmışlar da ben de sizlere kanaatlerimi paylaşma olanağını buldum.

Dünyanın erkekli dişili yetişkin nüfusunu bilmiyorum ama (şöyle sallarsam) her halde bir beş milyar var. Salt insan nüfusu. Buna hayvanları da katarsak; varın siz hesap edin.

İki buçuk milyarı insanınki olmak üzere her an sayısız milyar, Büyük Patlama’ya tanık oldukları hâlde, bu bilim adamları hangi Büyük Patlama’yı arıyor diye, cümle samimiyetimle (ve elbet cehaletimle) soruyorum.


Elan Büyük Patlama’larla süregiden, ve/veya büyük patlamalardan ibaret olan varoluşu es geçip bilinmez, bilmem kaç milyar yıl öncesinin bir Büyük Patlama’sının niye peşindedirler?
 Kendi Büyük Patlama’sının ayırtına varamamış, birileri mi beni heyecanlandıracak: kendisi yaşamı boyu kendi patlamasından heyecanlanmamış; ne iş dememiş.

Bunlar hurafeci: sizi bugününüzden savurmak istiyorlar. Cansızlar konusundan emin değilim amainsan, hayvan ve nebatın karşı cinslerinin her bir çiftleşmesi birer Büyük Patlama’dır: Yoktan var eder, enerjiyi kütleye, kütleyi enerjiye çevirir. Kendinden, bu gününden, varoluşundan bu kadar mı savruldun: bilmem kaç milyar yıl.

Bilim bana penisilini bulsun. Radyolojiyi bulsun, böylece çocuklarımız ölmesin ama bu yaygara ne?

Ne bulursan bul; sonunu bulamayacaksın. İzah nokta-i nazarından, madem bir yerde susmak zorunda kalacaksın; işin başında yaratılışa şairane bakışla hayran olup hayret etsene.

Fıkra şu: Bilginler toplanıp Tanrı katına çıkmış, “bilgimiz o kadar genişledi ki artık biz de sen ne yaratırsan aynısını yaratırız” demişler. “O hâlde bir Âdem yaratın bakalım” demiş Tanrı. Bilginlerin lideri yerden eline bir avuç toprak alınca, Tanrı, “Hoop!” demiş, “kendi malzemenizle, kendi malzemenizle...”

Fizik, kimya, biyoloji vs. her ne ile ne yaparsanız yapın, O’nun malzemesi üzerinde çalışıyorsunuz ve O’nun yasaları ile yapıyorsunuz. Işık O’nun, karanlık O’nun, enerji O’nun, kütle O’nun, olmayan da O’nun. Her şey O’nun.

Bütün bunlarla belki de şunu demek istedim: Biz bu dünyaya milyar yıl önce ne oldu onu anlamak için değil; bugünümüzü, kendimizi, dolayısıyla Tanrı’yı anlayabilmek için gönderildik.

Dr. Alexis Carrel, İnsanın en cahili olduğu şey insandır diyordu.


mazlummurat55@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
21.02.2014
İki Mevlâna var Ekrem; bildiğini konuş tamam da…
13.02.2014
Ötanazi
07.02.2014
Evet; intihar ediyoruz ve evet yangına körükle koşuyorum
07.01.2014
Özür ve pazarlık
11.12.2013
Hak sözle batıl murad ediliyor
13.11.2013
Ahlak üzerine
07.11.2013
Fate'nin nikahı
31.10.2013
Niye metroda öpüşün demedin de aşık olun dedin' yargılaması
25.10.2013
Süslümanlar
09.09.2013
İhtilaf - İttifak/İtilaf
05.09.2013
Orospularla palyaçolar
02.07.2013
(TARAF’IN ALTERNANS EĞRİSİ)
21.06.2013
Neşet Ertaş'ı anma gecesi ve Ege
07.06.2013
İlk ciddi kalkışma
13.03.2013
Serdar Kaya'ya ikinci reddiye
13.03.2013
Serdar Kaya'nın Taraf'ta yayınlanan seri yazılarına reddiye
21.12.2012
‘Yaşamım kısa ama güzel oldu’ Danton
14.12.2012
İstatistikler ve intiharlar
07.12.2012
Ombudsman bir Ermeni yurttaşımız olmalı
30.11.2012
Akıl oyunları ya da kalbini kırmadan adam öldürmek
23.11.2012
Adaşım, Belge Ağabey’le sohbet
16.11.2012
Özgür birey üzerine
09.11.2012
Başkent’te bir hidayet imamı, yani Kant onun Hıristiyan versiyonuydu (2)
02.11.2012
Başkent’te bir hidayet imamı, yani Kant onun Hıristiyan versiyonuydu (1)
26.10.2012
Kumarcının kumarcıya borcu olmazmış
19.10.2012
Eğitim değilse de öğrenim şart
05.10.2012
Neşet Ertaş (2)
28.09.2012
Hz. Neşet Ertaş
21.09.2012
Hırsızın hiç mi suçu yok
14.09.2012
Bütün gelişmiş ülkelerin seri katili var; bizim niye olmasındı
11.09.2012
İslamcı medyada Taraf’ı karalama kampanyası
07.09.2012
Cihat mı dedin Xalo(*)
31.08.2012
Tesadüf mü dediniz...
24.08.2012
Roni Margulies kimdir
17.08.2012
Açlığın ötesindeki anlam
10.08.2012
Evliya
03.08.2012
‘Mâkâlat’ta kadın bilgeliği
27.07.2012
Godot’yu beklerken (+18)
20.07.2012
Polis ya da git bildiğin yere...
13.07.2012
Diyanetin cinayeti
06.07.2012
BİR HARF KAYBETTİM; HESAB EDİN Kİ DAHA NELER KAYBETMİŞİM
29.06.2012
Kadınlar
22.06.2012
Bir Kafdağı masalı (aşka dair)
15.06.2012
Biraz daha özen lütfen
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8