Murat Sevinç

www.gazeteduvar.com.tr



Bookmark and Share

Bu sistemin sürme ihtimali yok!


22.01.2020 - Bu Yazı 229 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 CHS (Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi)’nin ‘sahipsizliğine’ dair ikinci yazıda konuyu 1982 Anayasası ve AKP’li yıllara dek getirmiştim. Oradan devam…

1982 Anayasası hükümet sistemini terk etmedi, ancak parlamenter sistemin ilkelerine/ruhuna aykırı biçimde, yürütmenin cumhurbaşkanı kanadını güçlendirdi. Dönemin başlıca anayasal tartışmalarından biri, cumhurbaşkanının yetki ve görevleri bağlamında hangi işlemlerin tek başına, hangilerinin karşı-imza ile yapılacağı konusuydu. 

Bir önceki yazıda özetlemeye çalıştığım gibi Anayasa’nın konuya ilişkin düzenlemeleri, cumhurbaşkanlığının ‘yansızlığı’ konusunu büyük ölçüde devlet başkanlarının kişiliğine bırakmıştı. 1961 Anayasası yıllarından farklı olarak, Ahmet Necdet Sezer dışındakilerin tümü önemli siyasi kişiliklerdi. 

Bana kalırsa hemen hepsi görev süresi içinde ‘olabildiğince’ yansız davranmaya çalıştı. Daha doğrusu, yansız görünmeleri gerektiğinin farkındaydılar. Sistemin ruhuna en uygun çalışan isimler Sezer ve Gül’dü, ancak her ikisi de farklı gerekçelerle görevlerinin bir aşamasından sonra yansızlıklarını gerektiği gibi korumadılar ya da koruyamadılar. Fakat Türkiye ‘ilkesizlik cehennemi’ olduğu için, iki isim övgüyü ve eleştiriyi hak ettikleri nedenlerle almadı! 

Abdullah Gül, ona karşı olanlarca ‘noter’ gibi davranmakla suçlandı; oysa sistem o şekilde davranmasını gerektiriyordu. Sezer ise görevinin sonlarına doğru ‘noter’ gibi davranmadığı için sevenleri tarafından çok takdir edildi, oysa tutumu doğru değildi. Her neyse, sonunda Türkiye öyle bir cumhurbaşkanı ile tanıştı ki, ‘noterlik’ tartışması ilelebet sona erdi! 

AKP dönemi anayasa macerasındaki en kritik yıl 2007. Belki de iktidarının en uzun yılıydı bu. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) o berbat 367 kararının ardından yapılan erken seçimde AKP oyları yüzde 47’ye yükseldi. Aceleyle anayasa değişikliği hazırlandı ve bu arada Abdullah Gül, barajı geçen MHP’nin desteğiyle cumhurbaşkanı seçildi. Sonbaharda anayasa değişiklikleri halkoylamasına sunuldu ve cumhurbaşkanını halkın seçmesine ilişkin hüküm böylece kabul edildi. Halk tarafından seçilme (aslında başkanlık) Türkiye sağının büyük hayaliydi, AKP’ye kısmet oldu! 

Ayrıca bu dönem, öncekilerden farklı olarak (örneğin AB’ye uyum hedefi) iktidarın kendi siyasi hedefleri doğrultusunda değişiklik yapma alışkanlığının da başlangıç yılıydı. Süslü bir paket içindeki AYM ve Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kadrolarını ele geçirmek için yapılan 2010 değişiklikleri, AKP dışındaki bazı siyasi aktörlerce (başta sermaye!) ve ayrıca AB tarafından desteklendi. 

O dönem bazı Avrupa kurumlarından gelen bir iki kişi, değişiklik paketi ile ilgili benimle de (Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde) küçük bir görüşme yapmış; yanıtlarım karşısında ‘darbe anayasasını savunan Kemalist’ olduğum kanaatini hissettirerek odamdan ayrılmıştı! 2010 değişikliğine karşı çıkan herkese, ‘darbe sever katı Kemalist’ tanısını koymak, dönemin kimi üstün zekalı memleket okumuşunda da yaygın davranış kalıbıydı.

AKP 2007’de yukarıda söz ettiğim anayasa değişikliğini yaparken, halihazırdaki cumhurbaşkanının (Gül) görev süresi  konusunu ‘bilinçli’ olarak havada bırakmıştı. Abdullah Gül, beş yıl mı yoksa yedi yıl mı görevde kalacaktı? Burada anlatmaya gerek duymadığım anayasa  yorumları gereğince, Gül’ün görev süresinin 2012’de bitmesini gerektiriyordu. Ancak bu kabul edilmeyerek sürenin 2014’te tamamlanacağı kabul edildi ve 2014’te, tarihimizin ilk halk tarafından cumhurbaşkanı seçimi yapıldı. Erdoğan seçildi. Yemin edip göreve başlayana dek başbakanlıktan istifa etmediği için, kısa bir süre, aynı anda iki cumhurbaşkanı vardı ve biri aynı zamanda başbakandı!

Erdoğan’ın ilk döneminde, anayasanın öngördüğü cumhurbaşkanı tipini reddeden ve bunu inkar etmeyen bir devlet başkanıyla karşı karşıyaydık. İki seçenek vardı: Ya cumhurbaşkanı anayasaya uyacaktı, ya da anayasa cumhurbaşkanının tercihleri doğrultusunda değiştirilecekti. 

İkincisi yapıldı ve Nisan 2017’deki halkoylamasıyla Türkiye, temel ilkelerini 1909’dan bugüne uyguladığı ‘parlamenter sistem’den vazgeçti. Aklı alır gibi değil hakikaten. Yüz yıllık bir deneyim göz göre göre çöpe atıldı ve yeryüzünde eşi benzeri olmayan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS) kabul edildi. 2018’deki cumhurbaşkanı-TBMM seçimiyle birlikte tamamen yürürlüğe girdi.

Bu, başkanlık olmayan, yarı başkanlık olmayan, parlamenter olmayan bir sistem. ‘Türk tipi başkanlık’ gibi isimler takmaya çalışan olsa da, kişisel olarak ‘tipsiz’ sıfatını tercih ederim! Osmanlı-Türk anayasacılığı tarihsel serüveni, söz konusu acayipliğe ‘Türk tipi’ denilmesine izin vermemeli. Biz bu kadar bedava bir toprakta yaşamıyoruz.

İddiam odur ki, anayasa tarihimize yabancı bir biçimde tercih edilen CHS’nin sahibi yok. Bugüne dek yapılan her anayasa ve anayasa değişikliğinin, talep edeni, destekleyenleri, sınıf mücadelesindeki yeri, müellifleri bellidir. Olup bitenin tarihsel bir açıklaması, mantığı vardır. Oysa son değişiklik öyle görünüyor ki yalnıza bir kişinin istekleri doğrultusunda kabul edildi ve ömrü, o bir kişinin iktidarıyla sınırlı. Bir kez daha hatırlatayım: Bu değişikliği kaleme alanlar dahi kamuoyu tarafından açıkça bilinmiyor! 

Sahipsizliği, AKP’den gönderilen siyasetçilerin daha ilk gün “Biz zaten istememiştik” demesinden de anlaşılıyor. Bu açıklamayı kovulmadan, içtenlikli bir özeleştiriyle yapan ilk ve son isim halihazırdaki bağımsız vekil Mustafa Yeneroğlu. Gerçi o da neden ‘evet’ oyu verdiğini anlamlı biçimde gerekçelendiremedi ama hiç olmazsa diğerleriyle karşılaştırılamayacak kadar açık konuştu.

Önceki yazıda Kemal Gözler’in bir buçuk yıllık sistem dökümünü-eleştirisini önermiştim. Bir kez daha. Gözler bu uzun makalesinde, özetle ve mealen “Beğenmemek bir yana bari düzgün uygulansa, onu da yapamadılar” diyor. Okuduğunuzda sizler de durumun son derece sinir bozucu olduğunu kabul edeceksiniz. 

CHS, kendisinden beklenen hiçbir ‘mucize’yi gerçekleştiremediği gibi, çok sayıda yeni soruna, skandala (örneğin ‘vesayet makamı’ olarak Cumhurbaşkanı’nın, ‘vesayete tâbi’ makam olarak Varlık Fonu’nun başında oluşu gibi mantığa sığmayan durumlar!) ve gayrı ciddi uygulamaya neden oldu. 

Ne iddia edildiği gibi ‘işleri hızlandırdı’ ne de kararların daha rasyonel alınmasını sağladı. Üstelik gözlerin dikkat çektiği, ürkütücü hukukçu amatörlükleri ve bürokratik rezaletler işin cabası. Çünkü nitelikli, işini bilen, temel hukuk bilgisine (belki de kaygısına!) sahip bürokratların sayısı azaldı, azaltıldı. Bu işleri ‘Allahlık’ kadrolar kotarmaya çalıştığı için, yapılan iş de doğal olarak ‘Allah’a emanet!’  

Ezcümle, CHS’nin ‘tek sahibi’ olduğu ve bu nedenle uzun süre devam edebilmesinin mümkün olmadığı kanısındayım. Eğer ilk seçimde iktidar değişirse, CHS de değişecek. Eski iktidar mensupları dahil hiç kimse bu sistemin arkasında durmayacak. 

Ayrıca sistem değişikliğinin iktidar açsından da akıl almaz bir hata olduğunu yazıp durdum uzun süre. Yüzde 20-30’larda oy ile yıllarca iktidar/ortağı olabilecek bir partinin, Türkiye gibi karmaşık bir ülkede kendisini yüzde 50’ye (ve tabii ittifaklara!) muhtaç hale getirmesi akıl alır gibi değildi. 

Bundan sonra ne olur? Ötesi falcılık kuşkusuz, ancak azından zarar gelmez! 

Eğer AKP bir anayasa değişikliği daha yapacak kadar iktidarda kalırsa ve eğer bu partiyi çok yanlış tanımadıysam, ‘yarı başkanlık’ denemek ister. Çünkü Erdoğan’ın, tepkiyi üzerinden alacak bir başbakana, yeniden bir Binali Yıldırım’a ihtiyacı var gibi!

Bu girişim muhalefet tarafından desteklenir mi? Bilinmez tabii, ama kesinlikle desteklenmemeli ve klasik parlamenter sistemde diretmeli. Ancak bu değişiklik talebi, erken ya da değil, mutlaka seçim sonrasına bırakılmalı ve şu anki iktidar-TBMM ile yeni bir anayasa macerasına girilmemeli.

Peki muhalefet parlamenter sistemden yana mı? Şu ana dek İYİ Parti ve CHP dışında bunu yeteri açıklıkta dile getiren olmadı. Anlayabildiğim kadarıyla HDP ve Saadet de benzer çizgide görünüyor. Buna mukabil, memlekette koltuk gören ve hatta hisseden hemen herkesin bir süre sonra kendini kaybetme ihtimali göz ardı edilmemeli. 

Bu kadar falcılık yeter!

Türkiye eninde sonunda klasik parlamenter sisteme geçmeli ve hatta, koalisyon hükümetleri tarafından yönetilmeli. Koalisyon deneyimlerini kötülemeyi (yalan yanlış bir propagandayla) marifet sayanları, memleketin tek partili hükümet dönemleri üzerinde bir kez daha düşünmeye davet etmeli. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
19.02.2020
‘Gezi Parkı’ dünyanın, memleketin geleceği ve ‘Gelme’ demekle olmayacak işte!
14.02.2020
Bir şey bilmek zorunda hissetmeden her şeyi yorumlayabilen, pervasız yurttaş!
10.02.2020
Bir insan nasıl ölürse ikna olurlar?
9.02.2020
Herhangi bir uzvu kıpırdadığında heyecan yaratabilen muhalefet!
5.02.2020
Ateşe benzin taşıyan, insan yakan dede...
4.02.2020
Devlet ile muhabbetimiz ‘duygular’ düzeyinde değil, vergi-bütçe ilişkisi! (2)
1.02.2020
Sürekli anayasa konuşulmasının nedenleri, çaresizlik ve riyakârlıktır… (1)
28.01.2020
Siyaset tanımına dair bir ‘talimatname’ ihtiyacı!
22.01.2020
Bu sistemin sürme ihtimali yok!
14.01.2020
Nefret saçanların derdi, endişesi nedir?
10.01.2020
Başkanlık, 12 Eylülcülerin uygun bulmadığı bir sistemdi! (2)
8.01.2020
İşte o kadınlar yontacak, o erkekleri...
7.01.2020
Devletin, biber gazı sıkmak haricinde işlevleri de var aslında!
5.01.2020
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, sahipsizdir! (1)
31.12.2019
Gerçi canımız çıkıyor ama olsun, kaportası kıyak!
29.12.2019
Vatan size minnettar
27.12.2019
‘Huzursuz’ AKP’lilere nasıl moral verebiliriz?!
25.12.2019
Cümlemizin ‘tutukluluğu’ devam ediyor!
20.12.2019
Sayın muhalefet, hiç olmazsa ‘laiklik uf oluyor’ diyebilseniz!
18.12.2019
AKP o hale geldi ki yanına kimi koysan demokrat görünüyor
13.12.2019
İngiltere, Fransa, Almanya ve Şahsı üzerine...
8.12.2019
‘İsraf’ edilen, bizim yurttaşlığımızdır!
4.12.2019
İktidar ve çevresinin ‘hukuk’ ile karşılaşma anları...
1.12.2019
Alevi’nin kapısına atılan çarpı, yurttaşlık ve faşistlik üzerine…
28.11.2019
Erkeğin mazereti, kadının canı...
27.11.2019
Geçmiş yıllarda Mülkiye’ye yapılanlar ve TA isimli gazeteci!
18.11.2019
Yeni liderleri ne yapacaksınız, siz varsınız ya!
16.11.2019
Mümtaz Soysal, Mümtaz Bey, Mümtaz Abi, Mümtaz, Mümtaz Hoca…
12.11.2019
Mümtaz Hoca...
9.11.2019
Medeniyet kaybı yolunda, son sürat…
5.11.2019
Duymak istediğini dinleyen kalabalık...
29.10.2019
Peki neye layık olduğunuzu düşünüyorsunuz?
28.10.2019
KHK’lının şehit düşmesi ve utanmazlık üzerine…
23.10.2019
Kürt’ün ‘annesine’ mi, ‘diline’ mi karşısınız? (3)
17.10.2019
Ermeni dölüyüm, Yahudi tohumuyum, Kürt çocuğuyum, etek giyiyorum…
10.10.2019
İçiniz yanmıyor, hiçbirinizin…
3.10.2019
Göğsüme oturan koca bir öküz...
28.09.2019
Kanser mi olmalı, depremde mi ölmeli, cezaevine mi girmeli?
27.09.2019
Kürt sorununu tartışmak, konuşmak gerekli midir? (1)
9.09.2019
Yeni rejimin omurgalı bir kadınla imtihanı…
6.09.2019
İngiltere’de parlamento, milletvekili ve yurttaş var!
20.08.2019
Ya sahip çıkarsın demokrasiye, ya da çıkmazsın!
6.08.2019
Ve bin küsur akademisyen akınlarda çocuklar gibi şendi...
30.07.2019
Çarpık olan parlamenter sistem değil, demokrasi anlayışınız!
24.07.2019
İhtiyacımız yeni anayasa değil, anayasasını sahiplenen bir toplum!
15.07.2019
O esnada cezaevindeler…
10.07.2019
Canavar değil yurttaş, maganda değil suçlu, hatalı değil arsız!
2.07.2019
Onun adı edepsizlik değil, yurttaşlık!
29.06.2019
Canan Kaftancıoğlu ‘kesinlikle’ yalnız değildir!
24.06.2019
Adalet yürüyüşüne katılan ve destek olanlar haklıydı, kazanıyorlar
15.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
10.06.2019
‘Gereksiz taramalardan’ kaçınmak, daha iyi olmaz mı?
9.06.2019
Yeni rejimin bir ‘normal insan’ ile imtihanı!
23.4.2019
Kendisini istikşafi müzakere ile hatırlamak isterdik!
19.3.2019
Üzülemeyen, hiçbir acının yasını tutamayan ülke…
1.3.2019
Ermeni yurttaşların yerinde olsam, mutluluk duyardım!
18.2.2019
Muhalefete bir soru: HDP’li vekillere ne yapıldığında rahatsız olacaksınız?
14.2.2019
Kuyruktakiler
4.2.2019
HDP yasadışıysa kapatılsın, değilse boş konuşulmasın!
13.1.2019
Anayasa’nın ‘yok sayılmasını’ görmezden gelsek ne olur? Elinizin körü olur!
10.1.2019
Yeni Türkiye’nin kaymağı ve Çukurambar!
4.1.2019
Seçime ilişkin ‘üç’ anayasa tartışması
16.12.2018
Kemal Gözler sordu: Anayasa hukuku nereye gidiyor? Bir yanıt çabası… (1)
6.12.2018
Narsisist siyasetçiler neden bu kadar cazip?
2.12.2018
Kavala ve Demirtaş’ı hiç sevmem, ama!
22.11.2018
Hukuk filan, bizlik işler değil bunlar; sıkıntı yok!
11.11.2018
Farkında mısınız, seçmeniniz sandığa gitmeyebilir!
6.11.2018
Cihangir İslam’ın söz özgürlüğü...
1.11.2018
Cumhuriyet’in kimsesizleri...
31.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (2): Ticari, sağa çek!
25.10.2018
‘İlk 500 tutkusu’ (1): Karl Marx’ı Türkiye’de doçent yapmazlardı
23.10.2018
Bindiği trenden inemeyen yolcunun hikâyesi...
21.10.2018
Biz kimiz ve temel bir ilkemiz var mı?
18.10.2018
Hınç toplumunda, yurttaş kalabilme marifeti
12.10.2018
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin dayanılmaz hafifliği…
11.10.2018
10 Ekim 2015’te, Ankara Garı’nda…
9.10.2018
Umuda ve kafa karşılıklarına olan ihtiyacımız...
5.10.2018
Konvoylardaki ‘önemli’ insanların yaşamımızdaki yeri nedir?
2.10.2018
İğneyle kazılan kuyunun dibindeki, umut...
1.10.2018
Affetmemek…
26.9.2018
Toplum değil, kalabalık; Akdenizlilik değil, itlik…
25.9.2018
Mehmet için yapısal reformlar, yok hükmündeydi...
20.9.2018
Dayak yememek için, Nazi’lere katılıyorlardı...
16.9.2018
Müteahhitle aynı gemideki işçiler ve zavallı muhalefet!
13.9.2018
Kitlelerin ruhu ile çocuk ruhu birbirine benzerdir...
10.9.2018
Bir Cumhuriyet okurundan…
4.9.2018
Hiç olmazsa hafta sonları tek ayak üzerinde durmasaydı...
30.8.2018
Bir kısım ‘laik’ yurttaşın, laikliğe olan acil ihtiyacı…
28.8.2018
Her gün 16.20’de, tek ayak üzerinde duracaktı...
27.8.2018
An…
23.8.2018
Savunma saldırıyor...
20.8.2018
#çoktanunuttuk…
18.8.2018
İdeolojileri bir yana bırakalım! Neden, biz ‘masa’ mıyız?
15.8.2018
Bedelli askerliğe dair, bazı notlar...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive