Murat YETKİN



Bookmark and Share

ABD Suriye’de Güvenli Bölgeyi nihayet kabul etti ama…


19.10.2019 - Bu Yazı 187 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eğri oturup doğru konuşalım: Türkiye, Suriye’de güvenli bölge konusunda yıllardır “ısrarlı diplomasi” yürütüyor ama ABD’nin bunu kabul etmesi neticede –memnuniyet duyarak söylemiyorum- askeri harekât sayesinde oldu.

Eğri oturup doğru konuşalım: Trump’ın o küstah mektubunu Erdoğan sineye çekti, sonra ABD başkan yardımcısı Pence ile görüşmem dedi, görüştü ama Türkiye Suriye hedeflerinin çoğunu, şu anda kâğıt üzerinde de olsa aldı.

Münbiç artık Suriye ordusunun bir birliği olmayı kabul eden PKK’nın Suriye kolu YPG’nin kontrolünden Rusya-Suriye kontrolüne geçti. Öteden beri Kürt nüfusun yaşadığı Kobani’ye (Ayn el-Arab) dokunulmasının çok kan dökülmesine yol açacağı uyarısı ise hem ABD, hem Rusya’dan geldi; orası da fiilen operasyon dışında.
Ancak 80 dakikası Pence ile Erdoğan arasında olmak üzere, toplam 4 saat, 20 dakika sürdüğü bildirilen görüşmelerin sonunda hem Pence, hem de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından ayrı ayrı yapılan açıklamalara göre bir anlaşma sağlandı. Buna göre Tel Abyad’dan Irak sınırına yakın, Nusaybin’in tam karşısındaki Kamışlı’ya kadar (ama Kamışlı hariç) yaklaşık 440 kilometre uzunluğunda ve (Ankara’nın baştan beri istediği şekilde, M4 karayolunu kontrolünde tutmak üzere) 32 km derinlikte bir güvenli bölge ABD tarafından kabul edilmiş oldu. Bunun karşılığında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da 17 Ekim gece yarısından itibaren 120 saat, yani beş gün içinde, ABD’nin o bölgedeki YPG/PKK militanlarını, siperleri, depoları, tünellerini imha etmek suretiyle çekmesi karşılığında Barış Pınarı harekâtına “ara vermeyi” kabul etti. Bu 5 gün içinde sözler tutulursa harekât durdurulacak, karşılığında Türkiye üzerindeki Amerikan yaptırımları da kaldırılacak.

Pence, artık Türkiye’nin sorumluluğuna bırakılacak Güvenli Bölge içi ve dışındaki durumu, Türkiye’nin Suriye ve destekçisi Rusya ile halletmesi gerektiğini de söyledi; neticede orası Suriye toprağı ve ABD de, Türkiye’de davetsiz misafir.

Cumhurbaşkanlığında Rus heyeti sürprizi

Kalın, ABD heyetinden önce Rus Özel Elçi Lavrenty (Sağdan 2) başkanlığındaki heyetle Suriye konusunu görüştü. (Foto: Cumhurbaşkanlığı)

Tam da bu nedenle, 17 Ekim’de kritik görüşmelerin yapılacağı Amerikan heyetiyle toplantıların hemen öncesinde, Cumhurbaşkanlığında bir Rus heyetiyle Suriye konuşulması rastlantı değildi. Pence’in heyetinde yer alan Suriye Özel Temsilcisi Jim Jeffrey ve Ankara Büyükelçisi David Satterfield sıralarını beklerken, Erdoğan’ın Dış Politika ve Güvenlik Baş Danışmanı İbrahim Kalın, Moskova’dan gelen Özel Temsilci Aleksandr Lavrenty ve Ankara Büyükelçisi Aleksey Erkhov ile bir başka odada Suriye konularını görüşüyordu.
Bir gün önce Erdoğan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile konuşmuş, haftaya Soçi’ye vaki davetini kabul etmişti. Amerikan heyetiyle görüşmelerin sürdüğü sırada ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif bir telefon görüşmesi yaparak, hem Ankara-Şam, hem de Şam ile “Suriye Kürtleri” arasındaki diyaloga katkıda bulunmanın, Fırat’ın Doğusunda kalıcı istikrara faydalı olacağı üzerinde anlaşmışlardı.

Artık Pence tarafından da YPG, ya da SDG diye telaffuz edilen Suriye’deki PKK varlığının ABD’nin Türkiye ile anlaşmasını memnuniyetle karşılamak dışında bir çaresi olmadığı anlaşılıyordu zaten. Ama Şam’dan gelen “Suriye’de Kürdistan istemiyoruz” açıklaması bu gelişmelerin ardından yapıldı.
Bütün bu gelişmeleri, 15 Ocak’ta Rusya tarafından yapılan ve Türkiye ile Suriye hükümetlerinin Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile istihbarat örgütleri arasında, kendi kolaylaştırıcılıkları altında “gerçek zamanlı” görüştükleri açıklaması çerçevesinde görmek gerekiyor. Türkiye ve Suriye, Erdoğan-Esad düzeyinde olmasa da bir süredir Rusya sayesinde görüşüyorlar. Özetle, Suriye’nin kilidi, özellikle ABD’nin çekilmesinden sonra Rusya’nın elinde görünüyor.

Belli bir rahatlama getirdi

Anlaşmaya ilk tepki yine Trump’tan geldi. Bir gün önce, Türkiye Cumhurbaşkanına küstahça “Aptal olma’” diyerek Amerikalıları da utandıran Trump bu defa gösterdiği liderlikten dolayı teşekkür ediyordu. Birkaç dakika sonra ise yine dengesiz bir davranışla, 9 Ekim tarihli mektubu, kendi eliyle 16 Ekim’de Demokratlara vermiş olmasına gönderme yaparak, eğer “sevgisini sertlikle” göstermeseydi sonuç alınamayacağını söyleyecek kadar ileri gitti. Trump her zaman seviyeyi biraz daha düşürmeyi beceren tıynette.
Dışarıda en önemli tepki, memnuniyet ifadesiyle Birleşmiş Milletlerden geldi.


İçeride ise sürpriz destek, sonucu “Türkiye açısından olumlu” karşılayan, ancak 5 günlük sürenin dikkate izlenmesi gerektiğini söyleyen CHP Genel Başkan Yardımcısı Ünal Çeviköz’den geldi. YetkinReport’a konuşan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Çatışmaların sona ermesi şehit cenazeleri gelmeyecek demek. Bundan memnuniyet duyarız” dedi; “Güvenli Bölgeyi öteden beri savunduk. Umarım ABD, YPG’yi bölgeden çıkarma sözünde durur, daha fazla silah atılmaksızın çözüm bulunur.”

“Birçok oyunu birden bozmak”

Tabii sorular var. Örneğin, Suriyeli mültecilerin Güvenli Bölgeye dönüşü nasıl mümkün olacak? Örneğin, buralara yeniden yerleşim maliyetini kim karşılayacak? Örneğin, Güvenli Bölgeden çıkarılan YPG/PKK militanları nereye gidecek? Türkiye’ye mi gelecekler, yoksa Suriye ordusunda silahaltına mı alınacaklar? Bunlar önemli sorular, özellikle de önümüzde sayılı saatler varken. Ancak şu anda çatışmaların durması daha önemli… Bir de şu var: neticede söyleyen Trump olsa da, bir ABD Başkanı, “PKK’nın IŞİD’ten daha tehlikeli” olabileceğini söyledi.
Türkiye’nin Suriye iç savaşının başında, özellikle 2011-2014 yıllarında yaptığı tercih hataları, ABD’nin hatalarıyla birleşince bugünkü karmaşık durum ortaya çıktı. Türkiye çok zarar gördü. PKK ve IŞİD terör eylemlerinin artması, can kayıpları, 3,6 milyon mülteci akını, bu amaçla harcanan ve yaşadığımız hayat pahalılığına, işsizliğe etkisi olan 40 milyar dolar para bir çırpıda sayılabilir.
Türkiye yıllardır ısrarlı diplomasi ile yalnızlığı da göze alarak PKK’ye karşı Güvenli Bölge tezini sürdürüyor ama neticede Ankara ABD’nin kendisini sürekli oyaladığı gerekçesiyle, ABD ile de arayı bozmak pahasına Suriye’de zora başvurdu ve bu yolla sonuç aldı. İbrahim Kalın’ın Barış Pınarı harekâtı ile “birçok oyunun eş zamanlı olarak bozulduğu” sözleri bu durumu da yansıtıyor.
Keşke sorunlar, sıcak çatışmaya, askeri harekâta, kan dökülmesine yol açmadan diplomasi içinde çözülebilseydi. Yeniden askeri çözümden kaçınmak için saat saat geri sayım başladı bile.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.11.2019
Erdoğan-Trump: Bilanço
14.11.2019
Kabus senaryosu
10.11.2019
Erdoğan’ın büyük üzüntüsü: ilahiyatçılar neden öğretmen olmak istemiyor acaba?
28.10.2019
Bağdadi’nin ölümünde Türkiye’nin rolü ve sonrası
24.10.2019
Suriye’de Putin kazandı, Erdoğan kazandı. Peki, kim kaybetti?
22.10.2019
Güvenli Bölge üzerine 13 güvensiz soru
19.10.2019
ABD Suriye’de Güvenli Bölgeyi nihayet kabul etti ama…
17.10.2019
ABD yaptırımlarının beş muhtemel sonucu
15.10.2019
Erdoğan IŞİD konusunda da söylediğini yaptığını göstermeli
11.10.2019
Suriye harekâtındaki ilk günün tahlili
7.10.2019
Bahçeli’nin Erdoğan’ı çektiği Kılıçdaroğlu tuzağı
5.10.2019
Ankara’da küçük siyasi yer sarsıntılarına hazır olun
2.10.2019
Gazeteci soramaz, bilim insanı söyleyemezken Yargı Reformu
22.09.2019
AK Parti’de neler oluyor? Maklube tartışmasının perde arkası
6.09.2019
İçeride ve dışarıda Erdoğan’ın zor günleri. (*)
6.08.2019
Erdoğan dertlerinin çözümünü Fırat’ın doğusunda görüyor olabilir, peki ya Türkiye?
28.07.2019
Türkiye Rusya’ya bağımlı hale getirilmemeli: Kılıçdaroğlu hükümeti de, ABD’yi de uyarıyor
16.07.2019
94 kuşağı: Fethullahçılar orduda nasıl yükseldi? (*)
10.07.2019
Kılıçdaroğlu ve Akşener, Erdoğan’ı nasıl alt etti?
2.07.2019
Trump ve bir gelişme daha Erdoğan’ı Türk ekonomisinde ciddi bir hasardan kurtardı; ama şimdilik
26.06.2019
Erdoğan’ın İmamoğlu’na yenilgisinden çıkan dersler
22.06.2019
Erdoğan-Bahçeli ittifakı seçim kazanmak için Öcalan’dan mı medet umuyor?
18.06.2019
Dağ fare doğurdu; yayın seçim sonucunu etkilemez
27.05.2019
S-400 krizinden çıkışta bir ihtimal daha var
20.05.2019
Atatürk’ün mirası ve Erdoğan Türkiye’si
16.05.2019
Erdoğan zora düştükçe daha da sertleşebilir (*)
14.05.2019
İmamoğlu: İsrafın belgelerini açıklayacağız
10.05.2019
Üçüncü Perde: Erdoğan, İmamoğlu’nun yine kazanacağını anlarsa 23 Haziran’ı engelleyebilir mi?
30.04.2019
AK Parti bünyesinde seçim sarsıntısı göründüğünden daha ciddi
23.4.2019
Asıl tehlikenin farkında mısınız? Ve asıl çıkış yolunun?
9.4.2019
İstanbul seçimine dair son duyumlar ve Türkiye’nin önündeki 8 sıcak gün
7.4.2019
İktidar bağımlılığı / iktidar sarhoşluğu
14.2.2019
Artık “ana akım” yok, “baskın medya” var
24.11.2018
Sıcağı sıcağına AK Parti-MHP yorumu: köprüden önceki son çıkış ihtimali
9.11.2018
Seçim sonuçları Trump’ın Türkiye siyasetini nasıl etkileyecek?
30.10.2018
Yalnızca “Yaşasın Cumhuriyet” Demek Yetiyor mu?
20.10.2018
Trump, Salman’a Kaşıkçı’nın bedenine ne olduğunu da soracak mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive