Nabi YAĞCI / Taraf Yazıları



Bookmark and Share

Yıkmak ve kurmak üstüne


10.09.2011 - Bu Yazı 2763 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Küresel Politika Forumu’nda konuşmuş ve çok kültürlülükle bağlı olarak dünya barışı için yeni bir dile ihtiyaç olduğunu söylemiş haklı olarak. Barış siyasetle kurulacaksa siyasetin yeni bir dile ihtiyacı olduğu açık. Son zamanlarda bu ihtiyacı dile getirenlerin sayısı artıyor. Bir ihtiyaç yaşamın dayattığı gerçek bir ihtiyaç olmaya başladığında aranan dil de doğacaktır. Dilde zorlama, Türkçe örneğinde olduğu gibi kültür alanında tuzlanmaya, çölleşmeye yol açıyor. Siyasetin ihtiyaç duyduğu yeni dil de yapay olarak yaratılmayacak.

Dil ile düşünce arasında son derece karmaşık bir bağıntı olduğu biliniyor. Tartışmasız gerçek dilin insanın düşünme yetisi üzerinde pasif değil aktif bir rolü olduğudur. Düşüncelerin değişiminde dil kurucu bir role sahip. Dolayısıyla yeni dil zorlama yollu kazanılmayacak ama dilin değişmesi için bilinçli çabalar da gerekli.

Dil deyince akla yalnızca sözcükler gelmemeli. Yeni dil için oturup yeni sözcükler türetecek ya da yeni bir lügatçe yaratacak değiliz. Yeni bir siyaset diline olan ihtiyaç dilin yetersizliğinden doğmuyor, yetersiz olan veya artık yetersiz kalan şey değişen dünyanın ihtiyaçlarına zihniyet dünyamızın uyum gösterememesi, değişimin gerisinde kalmasıdır.

İçine doğduğumuz ve “Modernizm” diye tarif edilen zaman eğer doğa ve insan üstünde hâkimiyet kurma temel düşüncesine dayanıyorsa bu zamanın insanlarının açık veya örtük olarak güç tapıncının etkisi altında kalması kaçınılmazdır. Paranın, teknolojinin, silahın, siyasal iktidarın, cinsel iktidarın ve hatta aklın, bilgi ve bilimin gücüne tapma...

Bütün bunların gerisinde mutlak gerçek diye bir şeyin varolduğu ve bu gerçeğe sahip olabilmek için insanın zamana hükmedebileceği varsayımı yatar. Bu temel varsayım (paradigma) değiştirilemediği durumda isterse zamanın en ileri teknolojilerine sahip olalım, bunları hayatımızın her alanında kullanalım, yepyeni bir dil yaratalım bu yolla yeni zamanın ihtiyaçlarına yanıt vermiş olamayız.

Eğer yaşadığımız şu anki dünyadan şikâyetimiz olmasaydı, her şeyin kendiliğinden iyiye gideceğine inanmış olsaydık kafa yormaya hiç gerek olmazdı. Ye, iç, yat! Öyle olmadığı ortada... Gözünü evrenin sırlarını çözmeye dikmiş insanoğlunun kendi evinde savaş, terör, açlık, sömürü, eşitsizlik, adaletsizlik hüküm sürüyor. Tıpkı Ortadoğu’ya nizam vermeye kalkan Türkiye’nin bugün içeride kendisinin barışçı, demokratik yeni bir nizama ihtiyacı olması gibi. Kısacası bir başka dünyaya ihtiyacımız var.

 


Yıkarak kurmak mı?

Eski dünyanın temel varsayımı, yeni bir dünyanın kurulmasının ancak güç kullanmaya dayalı bir yıkmayla gerçekleşebileceği ise sanattan siyasete dek hayatımızın her alanına sinen zihniyet yıkım zihniyeti olacaktır. İster siz yıkın isterse taşeronlar kullanın fark etmez. İstediğiniz kadar dilimiz “toplum mühendisliği yanlıştır” desin mühendislikten kaçamayız. Yıkarak kurmak açık veya örtük şiddeti içerir. İster halkın şiddeti olsun isterse bir grubun. Eğer kuruculuk için bir başka alternatif ortaya çıkaramıyorsak o durumda şiddeti lanetlemek de tek başına sonuç vermez. Vermiyor da. Diliniz şiddeti üreten bir araca dönüşür, istediğiniz kadar barış deyin.

Demem o ki, eski dünyanın güce ve güç kullanarak yıkmaya dayalı temel varsayımlarından kurtulmadıkça kullanacağınız dil yeni de olsa eskiye hizmet eder. Bu eski zihniyet yıkılması gereken bir düşman yaratmak zorundadır kendine. O zaman ya AK Parti iktidarının şahsında yıkılması gereken “faşizm” görürsünüz ya da PKK şahsında “bölücü terör örgütü”. Ya da dünyada “emperyalizm” canavarı veya “Siyonizm” belası.

Burada dil ile düşünce (zihniyet) arasındaki karşılıklı bağıntı ortaya çıkıyor. Eğer karşınızdaki engeli yıkılması gereken değil de değiştirilmesi gereken bir şey olarak görürseniz o zaman ancak yıkılması gereken bir duvar için kullandığınız sözcükleri, tanımları, sıfatları kullanmazsınız. AK Parti iktidarını “faşist” diyerek değiştiremezsiniz, gerçekten öyle düşünüyorsanız bu iktidarı değişime zorlamak değil güç kullanarak yıkmanız gerek. PKK için “bölücü terör örgütüdür” diyorsanız da durum aynıdır. Hem bu tanımı kullanıp hem de PKK silahı bırakıp siyaset yapsın demek saçma olur.

Demek ki siyasette yeni bir dil arayışıyla birlikte ve belki de ondan da önce siyasetin gerçek diline ihtiyacımız var. Bu dil ise siyaset yapar gibi yaparak değil, gerçekten siyaset yaparak kurulabilir.


nabi.y@superonline.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.10.2012
Belirsizlikler zamanı ve ütopya zamanı
07.05.2012
Üzgünüm
03.05.2012
Gerçek muhalefetin ayak sesleri
30.04.2012
Hasan Tahsin gerçekte kimdi
28.04.2012
Sıcağı sıcağına...
26.04.2012
Tarihe doğru uzun yürüyüş
23.04.2012
Umudun gücü...
21.04.2012
Dürüstlük üstüne
19.04.2012
Ölüm sınırına gelindi
16.04.2012
‘Silahsız kuvvetler darbesi’
14.04.2012
Bir dokun bin ah işit...
12.04.2012
Savaşlar çaktırmadan gelir...
09.04.2012
Çocuklar müdahil olmalı asıl
07.04.2012
Paradokslar cenneti
05.04.2012
Aldatılmayla yüzleşme
02.04.2012
Değişimin iki evresi
31.03.2012
Yeni statüko
29.03.2012
Gerçekten de bu strateji yenidir
26.03.2012
Newroz sonrası duyarlılık
24.03.2012
Bir yumruğun düşündürdükleri
22.03.2012
Güçlü devlet paranoyası
19.03.2012
AB’ye gerçekçi bakış
17.03.2012
Ufuk çizgimizi yitirdik (2)
15.03.2012
Bu talep desteklenmeli
12.03.2012
Fare kapanındaki peynir
10.03.2012
Kıbrıs’ta ne oluyor
08.03.2012
Ufuk çizgimizi yitirdik (1)
05.03.2012
Şeytan ‘münferitte’ oturur
03.03.2012
Yüzleşme kaçınılmaz
01.03.2012
28 Şubat’ın yarım kalmış dersleri
27.02.2012
‘Jıneps’
25.02.2012
‘Ne olmalı’yı konuşalım biraz da
23.02.2012
Açlık grevlerine dikkat
20.02.2012
Cemaat meselesi üstüne
18.02.2012
Devlet kerterizi
16.02.2012
Devleti koruma kanunları
13.02.2012
Sorular ve demokrasi
11.02.2012
Cadı kazanı kaynıyor
09.02.2012
‘Medeniyet dili’
06.02.2012
Eğitmenleri kim eğitecek
04.02.2012
‘Hangi din, hangi dindar gençlik’
02.02.2012
‘Cahil adam’
30.01.2012
Tebrikler Murathan Mungan
28.01.2012
28-29 Ocak...
26.01.2012
Kaygılı bekleyiş
23.01.2012
Derinlik vurgunu
21.01.2012
Utanıyor muyuz?
19.01.2012
Türkiye’nin vicdanı kanıyor
16.01.2012
Zor bir sorun, sivilleşme
14.01.2012
Sivillerin askerleşmesi
12.01.2012
İçimdeki buruk sevinç
09.01.2012
Dokunulan, vatandaş-generaldir
07.01.2012
Tarihî karar/ tarihî tutuklama ve bir soru
05.01.2012
Günahlar örtüldükçe çoğalır
02.01.2012
Uzaklaştığımız bir duygu
31.12.2011
Barışa değil savaşa odaklanırsanız...
29.12.2011
Tesadüf değil bunlar
26.12.2011
Mahşerin troykası
24.12.2011
Bir kitap tanıtımı
22.12.2011
Yeni gözaltı dalgası
19.12.2011
Sessizlik yine de iyi
17.12.2011
Başladı bile
15.12.2011
‘...gibi’ olmak en kötüsü
12.12.2011
Sivil yok ki vesayeti olsun
10.12.2011
Fikre yasak, şikeye özgürlük
08.12.2011
Yeni siyaset anlayışı üstüne
05.12.2011
Demokrasiyi araçsallaştırmak
03.12.2011
Milliyetçi asimetri
01.12.2011
Kürtlere rağmen sorun
28.11.2011
Güven asimetrisi
26.11.2011
‘Kim demokrat kim steril’
24.11.2011
Neler oluyor?
21.11.2011
Yanıltıcı üç argüman
19.11.2011
Adil olmak zor zanaat
17.11.2011
Mesele bu mu?
14.11.2011
BDP’nin kapatılması cinayet olur
13.11.2011
Predatorlar da geldi
10.11.2011
Fikir özgürlüğüne sınır olmaz
07.11.2011
KCK ve statüko (2)
05.11.2011
KCK ve statüko (1)
03.11.2011
Yeni anayasayı tutuklular yapsın bari..
31.10.2011
Kötü gidişat
29.10.2011
Hâlâ düşünce ve siyaset suçu...
27.10.2011
‘Önce insan’ demedikçe
24.10.2011
Durmak çözüm getirebilir
22.10.2011
Askerî değil asgari çözüm
20.10.2011
Başarılı bir konferansın ardından
17.10.2011
Kültürel yakınlaşmalar
15.10.2011
Ekonomi ve siyaset
13.10.2011
Kaostan kosmos çıkarabilmek
10.10.2011
Bölgesel özerkliklerin artan önemi
08.10.2011
Problemin kaynağı
06.10.2011
BDP’nin dönüşü fark yaratmalı (2)
03.10.2011
Ne yaptık ki bu Kürtlere
01.10.2011
BDP’nin dönüşü fark yaratmalı (1)
29.09.2011
Yeni Türkiye’ye yeni dil gerek
26.09.2011
Yeni İpek Yolu, yeni Türkiye
24.09.2011
Yeni Türkiye ve sorunları
22.09.2011
Bıkkınlığa direnmek
19.09.2011
20. duruşma ve saygınlık
17.09.2011
Yeni paradigma ‘daha fazlası’
15.09.2011
İnce çizgi
12.09.2011
Geriye baktığımda
10.09.2011
Yıkmak ve kurmak üstüne
08.09.2011
Çatışmaya rağmen demokrasi
05.09.2011
Çoğulculaşamayan çoğulluk
03.09.2011
Çoğulculaşamayan çoğulluk
01.09.2011
Yeni Türkçülük
29.08.2011
Çoğulcu kamuoyları
27.08.2011
Barışı demokrasi getirir
25.08.2011
İşte bu adım önemli
22.08.2011
‘Niye çözülemiyor’a bir yanıt
20.08.2011
Amasız, fakatsız demokrasi
18.08.2011
BDP Meclis’e dönmeli
15.08.2011
Toplumdan topluluklara doğru
13.08.2011
Ne istiyorlar?
11.08.2011
Başka meselelerimiz de var
08.08.2011
Açık müzakere çağrısı
06.08.2011
Birlik ama nasıl birlik
04.08.2011
Muhalefet aranıyor
01.08.2011
Devrimsi normalleşme
30.07.2011
İki ayrı ‘birlik’ anlayışı
28.07.2011
Denklemdeki sır
25.07.2011
Üçüncü dinamik
23.07.2011
Demokratik Özerklik tartışılmalıdır
21.07.2011
Savaş mı birleştirecek, barış mı
18.07.2011
Neden Şimdi
16.07.2011
Herkes kaybedecek
14.07.2011
Barış Konseyi çözüm olabilir
14.07.2011
Küreselleşme ve yerel basının artan önemi
11.07.2011
Yeni bir sayfa açabiliriz
09.07.2011
Hamamın namusu ve demokrasi
07.07.2011
Ne kadar siyasi kültür, o kadar demokrasi
06.07.2011
Merhaba
04.07.2011
Diyarbakır çocuklarına ağlıyor
25.06.2011
Halkın oyu gasp edilemez
23.06.2011
İlk tavır alışlar önemli
20.06.2011
Demokratik muhalefet boşluğu
18.06.2011
Tarihin ters akıntıları
16.06.2011
Milletin devletine geçiş
11.06.2011
Partiye değil sürece oy vermek
09.06.2011
Demokrasiyi birlikte anlamlandırmak
06.06.2011
Soğuk Savaş devleti
04.06.2011
Seçim ittifakı ve tarihsel ittifak
02.06.2011
Zeytin dalı
30.05.2011
Yalan Müzesi
28.05.2011
Dikensiz gül bahçesi hayali
26.05.2011
Çerkesler de...
23.05.2011
“Nasıl Türk Olunur”
21.05.2011
İyi olan
19.05.2011
Mağluptur bu yoldaki galip
16.05.2011
Vaat ve taahhüt
14.05.2011
Siyaset yapma yolu üstüne Yazdır
12.05.2011
İkili iktidar ve ikili anayasa
09.05.2011
Tehlike çok ciddi
07.05.2011
Çok ‘özel’ günler
05.05.2011
Başarabilirler mi
02.05.2011
Daha insanca yaşama isteği
30.04.2011
Siyaset merkeze çekiliyor Yazdır
29.04.2011
Hegemonya krizi
25.04.2011
Güzel bir nikâh üstüne
23.04.2011
Halil’e kısa yanıt
21.04.2011
Yeni provokasyonların habercisi
18.04.2011
Büyük devlet romantizmi
16.04.2011
Sol’un zamanı geliyor mu? Yazdır
14.04.2011
Altüst
11.04.2011
Belkemiği ve beyin
09.04.2011
Anti-Kürdolojiden Kürdolojiye
07.04.2011
Sahici başlangıçlar
04.04.2011
Türk Tarih Tezi çökerken
02.04.2011
Meselenin 'öz'ü
31.03.2011
İşte bu nedenle sıfırdan
28.03.2011
Endişeli değişimciler
26.03.2011
Siyasi İslam’ın kitleselleşmesi
24.03.2011
Eskisinden kurtulmak
21.03.2011
Maksat hasıl olmuş mudur
19.03.2011
Öteki Türkiye’nin yükselişi
17.03.2011
Bugün için dünü bilmek
14.03.2011
Değişimin üç evresi
12.03.2011
En hızlı değişen sosyal çevre
10.03.2011
Yeni anayasa ne âlemde
07.03.2011
İslam’ı ve Müslüman’ı tanımak
05.03.2011
Yetmez
03.03.2011
Merhumu nasıl bilirdiniz
28.02.2011
Algı kapıları açık bir taban
26.02.2011
Nerede kalmıştık
24.02.2011
Bir hayalim var
21.02.2011
Güven ihtiyacı
19.02.2011
Ölümler kutsallaştırılmamalı
17.02.2011
Kutuplaşmayı normale çekmek
14.02.2011
Azıcık heyecan ayıp mıdır
13.02.2011
Yüzleşme zamanı
12.02.2011
Yüzleşme zamanı
10.02.2011
Militer zihniyet
07.02.2011
Adalet ve özgürlük isteği
07.01.2011
Makulü zorlayan makuller
15.11.2010
Genel seçimlere doğru
31.10.2010
SOL DİNE MESAFE KOYDU
28.10.2010
Seçebilirseniz sevebilirsiniz de
23.10.2010
Asıl kapışmaya doğru
21.10.2010
Hazmetme önemli
19.10.2010
Yargılananlarla dayanışma
14.10.2010
Emir-komuta cumhuriyeti biterken
13.10.2010
İşimiz kolay olmayacak
07.10.2010
Dil değişmek zorunda
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive