Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

Usame operasyonu: Kısasa kısas!


05.05.2011 - Bu Yazı 1568 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Usame bin Ladin’in Pakistan’da öldürülmesi, doğrusu bu ülkenin suikastlar tarihine çok yakışan bir olay oldu. Ziya ül-Hak uçak kazasında, Benazir Butto iki Sih korumasının bombalı saldırısında, Benazir’in babası Zülfikar Ali Butto ise idam sehpasında can verdi.

Usame Pakistanlı değildi. Pakistan’ın kurulduğu 1947 yılından bu yana devam eden iktidar çatışmalarında bir tarafı temsil etmiyordu; ama Rus ordusunu Afganistan’dan söküp atmak için bu ülkeye geldiği tarihten bu yana, hem Afganistan hem Pakistan’da yaşanan siyasi tarihi etkilemiş ve birbirleriyle çatışan tarafların Amerika’nın dostluğunu elde tutmak için ihtiyaç duydukları uluslararası çapta bir “iç ve dış düşman” olmayı başarmıştı..


Usame öldürüldü, ama El Kaide hâlâ yaşıyor. Bütün dünyanın peşinde olduğu ve ölüsüne, dirisine 25 milyon dolar biçilen Usame bin Ladin’in yerine kim geçerse geçsin, açık olan şu ki, tarih bugün bambaşka mecralarda akıyor..

Ne Batılılara, Usame bin Ladin ayarında uluslararası bir düşman gerekiyor artık, ne de İslam âleminin, bir milyon dolarlık malikanesinde kadınlar ve çocuklarla beraber yaşayarak, adeta kaderin tecelli etmesini bekleyen , çöpünü bile içerde yakmak zorunda kalan uluslararası bir kahramana ihtiyacı var..

Usame ve onun temsil ettiği dünyayla ABD arasında Sovyetler’in Afganistan’a girmesiyle başlayan gizli ilişkiler tarihinin bir perdesi böylece trajik bir biçimde kapanmış oldu.

Usame, dünyanın en büyük Müslüman ülkesinin merkezinde, sıradan bir Amerikan operasyonuyla yok edilirken, kimsenin kılı kıpırdamadı. O villada onunla beraber yaşayan bir kadının göğsünü siper ettiği söyleniyor. Ama o kadar..


Saklandığı Pakistan’da Usame, Amerika’dan bu ülkeye dolar akışını sağlamak için birkaç yıl elde bir koz olarak tutuldu. Pakistan öyle bir ülke ki, protokolde önem sırasına göre önce Pakistan Genelkurmay Başkanı, sonra da Amerikan elçisi oturur.

Pakistan gençlerinin hayali bir gün New York borsasında broker olmak, bu mümkün olmazsa eğer, kendi ülkelerinde asker üniforması giymektir.


Pakistan’da milliyetçilik de, dinî kimlik de son derece zayıftır. Pakistan’ı kuranlar modern bir kimliği halka zorla kabul ettirmeğe çalıştılar. Bunu yaparken, yerel kimlikleri şiddet temelinde bastırmayı tercih ettiler. Pakistan’ın çoğul kimliklerini oluşturan halklar, kuşkusuz Müslüman’dırlar. Pencaplılar, Peştunlar, Bengalliler, Sindiler ve Belucilerin benimsediği dinî kimlik, hiçbir zaman etnik-kültürel kimliklerin yegâne kurucu unsuru haline gelemedi.

Hindistan düşmanlığı bu durumda Pakistan milliyetçiliğinin ayakta kalmasını saplayan yegâne seçenek olarak ortaya çıktı.


Pakistan’ı 11 yıl asker-sivil bürokratlar, 34 yıl ordu yönetti.

Usame’nin böyle bir ülkede kendini güvende hissetmesi ve onu koruyanlara inanması için aslında hiçbir sebep yoktu.

Şimdi isterseniz, biraz gerilere, maceranın başladığı tarihe geri gidelim.

Amerikan resmî tarihine göre CIA’in Afganistan’daki mücahitlere yardımı, Sovyet işgalinin başladığı tarih olan 24 Aralık 1979’dan sonra, yani 1980’lere tekabül ediyor..

Oysa Başkan Carter, Müslüman muhaliflere ilk yardımı öngören planı 3 Temmuz 1979’da imzaladı. Bu plan, Sovyetler’i Afganistan bataklığına çekmeyi amaçlıyordu.

Başkan’ın o yılardaki danışmanı Brzezinski, Ocak 1998’de Le Nouvel Observateur’de yayımlanan mülakatında bu gizli planın hedeflerini ve amacını anlatırken şunları kaydediyor:

“Aynı gün –yani mücahitlere yardımın imzalandığı gün-Başkan’a bir not yazdım ve ona kanımca bu yardımın bir Sovyet askerî müdahalesine neden olacağını hatırlattım.

– NO: Yani gizli operasyonu desteklediniz. Ama belki siz de, Sovyetler’in savaşa girmesini istiyordunuz ve bunu kışkırttınız?

– B: Tam değil. Rusları müdahaleye biz itmedik, ama bilerek bu ihtimalin gerçekleşme şansını arttırdık.

– Peki İslamcıları destekleyerek, geleceğin teröristlerine silah ve akıl verdiğiniz için hiç pişmanlık duymadınız mı

– B: Pişmanlık mı, ne için? Dünyanın tarihi açısından hangisi önemlidir? Taliban mı, Sovyet imparatorlunun çöküşü mü? Kanı kaynayan bazı Müslümanlar mı, yoksa Orta Avrupa’nın kurtuluşu ve soğuk savaşın sona ermesi mi?”

Usame ve El Kaide’nin bir parçası olduğu bu tarihî planın sonucu aynen istendiği gibi bitti. Sovyetler de duvar da aşağı yukarı aynı tarihlerde çöktü.

“Kanı kaynayan” en ünlü Müslüman olan Usame bin Ladin bu projenin gerektirdiği bir imalat olarak tarih sahnesine çıktı ve proje başarıyla tamamlandığında da, onu projeye dahil edenlerle savaşa tutuştu. Başarması imkânsızdı, çünkü fikirlerini hayata geçirebileceği belirlenmiş bir toprağı, bir ülkesi yoktu.

İkiz Kulelere saldırının gerçekleştiği gün, bin Ladin “kanı kaynayan bir Müslüman” olarak Batı’ya karşı kendini içinde bulduğu savaşı çoktan kaybetmişti.

O tarihten sonra Pakistan’daki iktidar çatışmalarının bir kozu olarak kullanıldığı anlaşılıyor.

Tarık Ali, Usame bin Ladin’in Pakistan’da öldürülmesinden sonra bir açıklama yaptı mı bilmiyorum. Ama Pakistan’ın siyasi tarihi ve kanlı iktidar mekanizmaları hakkında yazılmış en mükemmel kitaplardan biri olan Düello – Amerikan Gücünün Uçuş Rotasındaki Pakistan’da anlattığı ve eski bir arkadaşıyla aralarında geçen diyalog, herkesin Afganistan’da sandığı Usame’nin, İkiz Kulelerin devrilmesinden sonraki yıllarına ışık tutuyor.

Tarık Ali uçakta karşılaştığı bu eski arkadaşla sohbete bir soruyla başlıyor ve o sohbetin ucu gelip Usame bin Ladin’e dayanıyor:

– Bugünlerde neler yapıyorsun?

– Söylesem beni öldürürsün!

– Sen yine de dene.

– Butto ve ardından Ziya için çalışan bir üst düzey güvenlik görevlisiydim.

– Her ikisine de hizmet ettin yani?

– Bu benim işimdi.

– Usame bin Ladin hâlâ hayatta mı?

– ...

– Cevap vermediğine göre bunu evet diye kabul ediyorum, nerede olduğunu biliyor musun?

– Bilmiyorum ve bilseydim bile sence sana söyler miydim?

– Hayır ama her halükârda soracaktım, onun nerede olduğunu bilen var mı?

– Üç kişi biliyor, belki dört. Onların kim olduğunu tahmin edebilirsin.

(Tahmin edebildim.)

– Ya Washington, onu canlı istemiyorlar mı?

– Dinle dostum, altın yumurtlayan tavuğu neden öldürmemiz gereksin ki. (Düello, Tarık Ali, Agora Yayınları)


Usame öldü ve adalet yerini buldu!

Sokaklara dökülüp Usame bin Ladin’in öldürülmesini kutlayan Amerikalılar değil sadece, bütün dünya adaletin tecelli ettiğine inanmış gibi görünüyor.


Soykırım suçu dâhil, insanlığa karşı işlenen suçların tanımını yapmış ve bu tanımları uluslararası sözleşmelere geçirmiş, uluslararası mahkemeler kurmayı başarmış Batı, uluslararası bir savaş suçlusu olarak görülebilecek Usame’yi yok ederken kendi uygarlığının hukukunu bir kenara bıraktı; onun yerine Usame’nin geldiği ve inandığı dünyaya ait olan kısasa kısas yasasını uyguladı.


Üçüncü dünyanın şiddeti Batı’nın şiddeti karşısında ve suça ortaklığı gizlemek adına bir defa daha galip geldi.


orhanmir@hotmail.com
 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive