Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

27 Mayıs’ta ne oldu


30.05.2011 - Bu Yazı 2242 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

27 Mayıs 1960’ta yedi yaşındaydım. Askerler darbe yaptı diye sevinmiş ya da üzülmüş müydüm acaba, doğrusu hatırlamıyorum. Politikada az çok nüfuslu bir aileden geliyordum ve aşiretimiz büyük dedelerimizin adıyla anılan bir siyasi bölünme içindeydi.

İsa ve Xalil dedelerimiz.

İnsanlar İsa Begiler ve Halilbegiler-yani İsa ve Halil taraftarları- olarak ikiye bölünmüştü. Çocukluk yıllarımda, Babam ve amcam Xalil Bey, bu geleneksel siyasi rekabetin ve iç bölünmenin liderleri konumundaydı.

Biz koyu CHP’liydik. CHP, asker, kaymakam, vali, kısacası devlet demekti.

CHP’li olmak, -asker-sivil- devlet bürokrasisiyle sıkı temas içinde olmayı gerektiriyordu. Adımı, aileden gelen bu sıkı temasa borçluyum. Babam adı Orhan olan bir yüzbaşıyı tanımış ve hem yüzbaşıyı hem adını sevmişti.

Yoksa Şeyhmus, Xalef gibi adlar varken, Orhan adı o yıllarda kimin aklına gelebilirdi ki..

Babamın ‘iyi bir adamdı’ dediği bu yüzbaşının ismi Orhan değil İsmet olsa, benim ismim de İsmet olurdu.

Neyse konuyu dağıtmayalım.

Amcam Halil Begler, DP’yi destekliyorlardı. 27 Mayıs’ta darbe olunca, Xalil Bey ve oğlu Sait’i alıp götürdüler..

Bütün köylerde önde gelen DP’lilerin listeleri hazırlanıyor ve bu listeler, gereği yapılsın diye, ilgili makamlara veriliyordu. Listelerde eklemelerçıkarmalar yapma tasarrufu tamamen köydeki CHP’lilerin insafına kalmıştı.

27 Mayıs’ta Midyat ve köylerinde DP’lilerin tümünü topladılar. Ama köye asker geldiğini hatırlamıyorum. Galiba muhtarlar listelerde adı olanları köyde ilan ediyor ve insanlar kendiliklerinden gidip askeri makamlara teslim oluyorlardı.

27 Mayıs’ta Kürtler ne yaşadı fazla bilinmiyor. Doğrusu bu konuda hala da kayda değer bir merak olduğu kanısında değilim. Oysa Sivas Toplama Kampı üzerine sayısız akademik araştırma yapılabilir ki bugün de, konu çok bakir bir alan olarak duruyor.

Kürt aydınları, darbeden sonra yaşanan adaletsizliklerin ve zulmün, siyasi sebepleri ve sonuçları üzerinde pek durmadılar.

Yeni bir Kürt siyasi kimliğinin inşası için geliştirilen teorilerin, görüşlerin yöneldiği alan; cumhuriyete karşı girişilen isyanlar ve yenilgilerle sınırlı kaldı.

Derken, Sol literatürle tanışmaya başlayınca, Kürt aydınlarının eli, kalem tutmaya başladı.

Eli kalem tutan bu aydınlarımız, 27 Mayıs’ta gerçekleşen tutuklamaları, nihayetinde ulusal bir başkaldırının sonucu olarak görmüyorlardı.

Dolayısıyla aydınlarımız, sosyalist sistemin sorunlarına, ayrı mı beraber mi örgütlenelim mevzuuna ve Leninist Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkına gömülünce, bu toplumsal hafıza mevzuları olduğu gibi ve anlaşılmadan kaldı.

Eli kalem tutan solcu aydınların, Sivas toplama kampına getirilen ağa ve şeyhleri yazacak istekleri de zamanları da maalesef olmadı.

Bu bir yana, 27 Mayıs gençlik yıllarımızda, darbe filan değil, basbayağı devrim olarak görülüyordu.

27 Mayıs askeri darbesi üstüne tartışmalar yapardık, sosyalist devrime giden yolu yeterince açamadı bu devrimciler diye düşünür ve devrimi tam da tamamlayacakken idam edilen Talat Aydemir ve arkadaşlarına neredeyse Che’nin Bolivya’da öldürülmesine üzüldüğümüz kadar üzülürdük.

Aydemir’in sahip olduğu kahramanlık ve cesaret üstüne söylenenlerin haddi hesabı yoktu. Böyle cesaret, böyle kahramanlık doğal olarak ancak bir devrimcide olabilir diye düşünürdük.

Mustafa Kemal’in son mehdi olduğuna ve soyunda Kürtlük bulunduğuna dair kurtuluş savaşında ortada dolaşan söylentileri hatırlatan bir biçimde Cemal Gürsel’in Kürtlüğünden de sık sık dem vurulurdu.

Hatıralarımın içinde yer aldığı bu dönem, 12 Mart’a giden sürece tekabül ediyor, yani 27 mayıs darbesinin üstünden bir on yıl kadar geçmiş.

‘Devrimci askerler’ bir devrim daha yapmayı planlamakla meşgulken, bizler daha ilk devrimi tartışıp duruyor, ve bu devrimin 1960’ta yarım bırakılmasına cidden üzülüp duruyorduk.

Yassıada’daki yargılamalar, bir başbakan ve iki bakanın asılması konu bile edilmiyordu.

Tarihin bu gizlenen tarafı, Cemil Koçak hocamızın sözleriyle ifade edersek, insanların hafızalarından itinayla silinmişti.

Durum, sosyalist bir Kürdistan hayaliyle siyasete ilgi duymaya başlayan yirmili yaşlardaki Kürt gençleri arasında böyleyse, 27 Mayıs’tan sonra Türkiye’de ne oldu sorusuna varın siz cevap arayın ve 27 Mayıs sisteminin yol açtığı vahameti siz hesaplayın.

Sonra 12 Mart geldi. ‘Sol darbe’ filan derken, Kürt demokratlarının tümünü -sayıları iki koğuşu dolduracak kadardı- Diyarbakır’a topladılar.

Yargılamalar başladı.

27 Mayıs’ta Menderes ve arkadaşlarını asanlar bu sefer de, Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ı astılar. Diyarbakır Ziya Gökalp lisesinde öğrenciydim. Öğretmenimiz de saygılı davrandı ve o sabah ders yapılmadı sınıfta.

Sabaha karşı asılan üç devrimci için yas tuttuk ve ağladık. O gün bugün Deniz, Yusuf ve Hüseyin herhangi bir film karesinde gözüme iliştiklerinde, ya da onları anlatan birini dinlediğimde ağlarım.

Ama İmralı’da asılan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’a bu yıla kadar hiç ağlamadım.

27 Mayıs gecesi TRT’nin Yassıada’dan yaptığı programı seyredince içim burkuldu, asılanların beyazlar içindeki bedenleri bütün gece gözlerimin önünden gitmedi.

27 Mayıs söz konusu olduğunda, belleğimin aslında nasıl bomboş, hafızamın silinmiş ve gerçeğe kapalı olduğunun farkına vardım ve hayıflandım.

Adnan Menderes, Fatih Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan için ilk kez bu yıl ve 27 Mayıs gecesi gözyaşı döktüm.

Celal Bayar’ın o mahkeme salonunda gösterdiği cesaretin, vakur duruşun bugün askeri vesayetin sona ermesi ve gerçek bir demokrasinin kurulması için yola çıkanların, en kıymetli mirası olduğuna bir kez daha inandım.

Darbelerle malul demokrasi tarihimizin bir kenarında Celal Bayar bir kenarında da İsmet İnönü durur.

DP geleneği güçlendi, ama İnönü’nün temsil ettiği siyasi mirası sürdüren CHP, bir eliyle topluma tutunmaya çalışırken, bir eli de Ergenekon’da, kötü senaryoların ‘ihtimallerini’ ve sonuçlarını bekliyor.

Ve CHP’nin durduğu yeri en iyi anlatan kelime tartışmasız, ‘ironi’dir.

Özellikle Kürt sorunu söz konusu olduğunda tabii.

İsmet Paşa’nın CHP’sinde, Güneydoğu’daki illerde parti başkanı aynı zamanda valilik ve kaymakamlık yapıyordu. DP kurulunca bu düzen değişti. İsmet İnönü Celal Bayar’dan DP’nin kuruluş aşamasında ufak bir ricada bulunmuş ve DP’nin mümkünse, Güneydoğu’da teşkilat açmamasını istemişti. Celal Bayar, ‘ama Paşam Türkiye’nin her yerinde kurulan bir partiyi burada açmazsak, o insanlar kendilerini dışlanmış hissetmezler mi’ mealinde sözler sarf etmiş ve Paşa’nın ricasını kibarca ret etmişti.

Şu ironiye bakın ki, yarım asır sonra, İsmet Paşa’nın partisi, onlara bir parti tabelasını bile çok gördüğü insanların yani Kürtlerin desteğiyle Hakkari’de, şurada burada varlığını ispata çalışıyor.

Eh, boşuna dememişler tabii, tarih ironiyle doludur diye..

orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

reklam
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Seraby Interactive |Reklam Ajansı
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Seraby Interactive |Reklam Ajansı