Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

JİTEM gerçeği ve yavaşlık


14.07.2011 - Bu Yazı 3974 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Bir yandan JİTEM’in gerçekleştirdiği operasyonlarda öldürülenlerin dosyaları birer birer zamanaşımına uğruyor, bir yandan da JİTEM var mıydı yok muydu tartışmalarının nihayet sonuna geliniyor.


Jandarma Genel Komutanlığı JİTEM’in varlığını kabul ediyor, ama bu askerî örgütlenmenin 1990 yılında sona erdirildiğini beyan ediyor.

Bizim Taraf’ın manşeti tek kelimeyle şahaneydi ve çok ironikti:

JİTEM Ne Yaşar Ne Yaşamaz!


Hanefi Avcı’nın tartışma yaratan kitabında bile geçiyor, diyor ki Hanefi Avcı, “Bugün bile Jandarma Genel Komutanlığında arama yapılsın, JİTEM’le ilgili iki kamyon dolusu belge çıkar”.

Avcı’nın kitabında paylaştığı bir anısı daha var ki, tüyler ürpertici.

Ersever, yanındaki samimi itirafçılarla beraber öldürülünce, Emniyet içinde görevli bazı kişiler, Emniyet bünyesinde farklı kimliklerle görevde olan eski samimi itirafçıların hayatından endişe ediyorlar ve Yeşil’le Jandarma Genel Komutanlığı’nda bir görüşme gerçekleşiyor.

Sonrasını kitaptan okuyalım:

“O tarihte JİTEM’i ve Yeşil’i bilen Emniyet görevlileri, Jandarma Mustafa Deniz’i öldürdü, Cem’i öldürdü, onlarla beraber istifa eden –JİTEM’den demek istiyor– ve şimdi Emniyet’te çalışan Ali Ozansoy’a da bir şey yapabilirler. Sakın böyle bir şey denenmesin, biz buna karşı çıkarız havası içinde Jandarma Genel Komutanlığı’na gittiklerinde, Yeşil’le karşılaşıyorlar. Yeşil açık açık elindeki Smith&Wesson marka tabancayı göstererek, ‘Bununla ateş ettim, gerekirse size de ateş ederim’ diyecek kadar rahatlıkla cinayeti kabul ediyordu. (Haliç’te Yaşayan Simonlar, S: 206)

Mafya bile böyle çalışmaz, Mafya’nın tetikçilerine cinayetlerden sonra, ortadan kaybolmaları, tavsiye edilir, pasaportları, cinayetten sonra bir süre saklanacakları yer bile önceden belirlenir.

Bizdeki katiller, ortadan kaybolmak ne kelime, cinayetlerden sonra ellerinde tabancalarıyla, Jandarma Genel Komutanlığı’nın odalarında ‘misafir’ ağırlıyorlar.

Misafirler ricada bulunuyor, “Bizimle çalışan Emniyetçi-itirafçıları öldürmeyin” diyorlar.

Racon Jandarma genel Komutanlığı’nda kesiliyor!

Şimdi JGK, çıkmış, “1990’a kadar JİTEM vardı, sonra yok” diyor; ama doğruyu söylemiyor.


Sivil insanların binlercesinin kurban edilmesi bir yana, JİTEM’in iç infazları dahi 1990’dan sonra işlendi.

Bu bakımdan İçişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklama hem daha inandırıcı, hem Bakanlık JİTEM’in varlığını 1990’lı yıllarda dondurmadığı için daha gerçekçi.

Yakın zamana gelelim, Hrant Dink cinayeti ortada, Rahip Santoro, Malatya katliamı, Danıştay cinayeti ortada..


Malatya katliam için bir tanık, “Bu cinayetleri Jandarma İstihbarat organize etti” diyor, ama devlet, ilgili kurumlar, bu korkunç itirafa rağmen bir şey yapmıyor.


Savcılar yürüttükleri soruşturmaları bu aşamadan sonra, devletin güvenlik kurumlarına daha çok soru sorarak, belge isteyerek, JİTEM’in katlettiği insanlar hakkında tutulan gizli raporları mahkemelerdeki dosyalara konulmak üzere, talep ederek, görülmekte olan JİTEM davalarında belli bir ilerleme sağlayabilirler.


Bu, sürecin yavaşlıktan kurtulması ve işlemesi için önemli olur, ama yetmez.

Türkiye’nin bu konuda şimdiye kadar yaşadığı yavaşlığı ortadan kaldırmaz.

Bu yavaşlığın çok fazla sebebi olduğu aşikâr.


Yavaşlığın siyasi sebepleri var, yargı sisteminin henüz tümüyle reforme edilememiş olması gibi sebepler var.

Mağdurların suskunluğu var ayrıca.. Bu suskunluğun çok manidar olduğunu kabul etmek lazım.

Diyarbakır’da görevli savcılardan Sayın Durdu Kavak, geçenlerde bir televizyon programında üzüntülerini paylaşıyordu ve diyordu ki, “Biz bölge halkına bir çağrı yaptık, ‘Şikâyetlerinizi bize yazın, başvuruda bulunun’ dedik, ama maalesef bu çağrıya kulak asan olmadı”.

Bir savcı halka çağrı yapıyor, “Ölüleriniz hesabını gelin hep beraber soralım” diyor, ama halk bu çağrıya cevap vermiyor..

Bu kolayca geçiştirilecek bir mesele değildir, sebepleri üzerinde durmak, en başta bölgede faaliyet gösteren sivil, yarı sivil toplum kuruluşlarının görevidir.

Sayın Durdu Kavak’ın çağrısından çok önceleri, yeni gelişmelerin olduğunu görerek, kendi mağduriyetimin hesabını sormak bakımından geçen yılın onuncu ayında Ankara’da, Savcı Hamza Keleş’e, Diyarbakır Özel Yetkili Savcısı’na iletilmek üzere bir suç duyurusu dilekçesi verdim.

Bu köşede daha önce bu suç duyurusu dilekçesinden söz etmiştim.

Musa Anter bir JİTEM operasyonu sonucu öldürüldü. Cinayetin aydınlanan yanları, ama karanlıkta kalan yanları da var.

Dilekçemde, Musa Anter cinayetinin MİT’e sorulmasını, faillerden Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın MİT’te alınan ifadesinin, dava dosyasına istenmesini talep etmiş, ve başta Süleyman Demirel, Mehmet Ağar, Ünal Erkan, İsmet Sezgin olmak üzere dönemin diğer devlet yetkilileri hakkında şikayetçi olmuş ve ifadelerine başvurulmasını istemiştim.

Aradan geçen bu zamana kadar bu dilekçe bağlamında herhangi bir işlem yapılmadı, ya da yapıldıysa benim haberim yok.

Oysa bu dilekçe son derece önemliydi, hasbelkader sesi çıkan, çıkabilen bir mağdur olarak, yaptığım suç duyurularının akıbetini aradan bir yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına rağmen, öğrenemiyorsam, sesini çıkarmak için benim sahip olduğum olanaklara sahip olmayan mağdurların durumunu varın hesap edin artık.

Her şey çok yavaş işliyor, bunu görüyorum, sebeplerini anlamaya çalışıyorum.


Diyarbakır’da, Malatya’da devam eden JİTEM bağlantılı davaların izlenmesi, rapor edilmesi ve kamuoyuna ulaştırılması konusunda sivil toplum ve insan hakları kuruluşlarına, medyaya büyük görevler düşüyor.

Bu görevlerin hakkıyla yerine getirildiği inancında değilim.

Bizdeki süreç Batı Avrupa’daki GLADIO’yu tasfiye süreçlerine benzetilir, ama bu çok doğru bir benzetme değil. Bizdeki yüzleşme ve hesaplaşma süreci, daha çok, Doğu Avrupa’da yaşananlara benziyor.

Toplu katliamlar, toplu mezarlar, faili meçhul kalmış binlerce cinayet, akla Balkanlar’ı getiriyor.


Bizde, insanlığa karşı işlenmiş suçlar kapsamındaki davaların, uluslararası mahkemelere taşınması sözkonusu değil tabii, ama
Bosna’da, eski Yugoslavya topraklarında yaşananların hesabı şimdi Lahey Adalet Divanı’nda görülüyor. Bu mahkemede çalışan insan sayısı binden fazla.

Biz JİTEM var mı yok mu tartışaduralım, bu davalara ayrılan bütçe 1993’ten bu yana 1,9 milyar dolardır.

Hükümet programı, yemin krizine takıldı, doğru dürüst tartışılmadı. Programın en kayda değer yanı, Sayın Başbakan’ın yeni anayasa için , BM-Evrensel İnsan hakları Beyannamesi ve AİHS’nin referans alınacağını ifade etmesiydi. Türkiye’nin gerçek gündemi bu aslında. Buna bir de, geçmişle hesaplaşma meselesini ekleyin. Hükümet programında bu konuya da yer verilmeliydi, diye düşünüyorum.

Çünkü artık hem devam eden davaların sonuçlanması hem yeni anayasa sürecinin toplumsal uzlaşmayı da kapsaması bakımından, Türkiye’nin geçmişle yüzleşme politikasının düzenlenmesi, programlanması son derece önemlidir.


orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8