Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

Saflık..


08.08.2011 - Bu Yazı 4374 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Hastanede bir gece.. Bir ay önce ve Ankara’da. Oda arkadaşım emekli bir deniz astsubayı..

Ameliyattan yeni çıkmış.. O gece Çanakkale’den helikopterle hastaneye kaldırıldığımı haber alıp apar topar ziyaretime gelen dostlarla yaptığımız sohbetten, benim bir yazar, Kürt ve Diyarbakır cezaevi mağduru olduğumu öğreniyor.

Hastaneler çok sıkışık. ‘Hasta odası’ standartlarına hiç uygun olmayan bir odadayız, nereye baksak duvar... İki hastaya daha yer açmak amacıyla düzenlenmiş, doğru dürüst penceresi bile olmayan bu odada ikimiz de daralıyoruz, uyku tutmuyor bir türlü..

Gece misafirler gittikten sonra sohbete, oda arkadaşım astsubayın sorularıyla devam ediyoruz. Peşinen söylemek isterim, oda arkadaşımın aşağıda okuyacağınız sorularında herhangi bir art niyet aramayın. Onun sorularında bir art niyet yoktu kesinlikle, çok insani diyebileceğimiz bir saflık duygusu içinde, hepimizi kuşatan, hepimize çok acı veren gerçeği onun deyimiyle söylersek, “meşhur bir Kürt yazar”la konuşmak istiyordu. Onu dinlerken, ortalama Türk insanının aslında bu saflıkla tanımlanabileceğini düşünmeden edemedim..

Bence biz Kürtler, Türk halkının bu saflığını tanımak, farkında olmak ve bilmek ihtiyacındayız.

Yeniden barışmak için, bu saflığı ve samimiyeti tanımaya, paylaşmaya büyük ihtiyacımız var..


Kürtler Türklerin, Türkler de Kürtlerin saflığını sevmeli, sevebilmeli.


Yüz tane halkı şeytanlaştırmaya yetecek kadar büyük felaketler yaşadık, gizlemeye gerek yok, içimizden birileri bu felaketlere yenik düştüler, yeterince şeytanlaşıp yeterince zalimleştiler..

Toplum bilimci değilim, ama ben yine de kendi payıma, Kürtleri de Türkleri de tarif eden şeyin, bunca felaketlere yenik düşmemiş o büyük saflığımız olduğuna inanıyorum. Ben bu saflığı seviyorum.. Hastanedeki oda arkadaşım bu astsubayın saflığını da ne yalan söyleyeyim çok sevdim, onunla aramızda geçenleri kısaca özetleyeyim, sonra da, şu ‘pozitif ayrımcılık’ meselesinde başlayan tartışma için iki söz edip yazıyı bitireyim:

Orhan Bey, bakıyorum da Diyarbakır cezaevinde yatanlar hep meşhur olmuşlar.. Televizyonda bir gün, Diyarbakır cezaevini yaşayan insanları konuşturuyorlardı, seyrettim, anlaşılan çok acı çekmişsiniz, ama belki o acıları yaşamasaydınız, yazar olmayacaktınız.. Siz anladığım kadarıyla yazarlığınızı Diyarbakır cezaevinde yatmanıza borçlusunuz.

– Yok o kadar da değil.. Diyarbakır’da yatan herkes meşhur biri ya da yazar filan olmadı..

Öyle demeyin, şu sinemacı, adı neydi Sırrı?..

– Sırrı Süreyya Önder..

Hah o işte, baksanıza o da, Diyarbakır cezaevinde yattı ve milletvekili oldu.

– Yanlış biliyorsunuz, Sırrı Süreyya hapis yattı, ama bildiğim kadarıyla Diyarbakır’da değil. Sonra o zaten meşhur biridir..

Peki, size bir soru daha sorabilir miyim?

– Ne demek sorun tabii..

Saddam Kürtleri vurunca Kürtler Bağdat’a veya Arap halkın yaşadığı şehirlere mi kaçıyorlardı?

– Hayır, Bağdat’tan mümkün olduğunca uzaklaşmaya çalışıyorlardı, Türkiye ve İran sınırına geliyor ve sınırı geçiyorlardı..

Valla hâlâ, ben de durum bizdeki gibi diyordum.. Kürt köyleri boşaltılınca Kürtler hep batıya geldiler ya, orada da durum böyledir sanıyordum..

– Yok, öyle değil, orada durum bizdekinin tam tersi; peki, size ben de birkaç soru sorabilir miyim?

Buyurun sorun tabii..

– Gerçi siz emeklisiniz, ama yine de ordu mensubusunuz, bu konuları bir ordu mensubuyla konuşmak her zaman mümkün olmuyor, bu savaş nasıl bitecek, sizin çevrelerde ne konuşuluyor acaba?

Doğruyu söylemek gerekirse, bitsin de nasıl biterse bitsin diyor insanlar..

– Dağdakilere af çıksa?

Çıksın tabii, dağdakiler de onlarla savaşanlar da bu ülkenin evlatları değil mi?

– Öyle..

Orhan Bey, bu savaşta hep garibanlar ölmedi mi?

– Orası da öyle.

O zaman kimin için sürdü bu savaş?..

– Peki, bir af çıkacaksa bu Öcalan’ı da kapsamalı mı sizce, Türk halkı ne düşünür acaba?

Eğer bu savaş bitecekse Öcalan da çıksın, kimse de kalmasın cezaevlerinde.. Yeter artık kan dökülmesin..

***

‘Pozitif ayrımcılık’ tartışması bu bir gecelik karşılaşmayı yeniden hatırlamama vesile oldu.


Kürt sorunu konusunda bir öneride bulunuyorsunuz, Türk halkı acaba ne der sorusuyla karşılaşıyorsunuz. Sorulmasın demiyorum, elbette birarada yaşayacaksak, her şeyi kendimize göre ayarlayıp, başkalarını bunu tartışmasız kabul etmeye davet edemeyiz.


Demokratik özerklik veya pozitif ayrımcılık.. Tabii ki Türk halkı ne diyecek diye sorabilmeliyiz.

Buna itirazım yok benim. Ama bu türden soruları Türk halkı adına sorabilmeyi hak etmiş olmak gerekmiyor mu?

Ertuğrul Özkök, ‘Kürtler adına’ her ne teklif ediliyorsa bu tekliflere ‘Türkler adına’ itiraz etmeyi alışkanlık haline getirdi.


Akşam
gazetesinden Burcu Bulut’la geçen hafta bir söyleşi yaptık.

O söyleşide vergi vermeyiz gibi bir söylemi doğru bulmadığımı, ama ABD’de siyahların durumunu düzeltmek ve eşitlemek için uzun bir süre –sanırım 60’lı yıllardan 80’lere kadar–, ‘pozitif ayrımcılık’ uygulandığını söyledim. Geçiş döneminde Kürtlere bu uygulanabilir dedim. Kürtler zencidir filan demedim. Pozitif ayrımcılık, zencilere uygulandı dedim.

Ertuğrul Özkök bu öneriye itiraz etti. İsmet Berkan, benim daha fazla bir şey söylememe gerek bırakmayan iki yazı yazdı bu konuda.

Kürt sorunu, eşitlik sorunudur diyen Özkök, ’Pozitif ayrımcılık’ önerisine karşı, “Afrikalı Kürtler” başlıklı bir yazı yazdı.

Kürtler Afrika’dan filan gelmediler. Başkaları bu topraklara gelmeden önce burada yaşıyorlardı. Ama başka coğrafyalardan gelenlerin bin yıllık hâkimiyeti sonucunda geldiğimiz nokta ortada.

Yapılan bütün araştırmalar –KONDA’nın yaptıkları dâhil– Kürtlerin, nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar, Türkiye’nin en yoksul halkı olduğunu gösteriyor.

Üstelik bu insanların artık siyasi ve kültürel kimlik talepleri var.

Özkök, eşitlik diyor, ama eşitlikten anladığı, ‘fırsat eşitliği’ olsa gerek.

Özkök’ün çevresinde, bu fırsat eşitliğinden fazlasıyla faydalanmış Kürt dostları olabilir.

Peki, bir yüzyıl boyunca uygulanan politikalar sonucu, bir ülkenin en yoksulları haline gelmiş, üç bin köyü haritadan silinmiş, toplu mezarlara gömülmüş ve binlerce faili meçhul cinayete kurban olmuş, kısacası, 20. yüzyılın en büyük zulümlerinden geçmiş bir halkı, fırsat eşitliğine mi davet edeceksiniz?


Yozgatlı ne der ha! Aradan çekilin, biz derdimizi Yozgatlı kardeşimize anlatmasını biliriz!

Sonra ‘gariban Yozgatlı’yı kardeşini öldürmek için habire dağa gönderip durduklarında niye sustunuz?

Ahmet Kaya’yı, Hrant Dink’i ölüme yollayan manşetler atmak daha kolay ve daha kârlıydı değil mi?

***


Okuması için eline verilen metinleri, 200 Türkiyeli aydının, akademisyenin karşısına geçip okuyan, sonra da “Bu acayip metin de ne” diye insanlar hayrete düşünce, içinde ne yazdığını ben de bilmiyordum diyen Ahmet Türk, o bilmeden okuduğu metinlerde yazılan Demokratik Özerkliğin tek yol olduğuna inanmamızı istiyor da, iç savaştan çıkmış, bu savaşın yegâne mağduru olmuş bir halka ‘pozitif ayrımcılık’ belli bir dönem için uygulanabilir demiş olmamı yanlış buluyor: “Orhan Miroğlu’nun zenci benzetmesinin gerçekten de
(vurgulama müthiş, Özkök’ün aklına bile gelmemişti bu vurgu! –OM)çok yanlış, haksız, aşağılayıcı olduğunu düşünüyorum. Zenci, beyaz tartışmaları aslında şuuraltında kendini aşağı görmekten başka bir şey değildir. Bu tarz düşüncelerin Türkiye’yi bütünleştirmek bir yana, birlikte yaşamayı zorlaştıracağı kanısındayım.” (Akşam, 7 temmuz)


Benim şuuraltımda ne olduğu ve neye hizmet ettiği yazılarımla, söylediklerimle ve kitaplarımla ortada, Ahmet Bey, şuuraltımla uğraşmak yerine, lideri olduğu savaş mağdurlarının şuuraltında ne var onu merak etsin biraz, sonra da, beraber yaşamayı acaba ‘pozitif ayrımcılık’ önerisi mi, yoksa, “PKK’ye savaşma demeyi ahlaki bulmuyoruz” diyen kararların altına imza atmak ve 20 kişinin hayatını kaybettiği bir günde ‘Demokratik Özerklik’ ilan etmek mi zorlaştırır bir düşünsün isterim.

orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8