Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

‘Katiller aramızda’


27.02.2012 - Bu Yazı 4073 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Avrupa’da toplama kamplarıyla ilgili haberler 1942 yılında bütün dünyaya yayılmaya başladığında, insanlar bu anlatılanlara inanmak istemediler. Anlatılanlar o kadar korkunç şeylerdi ki, savaştan sağ çıkanlar, tam da anlatılanların bu korkunçluğu nedeniyle, toplama kampları hakkında ileri sürülen yığınla bilgi ve tanıklığı inkâr etme eğilimi gösteriyorlardı.

Toplama kamplarından sağ olarak kurtulanların kendileri dahi, radyoların ve haber ajanslarının yaydığı hikâyelere inanmak eğiliminde değillerdi. Çünkü SS subayları tarafından daha önce uyarılmış ve sistemli bir propagandanın hedefi haline gelmişlerdi.

Yazının başlığı Simon Wiesenthal’in bir kitabının adıdır: Katiller Aramızda.


S. Wiesenthal, kendi ailesinden 89 kişiyi kaybetmiş, savaştan sonra hayatını Nazi savaş suçlularının yakalanmasına adamış ve çok sayıda savaş suçlusunun yakalanıp İsrail’de yargılanmasını sağlamış bir yazar.


Primo Levi
Boğulanlar Kurtulanlar adlı eserinde, Wiesenthal’ın kaleme aldığı bu kitaba atıfla, SS milislerinin tutukluları sinsice uyarmaktan büyük bir zevk aldığını söylüyor ve Wiesenthal’ın kitabından bir alıntı yapıyor:

“Bu savaş nasıl sona ererse ersin, size karşı savaşı biz kazandık; tanıklık etmek için bir tekiniz bile hayatta kalmayacak, ama biriniz kaçmayı başarsa bile dünya onun anlattıklarına inanmayacak. Belki kuşkular, tartışmalar, tarihçilerin araştırmaları olacak, ama kesin bilgiler bulunmayacak, çünkü sizinle birlikte kanıtları da yok edeceğiz. Geriye birkaç kanıt kalsa, içinizden birileri yaşamını sürdürse bile, insanlar anlattığınız olayların inanılmayacak kadar vahşice olduğunu söyleyecekler: Bunların müttefik propagandasının abartmaları olduğunu belirtip, size değil, her şeyi yadsıyacak olan bize inanacaklar. Lagerlerin tarihini yazdıracak olan bizleriz.” (Primo Levi, AGE, Can Yay. Sayf: 9)

Uzun bir anlatı oldu belki, ama burada söylenenler sanki bugünün Türkiye’si için söylenmiş sözler gibi duruyor. Kanıtların yok olduğunu düşünenler, bu davalardan bir şey çıkmaz diyenler, insanların mağdurlara değil, hâlâ kendilerine inandıklarını düşünen cellatlar, celladına tapan mağdurlar, başka bir tarih yazımının asla mümkün olmadığına inananlar..

Bu genel tablo maalesef 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’sıyla birçok bakımdan örtüşüyor. Türkiye’de bugün en önemli davalar için toplumun geniş bir kesiminde derin kuşkular, delillere ulaşamama durumu ve bütün bu kötülükleri yapan ve hâlâ da yapmak arzusunda olan güce asla dokunulamayacağına dair güçlü bir inanç mevcut.

Bu tablo içinde, Türkiye’de, zulmün tarihini kimler yazacak, zulüm görenler mi, yoksa bu zulmü uygulayanlar mı, sorusu bence belirleyici bir soru haline geliyor.

Bizim de tıpkı 2. Dünya Savaşı’nı yaşamış Avrupalı halklar gibi, hakikate derin bir şüpheyle yaklaşmak, kurbanlara ve mağdurlara değil, muktedirlere inanmanın rehavetine kapılmak ve siyasi kültürümüzün en belirleyici özelliklerinden olan, devletin o hiçbir zaman hesap vermeyecek olmasına ilişkin güçlü bir kanaatimiz var.

Gerçi Avrupa’da hiçbir şey Nazilerin sandığı gibi gitmedi. Avrupalılar bu netameli tarihi zalimlerin elinden çekip çıkarmayı bildiler. Avrupalı entelektüeller, sanatçı ve düşünürler savaş sonrası Avrupa’sında, tarih yazımını, bizdeki gibi, resmî tarih yazıcılarının eline bırakmadılar. Savaş sonrasının acılarıyla, yüzleştiler ve hesaplaştılar. Avrupa Birliği projesi bu hesaplaşma üzerinden inşa edilmiş bir insanlık projesi olmaktan başka nedir ki?

Oysa bizde her şey yeni başlıyor. 1915’in tarihi, İttihatçıların ve Kemalistlerin yazdığı gibi duruyor. Ona daha dokunulmadı. Halkın ve aydınların, üniversitelerin genel kanaati, hâlâ ve büyük oranda, bu resmî tarihin verilerine ve inkâra dayanıyor.

Öte yandan, Cumhuriyet’in kuruluşuyla beraber yok sayılan, kitlesel katliamlara uğrayan Kürtlere yapılanların inanılmayacak bir tarafı kalmadı.

Mağdurların artık Meclis’e taşınan anlatımları ve tanıklıkları, insanı insanlığından utandıracak örneklerle dolu. Ama yine de Türk halkının bütün bu tanıklıklara ve yaşanmış olan şeylere ne kadar inandığını bilmiyoruz. İnanmak da yetmiyor. İnanıp da, bütün bunları müstahak olarak gören ve “isyan edene başka ne yapılacaktı ki” diyebilecek olanların sayısının epey kabarık bir sayı olduğunu düşünüyorum.

Hem Kürt meselesi, hem Anadolu’nun etnik temizliğe uğratılması hadisesinde, genel bir dezenformasyon amaçlı yürütülen psikolojik harbin bir ayağı Türkiye’de ama bir ayağı da dünyanın ta öbür merkezlerinde ve çok etkili yöntemlerle sürüyor.

Ergenekon davası, netameli bir geçmişi günümüze bağlayan bir dava oldu. Dolayısıyla dün Kürt katliamları –Dersim ve benzeri– ve Ermenilerle Süryanilere karşı girişilen etnik temizlik söz konusu olduğunda, dünyanın ve Türk halkının kendilerine inanmalarını isteyenlerin zihniyetiyle, Ergenekon davalarını içerde ve dışarıda, itibarsızlaştırmak için yoğun bir psikolojik harp uygulayanların zihniyeti de, amaçları da aynı.

Yüzyıl sürmüş bir zulüm tarihini, o zulmü iliklerine kadar yaşamış halkların elinden çekip çıkarmak..

Başarısız oldukları söylenemez.

Türk halkı 1915’e, Dersim’e, yakın zamanda JİTEM’in işlediği cinayetlere ne kadar inanıyorsa, Kürt halkı da PKK’nin iç infazları ve muhaliflerini yok etme hikâyelerine ve olaylarına o kadar inanıyor desek, herhalde çok da yanlış olmaz.

Nürnberg Mahkemesi’ndeki yargılamalar, Ekim 1946’da sona erdi.

Bir ay sonra, kasım ayında Amerikan bölgesinde yapılan bir ankete katılan Almanların yüzde 37’si, “Yahudilerle, Polonyalıların yani Ari olmayanların yok edilmesini Almanların güvenliği için gerekli gördüklerini” dile getirdiler.

Bugün Ergenekon anlayışını –İttihatçılığı– ve Ergenekon tipi örgütlenmeleri Türk ırkının geleceği için gerekli görenlerin ekseriyette olduğunu düşünmek doğru değil.

Ama Türkiye’de gerçek tarihin, “ulusal güveni ve geleceği” buralarda arayanlarla buna karşı çıkanların mücadelesiyle belirlendiğinden hiç kuşku duymamak lazım.


orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8