Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

Gabriel’in taşı


30.04.2012 - Bu Yazı 3534 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gabriel bir tarihî kişi, bir eski zaman kahramanı değil.

Fotoğrafta gördüğünüz taş da bir müzeden kaçırılmış veya kazılarda bulunmuş bir eski eser parçası değil. İkisinin de bambaşka bir hikâyesi var.


Gabriel İsveç’te doğmuş 25 yaşlarında bir Süryani genci.
 Şimdi Göteborg’ta diş hekimi.

Hapsınaslı babası Simon Şamun ile beraber Göteborg’un altını üstüne getirdiğimiz keyifli bir geziden sonra dinledim hikâyesini. Gabriel’in annesi Verdê (Gül demektir) de bir Süryani ve Midyat’ın Batê köyünden. Dikkatinizi çekmiştir muhakkak, size bir hikâye anlatmak istiyorum, ama hikâyenin geçtiği coğrafya adlarının, kişilerin ve hikâyeye konu olan isimlerin hiç biri Türkçe değil. Bu coğrafya elbette Türkiye’ye ait bir coğrafya. Ama Türkiye bu coğrafyada kaim ve kadim olmuş medeniyetleri korumak yerine, onlara ait her şeyi Türkleştirmeye çalıştı. Ortada bir başarı var mı bilmiyorum, ama bu Türkleştirme, inkâr ve yok saymanın faturası, bu faturanın yarattığı trajedi ve insanlara yaşattığı acı bugün de insanların hayatından çıkmış değil


Hapsınas Midyat’a bağlı bir köy.
 Her ırktan, her milletten insan yüzyıllar boyu bu köyde beraber yaşadı. Hapsınas’ı daha önce de yazmıştım. Hani Mor Lazoor Manastırı’nın bulunduğu köy. Mor Lazoor’dan bugün geriye kalan pek az şey var. Bu manastır öyle bir inziva kulesine sahip ki, belki de yeryüzünde bir eşi yok.

Ama bu kule de yıkıldı yıkılacak gibi. İşin daha garibi, bu manastıra giden yolun, birkaç yıl önce, ihale açılıp satılmasıdır.

Neyse, size Gabriel’i ve onun taşını anlatacaktım asıl, konuyu dağıtmayalım.

Gabriel İsveç’te doğmuş ve İsveç’te eğitim görmüş. Ama aklı erip kendi köklerini merak ettiği yıllarda babası Simon’a iflah kesen sorular sormaya başlamış.

Biz kimiz” diyormuş, “İsveçli veya başka bir Avrupa milletinden olmadığımız belli. Peki biz kimiz,nereden geldik bu ülkeye ve neden buradayız?

Baba Simon dili döndüğünce anlatmaya çalışıyormuş, Midyat’ı, Turabdin’i, Mardin’i.

Ve tabii daha küçük yaşta Gabriel’e öğrettikleri Süryaniceyi.

Ama Gabriel yine de bu anlatılanlara inanmak istemiyor ve çocukluğunun saflık duyguları içinde, “Biz kimbilir nerelerden İsveç’e gelmiş Çingeneleriz” diyormuş, “Çingeneler gibi yersiz yurtsuz insanlarız”.

Simon ve Verdê ise “Hayır” diyorlarmış Gabriel’e, “hiçbir şey senin düşündüğün gibi değil, biz yersiz-yurtsuz insanlar değiliz, bize ait bir yurdumuz, adı Hapsınas olan bir köyümüz var. O köyün içinde topraklarımız, üzüm bağlarımız var, bir gün gelecek oraları hep beraber ziyaret edeceğiz, biraz sabırlı ol!”

Gabriel yine de ikna olmuyormuş ne yazık ki. Bu tartışmaların ve çocuk Gabriel’in sorduğu soruların içinden çıkamayınca Simon ve Verdê, Gabriel’i, ailesinin bir zamanlar yaşadığı topraklarla ve halkının kökleriyle buluşturmaya karar vermişler.

Faili meçhul cinayetlerin işlendiği, Süryanilerin kaçıp Avrupa’ya sığındığı kötü bir zamanda, 90’lı yıllarda Gabriel ve annesi Verdê’yle , Göteborg’tan Mardin’e gelmişler ve oradan da Hapsınas’a varmışlar.


Hapsınas’ta Simon’lara “Beyt-Şemun” diyorlarmış.

Gabriel ailesinin bir zamanlar yaşadığı köyü görmüş. “İşte bu gördüğün ev bizim, bu tarlalar, bu üzüm bağları bizim” demişler Gabriel’e. “Senin ataların ve mensubu olduğun ailen, yersiz-yurtsuz değil. Bu topraklarda yaşadık biz ve her şeyimiz hâlâ bu topraklarda bulunuyor.” Gabriel, Süryani ustaların kesip işlediği evin avlusunda, odalarında dolaşıp durmuş ve o evin avlusunda bulunan küçük bir taş parçasını almış eline, onu saklamış ve Göteborg’a beraber getirmiş. Kırmızı bir boyayla taşın üstüne köyün adını altına da kendi adını yazmış.

Gabriel’in taşını ben de gördüm, hikâyesini babası Simon ve annesi Verdê’den dinledim.

Sanırım bu hikâye, giderek küreselleşen ve küçülen dünyamızda, insanoğlunun ihtiyaç duyduğu yegâne şeyin ve yüzyıllardan bu yana içinde barındırdığı en güçlü duygunun bir yere ait olma duygusu olduğunu gösteriyor.

İnsanın elinden bu duyguyu almaya, yüreğinden söküp çıkarmaya çalışmak boşuna..

Bu köşede zaman zaman Seyfo’dan söz ettiğimi hatırlayacaksınız. Ama yine de bir kez daha hatırlatayım, Seyf Arapça ve Süryanicede kılıç anlamına geliyor.

1915’te Turabdin’de, Midyat ve Mardin’de yaşanan acı olayları anlatmak için Süryaniler bu kelimeye kullanıyorlar.


Mertz Yergen gibi hem büyük felaket hem de, kılıçtan geçirme gibi ağır bir anlam yüklüdür bu beş harfli kelimeye.

1915’in yıldönümünde, Seyfo’yu Süryani dostlarla konuşmak için İsveç’e geldim.

Seyfo dönemini ve yaşanan katliamları araştırmak için bir merkez kurulmuş burada.

Birkaç gündür 1915’i konuşup duruyoruz Süryani dostlarla.

Stockholm’da hazırlanan bir konferans programında beraber olduk. Sonra Göteborg’a geçtim.

Bir konferans da bu şehirde olacak. Okuduğunuz bu yazı bu konferanstan önce yazıldı.

Güneşli, güzel bir bahar sabahı. Konferanstan sonra Göteborg’un etrafında yer alan adalara gidecek ve geceyi bu adalardan birinde geçireceğiz.

İsveç’e daha önce de gelmiştim ama Göteborg’a gelişim ilk.

Güzel bir şehir. On bin Süryani’nin bu şehirde yaşadığı tahmin ediliyor. Sadece Türkiye’den gelenler değil bunlar, aralarında Irak’tan ve Suriye’den gelenler de var.

Süryani dostların, ilgi alanları bir hayli artmış, beraber olduğumuz zamanlarda, sohbetin konusu dönüp dolaşıp Suriye’ye ve Suriye’nin geleceğine dayanıyordu.

Bu ülkede yaşayan beş milyona yakın Hıristiyan halkın içinde, Süryani halkı son derece önemli bir siyasi konuma sahip. Tarihsel ilişkiler çok derin ve köklü.

O kadar ki, Arap Baasının kurucusu ve ideologlarından biri de Hıristiyan halka mensup Mişel Eflak’tı.

Ortadoğu’da tarih bugün, hafıza savaşlarının üstünden ve geçmiş zamanla hesaplaşarak yeniden yazılıyor.

Gabriel’in Hapsınas’taki evlerinden alıp Göteborg’a taşıdığı ve hâlâ sakladığı taşın sırrı çözülüyor..

Yeni, yepyeni zamanlardan geçiyoruz.


orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8