Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

İki hatıra


24.05.2012 - Bu Yazı 2829 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sol, şiddet ve silahlı mücadele sorunu üstüne yürütülen tartışmalar 1 Mayıs 1977’ye çakılıp kaldı. Türk ve Kürt solunun devlete karşı hemen her zaman bağımsız bir yerde durduğunu, ve 70’li yıllardan bu yana devletin birtakım taammütlerine rağmen “bağımsız” kaldığını iddia edenlerle, bunun tersini savunanların, devletin katliam planlarını bir hayli kolaylaştıran solun tarihiyle yüzleşmemiz gerekir diyenlerin öne sürdüğü argümanlar pek derinleşemedi.

Sol’da her zamanki gibi “sathı müdafaa” önde gidiyor.


Halil Berktay
 da cevap yazmaktan asıl mevzua gelemiyor.

Sonuç olarak anıların yarışması gibi bir durum var.

Herkesin hafızasındaki 1 Mayıs 1977 günü ayrı bir yerde duruyor ve sanırım bu ayrılık çok normal.Márquez hatıralarını yazdığı kitaba şöyle bir not düşmüştü:


“İnsanın yaşadığı değildir hayat, aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır.”

Márquez’e hak vermemiz gerekir.

Farklı tarihsel dönemlerin, ünlü kişilerin biyografilerinde ve anılarında çok farklı hatırlamalarla yer aldığını biliyoruz. Önemli tarihsel olaylar sözkonusu olduğunda, siyasi tercih ve kaygıların bu olayları anlatmaya niyetlenmiş kişilerin anlatılarına ve hatırlamalarına etki etmesi, hatta çoğu kez belirleyici olması da mümkündür ve şaşılacak bir durum değildir..


Hiçbir solcu yoktur ki, hayatında yer etmiş bir iç infaz hatırası olmasın.

***

1970’li yıllarda Diyarbakır’da Kürtlerin haklarını, özgürlüğünü ve solculuğu savunan bir avuç insandık.

Sonra birtakım gruplara ayrıldık. Sabahlara kadar Abide Çayevi’nde oturan, tartışan insanlar bir anda birbirine düşman oldu. Çünkü artık her birimizin itaatle bağlı olduğumuz bir gizli örgütümüz vardı.

Örgütlere girmeden önce, Diyarbakır Eğitim Enstitüsü’nü hep beraber mücadele ederek, “faşist işgalden” kurtardık. Sonra aynı okula gün geldi, omuz omuza mücadele ettiğimiz arkadaşlarımız bizi sokmak istemediler. Harun diye bir arkadaşımız vardı. Babası Dışişleri’nde çalışıyordu galiba ve biz bu yüzden Harun’a “Konsolos” diye hitap ederdik. Her birimiz bir örgüte girmişiz, Konsolos da gitti Maocu oldu, Kawa’ya girdi. Kawa Maoculuğu savunan bir Kürt grubuydu. Sonra bir gün Harun’un bir başka Maocu grup olan Halkın Kurtuluşu tarafından öldürüldüğünü duyduk. Harun’un ölümüne üzüldük elbette, ama bu ölüm, üzülüp sonra da unutmanın ötesinde, bize hiçbir şey anlatmadı, devrim yolunda böyle şeyler olur diye düşündük, cinayeti kendi vicdanımızda ve devrimin hatırına meşrulaştırdık.


Sol şimdi de Kürtlerin silahlı mücadelesini meşrulaştırıyor, ve asla bu “meşrulaştırma günahıyla” yüzleşmek istemiyor.

***

Madem hatıralar bahsindeyiz, bir hatıra daha anlatmak isterim.


Diyarbakır’daki TÖB-DER Kongresi, galiba tarih 1978.

Üç yüz kişilik salonda, seçimlerden önce, konuşmalar oldu. İki güçlü rakip Özgürlük Yolu ve DDKDgrubuydu. Diyarbakır Belediyesi, Özgürlük Yolu’nun elindeydi, DDKD adayı Yahya Mehmetoğlu kaybetmiş, Özgürlük Yolu’nun adayı Mehdi Zana seçimi kazanmıştı. Bu, DDKD taraftarları arasında bir yenilgi psikolojisinin oluşmasına yol açmıştı. Ne olursa olsun, seçimi kazanmak istiyorlardı. Kürt gruplar için Diyarbakır son derece önemli bir merkezdi ve burada zayıf olan her yerde zayıf, güçlü olan da her yerde güçlü sayılıyordu.


Bir öğretmen derneğinin kongresi müthiş bir siyasi rekabete dönüşmüştü. Öyle bir hava vardı ki, sanırsınız öğretmenler derneğinde kongreyi kazanan Kürdistan’a sahip olacak.

Sandığın etrafına toplanmıştık. Sonuçlar açıklandı. Seçimi Özgürlük Yolu kazanmıştı.

En önde oturan DDKD lideri, Kürtçe “.. de lêxın diyavanın” dedi.. (Vurun analarını...) O anda insanlar birbirine girdi. Ve çok şükür sıra silahları çekmeye gelmeden, salonda çalışan bir işçi tam da o anda elektrik şartelini indirdi ve karanlıkta kaldık.


Ziya Gökalp Lisesi Müdürü, Kenan Hoca şişlendi. Yaralanalar, hastaneye kaldırılanlar oldu.
 Eğer o kongrede bir tek silah patlasaydı ve içeriye silahlı olarak giren gençler, silahlarını karşılıklı olarak çekseydi, içeride kaç kişinin hayatını kaybedeceğini varın siz hesaplayın.


Tartışıp duracaktık tabii. “Sömürgeci devlet” katliam yaptı diye.
 Ve muhtemelen güçlü bir liderin patlamaya hazır silahlarını bellerine takıp gelmiş gençlerin ortasında söylediği o küfürlü sözü, çok az insan hatırlayacaktı. Oysa o gün orada o söz bir talimat olarak anlaşıldı ve arbede koptuO arbedenin bir katliama dönüşmesini ise bir işçi engelledi. O gün o salona sadece oy kullanmaya gelenler vardı, ama o salona “ölmeye ve öldürmeye” hazır bir ruh haliyle gelenlerin olduğu da bir gerçekti. Allahtan kongre, “derin devletin” mesaisine denk gelmemişti, yoksa 1 Mayıs katliamının benzeri, Diyarbakır’da yaşanabilirdi.

Dolayısıyla 1 Mayıs’a “ölmeye ve öldürmeye hazır” bir ruh haliyle giden solun, meydandaki davranışı üstüne, bu davranışın insanların ezilerek hayatlarını kaybetmesi ve derin devletin işini kolaylaştırması üzerine bir mutabakat sağlamamız, hatırlamaları ortaklaştırmamız çok kolay görünmüyor.

Peki 1 Mayıs 1977 katliamından bu yana solun şiddet deneyimi ve anlayışını, ve bu deneyimin ve anlayışın 1980’li yıllarda Kürtler’e ihale edilmesi sonucunda oluşan trajik tarihi hiç konuşmayacak mıyız?

Bu trajik tarih içinde yürümeye devam etmek isteyenlere söyleyecek sözümüz olmayacak mı hiç?

Devlet bile bu tarihin ağır yükünden kurtulmak istiyorken, sol bu tarihi taşımaya niye mecbur olsun?


orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8