Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

Katliam ve meşrulaştırma


02.06.2012 - Bu Yazı 3759 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Başbakan geçenlerde BDP’yle aradaki zayıf, koptu kopacak ipten bahsetti..

Ama son grup toplantısında “BDP’li kalleşler” diyerek bu ipi kendi eliyle kopardı.

Sanırım bu söylemle beraber, artık zayıf veya değil arada bir ip filan da kalmadı.

Belki de istenen buydu belki de bu bir siyasi tercih, ama sonuçları itibariyle her iki halkın ilişkilerine, AK Partiye zarar verecek bir siyasi tercih..

Bu sözler, sadece BDP’ye oy veren üç milyona yakın Kürt’ü incitmekle kalmayacak, AKP’ye neredeyse bunun iki misli oy veren Kürtleri de incitecek ve zor duruma sokacaktır.

Söyleyecek fazla söze gerek yok sanırım.

Uludere katliamı gibi, “Kalleş BDP’liler” söylemi de tarihe geçti, tarihe mal oldu.

Bundan sonra AKP’nin Kürt halkıyla ilişkileri hiçbir şekilde eskisi gibi olmayacaktır ve bunu anlamak için siyaset sosyologu olmaya gerek yok.

Türkiye’ye Başkan olmak isteyen bir liderin, kendi yurttaşlarını bu ifadelerle suçlaması, her ulusal safların “milli esaslarla” tahkim edilmesini sağlamaktan başka bir işe yaramaz.

Sayın Başbakan’ın hiç kuşkusu olmasın, Uludere katliamı olurken, Pınarbaşı’nda bombalar patlarken, ellerini sevinç içinde ovuşturanlar, “kalleş BDP’liler” sözüne de aynı oranda sevinmişlerdir.

Oysa Uludere’nin aydınlatılması yeni bir başlangıca yol açabilirdi.

Bildiğim kadarıyla, bir katliamın gayrı meşruluğu ve haksızlığı ilk defa ve bu ölçülerde tartışılıyordu.

Bu durum, toplumun geçmişte olduğu gibi bu türden devlet katliamlarını bir biçimde tolere edeceği ve suskunlukla karşılayıp onaylayacağı dönemlerin çok geride kaldığını gösteriyordu.

İhmal veya kasıt kelimeleriyle durumu izaha çalışmak, bu katliamın yarattığı trajediyi hafifletmeye yetmedi.

Hak ve adalet talep eden bir toplumda hangi gerekçeyle olursa olsun, sivillere karşı gerçekleşmiş bir katliamı meşru gösteremezsiniz.

Medyanız sustu veya susturuldu diyelim; dünyanın bütün gazetelerini ve gazetecilerini susturamazsınız. Bir gazetecinin yapacağı haber, yazacağı yazı, gelir sizin hakikate kapatmaya çalıştığınız ulusal gündeminize bütün haklılığıyla oturur.

Roboski katliamına kadar; bir halkın neden bu kadar kolayca bu kadar çok ve yüzyıla uzanan bir tarih boyunca sayısız katliamlara maruz kaldığını, her defasında bu katliamların çeşitli gerekçelerle meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve suçun her defasında cezasız kalmış olmasını tartışabilmiş değildik.

Bir yönüyle buraya gelinmiş olması elbette memnuniyet verici olmalıdır.

Ama bu vahim hadisenin, PKK’yle mücadele gerekçesiyle üstünün örtüleceğinden endişe duymamak elde değil.

İnşallah yanılırım, ama Başbakan’ın son grup konuşmasının özü buydu.

PKK’yle savaşıyoruz ve böyle olaylar olabilir dedi Başbakan.

Bizde özellikle katliamlar ve devlet politikası sözkonusu olduğunda akademik çalışmaların çok yetersiz olduğu, henüz anlatıların ve olayların bir çeşit arşivlenmesinden ibaret bir aşamada olduğumuzu görmek gerekiyor. Oysa, Balkanlar’dan tutun da Ortadoğu’ya, Orta ve Batı Avrupa’ya kadar bazı ulusların uğradığı katliamlar üstüne yapılan bilimsel araştırmaların haddi hesabı yoktur.

Ve temel sorular bu araştırmalarda hep aynıdır:


Bir katliamı hazırlayan ortam nasıl oluşur?


Bir katliam, her zaman “terörle mücadele” esnasında mı meydana gelir?


Bir katliam, teröristlerle savaşan devlet güçlerinin, salt içine sürüklendiği psikolojiyle açıklanabilir mi?


Milliyetçilik, etnik hınç ve öfke, tarihte yaşanmış ağır travmalar, bir katliamın meydana gelmesinde nasıl rol oynar?

Kuşkusuz bu sorulara farklı açılardan, çok farklı cevaplar verilebilir.

Ama bu cevapların hiç biri, salt “terörle mücadele”nin haklılığına ve katliama maruz kalmış insanların yeniden keşfedilen “bazı suçlarını” tam da katliam zamanlarında hatırlamak ve öne çıkarmak gibi bir anlayışa hapsedilemez.

34 kişiye bomba yağdırıyorsunuz, onları katlediyorsunuz, sonra da “kaçakçılık yapıyorlardı ve zaten ölmeselerdi yargılanacaklardı” diyorsunuz..

Kaçakçılığın cezası ölüm mü?

Kaçakçıları, katliamlara uğrayıncaya kadar, zaten fuzuli ve fazladan yaşamış insanlar olarak mı görüyorsunuz?

Bu hem Uludere’yi hem başka katliamları meşrulaştırma, katliamları devleti koruma adına aklama çabasıdır ve bu zihniyet Cumhuriyet’ten bu yana şöyle işliyor:


Kürtler katliamlara uğradılar, çünkü devlete isyan ediyorlardı!


Kürtler katliamlara uğradılar çünkü, onlara bir lütuf gibi sunulan Türkleşmeyi, Kemalist modernleşme projesini kabul etmeyip direndiler!


Dolayısıyla,


Kürtler katliamlara uğratılabilir, çünkü medeni insanlar gibi pasaport kullanmak yerine sınırı kanunsuz bir şekilde ihlal ediyor ve sık sık pasaportsuz seyahat etme eğilimi gösteriyorlar!


Kürtler katliama uğratılabilir çünkü, Şeyh Sait ve Seyit Rıza gibi eşkıyalara inanıp dağlara çıkıyorlar!


Kürtler katliamlara uğratılabilir, köyleri boşaltılabilir ve yüz binlercesi sürgüne, göçe zorlanabilir, aydınları, siyasetçileri sokak ortasında infaz edilebilir, çünkü PKK’yi destekliyorlar!


Ve nihayet Roboski gibi olaylar olabilir, çünkü PKK’yle işbirliği halinde kaçakçılık yapıyorlar!


Sonra efendim güvenlik güçlerinin içinde bulunduğu savaş psikolojisini, yaşadıkları acıları, anlamak gerekiyor!

Kişisel olarak, bu acıları elbette anlayabiliyorum ve büyük saygı duyuyorum.

Ama Roboski’yi, bu standartlarda ve bu vicdan ölçüleriyle düşündüğünüz zaman, bir katliamı aydınlatmaya değil, meşrulaştırmaya yarayan toplumsal bir zeminin oluşmasına hizmet edersiniz.

Dünyadaki katliamlar tarihine bakıldığında, böylesi meşrulaştırma gayretlerinin, her defasında yeni katliamlara çağırdığını görmek çok zor değil.


orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
1 0
Zagor Te Nay 02.06.2012 - 10:35:00
Ermeni Soykırımı nın hesabını sormassan bu memleketteki hiçbir şeyin hesabını soramazsın.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,13
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8