Saniye İçinde Yönlendiriliceksiniz


Orhan MİROĞLU / Taraf yazıları

Taraf Gazetesi



Bookmark and Share

Masaya buyurun lütfen!


11.06.2012 - Bu Yazı 2873 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eğer Derya Sazak’ın TRT-1’de sunduğu “Politik Açılım” programına konuk olan Sayın Kılıçdaroğlu’nu dinlemeseydim, bu köşede bugün başka bir yazı yer alacaktı.

Programı baştan sona kadar izledim ve ortaya bu yazı çıktı.


2009’da başlayan açılım sürecine muhalefet eden CHP, neden üç yıl sonra toplumun karşısına yepyeni bir anlayışla çıkıyor
 sorusu önemli bir sorudur.

Kılıçdaroğlu’nun bu bağlamda “Politik açılım”da yaptığı açıklamalar, sorulara verdiği cevaplar tatmin ediciydi.

Yıllardır iki farklı ulusal psikolojinin toplumsal barış ortamını ve her iki halkın insani ilişkilerini nasıl etkilediği yazılıp çiziliyor. Sanırım artık bu arafta yaşama hâllerini birbirimize hatırlatacak durumda değiliz. Siyasi partilerimiz çözüme odaklanmasa, yarın her şey için çok geç olabilir. Kılıçdaroğlu sözünü ettiğim programda bu gerçeği göstermeye ve paylaşmaya çalıştı.


CHP liderliğini, toplumsal barış ve uzlaşma için kaybetmeye hazır bir Kılıçdaroğlu var karşımızda.


Kürt meselesi Kılıçdaroğlu’nun ortaya koyduğu yeni siyaset anlayışıyla, CHP için bir iç politika malzemesi olmaktan çıkıyor, ulusal bir mesele haline geliyor.

Kemalist paradigmaları kökten değişime uğratacak bir hamle bu, kıymeti ve önemi önümüzdeki yıllarda daha iyi görülecek diye düşünüyorum.

Açılımdan sonra İslami kesim ve AK Parti ne kadar değiştiyse, Kılıçdaroğlu’nun bu atılımı da bence Kemalist çevrelerin ve CHP’lilerin Kürt sorunundaki geleneksel algılarını o oranda değiştirmeye aday bir girişimdir.

Lozan’dan beri hep öyleydi zaten, ama Kürt meselesi özellikle son otuz yılın en önemli iç ve dış politika malzemesi oldu. Bu malzemeyi herkes kendi siyasi çıkarları ve iktidarı için kullandı. Körfez savaşlarından bu yana gelişen yeni Ortadoğu jeopolitiği, Kürt sorununda yepyeni siyasi koşullar, ve çözüm için imkânlar yarattı. Ne yazık ki Türkiye bu imkânları kullanmak yerine, meseleyi çatışma sürecinin risklerine ve yaşattığı acılara rağmen, kabul edilebilir sınırlarda tutmayı tercih etti..

Şimdi böyle bir sınırın olmadığını herkes görüyor.

Bütün sınırlar aşıldı. Toplumsal barışı koruyan zırhlar birer birer delindi ve geldik bugüne.

Gerekçesi ne olursa olsun, çözüme karşı bir siyasi pozisyonu korumaya çalışmak, hiçbir siyasi partiye kazandırmaz.

Çözümsüzlük politikalarını, artık sadece, Türkiye’nin büyümesine, gücünün ve potansiyelinin artmasına karşı olanlar isteyebilir. Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözmesi hâlinde, ortaya çıkacak güçlü dinamiğin ve toplumsal enerjinin gücünden korkan ve endişeye kapılanlar dün olduğu gibi bugün de çözümsüzlükten yana olabilir, bu çevreler önümüze suni gündemler koyabilir vs.

Ama milliyeti, dinî inancı, ideolojisi ne olursa olsun hiçbir Türkiyeli çözüme karşı olamaz, çözümsüzlüğü besleyen politikaları destekleyemez.

İster Kemalist, ister İslamcı, ister Ülkücü, ister Türk milliyetçisi olun. Eğer bu aidiyetlerden birini ve birkaçını benimsemiş olmanızın gerekçesi Türkiye sevdası ve Türkiye yurtseverliğiyse, Kürt halkına barış elini uzatmanız gerekir. Türkiye’yi sevmek, Türkiye’nin geleceğinin ve bekasının peşinde olmak Kürtlerle savaşmaktan değil, barışmaktan geçiyor.

Barış başkalarının hayatına duyulan sevgiyse eğer, bu sevginin her geçen gün toplumun içinde paylaşılan bir değer hâline geldiğini görüyoruz.

Bugün her zamankinden daha yakınız barışa. Çünkü tecrübelerimiz, ortak acılarımız, bize barıştan başka çare olmadığını gösterdi.

Eğer birlikte yaşama iradesi, Kürtler ve Türkler arasında güçlü bir irade olarak bugünlere kadar korunmamış olsaydı, “Kürt milliyetçiliği” de Türk milliyetçiliği de bu kadar zayıf olabilir miydi?

Sonra, Kürtler, Türklerle beraber yaşamaktan mutlu olmayacaklar da, mutluluğu nerelerde, hangi coğrafyalarda arayacaklar?


“Türkiye’nin birliğini korumak adına” masaya oturmayız diyen Türk milliyetçilerinin yeni bir muhasebe yapmasının zamanı geldi.

Türk milliyetçileri Kürtlere hak verilirse, bölünürüz diye korkuyor ve korkutuyorlar.

Oysa herkes biliyor ki, son iki yüzyılın en mağdur halklarından sayılan Kürtler, eğer bağımsızlığın peşinde olsaydılar, bugün Kürt meselesi özü ve talep edilen haklar itibariyle bir demokrasi sorunu olarak değil, karşımıza bir bağımsızlık ve toprak talebi olarak çıkacaktı.

Aslında bunca isyana, acıya ve yasa rağmen, birlikte yaşama ve geleceği birlikte tahayyül etme hâlâ ortak bir değer olarak yaşıyorsa, inanın bunu bir mucize gibi görüp, bu mucizeyi gözbebeğimiz gibi korumanın yolunda, yani barış yolunda yürümeyi bir insanlık görevi, bir yurtseverlik görevi olarak benimsemeliyiz.

Sayın Kılıçdaroğlu’nu dinledikten sonra aklıma gelenler bunlar oldu.

Çünkü o, “neden şimdi” sorusuna verdiği cevaplarla demek istiyordu ki, Türkiye bu sorunu çözmeden tarih içindeki ilerleyişine devam edemez.

Duygusal ve siyasi kopuşun geldiği tehlikeli aşamaya dikkat çekti CHP lideri ve bazı anekdotları paylaştı.

“Mihriban”ın şairi müteveffa Abdurrahim Karakoç’un cenaze törenine katılmış Kılıçdaroğlu. Bir MHP’li yurttaşımız yanına yaklaşmış ve kendisini kutlamış. Kutlarken de MHP’ye oy verdiğini ve vermeye de devam edeceğini ifade etmiş.

Kürt sorunu çözülse veya biraz daha zamana yayılsa da CHP’liler, BDP’liler, AK Partililer ve MHP’liler kuşku yok ki, kendi partilerine oy vermeye devam edecekler.

Ama bu partilerin liderleri, yöneticileri de şunu anlamalılar ki, “Kürt sorununu çözün” talebi, siyasi bir tercih olmanın ötesinde, bu partilerin tabanında, “ulusal” bir tercih, bir “toplumsal mutabakat meselesi” haline geliyor.

Bu tercihe gözünü kapatarak siyaset yapılamaz artık.

Türkiye’nin bu aşamaya gelmesi en büyük kazanımdır. Kazanımı bir siyasi proje hâline getirmek ve sonuçlandırmak bu Meclis’in ve siyasi partilerin görevidir.

Toplum bütün siyasi partileri, diyalog ve müzakere için masaya oturmaya davet ediyor.

Gerekçeleri bir yana bırakın, masaya buyurun lütfen!

orhanmir@hotmail.com

.

Facebook Yorumları

Kod8
08.10.2012
ESAT’IN YENİ HAMLESİ..
07.10.2012
2071’ E DOĞRU: TÜRKLER V KÜRTLER..
03.09.2012
Vur kendini dağlara! Vur kendini Maxmur’a!
01.09.2012
Kürt aydınının trajedisi (2)
30.08.2012
Kürt aydınlarının trajedisi (1)
27.08.2012
Roj baş hevaller!
25.08.2012
Bu savaş kimin için
23.08.2012
Zulmedene benzemek ve suskunluk
20.08.2012
Ruh sağlığım gayet yerinde
18.08.2012
Ali Fikri Işık
16.08.2012
Yoksa, Aygün ‘devletin iyi Kürdü’ mü
13.08.2012
İttihatçıyı kalpağından tanımak!
11.08.2012
Medya ve Kürt sorunu
09.08.2012
Ya devlet ya hiç
06.08.2012
Askerî vesayet tarihe karışırken
04.08.2012
Affet bizi Melek
02.08.2012
Hangi Kürdistan
30.07.2012
Bir yanım Halep, bir yanım Mardin
28.07.2012
Paranoyalara ve geçmişe dönüş mü
26.07.2012
Suriye devrimi ve PKK
23.07.2012
Kutsal bir gün ve ateşkes
21.07.2012
‘Pike’ ve ‘şike’
19.07.2012
CHP maalesef Silivri’ye teslim
16.07.2012
Tarihe kayıt düşmek
14.07.2012
Büşra Ersanlı, YÖK ve Kürtçe seçmeli ders
12.07.2012
JİTEM’in infaz timleri, Akit ve Hamit Yıldırım
09.07.2012
Barışı istemek..
07.07.2012
İğneyle kuyu kazar gibi
05.07.2012
Türkiye seçmeli derse hazır mı
02.07.2012
Kemalizm, Baasçılık ve bir üzüntü..
30.06.2012
Bir Kürdün kurşunuyla ölmek
28.06.2012
Bölünme iddiaları ve PKK
25.06.2012
PKK gerçeği ve Öcalan
23.06.2012
Engelli yurttaşlarımız ve ihlaller
21.06.2012
Barıştan korkmak
18.06.2012
‘Baba biz yabancı mıyız?’
16.06.2012
Leyla'nın sesi...
16.06.2012
‘Sevdim Seni Bir Kere’
14.06.2012
Suriye kan ağlarken...
11.06.2012
Masaya buyurun lütfen!
09.06.2012
CHP ile MHP
07.06.2012
Erbil notları
04.06.2012
AK Parti ve Kürtler
02.06.2012
Katliam ve meşrulaştırma
31.05.2012
‘Kan ve Aşk’
28.05.2012
Bir katliamın siyasi kullanımı ve onur
26.05.2012
Asurî İmparatorluğu mu kuruluyor!
24.05.2012
İki hatıra
21.05.2012
Kürdistan’ın başbakanı
19.05.2012
Fuentes’in özgürlük çağrısı
17.05.2012
Psikolojik harbin tadı kaçtı
14.05.2012
Anne ve Oğlu’na
12.05.2012
Sol ve hüzün
10.05.2012
‘Devlet taammüdü’ ve sol
07.05.2012
Taraf ve yazarları
05.05.2012
SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ..
03.05.2012
1 Mayıs Milli Bayram’a dönüşürken
30.04.2012
Gabriel’in taşı
16.04.2012
Sıradan kahramanların sıra dışı öyküleri
14.04.2012
4 nisanda neredeydiniz
13.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (4)
09.04.2012
Kürtler sorunlarını tartışıyor (mu) (3)
07.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (2)
05.04.2012
‘Kürtler sorunlarını tartışıyor’ (mu)? (1)
02.04.2012
Etik ve hukuk
31.03.2012
Aydınların siyasi gücü
29.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’ (2)
26.03.2012
Vicdan ve ‘mahalle’
24.03.2012
Çok kültürlü yaşamda Süryaniler ve ‘Sabro’
22.03.2012
‘Havada uçuşan sorular’ ve Stratfor
19.03.2012
Keşke ben de ‘güncel’i yazabilsem
17.03.2012
19 ocakta beraber yürüyebilecek miyiz
15.03.2012
Bu savaştan kârlı çıkan devlettir
12.03.2012
Geçiş anayasasına doğru
10.03.2012
Hasret
08.03.2012
Hakikatin bedeli
05.03.2012
Ergenekon ve JİTEM’de kim kimdir
03.03.2012
Ergenekon ve JİTEM davaları birleşmelidir
01.03.2012
Yeşil’in ifadesi nerede
27.02.2012
‘Katiller aramızda’
25.02.2012
Yüzleşmeyi yeniden düşünmek
23.02.2012
‘Kürt aydınlanmasında çağdaş tıbbın ve Kürt hekimlerinin rolü’
20.02.2012
Annemin Kürtçe bilen doktoru
18.02.2012
İki kitap
16.02.2012
Zarar ziyanın var mı abi?
13.02.2012
KCK-MİT ve BDP
11.02.2012
İki devlet çıktı meydane
09.02.2012
‘Kürdistani’ Şerafettin!
06.02.2012
Ergenekon neyi başardı
04.02.2012
Mezar mezar üstüne, acı acı üstüne!
02.02.2012
JİTEM, geçmiş ve medya
30.01.2012
Medya ve hakikat
28.01.2012
Bu savaş sürdükçe...
26.01.2012
Kurbanla oynamak
23.01.2012
‘Ölüme hazır mısın, ölüme gidiyorsun!
21.01.2012
‘Dua edecek bir mezar taşı olsun’
19.01.2012
O bir Ermeni’ydi, adı Hrant’tı
16.01.2012
Hrant’ı anmak
14.01.2012
Irkçılığın böylesi
12.01.2012
Bir koğuşun resmi
09.01.2012
Özür ve kibir
07.01.2012
Cafer Solgun’a tehdidi kınıyorum!
05.01.2012
Suça ortaklık
02.01.2012
Ayten Öztürk’ün otopsi raporu
31.12.2011
Jiyana insanên windayi
29.12.2011
Bu ödül ilga edilse iyi olur
26.12.2011
Rojin
24.12.2011
İnkâra davet!
22.12.2011
Simit satıcıları
19.12.2011
Yaşar Kemal’e ödül
17.12.2011
Kolektif suçlar, yanlış kararlar
15.12.2011
Militarist Modernleşme’
12.12.2011
Müritlik Avrupa’ya da mı yayıldı
10.12.2011
Mehmet Eymür’e sorular
08.12.2011
Yeni komisyonun düşündürdükleri
05.12.2011
Bölünmüş Kıbrıs’ta futbol oynamak
03.12.2011
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü unutmayın
01.12.2011
Barışı hayal etmek
28.11.2011
Yine Dersim, yine yüzleşme
26.11.2011
Sebebi kalmamış şiddet
24.11.2011
Kürtler’in sosyolojisi
22.11.2011
İşte hakikat, işte Meclis!
21.11.2011
PKK tartışmaları ve Taraf
17.11.2011
Sobasız çadırda rahmetli olan kardeşimiz: Deniz Olgun
14.11.2011
Hakkâri’yi Ferit Edgü’den öğrendim
13.11.2011
İsmet Şerif Vanlı’nın hasreti
10.11.2011
Engelsiz şehirler
07.11.2011
Bayram için iyi dilekler
05.11.2011
İyi ki o kitabı yazmamışız
03.11.2011
‘Kan çeker’ derler ya!
31.10.2011
Kürtler siyasi bölünmeyle karşı karşıya
27.10.2011
Deprem ve ‘nefret halleri’
24.10.2011
Barışa dair bir hikâyeniz olsun
20.10.2011
Ölüm listeleri, Ağar ve anılar..
17.10.2011
Öcalan’a ev hapsi
13.10.2011
‘Barışa emanet olun’
10.10.2011
Adonis, Nobel ve Arap Baharı
06.10.2011
Siyasi şans
03.10.2011
Çocuklar: Sıfır problem, mümkünse!..
29.09.2011
‘Ulusal sırlar’ ve İman El Obeydi Sendromu
26.09.2011
Kurşun adres tanımaz!
22.09.2011
TC vatandaşı, ‘Avrupalı Kürtler’
19.09.2011
Hrant’ın arkadaşlarından mektup..
15.09.2011
Kürt aydın sınıfı var mıdır
12.09.2011
‘Uzak mesafe Kürt milliyetçileri’ ve PKK
08.09.2011
‘Uzak mesafe milliyetçiliği’ ve Kürt aydınları
05.09.2011
İsrail için tarihin sonu
01.09.2011
Değişime ve aşka dair
29.08.2011
Ortadoğu değişiyor, ya Kürtler
25.08.2011
Diktatörlerin onuru
22.08.2011
Yeni bir savaşa hayır
18.08.2011
‘Pike: Bir polis şefinin kısa tarihi’
15.08.2011
Evet, pozitif ayrımcılık, ama esas olarak kime
11.08.2011
Eritme potasından pozitif ayrımcılığa
08.08.2011
Saflık..
04.08.2011
Kürtlere nasıl anlatmalı
01.08.2011
KCK davası ve ‘Kayıp Secere’nin yazarı
28.07.2011
İnsanlığa meydan okuma
25.07.2011
Savaşta şike, sporda şikeye benzemez!
21.07.2011
Ben ve Kürtler
18.07.2011
Yol ayrımı
14.07.2011
JİTEM gerçeği ve yavaşlık
11.07.2011
CHP Ergenekon’a diyet ödüyor
07.07.2011
PKK’yi dağdan indirmek
04.07.2011
Çandar’ın raporu: PKK’yle yüzleşmeye davet
20.06.2011
BDP ve seçimler
16.06.2011
Türkiye’nin asıl gündemi
09.06.2011
Bahçeli’nin ziyareti: Çaktırmadan sevmek!
06.06.2011
Mardin, Diyarbakır ve de facto Özerklik
02.06.2011
Faili meçhuller ve bilgi kirliliği
30.05.2011
27 Mayıs’ta ne oldu
26.05.2011
Yaşar Kemal röportajları ya da ‘Bir Zamanlar Türkiye’...
23.05.2011
Kıbrıs sorununu Dersimliler çözecek
19.05.2011
Tuhaf zamanlar ve bir dua
16.05.2011
Omeran Sempozyumu Yazdır
12.05.2011
‘Çeşitlilik ve özgürlüğü birleştirmek’
11.05.2011
Polis kurşunu yine mi sekti
09.05.2011
‘Sıfır noktası’
05.05.2011
Usame operasyonu: Kısasa kısas!
02.05.2011
Yeni Anayasa başka bahara mı kaldı
25.04.2011
1915, inkâr ve Kürtler
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8