Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Eylül ayı gerer beni


17.09.2012 - Bu Yazı 5855 Kez Okundu.
Yorum : 3 - Onay Bekleyenler : 0

 Ne zaman Eylül ayına girsek benim içimi bir sıkıntı basar.  Yaz aylarının bitmeye yüz tutup, yaprakların renk değiştirmesiyle ilgili değildir benimki. Ya da üç aylık yaz tatili bittiği için okula başlamak zorunda kalan öğrencilerin depresif durumu ile de alakası yoktur. Çok basit bir nedeni vardır, 32 yıl önceki 12 Eylül darbesini, darbeden sonra ölümle burun buruna yaşadığım kaçaklık günlerimi, doğup büyüdüğüm topraklardan sığınmacı olarak sürgüne gittiğim mültecilik yıllarımı düşünmeye başlarım, içim kararır, öfkem tırmanır, tansiyonum yükselir.  Bu sene, eski yıllara göre daha sakin karşılar gibi olmuştum Eylül’ü. Ergenekoncuların, Balyozcuların, 28 Şubatçıların yanı sıra hayatımdan 20 yılımı çalan 12 Eylülcülerin de yargılanmaya başlaması yüreğime az da olsa su serpmiş, sonucunu şimdiden bilemiyor olsam bile, bir zamanların dokunulmazlarına dokunuluyor olması ruhuma iyi gelmişti.

Son zamanlarda kapı komşumuz Suriyeli bir diktatörün kendi halkını binlerle, on binlerle katletmeye başlamasıyla ben yeniden otuz yıl öncesini, ben ve benim gibi başka ülkelere sığınmak zorunda kalan on binlerce sığınmacıyı ve bu gün yaşananları, gazetelerin yazdıklarını, televizyonların anlatıp gösterdiklerini düşünmeye başladım. Her tarafından adaletsizlik, haksızlık, savaş ve açlık dökülen yaşadığımız dünyada milyonlarca sıradan insanın hiç beklemediği bir anda, kendini hiç beklemediği koşulların içinde bulabildiğini anımsadım. Böylesi savaş, darbe ve açlık anlarında insanların, kendisinin ve sevdiklerinin yaşamını güvenceye alabilecek bir yer aramasından daha doğal, daha insani ne olabilirdi acaba? Ölümden kaçmak, yaşamaya devam etmeye çalışmaktan daha doğal, daha insani dürtünün ne olabileceğini bilen var mıdır? Benim sığındığım ülkenin devlet kurumları, insanları bize kapılarını açtılar. Aralarında pek gönüllü olmayanlar da vardı, ama açtılar kapılarını. On binlerce askeri darbe mağduru, hem kendi hem de sevdiklerinin yaşamlarını kurtardılar. Çoğu solcuydu bu sığınmacıların. Ölümden kurtulmakla kalmadılar, çoğu oralarda kendine ve sevdiklerine yeni bir yaşam kurdular. Kah orada yaşıyorlar şimdi, kah burada. O solcuların bir kısmı yeniden sosyal ve politik yaşama da katıldılar bu coğrafyada. Partiler kurdular, adı özgürlük, eşitlik, emek, sosyalist ve komünist olan. Hepsinin içinde, bir zamanlar ölümden kaçıp oralarda sığınmacı olanlar vardı. Suriye denen savaş cehenneminden de insanlara kaçmaya başladığında, dünkü kendi hallerini düşünüp, tüm güçleriyle onlara ev sahibi olmak için yarışmaları gereken insanlar olmalıydı bunlar. Ama heyhat! Vazgeçin ev sahipliğini, o insanların kendi olanaklarıyla buldukları evlerden atılması, savaş ve ölümden kaçanların bu topraklarda barındırılmaması için sokağa döküldü birçoğu. Suriye sınırındaki bir ilimizde ölümden kaçanlara nefes alacak bir alan bırakmamak için gösteriler yaptılar topluca. Neydi dertleri sahi? Ölümden kaçmak, bir yerlere sığınmak sadece biz solculara mı mahsustu, dini, dili, politik inancı mı belirleyecekti ölümden kaçanlara karşı nasıl ev sahipliği yapacağımızı? Ölümden kaçanlara, her türlü kültürel, etnik, dini vb. önyargılardan uzak, insan olarak bakamayanlar, bırakın solculuğu insan olma hakkına sahip olabilir mi? Zül saydım, utandım o solculardan, solun adını nasıl kirlettiklerini, onlardan arınmadan bu topraklarda solun hak ettiği saygınlığı kazanamayacağını düşündüm. Ve “iyi ki başka bir solcuyum ben, iyi ki bir kan bağım kalmamış o solcularla” dedim kendime. Bunu dedikten sonra normale döndü kalp atışlarım, yüksek seyreden tansiyonum…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
3 0
Selami Gürel 23.09.2012 - 00:51:39
Yüz bine yakın sığınmacı arasında elbette direnişçiler olacak Haydar. Esad gibi bir diktatöre direnmek, ona karşı her yerde örgütlenmek haktır, meşrudur. Diktatörlüklere direnmek suçsa, BİZLER YILLARCA 12 EYLÜLÜ PROTESTO EDİP, ÖRGÜTLENİRKEN ALMANYA'DA SUÇMU İŞLİYORDUK. Bence hayır. Orada solcular bizi destekliyordu. Bizim solcular diktatörü destekliyor. Peki sence Suriye'deki direnişçilere bu öfke niye? Solcu değil müslüman olmaları mı? Müslümanlar kendi diktatörlerine direnemez mi?
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%50,00
ertuğ koruyan 22.09.2012 - 12:11:26
Sevgili dostum Selami Gürel, Yazına tamamen katılıyorum ve bu duyarlı ve doğru yazın için seni içtenlikle kutluyorum. Bu arada belirtmeden geçmiyeyim dedim izninle: Yeni kitabını okuduğumu sana bildirmeyi unuttuğum için üzgünüm.. çok beğendim.. aynen adı gibi soluksuz okundu.. yeni kitaplarını özlemle bekliyoruz.. sevgim ve saygımla dostum.. (tanıtımını yapmaktan da geri duramıyorum; bağışla: sol'uksuz- Selami Gürel- Belge Yayınları-belgeyayı[email protected])
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%46,31
Haydar Ersöz 18.09.2012 - 03:17:43
Yahu Selami o kamplarda islamci ordu yetistirildigini duymayan bir sen kalmissin. Basinin neresini okuyorsun merak ettim. Selamlar.
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%49,31
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive