Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Zalimi anlamak (mı)


06.11.2012 - Bu Yazı 3525 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 Sosyal adalet, eşitlik, özgürlük gibi insani kavramlara duyarlı her insan “haksızlıklarla dolu, adaletsiz bir dünyada” yaşadığımıza itiraz edemez. Tüm dünyada, zengin – yoksul, kadın – erkek, siyah – beyaz vb. onlarca çelişkinin yaşandığını bilmeyenimiz yoktur. Bu adaletsizlik sayesinde varlıklarını devam ettirenler bunu sürdürmek için, bunun mağdurları, mazlumları da değiştirmek için direnirler. Yüz yıllar boyu başta İngiltere olmak üzere batılı sömürgeci devletler, dünyanın kendi dışında kalan kısımlarının tüm zenginliklerine el koymuşlar, bu topraklarda yaşayanlara kan kusturmuşlardı. Güney Afrika’da elli yıla yakın siyahların en temel haklarının dahi olmadığı, ikinci sınıf insan yerine koyulduğu ırkçı bir Aparteid rejimi sürdürülmüş, Kızılderililerin, Filistinlilerin toprakları işgal edilmiş en temel hakları olan, yaşam hakları gasp edilmişti. Eğer bugün İngiliz imparatorluğunun sömürge valileri ile yönettiği dünya tarihe karıştıysa, Aparteid rejimi tarihin çöp tenekesine atıldıysa, bu onların gönül bolluğundan değil, orada yaşayan insanların direnmeleri, isyan etmeleri sayesinde gerçekleşmiştir.

Dünyanın çeşitli yerlerinde bunlar olurken, bizim coğrafyamız da bundan fazlasıyla nasibini almıştır. Binlerce yıl aynı toprakları paylaşarak yaşamış insan grupları, küçük azınlıkların iğrenç aç gözlülüğü nedeniyle imha edilmiş, saldırılara uğramış, varlıkları inkar edilerek yok kabul edilmişlerdir. Bu yüz yıllık inkarın, Dersim gibi kitlesel katliamlara uğrayanların bu coğrafyadaki son örneği Kürtlerdir. Tıpkı Güney Afrika’da yaşayan siyahların kendilerini kabul ettirmek için direnmeleri gibi, onlar da benzer bir yol tutmak zorunda bırakılmıştır. İsyanın nedeni de, çözümü de son derece basittir aslında. Her insanın doğuştan kazanmış olması gereken “eşit vatandaşlık hakkı” bu insan grubundan esirgenmiş, varlıkları, dilleri, kültürleri inkar edilmiştir. İnkar edilen, gasp edilen haklar verilecek ve sorun çözülecektir. Bu kadar basittir yani. Bu haktan mahrum bırakılanlar mazlum, bu hakkı gasp edenler ise zalimdir.

Mazlumlar zalimlere karşı ayaklandıklarında ortalığı bir sis tabakası kaplar, bu kadar yalın gerçeğin üzerini örtebilmek için yalan makineleri çalışmaya başlar. Hatta bazen zalimin zalimliği bir kenara itilip, mazlumun isyanındaki “hatalar” konuşulmaya başlar. Mazlumun haklı isyanı yerine, zalimin “neden zalim olduğunu” anlamamız beklenir bizden. Mazlumun da “biraz fazla ileri gittiği” anlatılır. Öyle propaganda araçları devreye girer ki, mazlumların yanında olduklarını açık seçik deklare edenlerin bile kafası karışır, nerede duracağını şaşırır. O şaşırdıkça, zalim ya daha saldırganlaşır, ya da işi yavaştan alıp, haksızlıkların, acıların, ölümlerin devam etmesine göz yumar. Üstelik buna durumu da uygundur, ordusu, polisi, bürokrasisi, yasaları, yayın organları, zenginlikleri vardır zalimin. Bir de mazlumlar cephesinde kafa karışıkları yarattıkça, bazılarını kendi cephesine devşirdikçe, mazlumun işi daha da zorlaşır, acılar, ölümler katlanmaya başlar. Oysa bu durumda da sorun son derece yalındır. Görev, zalime dönüp, “ben mazlumun yanındayım, zalimlikten vazgeçmek istiyorsan bizleri eşit insanlar haline getir, buna uygun adımlar attığında ben yanında olacağım” demektir.

Konuyu son ölüm oruçlarına getirip, birkaç cümle ile bağlamak istiyorum. Kürt sorununu mevcut hükümet yaratmadı, başkalarının yarattığı zalimlik onun önüne kondu, bu doğru. Ama bu hükümet, mazlumun durumunu düzelteceğine, binlercesini daha zindanlara doldurdu. Mazlumun en temel haklarını vermemekte sürekli ayak diredi, mazlumun yanında yer alanları dahi tutuklamaktan çekinmedi. Çaresiz kalanlar çözümü bedenlerini ölüme yatırmakta buldu. Gelinen noktada her şey siyah ve beyaz kadar belirgin hale geldi. Vicdan sahiplerinin görevi, hükümeti anlamaya çalışmak değildir, “amasız, lakinsiz” mazlumların yanında durmaktır. Mazlumlar da bazen zalimlerinkine benzer yöntemler kullanmışlardır ve bu hiç şaşırtıcı değildir. Ama 1972 “Münih Olimpiyat Baskını” Filistin davasının haklılığını ortadan kaldırmamıştır.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
1 0
Ad Soyad Giriniz... 06.11.2012 - 08:09:40
Sizin gibilerin yazmasina musade ediliyor mu hala bu ulkede? Saskinlik icindeyim! Bu yazi bir Turk gazatesinde yazilmis olamaz! Cunku Bu yazi kesinlikle yeterli duzeyde insafsizlik, kandirmaca vs. barindirmiyor. Hayret!
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%55,50
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive