Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı


22.06.2013 - Bu Yazı 2496 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 İçinde yaşadığımız sistemlerin –belki de- en kabul edilemez yanlarından birisi milyonlarca insanı edilgen –pasif- hale getirmesi, söz ve karar verme hakkından mahrum bırakmasıdır. Birkaç cümle ile bunu açıklamaya çalışayım. Herkesin bildiği gibi tüm temsili demokrasilerde belli aralıklarla –ki bu genellikle beş yılda birdir- seçimler yapılır ve milyonlarca insan önlerine konulan milletvekili adaylarından veya partilerden birine oy verir. Onların verdiği oylarla milletvekilleri seçilir, yeni parlamentolar oluşur, hükümetler kurulur. Çoğunlukla ve genellikle bizler önümüze koyulan listelerdeki isimlerin, nasıl o listeye girdiğini, kapalı kapılar ardında nelerin döndüğünü bil-e-meyiz. Ve onları bir kez seçtikten sonra, onları denetleme ve geri alma şansımız olmadığı gibi, her gün her saat toplumsal yaşamda meydana gelen değişiklikler konusunda da söz ve karar sahibi olma hakkımız da olmaz.  Ayrıca bu seçilenlerin çoğu, para, kariyer ve toplumsal ayrıcalığı olan kişilerdir. Bu beş yıllık süre içinde zaman zaman bizleri yakından ilgilendiren konular konusunda, söz ve karar sahibi olma arzumuzu göstermeye kalktığımızda buna da pek sıcak bakılmaz, hatta öfke duyulur. Yasalar, yasaklar, onlar yetmezse kolluk güçleri dikilir karşımıza.

Sürekli edilgenliğe mahkum edilmiş geniş yığınların bu –edilgen- duygularından arınıp, söz ve karar verme duygu ve eyleminin geliştiği anlar, kitlesel direniş anlarıdır. Kitleler ortaklaşa bir eyleme başladıklarında –eşyanın doğasına uygun bir şekilde- eylemlerinin ihtiyacına uygun demokratik karar organlarını da yaratmaya başlarlar. En küçük ihtiyaçlar için bile kendiliğinden örgütlenmeler ortaya çıkmaya başlar. Seçilenler her an görevlerini daha iyi yapabilecek birine devredebilir, ya da onu seçen insanlar tarafından geri alınabilir. Bürokratik, kapalı kapılar ardına sığınmışların aksine, burada herkes herkese fikrini söyleyebilir, herkes kimi beğenip kimi beğenmediğini ifade edebilir. Herkes demokrasinin edilgen değil, aktif bir unsur haline gelir. Bunun diğer bir yansıması da sıradan insanların özgüvenlerinin güçlenmesidir. Yaşamı başka bir perspektifle kavramaya başlamasıdır.

Şöyle düşünün: 80 yaşındasınız ve yirmi yaşından itibaren her beş yılda bir oy kullanarak bir ömür geçirdiniz. Yani 12 kez seçim sandığına gidip oy kullandınız. Her oy verişiniz beş dakika sürse, tüm yaşamınız boyunca kullandığınız demokratik hakkınız 60 dakikadır. Ama buna razı olmadan demokratik haklarını yaşamın her alanında ve sürekli kullanmak isteyen bir halk, yönetilmesi kolay bir halk olmaktan çıkacaktır. İşte bu durum, sadece iktidar partilerinin değil, kitlelerin öz örgütlenmesinden, kendine güveninden korkan her türlü –sağ veya sol- bürokratik partilerin korkulu rüyasıdır. Onlar için tüm ömrü boyunca sadece seçimlerde oy verip daha sonra kaderine razı olmak yeterlidir.

Bu nedenle, milyonlarca insanı bürokratik diktatörlüklerle inletmiş Stalinistlerin, Kemalist ulusalcıların, Kuzey Kore gibi hanedanlıkları bile “sosyalist” görebilenlerin İstanbul parklarında başlayan Halk Forumlarını anlama, güçlendirme şans yoktur. Bu bir bilinç sıçramasıdır, demokratik bir umut ışığıdır, yeni bir başlangıçtır.

Sanırım, gerek hükümet kanadının, gerekse aynı kafaya sahip olanların “tepkinizi ortaya koymak için gelecek seçimi bekleyin” demeleri daha kolay anlaşılıyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive