Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark


05.09.2013 - Bu Yazı 2774 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kafamda onlarca konu dolaşıyor. Suriye, Mısır, Barış Süreci, Gezi Sonrası, yaklaşan seçimler, 28 Şubat, Ergenekon vb. hepsi iç içe geçmiş durumda. Ama nedense beni darbelere ve darbecilere karşı zayıflamaya başladığını hissettiğim, gözlediğim tutum endişelendiriyor. Neden böyle olduğunu açıklamaya çalışayım.

Gerek coğrafyamızda, gerekse dünyada tüm darbecilerin ortak yanı, kitlelerin yerine getiril-e-meyen, ekonomik, demokratik ve sosyal talepleri için hoşnutsuzluk, öfke ve umutsuzluğunun yaygınlaştığı anda, sanki politik iktidara onlar için müdahale ediyormuş gibi davranıp, belli bir kitle tabanı ve egemenlik sağladıktan sonra, işe önce demokrasi güçlerini tasfiye etmekle başlamalarıdır. Her zaman olmasa bile bunda çoğunlukla başarılı olurlar. Biraz örnekleyelim.

12 Eylül 1980 günü Kenan Evren denen diktatör, Süleyman Demirel Hükumetini devirmiş, var olan partileri, -Türk – İş dışında- sendikaları kapatmış, “ülkede vatandaşın arzusu olan huzur ve güveni tesis edeceğini” ilan etmişti. Sonrasında yüz binlerce solcu, sendikacı, öğretim görevlisi, öğretmen, işçi, öğrenci kendini hapishanelerde, işkencehanelerde, darağaçlarında ve sürgünde bulmuş, ülke cehenneme dönmüştü. Aklı başında hiç kimse devrilen Demirel’in demokrasi yanlısı biri olduğunu iddia etmedi. Ama devrilen Demirel’in demokrasi yanlısı olmayışı, darbecilerin kirli müdahalesini haklı çıkaracak bir eylem olarak görülmesine de yol açmadı. Elbette darbecilerin arkasında duran sermaye, emperyalistler ve bürokratik elitten bahsetmiyorum.

Yakın zamanda bir darbe de Mısır’da gerçekleşti. Kitlelerin demokrasi taleplerine kulak tıkayıp, iktidar koltuğuna oturduğunda, muktedir olduğunu zanneden Mursi emrindeki bir general tarafından devrildi. Ülke kan gölüne döndü, ne kadar muhalifin tutuklandığını, nasıl işkencelerden geçtiğini, kaçının imha edildiğini tam olarak bilme şansımız yok, ama tahmin edebiliyoruz. Bu darbe Mısır’da gerçekleşmiş olmasına rağmen bizim coğrafyada da bir turnusol kağıdı oldu. Sol cenahta yer aldığını iddia eden birçok insan, devrilenin demokrasi yoksunluğuna, demokrasi fukaralığına bakıp, deviren katil darbecileri görmezden geldi. Özellikle bu durum, Gezi Direnişi’nden sonra daha da yaygınlaşmaya başladı. “Mursi’de faşist, darbeciler de, yesinler bir birini” cümlelerini yakın arkadaşlarım arasında bile duymaya başlamam, bu konuda daha yoğun konuşmamız gerektiğini düşündürmeye başladı bana.

Sanırım insanların önemli bir kısmı, tüm yaşanmışlıklara rağmen, darbenin ne anlama geldiğini, ortaya çıkardığı toplumsal ve politik sonuçları anlamakta zorluk çekiyor. Bir darbe ile karşı karşıya geldiğinizde ve darbeciler başarı sağladığında, hiçbir toplumsal gericilikle hesaplaşma şansınız yoktur. Çoğunuz ya kaçak durumuna düşer, ya da gecenin bir saatinde evinizin basılacağı korkusuyla uyursunuz, daha doğrusu uyuyamazsınız. Sokaklarda, hatta evinizde bile yüksek sesle konuşamaz, beğenmediğiniz hiçbir politik, sosyal vb. konuyu yüksek sesle dillendiremezsiniz. İşkence, sokak ortasında kurşuna dizilme, aylarca süren gözaltı, işinizi kaybetmeniz ve buna karşı sesinizi çıkaramamanız günlük yaşamın bir parçası haline gelir. Darbeden önce mücadele ettiğiniz ve politik olarak yenmeye çalıştığınız hiçbir gerici politikacıyla artık hesaplaşma şansınız kalmaz. (Evren’den sonra Demirel’in cilalanıp, yeniden “demokrasi kahramanı” olarak yine karşımıza çıkarıldığını anımsayın)

Muhafazakar Müslümanların önemli bir kısmının, toplumsal dinamikleri kavrama, bireysel ve toplumsal özgürlüklerin, demokrasinin en önemli teminatı olduğunu anlama yeteneği yok. Bunu en son Mursi ve Erdoğan’da gördük. Ama bu durum, bizlerin darbecilerle seçilmiş hükümetler arasındaki derin farkı bilerek davranmamıza engel olamaz, olmamalı. AKP hükümeti, insanların kaç çocuk doğuracağından, ne zaman içki içeceğine, şehirlerin nefes alınacak yerlerini rant kapısı haline getirmeye, milyonlarca yıldır özgür akan dereleri kimseye sormadan satmaya kadar, tam bir keyfilik içinde sürdürüyor iktidarını. TC tarihinde bir ilk olan Gezi Direnişi’nden öğreneceğine, komplo teorileri ile toplumun bir kesiminin politik olaylara bakışını karartıyor. Kabullenmeyeceğiz, direneceğiz. Amma, eğer darbeciler bizim bu direnişimizi kendi alçak emelleri için kullanmaya kalkarsa, önce onlarla hesaplaşmaya döneceğiz.

Son olarak –özellikle sol, sosyalist kesimin bildiğini düşündüğüm- bir örnekle noktalamak istiyorum. 1917 Şubat Devrimi’nden sonra Rus Çarlığı yıkılmış, ardından Kerenski Hükümeti kurulmuştu. Kerenski, Rusya’nın da içinde yer aldığı 1.Emperyalist savaşı bitirmek yerine, cephelerde dolaşıp, savaşı devam ettirmek, iktidarı tüm Rusya’da ortaya çıkan İşçi, Köylü ve Asker Sovyetleri’ne devretmektense kendi kanlı politikasıyla sürdürmek istiyordu. Doğal olarak da büyük bir hoşnutsuzlukla karşı karşıya idi. Bu durumu fırsat bilen General Kornilov –onların Sisi’si, ya da Evren’i- bir darbe teşebbüsünde bulunduğunda, Bolşevikler hükümet kuvvetleri ile birlikte darbeyi önleyip, Kornilov’u yendiler. “Yiyin bir birinizi” demediler.

Ben Bolşevikler’in tutumunda direnmekten yanayım…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive