Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Rojava Kürtleri mazlum değil mi?


18.09.2013 - Bu Yazı 3535 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

 2002 seçimleri egemenler cephesinde derin yarılmaların habercisiydi. Cumhuriyet tarihi boyunca, “adam yerine koyulmayan”  muhafazakâr Müslümanlar, hem önemli bir sermaye gücüne ulaşmışlar, hem de tek başlarına hükümet kuracak kadar kitleselleşmişlerdi.

Bu, büyük sermayeyi, basını, bürokrasi ve yargının kilit noktalarını yüz yıldır kontrol altında tutan ve bunu sürekli pekiştiren, devletin esas sahibi askeri vesayet için kabulü olanaksız bir durumdu.

Muhafazakâr sermaye bunun farkındaydı, ayrıca daha önce el konulan Ermeni ve Rum zenginliklerini, sonrasında çıkarılan Varlık Vergisi Kanunlarını unutmamışlardı. Sadece politik tasfiyeden değil, azınlıklara uygulanan “vergilerin” kendilerine de uygulanacağından korkuyorlardı. Eğer iktidarı ellerinde tutamazlar, bir kez daha kaybederlerse, tüm zenginliklerini de kaybedebilirlerdi. Yani darbecilerle kapışmak onlar için varlık yokluk meselesiydi. Ve darbecilerle böyle kapışıldı.

Olaya bir de geniş halk yığınları açısından bakarsak; Cumhuriyetten bu yana askeri vesayet ve darbeciler tarafından yönetilmiş olmak, başta Kürtler olmak üzere halk için derin bir hoşnutsuzluk kaynağıydı. Bu halk, 1960 da devrilen sağcı bir hükümetin ardından başka bir sağcı Demirel’i, solcuları asan 1971 darbesinden sonra Ecevit’i, 1980 darbesinden sonra Evren’in desteklediği Sunalp yerine Özal’ı iktidar yaparak, darbelerle arasına mesafe koymuştu. Darbeciler AKP’ye karşı aynı yola girdiklerinde, geniş yığınlar, demokratlar yine benzer desteği verdiler. AKP bu desteğin de gücüyle, darbecileri önemli ölçüde geriletti, iktidarını pekiştirdi. Bundan aldığı “cesaretle” Öcalan’la görüşmeleri açıktan yapmaya başlayıp Kürt Sorununu çözmek istediğini deklare etti. Demokratik kamuoyu ve geniş halk yığınları buna da açık destek verdi. Verdi, çünkü darbecilerin muhafazakar Müslümanlara olduğu kadar, Kürtlere, Ermenilere, darbe kuyrukçusu olmayan solculara, Nazım’ın ifade ettiği gibi, “Bursa’da Havlucu Recep’ten, Karabük fabrikasında Tesviyeci Hasan’a” kadar herkese düşman olduğunu biliyorlardı.

AKP bu dönemi geniş yığınlara karşı, “hep mazlumların yanında olduğu” propagandası ile götürdü. İsrail’e “kafa tuttu”, Dersim katliamı için devlet adına “özür diledi”. “Mazlumların yanında olmak” için mücadele etmeseler de, bu, geniş AKP kitlesinin de benimsediği bir söylem olarak kabul gördü. Bu “kabul görüş” ilk olarak Gezi Direnişi, ikinci olarak da Rojava Kürt Devrimi ile sarsıldı.

Birisi, talepleri, özlemleri, duyarlılıkları, kaygıları dikkate alınmayan milyonlarca genç, diğeri “kimliği” (*) dahi olmayan bir halktı.

Gezi üzerine yeterince yazdım, sözü Rojava ile bitirmek, daha doğrusu, “mazlumun yanında olup”  Rojava Katliamını seyredenlere sormak istiyorum.

TC’de 70 yıl dilleri ve varlıkları inkar edilen, Dersim’de kadın, çocuk, yaşlı mağaralarda zehirlenen, Halepçe’de Saddam’ın gazı ile boğulan, İran’da Şahların, mollaların katliamlarına maruz kalan, Suriye’de vatandaş kabul edilmeyip, nüfus kağıdı dahi olmayan Kürtler mazlum değilse, mazlum kime denir? Kürtlerin bir diktatörlüğün çatırdamaya başladığı dönemde, kendi yaşam alanlarını korumak ve düzenlemekten daha insani hangi hakkı olabilir? Nusracı katil sürüsünü Rojava Kürtlerinin üzerine sürmek ve sürenlere sessiz kalmak mı “mazlumun yanında olmak”? Müslüman Kardeşlerin Suriye şubesine topluca üye mi olmak gerekiyor mazlum olmak için? Kızılderililer gibi soyları tükendikten sonra mı mazlum ilan edeceksiniz Kürtleri?  

Ya da bana bir mazlum tarifi yapar mısınız?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
1 0
HASAN ALİ KEMAL 17.09.2013 - 09:26:08
SELAMİ,yazının içeriğinine katılıyorum.Ama sen de dahil yazan herkesşın son yuzyılın tahlili sık sık yazmalarından ben kendı adıma okumaktan bıktım.neden herkes bu konuda veya yazarken son yüz yılın tahlilini tekrar tekrar yazar anlamıyorum.selamlar
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,05
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive