Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.


02.10.2013 - Bu Yazı 3581 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 T24 internet Gazetesi bir süre önce, 12 Eylül 1980 darbesinin ilk günlerinde AYDINLIK Gazetesi genel yayın yönetmeni ORAL ÇALIŞLAR’ın gazetesi adına darbeci generallere gönderdiği mektubu 33 yıl sonra haber yaptı. Haber, T24 gibi Türkiye’nin önemli aydın ve demokratlarının yazdığı bir gazetede yayınlanınca –sosyal medyada, yakın çevremde- paylaşılıp, “yorumlanmaya” başlandı.

(Hemen belirtelim, böyle bir mektubun solculuk adına savunulacak, mazeret bulunacak hiçbir tarafı yok.)

Şimdi, “ne var bunda, Oral Çalışlar gibi, tanınmış bir gazetecinin kendi örgütü adına darbecilere yazdığı mektubu yayınlamak gazetecilik görevi değil mi” denilebilir. Bir an için “öyle olsun” diyelim. Ama bu şahıs bu konuda özeleştirisini yapmış, bu örgütle tüm bağlarını yıllar önce koparmış, darbe ve darbecilerle tüm köprüleri çoktan atmış biriyse, tam burada, insanın kafası karışıyor, konu üzerine biraz daha konuşmak istiyor. Bunu haber yapan arkadaşların Çalışlar’la “kişisel bir sorunları olamayacağına göre”, “bakın geçmişte sol adına nasıl hatalar yapıldı” demek istediklerini, günümüzde darbeci “solculardan” sakınmak gerektiğini düşünmek istiyorum. Yok, öyle değil de, adı geçen kişinin –bir zamanlar- ne kadar “kötü solcu” olduğunu anlatmak istiyorlarsa, eksik davranıyorlar, her şeyi söylemiyorlar.

Bu “kötü solcular” üzerine, özellikle 1980’li yıllarda o dönemin sol ve politik ortamını yaşamamış genç arkadaşlara birkaç şey de ben söylemek isterim.

O yıllarda –Çin ve Sovyetler Birliğini (SB) içine alan- dünyanın üçte biri, adına “sosyalizm” denen bürokratik diktatörlüklerle yönetilmekteydi. Ayrıca –henüz parçalanmamış- Yugoslavya, Arnavutluk ve Küba gibi başka ülkeler de bunların bir parçasıydı. Bizim coğrafyamızdaki tüm örgütler, bu ülkelerden birinin politik çizgisini savunarak var olmaya çalışırlardı. Kimi Sovyetler Birliği, kimi Çin, kimi Arnavutluk, kimisi de Küba –Castro- yanlısıydı. Arada hiçbir devleti desteklemediğini söyleyen gruplar da vardı, ama bunlar da –o ülkelerin o anki politikalarını savunmasalar da- Stalin, Mao ve Castro’nun düşüncelerini savunurlardı. Bu ülkelerin bir birleriyle ya da dünyadaki diğer ülkelerle sürdürdükleri ilişkiler, bizim politikalarımızı da belirlerdi. Örneğin, SB Afganistan’ı işgal ettiğinde, Çin ve Arnavutluk yanlıları bunu protesto eder, SB yanlıları, “yaşasın halkların” dayanışması diyerek karşılardı. Çin ve Arnavutluk arasında sorunlar çıkıp iki ülke ilişkisini kestiğinde, bizim ülkemizdeki örgütler de bölünür, “düşman” olurlardı. Örgütlerin bir birlerine hiç tahammülü yoktu, sık sık kavga ederler, hatta bir birlerini öldürürlerdi. Daha ilerisi, kendi içlerinde anlaşamayıp ayrı örgütler haline geldiklerinde, iki “karşı devrimci hizip” olurlar, bir birlerini öldürmeleri daha da olağanlaşırdı. Aradan otuz yıldan fazla zaman geçmesine rağmen, onlar –maalesef- bu konularda ciddi bir özeleştiri yapıp, yeni kuşaklara, eski hatalarını anlatmadılar. Oysa bu, benzer hatalara düşmemek, yeni kuşaklarda, darbe karşıtlığını, demokratik, özgürlükçü ve hoşgörülü bir toplum anlayışını kökleştirmek için önemli bir noktaydı. Bunu yapmamanın politik ve ahlaki vebali açıktır.

Politikayı, geniş yığınların özgürlük özlemleri için yapanlar, kişileri ya da örgütleri günün demokrasi mücadelesinin önünü açmak için tartışırlar. Kişiler, ancak olay ve olguların açıklanmasında belirleyici önem taşıdıklarında girerler tartışmanın içine.

Konu böyleyken, ben –sadece- Oral Çalışlar’ın solculuğunun  “tartışılmasını” ahlaki bulmadım. Eğer derdiniz başka değilse, tüm “kötü solcuları” birlikte tartışalım. Sanırım, çok az solcu bunun dışında kalacak.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive