Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Kirlilik ve arınma üzerine


22.12.2013 - Bu Yazı 2780 Kez Okundu.
Yorum : 2 - Onay Bekleyenler : 0

 İktidarda hangi hükümet bulunursa bulunsun, en “moderninden” en “ilkeline” kadar, her şeyin kar ve para üzerine kurulduğu kapitalist dünyada, diğer tüm “kutsal” değerler talidir. İşin içine para girdiğinde, “toplumsal ahlak”, “kutsal aile” gibi kavramların, yoksullara yapılan ikiyüzlü propagandadan ibaret olduğu çıkar ortaya. Bir bakarsınız, İtalya’nın başbakanı mahkeme önündedir, Tokyo valisi aynı nedenle istifa eder, ya da bizdeki gibi, bakanlar, bakmayanlar milyon dolarlık rüşvetin aktörleri olarak çıkarlar karşımıza. Hiç biri çıplak değildir, aç değildir, bize her gün “şükretmemizi” salık verirler, ama hepsi hiç doymayacak kadar açgözlüdür. Yani bu günlerde bizde yaşananlar özel değildir, kapitalist açgözlülüğün Türkiye versiyonudur sadece.

Ama bizim coğrafyamızda vuku bulduğuna göre bir özgünlüğü, iktidar ve “muhalefetin” savunma ve eleştirilerinin dışında söylenecek “özel” şeyler de olmalıdır.

İlk söylenecek söz, bu, mide bulandıran kirliliğin hangi nedenle olursa olsun ortaya çıkmasıdır. Bu kirliliğe bulaşanlar hem toplum vicdanında hem de mevcut yasalar çerçevesinde mahkum edilmeli, siyasi yaşamın tümüyle dışına atılmalıdır.

Mevcut hükümetin bunu yapıp yapmayacağı onların bileceği bir iştir, ama bu kirle yürüme şansları yoktur.

Uzun yıllardan sonra bir parti ilk kez bu kadar kitle desteği sağlamış, ilk kez bu kadar uzun süre iktidarda kalmıştır. Bu iktidar döneminde, hükümetler üstü hükümet olan askeri vesayet geriletilmiş, derin yapılanmalar içinde yer alanların tamamına dokunulmasa da, görünen ve görünmeyen iki devletin varlığı halk yığınlarınca kavranmıştır. Hrant Dink gibi bir Ermeni demokratın katline bu iktidarın bürokratları göz yummuş, o bürokratlar korunmuş, yükseltilerek ödüllendirilmiştir. Aynı iktidar Kürtlerle otuz yıldır devam eden savaşı bitirmek için de adım atmış, Öcalan’la açıktan görüşmeler başlatmış, ama süreci “Osmanlı Oyunlarıyla” sürüncemeye sokmuştur. Hrant’ın katlindeki vebali açık seçik ortada olan Akyürek gibi polis şeflerine, Anayasa Mahkemesi kararıyla Balbay’ı salıveren, sıra Kürt milletvekillerine geldiğinde, süreci sabote etme pahasına, salıvermeyen mahkemelere ses çıkarmamış, aynı polis şefleri ve hukukçular kendine dokunduğunda “demokrat” kesilmiştir. Askeri vesayetle ilişkileri de çok farklı değildir, bir yandan darbelere ve darbecilere veryansın ederken, diğer yandan militarizmi her türlü mali denetimin dışında tutmaya devam etmiştir. Kürtlerin yasal olarak seçilmiş yöneticilerini tutuklarken “paralel devlete” izin verilemeyeceğini anlatmış, yine kendine dokunana kadar cemaatin paralelliğini ağzına almamıştır.

Politikada çifte standart –siz ikiyüzlülük olarak da okuyabilirsiniz- eninde sonunda sahibini vurur, onları da vurdu, hem de tüm kirlerini göstererek vurdu. Vuranların derdi kirleri göstermek miydi, hiç emin değilim. Barış Sürecini çökertmek üzere derinde ve pusuda yatanların varlığı, ortaya çıkan mevcut kirlilik kadar, herkesin malumu. Ya bu kirden arınıp Barış Sürecini hakkıyla sürdürecek, ya da bu coğrafyayı yeniden otuz yıllık kan gölünün içinde bırakıp tarih sahnesinden çekileceksiniz. Başta Kürtler olmak üzere demokrasi güçleri yeniden kan ve barut kokusu duymak istemez, ama onlar artık kendi yönünü bulabilecek, darbecilerin, sahte muhaliflerin söylem ve yalanlarına kanmayacak kadar olgunlaştılar, Kürtler demir cendereden, metropol gençleri Gezi’den geçtiler.

Artık birkaç yıl, hatta birkaç ay öncesinin “lüksüne” sahip değilsiniz, tercih sizin.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
2 0
atilla keskin 22.12.2013 - 16:14:52
Eline sağlık selami güzel bir yazı
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%47,96
atilla keskin 22.12.2013 - 16:14:52
Eline sağlık selami güzel bir yazı
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%52,38
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive