Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Sürece yalın bakmak


18.01.2014 - Bu Yazı 2352 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 17 Aralık operasyonundan birkaç gün sonra yazdığım yazıda,

İlk söylenecek söz, bu, mide bulandıran kirliliğin hangi nedenle olursa olsun ortaya çıkmasıdır. Bu kirliliğe bulaşanlar hem toplum vicdanında hem de mevcut yasalar çerçevesinde mahkum edilmeli, siyasi yaşamın tümüyle dışına atılmalıdır.”

“Politikada çifte standart –siz ikiyüzlülük olarak da okuyabilirsiniz- eninde sonunda sahibini vurur, onları da vurdu, hem de tüm kirlerini göstererek vurdu. Vuranların derdi kirleri göstermek miydi, hiç emin değilim. Barış Sürecini çökertmek üzere derinde ve pusuda yatanların varlığı, ortaya çıkan mevcut kirlilik kadar, herkesin malumu.” demiştim.

Aslında o gün söylediklerime bugün ekleyecek fazla bir şey yok. Ama ortalık biraz daha toz dumanla kaplanmış göründüğü için, olayları elden geldiğince en yalın haliyle görmeye çalışıp, politik ve ahlaki bir duruş saptamak gerekiyor. Gerekiyor, çünkü iktidar ve demokrasi karşıtı güçler demokrasi bilincini, ahlaki değerleri zehirleyen bir bombardımana geçtiler. İktidar, milyon dolarlarla ifade edilen yolsuzluk ve rüşvetleri görmezden gelmemizi, düne kadar Silivri kapılarında darbecilerin kuyruğunda dolaşanlarsa Ergenekoncuların “masumiyetini” anlatmaya başladılar. İktidar kendi kirini diğer kirlilerle kapatma yoluna girdi, darbecilere göz kırpmaya başladı. Darbeciler ve sözcüleri, ortalıkta demokrasi kahramanı gibi dolaşır oldular.

Bu süreçte, polisi, yargısı, bürokrasisi ve mali kurumlarıyla bize devlet diye yutturulan aparatın nasıl bir kirlilik içinde yüzdüğünü, nasıl güvenilmez ve halka yabancı bir kurum haline geldiğini bizzat onların sözleriyle öğrenmiş olduk. Meğer hukuk ve emniyet tam bir keyfilik içindeymiş, canlarının istediklerini gözaltına alıp tutukluyor, insanların hayatlarını karartabiliyorlarmış. “Paralel Devlet” dedikleri güç sadece politik olarak devlet içinde değil, ekonomik örgütlenmesiyle de milyar dolarları kontrol ediyormuş. Bu milyar dolarların bahis konusu olduğu ilişkilerin içinde ne tür pislikler döndüğünden pek haberdar değiliz. Sadece bundan değil, bizim gibi insanların devletin derinliklerinde nelerin döndüğünü tümüyle bilme şansı yok. Bu devletin bize görünen yüzü ayrı, bürokrasinin, finans merkezlerinin, borsaların kapalı odalarında yaşananlar daha ayrıdır.

Hukukun, emniyetin, bürokrasinin nasıl keyfilik içinde çalıştığını anlatanlar, sıra günümüzün en yakıcı demokratik - politik sorunu Kürtlere geldiğinde, on bin silahsız Kürt politikacının neden ve nasıl tutuklandığını, neden halen zindanlarda tutulduğunu, ölümcül hastaların neden serbest bırakılmadığını ağızlarına almıyorlar. Kendi kirli hesaplaşmalarını seyredip taraf olmamızı bekliyorlar. Bu coğrafyayı yeniden cehenneme çevirebilecek Barış Süreci’nin kesintiye uğraması onları ilgilendirmez görünüyor.

Ne yapmalı?

Öncelikle “bilgi kirliliği” ve “detayların” içinde boğulmamak gerek.

Ortaya çıkan rüşvet skandalı, çıkış nedeni ne olursa olsun, bir kirliliktir, bunun hesabı verilmeli, verilene kadar takipçisi olunmalıdır. Kim bu kirliliğe bahane bulmaya çalışıyorsa, basitçe, “sende mi pay aldın” diye sorulmalıdır.

Bu topraklarda yaşayan insanlar darbelerden, darbecilerden, kısacası askeri vesayetten çok çekti, hiç hazzetmedi. Son yıllarda darbecilerin siyasi yaşamın dışına atılması çok önemli bir demokratik kazanımdı, bu korunmalı, darbecilerin aklanmasına izin verilmemelidir. Kim savunmaya kalkarsa, Menderes, Deniz Gezmiş, Erdal Eren anımsatılmalıdır.

Yüz yıldır süren Kürt sorunu ilk kez silahlar patlamadan çözülme ihtimaline kavuştu. Bu sorun çözülmeden bu coğrafyada huzur mümkün değil ve muhatabı Öcalan. Bu sürecin kesintiye uğramaması için Kürtlerin yanında durulmalı, mücadele yükseltilmelidir. Kim karşı çıkarsa, hiç lafı uzatmadan, “kanla beslenen vampir olduğu” yüzüne vurulmalıdır.

“Paralel Devleti” bu başlıklar temelinde tasfiye ettikleri görülürse, sivil siyaset ve demokrasi kazanacağı için desteklenmeli.

Ama gerisi ne benim işim, ne de bizim işimiz.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive