Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Siz susun !


27.02.2014 - Bu Yazı 2497 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bu ülkede gece haberlerini izleyip, sabah haberlerini uykunuza feda ederseniz, uyandığınızda hiç aklınıza gelmeyen bir gündemle karşılaşabilirsiniz. Bir cumhurbaşkanı tuhaf bir şekilde ölmüş, ünlü bir gazeteci şehrin en işlek caddesinde ensesinden vurulmuş ya da arabasında bombayla parçalanmış, bir gazete binası havaya uçurulmuş, bir başbakan ve oğluna ait olduğu iddia edilen ses kaydı, tahrip gücü yüksek bomba gibi,  ülkenin gündemine düşmüş olabilir. Böylesi bir eylemi planlayanlar dışında herkes hazırlıksız yakalanır, herkes yorum yapmaya başlar, bu coğrafyada yaşadığınızdan sizin de bir şeyler söylemeniz kaçınılmaz olur. Öldürülen gazeteciden, “eceliyle” ölen cumhurbaşkanından, ses kaydı mezat malı gibi ortada dolaşan başbakandan hoşlanmıyorsanız işiniz kolaydır, “hak etmişti zaten” der, kervana katılırsınız. Ama ahlaki ve politik değerleriniz varsa, insan yaşamına saygılı, yargısız infazlara cepheden karşıysanız, işiniz zordur, daha analitik, daha kuşkucu düşünmek zorundasınızdır.

Sanırım sözü Başbakan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen ses kaydına getirmek istediğim anlaşıldı. Bu coğrafyanın insanları böylesi ses ve görüntü kayıtlarına hiç yabancı değil. Daha önce ana muhalefet partisinin genel başkanı için piyasaya sürülen kayıt amacına ulaşmış ve onu saf dışı etmişti. 15 yıldır bir adada hapis yatan Öcalan için piyasaya sürülen kayıtların amacı da onu etkisizleştirip saf dışı etmek, barış sürecini çökertmekti. Erdoğan ve oğlu arasında geçtiği iddia edilen konuşmanın piyasaya sürülme amacı da farklı değil, Erdoğan’ı saf dışı etmek, çökertmektir. Böyledir, çünkü bunların tamamı demokrasi ve hukuk dışı eylemlerdir. Tam bu noktada kocaman bir ammmaaa kelimesini kullanmak zorunludur. Ammmaa, eğer iktidara hükmedenler yeterince şeffaf ve demokrat değilse, bizim gibi sıradan insanların kapalı kapılar ardında nelerin döndüğünü, adına para denen lanet aracın kimleri nasıl bir ilişki içine soktuğunu öğrenme şansı yoktur. Biz, onların kendi aralarında yaşadıkları uzlaşmazlıkların ortaya çıkardığı olaylardan öğreniyoruz birçok şeyi. 17 Aralık operasyonunun ardından dört bakan istifa etmek zorunda kalıyor, en büyük bankalardan birinin genel müdürünün evinde milyon dolarlar bulunuyor, iktidar bu kirliliğin üstüne gidip kamuoyunu ikna edeceğine, bunu “komplo” söylemleriyle geçiştirip kapatmaya çalışıyor. Tüm topluma “olur böyle yolsuzluklar, siz aldırmayın” demeye getiriyor. Hatta bunda bir ölçüde başarılı da oluyor, aydın, demokrat geçinen birçok insanın kafası karışıyor, bu kirliliği önemsemeyip “komplo” söyleminin savunucusu haline geliyorlar. Diyelim ki komplo, ama kirlilik ve rüşveti nereye koyacağız?

Tüm bunlar tartışılırken, başbakan ve oğlunun telefon konuşması giriyor gündemimize. Yine bizim gibi sıradan insanların bu kayıtların gerçekliğini teknik olarak anlama, bilme şansı yok. Yok, ama bu kez hakkında iddialar ileri sürülen kişi bu devleti yöneten, elinde siyasi, hukuki, ekonomik, teknik vb binlerce olanak bulunan bir başbakan. Hem kendini savunacak, hem de iddiaları çok kısa sürede çürütecek güç ve olanaklara sahip birisi. Hakkari’nin kırsalında, dağdaki yeğeni ya da oğluna yiyecek verdiği, evinde yatırdığı için örgüt üyeliğinden hapiste yatan, kanser hastası olduğu, günleri sayılı olduğu halde serbest bırakılmayan, sesini kimselere duyuramayan biri değil. Onlara sesini çıkarmayanların, başbakanın oğluyla yaptığı iddia edilen konuşmayı ondan önce reddedip avukatlığına soyunmalarını ben anlamıyorum, anlayamam. Üstelik o başbakan makul insanları ikna edici, dişe dokunur bir argümana sahip değilse hiç anlayamam. Böyle bir durumda siz susun, söyleyecekleri varsa başbakan söylesin. Bu onun boynunun borcu, sonra hep beraber konuşuruz.  

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive