Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz


16.04.2014 - Bu Yazı 2155 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Seçimlerin üzerinden 15 gün geçti, herkes söyleyeceğini söyledi, yazacağını yazdı. Yeni bir “mevzilenme dönemi” başladı. Hükümet –doğal olarak- iktidarını sağlamlaştırmaya çalışıyor. Kürtler dışındaki muhalefet, özellikle muhalefetin sol damgalısına umut bağlamış olanlar, şaşkınlık içinde. Oyların dağılımından yana ben hiç şaşkın değilim, ama biraz hayal kırıklığı yaşadığımı da itiraf etmeliyim. Özellikle Gezi Direnişinden sonra yeniden “sol damarları” kabaran yığınların, o direnişin fitilini ateşleyen Sırrı Süreyya’yı “yalnız” bırakıp, solla hiçbir ilgisinin olmadığını Dersimli kuşların bile bildiği bir partiyi tercih edeceklerine bu kadar ihtimal vermemiştim. Üstelik bu arkadaşlarımın çoğu, yıllardır “neden ciddi bir sol muhalefet yaratamıyoruz” diye mızırdanan arkadaşlardı. Demek ki, Kemalist, milliyetçi ve darbeci sol gelenek, bu toplumun genlerine benim sandığımdan daha güçlü yerleşmiş. Milyonlar sokağa çıksa da, devletin tüm şiddetini iliklerinde yaşamış olsa da, o geleneğin parçası olmaya devam ediyorlar. Demek ki, o gelenekten -ideolojik, politik ve ahlaki olarak- kopabilmeleri için daha güçlü sarsıntılara, daha güçlü örgütlenmelere ihtiyaç var.

Kürtler 30 yıldır, müthiş bir kuşatılmışlık altında bu ceberut devlete karşı mücadele ediyorlar. Çok sınırlı sayıdaki devrimci – demokrat dışında kimseden destek ve yardım görmediler. Hatta gerek iktidarda olanı, gerekse muhalefettekiler çoğu zaman onlara karşı ortak hareket etti. Erdal İnönü gibi, sınırlı da olsa, onlarla birlikte davranmaya çalışanlar, elimine edilip, politika dışına atıldı. Kendini “sol” olarak adlandıranlar, Türkiye coğrafyasında bağımsız ve dayanışmacı bir demokratik muhalefet örgütleme yerine, ya onların etekleri altında örgütlenmeye çalıştılar, ya da onlara "akıl hocalığına” soyundular. “Kiminle ne zaman barışıp, ne zaman savaşacaklarını” öğretmeye kalktılar. Kendi yaratamadıkları gerçek bir muhalefet örgütlenmesini onların yaratmasını, hatta kendileri için hükümetleri devirmelerini beklediler. Kürtler bu kuru gürültüyü kulak ardı edip, yakaladıkları tarihsel fırsatı bir barış ortamına evirmeye niyetlendiğinde de yüzlerindeki maskeyi çıkarıp attılar. Sanki ne yapması gerektiğini, 30 yıldır savaşan, on binlerce ölü veren, milyonlarca sürgünü yaşayan, bunca yıllık politik deneye sahip Kürtler bilmiyor, ama bu “solcular” biliyordu. Oysa Kürtler nasıl örgütleneceğini, koca ceberut devletin tüm kirli boyalarını da dökerek, zorunlu olarak muhatap kabul edilecek bir düzeye ulaşarak, gösterdiler. Hatta son seçimin, yegâne tartışmasız doğrusu budur.

Bazı samimi ve iyi niyetli arkadaşlarım sohbetlerimizde, HDP –BDP’nin “yeterince başarılı olamadığını” söylüyorlar. Birçok eksikliğin olduğu elbette doğrudur, ancak daha birkaç yıl önce on bin kadrosunu hapishanelere rehin bırakmış, otuz yıldır savaşın içinde, silahlı terör altında yaşayan Kürtlerden daha fazlasını beklemek haksız bir değerlendirmedir. Günün görevi, metropollerdeki muhalefeti Kürtlerin örgütlemesini beklemek değildir. Bu alanlardaki sorunların özgünlüğünü dikkate alarak, solun genlerine sinmiş Kemalist, ulusalcı ve darbeci ruhun tecrit ederek, gerçek demokrat, antikapitalist bir örgütlenmeye hız verip, Kürtlerin politik duruşunu güçlendirmek, demokrasi ve özgürlük özlemi taşıyan milyonların umudunu ete kemiğe büründürmektir. Bugün küçük de olsa, ayrı duran, benzer politik yapılanmaların ilişkilerini daha canlı hale getirip, ortak bir ses haline gelmek için, zaman da, zemin de uygundur. 

Hiç kimse, “Türkiye bir saatte 529 insan için idam kararı verilen Mısır olamaz” diye düşünmesin. Darbeciler, katiller, 17.000 faili meçhulün zanlıları –AKP’nin de desteğiyle- aramızda dolaşıyor. Eğer Mısır olmadıysak, bunu Kürtlere borçlu olduğumuzu artık fark etmek gerekiyor. Sadece fark etmek de yetmiyor, adım atmak, Barışa omuz vermek gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive