Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz


17.05.2014 - Bu Yazı 2458 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Soma katliamına neden olan koşullar adım adım oluştu. İlk ve esas sorumlusunun iktidar olduğunun tartışılacak yanı yok. “Sadece iktidar mı sorumlu” sorusunu sorarsak, –ki sormalıyız- “hayır, iktidarın işçi düşmanı politikalarını görmezden gelip halkın demokrasi özlemlerini başka kanallara yönlendirmeye çalışan ‘muhalefet’ de onlar kadar sorumludur.”

Açmaya çalışalım. Özellikle 1970’li yıllardaki petrol krizinden sonra kapitalizm yeni bir yapılanmaya gitti. Sermaye dolaşımının önündeki engeller kaldırılıp, o güne kadar kamuya ait –eğitim, sağlık, ulaşım, haberleşme vb.- alanlar özelleştirilerek sermayeye devredildi. 1980’li yılların başından itibaren neo-liberal politikalar kapitalist sistemin krizine bir yanıt olarak devreye sokuldu. İngiltere’de Thatcher, ABD’de Reagan, Türkiye’de ise Özal neo-liberal politikaların inşa sürecinde aktif rol aldılar.  Uluslararası üst kuruluşlar(Dünya Bankası ve IMF) aracılığıyla da dünya üzerinde yaygınlaştırıldı. Buna direnen ülkelerin emekçileri, İngiltere’de olduğu gibi yoğun bir saldırı, Türkiye gibi ülkelerde ise askeri darbelerle “hizaya getirildi.” 12 Eylül darbesinin ekonomik - politik hedefi,  24 Ocak kararlarında ifadesini bulan Neo liberal politikaların önündeki engellerin kaldırılması, işçi örgütlenmelerinin dağıtılmasıydı.

Ve başarılı da oldular.

Tüm iktidarlar neo-liberalizmi sadece ekonomik, sosyal, yasal uygulamalarıyla değil, ideolojik olarak da topluma kabul ettirilmek için yoğun bir mücadele yürüttüler. Özelleştirilmeyen hiçbir şey kalmadı. Yeraltı ve yerüstü kaynakları, yani madenler, dereler, ormanlar, kamu arazileri, eğitim, sağlık, güvenlik vb. vb. özelleştirildi. Milyonlarca yıldır özgür akan dereler haraç mezat satılığa çıktı. Tüm bunların gerçekleşebilmesi için, halkın, özellikle işçilerin direnme gücünün kırılması gerekiyordu. Taşeronlaşma ile işçileri bölüp, gücünü azalttılar. Sendikalaşma yerlerde sürünür hale geldi.

Böylesi kapsamlı bir saldırıya karşı doğru bir hedefe yönelip, tüm halkın, özellikle işçi sınıfının birleşik gücünü harekete geçirmek gerekiyordu. Bu gücün harekete geçirilebilmesi ise, gerçek bir demokrasi perspektifine sahip olmakla, sınıf ve halk içinde var olan “suni ayrılıkların” bertaraf edilmesi ile mümkündü.

Oysa bu coğrafya başka haksızlık ve eşitsizliklerin kol gezdiği bir alandı. Varlıkları inkar edilen Kürtler, kimlik ve demokratik hakları için yıllardır direniyordu, Alevilerin inançlarını yaşaması engelleniyordu, gayrı-müslim azınlıklar hedef durumundaydı. Yüz yıllık askeri vesayet yeni darbeler hazırlıyordu, on binlerce faili meçhul cinayet dosyası tozlu raflarda bekliyordu.

Böyle bir dönemde AKP hükümet olduğunda, darbeciler, Ergenekoncular, yeniden harekete geçtiler. Toplumun bağrında birikmiş muhalefet potansiyelini kendi darbeci hedeflerinin arkasına takmaya çalıştılar. Kürt ve azınlık düşmanlığını, ırkçılığı “muhalefetlerinin” temel argümanı yaptılar. Darbeleri, militarizmi, askeri vesayeti, tek parti döneminin cinayetlerini kutsadılar. Hükümete muhalif olduğunu iddia eden “solcuların” önemli bir bölümü, ya bu kervana katıldı, ya da sessiz kaldı. Kimse, hükümetin neo liberal politikalarına karşı direnmedi, darbecilerin, ulusalcıların anlattığı “şeriat tehlikesi, laiklik elden gidiyor” zokasını yuttular. Kürtlerin eşit vatandaşlık hakkı tanınmadan, dindarların, başörtülülerin aşağılanmasına karşı çıkmadan, birleşik bir demokrasi hareketinin gelişemeyeceğini anlamadılar.

“Muhalefet” bu pespayelikle sürdürülünce, taşeronluk, işçi cinayetleri, HES’ler, atom santralleri, özelleştirme talanları devam etti.

Soma cinayeti yürekleri dağladı, bir yanımız yandı Soma’da. Hükümete öfkeliyiz haklı olarak… Bence kendimize daha çok öfkelenelim, bizim vebalimiz iktidardan az değil…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive