Selami GÜREL

Selamigurel@gmail.com



Bookmark and Share

Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine


02.07.2014 - Bu Yazı 1951 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Özellikle Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığını açıklamış olması, önümüzdeki seçim sürecinde demokrasi mücadelesinin görev ve sorumlulukları açısından oldukça önemli olsa da, son dönemin en önemli gelişmesi, “çözüm sürecinin yasal bir çerçevede sürdürülmesi” kararının parlamentoya sunulmasıydı.

 Cumhuriyet tarihinin uzun bir döneminde bir kimlik olarak adları bile kabul edilmeyen Kürtler, en isyancı siyasi örgütlenmelerini devlete muhatap kabul ettirip görüşmeler yaptırmayı, bu görüşmeleri yasal bir çerçeveye oturtmayı kabul ettirdiler. Daha doğrusu devlet son isyanı bastıramayınca, “yaldızlı boyalarını” döke döke, buna mecbur kaldı. Düne kadar başına en kötü sıfatlar eklenerek bahsedilen Kürtler, hem bizim coğrafyanın hem de Ortadoğu’nun en istikrarlı toplumu olarak tarih ve politika sahnesine oturdu. Artık onların demokratik taleplerini dikkate almadan bu bölgede adım atma olanağı kalmadı.

Olanak kalmadı, ama sadece “Kürtlerin taleplerini dikkate almak” gibi biraz da muğlaklık içeren bu demokrasi mücadelesini daha somutlaştırmak gerekiyor.

Başta Aleviler olmak üzere milyonların demokrasi talebi hiçbir karşılık bulmadan ortada duruyor. Doğa tahribatını hiçbir dönem bu kadar derin ve yıkıcı olarak yaşamamış Anadolu toprakları, HES’lerle, barajlarla, talan ve tahrip edilmeye devam ediyor. İş güvenliği, taşeronlaşma, kentsel dönüşüm adı altında sürdürülen uygulamalar diğer bir boyutu.

Seçim dönemleri, gerek kamuoyunun, gerekse o kamuoyundan oy isteyen politikacıların “antenlerinin en hassas olduğu” dönemlerdir. Böylesi “hassas” dönemler, iyi formüle edilmiş demokrasi taleplerinin gerçekleştirilebilmesine, “olağan” dönemlerden daha fazla imkan yaratır.

Bir demokratı, “kimin Cumhurbaşkanı seçileceği” sorusundan çok, yukarıda bazı başlıklarını sıralamaya çalıştığım, milyonların dillendirdiği demokratik talepler ilgilendirmelidir. Devleti, bu talepler konusunda zorlamak, bu hakları elde etmek ve toplumun demokratikleşmesini sağlamaktır esas olan. Herkes bir Cumhurbaşkanı adayına oy verecek ve içlerinden birisi seçilecektir. Eğer biz kendimizi bu “kayıkçı kavgasına” hapseder, demokrasi mücadelemizi ihmal edersek, kimin seçildiğinin hiçbir anlamı olmayacaktır.

Ama burada bir parantez açmak isterim. Bu topraklarda, daha bir yıl önce tüm toplumu derinden etkileyen, herkesin hakkında fikir beyan etmek zorunda kaldığı Gezi Olayları yaşandı. Milyonlarca genç, belki de hayatında ilk kez, devletin tüm saldırganlığı ile karşı karşıya geldi. Türkiye Solu gibi sekterliğin her türlüsünü, ulusalcılığı rehber edinmiş bir önderlik olmasa, kalıcı demokratik haklar elde eden, yeni bir demokratik, anti-kapitalist örgütlenmenin temellerini atan bir kazanım yaşanabilirdi. Ne yazık ki bu başarılamadı. En son mahalli seçimler öncesi İstanbul’dan Sırrı Süreyya Önder gibi sıcak bir politikacı aday olmasına rağmen, en yakın arkadaşlarımın çoğu bile, sanki AKP’ye alternatif olabilecekmiş gibi, CHP’nin adayı Sarıgül’e oy verdi. “Gezi potansiyelinin” Kemalizm’i, ulusalcılığı aşamadığı, o çerçeveye hapsolduğu çıktı ortaya. Bu seçimlerde HDP adayına sırt çevirip yeniden iki taraftan birini tercih edenlerin, “bu topraklarda neden bir sol alternatif çıkmaz” diye mızırdanma hakları yoktur.

 Demokrasi taleplerini sahiplendiğimiz kadar HDP adayını da sahiplenmek, bir bütünün ayrılmaz iki parçası, günün temel görevidir. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive