Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır


29.07.2014 - Bu Yazı 1933 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cemaat’in devlet içindeki örgütlenmesini ve buna yönelik başlatılan son operasyonu yazacağım. Ama önce kısa bir tarihçe ve sonunda birkaç cümlelik saptama.

Bu topraklarda “devlet içinde devlet olma” geleneğinin yüz yıllık tarihi var. Bunun en somut başlangıcı İttihatçı Enver ve Talat Paşa’nın başını çektiği 23 Ocak 1913 tarihli Bab-ı Ali baskını, ya da darbesidir. Yeni Cumhuriyet aynı kadrolar tarafından kurulmuş, o gün başlayan darbe ve askerî vesayet sistemi, tüm dünyadaki önemli alt üst oluşlara rağmen, Ergenekon davası başlayana kadar kesintisiz devam etmiştir. Vesayet, ya da “devlet içinde devlet olma” geleneği sadece vesayetin unsurları tarafından değil, vesayetin hedefi, kurbanı olduğu halde, devletin içinde kendine yer edinen “muhalif” oluşumlar tarafından da benimsenmiş, demokrasi kültürünün önündeki en önemli engel olarak bugünlere ulaşmıştır. Darbelerin ve askerî vesayetin ne anlama geldiğini en çok bilmesi gereken –Avcıoğlu, Selçuk gibi-  “solcular” 1971 yılında tüm “özgürlük ve demokrasi” umutlarını “sol” bir darbeye bağlayabilmiş, o “özgürlükçü darbe” gerçekleşmediğinde kendilerini işkence tezgâhlarında bulmuş, ama yine de bundan ders almayı becerememiştir.

Zaman zaman değişse de, vesayet birilerini hep hedef tahtasına oturtmaya devam etmiş, bu bazen solcular, bazen dindarlar, bazen gayrı Müslimler, bazen de Kürtler olmuştur.

Solcuların önemli bir çoğunluğu içinden çıktıkları Kemalist–Stalinist gelenekten, dindarlar 28 Şubat darbesine kadar süren “tecrübesizliklerinden”, gayrımüslimler bir avuç kalışlarından, vesayet ve darbelere karşı direnmekten “yoksun” kalmışlar, hepsinin yükünü omuzlamak Kürtlere düşmüştür.

28 Şubat yeni bir sürecin kapılarını aralamış, muhafazakârlar bir süre sonra hükümet kurmuş, kurdukları andan itibaren darbecilerin hedefi haline gelmiştir. Ergenekon davasının başlamasıyla toplumun önemli bir kesimi mevcut hükümetin yanında durmuş, askerî vesayet sistemi ilk kez önemli mevzilerini kaybetmiştir. Askerî vesayet mevzilerini kaybetmiş, ama başka vesayetçi – darbeciler, darbe ve vesayet sistemine direnen Kürtlere yönelmiştir. 30 yıllık savaşı bitirmek ve özgürlüklerini elde etmek için çözüm arayan Kürtlerin devletle yaptığı görüşmelerin kayıtları piyasaya sürülerek, seçilmiş binlerce Kürt politikacı tutuklanarak, savaşın devamı sağlanmaya çalışılmış, hükümet de bu kervanın ardına takılmıştır.

Bunca yıllık savaşın iyice bilediği, olgunlaştırdığı, özgüvenini ve örgütlülüğünü pekiştirdiği Kürtleri yenmenin mümkün olmadığı, ardından hükümetin “yol arkadaşlarının” onları en hassas noktalarından vurarak gerçekleştirmek istediği darbe planı ortaya çıkınca, “tüm kartlar yeniden karılmış”, hükümetle Cemaat arasındaki “yol arkadaşlığı” sona ermiş, yeni bir politik tasfiye süreci başlamıştır.

Son söz

Ellerindeki devlet yetkisiyle, barış sürecinin ilerlemesini engellemeye çalışan, hukuku ve asayişi kontrol etmek isteyen bir yapının hangi sebeple olursa olsun tasfiye edilmesi demokrasi güçlerinin itiraz edeceği bir olay değildir.

Kimilerinin “paralel yapı”, kimilerinin cemaatçi dedikleri “devlet içi örgütlenmenin” yargıda, poliste, bürokraside, çeşitli toplumsal örgütlenmelerde varoluş nedeni, kitlelere rağmen iktidar olma isteğinden ibarettir. Meşru değildir.

Bizi vesayetçilerle, darbecilerle uğraşmaktan mevcut hükümetlere muhalefet edemez hale getirdiler.

Tasfiye edilmeleri, demokrasi güçlerinin önünün açılması için hayırlıdır.

Sonrası mı?

Demirtaş’ın arkasında durarak, Rojava’yı, Kobane’yi savunarak başlayalım işe, sonrasına bakarız…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive