Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Bir anı ve barış süreci


03.11.2014 - Bu Yazı 2312 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Almanya’nı Frankfurt şehrinde yaşadığım 1999 senesiydi. Gölcük depreminin etkisi TC coğrafyasının sınırlarını aşmış, on binlerce insanın ölümünün acısı Avrupa’yı da sarmıştı. Aynı günlerde Abdullah Öcalan’ın önerisiyle de barış süreci başlatılmıştı.

Halen öyle midir bilemiyorum, ama o yıllarda Frankfurt politik konuların oldukça yoğun tartışıldığı, çeşitli politik grupların irili ufaklı etkinlikler düzenlediği bir şehirdi. Ayrıca,Hürriyet, Milliyet, Zaman, Sabah, Evrensel, Özgür Politika, Cumhuriyet vb. tüm Türkiyeli gazetelerin; Kanal-D, Kanal-7 gibi televizyonların merkezleri de bu şehirde bulunuyordu. Bu yayın kuruluşlarında çalışan, yöneticilik yapan, yazı yazan insanların tamamına yakını birbirini tanır, çalıştıkları gazeteler ne yazarsa yazsın,  bir yerlerde karşılaşınca, sohbet ederlerdi.

İçinde benim de olduğum, 10-15 kişilik bir politik arkadaş grubumuz vardı. Yılda birkaç kez çeşitli başlıklarda politik tartışma toplantıları düzenler, “dünyadan kopmamaya” çalışırdık. İki yakıcı olay aynı anda gündemimize girince, “Depremlerde Ölüm Kader mi” ve “Barışa Destek Ver” başlığı altında iki konuyu tartışmak üzere bir toplantı daha yapmaya karar vermiştik. Toplantılarımıza, yoğun olmasa da, bazı solcular da katılırdı, ama o günkü toplantımıza sadece, çoğunu tanımadığımız Kürtler gelmişti. Konuşmacılardan biri bendim, toplantı başladığında, bizim “mütevazı” sohbetimizin onlar için ne kadar önemli olduğunu fark etmeye başladım. On yıllardır savaşan insanlar, barışa hasret kalmışçasına katılıyorlardı tartışmalara. Deprem “unutulmuş” gibiydi. Sonraki günlerde öğrenmiştim, meğer tüm Avrupa’da, sadece bizim küçük arkadaş gurubumuz dışında, hiç kimse “barışa destek” toplantısı düzenlememiş. Toplantı bittiğinde, aramızda köklü bir dayanışma ve dostluk köprüsü kurulmuş, sonraki yıllarda hiç yıkılmamıştı. O günden bugüne “Barış süreci” üzerine kaç yazı yazdım, kaç konuşma yaptım bilmiyorum. “Umarım bu son yazım olur” demeyi de çok istiyor, ama olmayacağını da biliyorum.

15 yıl geçmiş aradan, öncekileri saymazsak, Öcalan’ın en önemli barış çağrısını yaptığı yıllarda 10 yaşındaki çocuk şimdi 25 yaşında. Kobane’de savaşçı mı, zindanda tutsak mı, dağda gerilla mı, sürgünde öfkeli bir dayanışmacı mı bilme şansımız yok.

Aynı 15 yılın son 12 yılının tek partili hükümet dönemi olduğunu, bu hükümet döneminde darbe hazırlıklarının sayısının bilinmediğini, adına Ergenekon denen derin devlet örgütlenmesinin ilk kez ayan beyan ortada görünmeye başladığını, dört yıl önce generallerin anayasasının oylandığı esnada halkın yüzde 60’ının darbelere ve darbecilere kırmızı kart gösterip, özgürlüklerden yana oy kullandığını, hafıza sorunu olmayan herkes hatırlar.

Hükümete barış görüşmeleri adımını attırma “cesaretini” bunun verdiğini de aklıselim herkes biliyor. Kürtler, belki de ilk kez, kimlikleri ve özgürlüklerinin kabul göreceği onurlu bir barış ihtimaliyle karşılaşmışlardı. Böyle bir barış, bu topraklardaki tüm taşları yerinden oynatacak, tüm toplumun demokratikleşmesinin kapılarını iyice aralayacaktı.

Süreç, “devletin genlerine işlemiş yüz yıllık ittihatçı zihniyete” tosladı.

Açık ki, iktidardaki hükümetlerin isimleri, politik bileşenleri farklı olsa da, tüm toplumsal sınıfların, etnik kimliklerin, inançların eşit haklara sahip olduğu bir yapılanma onlara çok uzak. Dünün mağduru olanlar, iktidar olduklarında, hem başka mağdurları hem de kendi mağduriyetlerini “unuttular”. “İktidar olanlardan hak almak ancak güçlü bir mücadele ile mümkündür” tezi yeniden doğrulandı.

Dünyada, Kürtlerin mücadelesinin haklı bir hak arama ve kimlik mücadelesi olduğunu inkâr edebilecek makul insan artık kalmadı. Mevcut iktidar için hiç kalmadı. Eğer böyle bir soru işareti kalsaydı, dönemin başbakanı “Dersim katliamı için özür diliyorum”cümlesini sarf edemezdi.

15 sene önce Kürtler barışmak için adım attığında, o adımdan heyecanlanmış, hemen barışın ve Kürtlerin özgürlüğünün tarafında saf tutmuştum. Halen aynı taraftayım, halen safım barış için. Mevcut iktidarın zihniyetinin de “Kürt fobisi” üzerine şekillendiği, kafalarında bambaşka bir toplum modeli olduğunu elbette biliyorum.

Benim işim barışta, özgürlüklerde, demokraside direnmek.

Kürtlere, “bu hükümetle barış mı yapılırmış” diye ahkâm kesenlere, “akıl vermekten vazgeçin, Kürtler karşısına barışı gönüllü olarak gerçekleştirecek bir hükümet çıkana kadar savaşmak zorunda mı, böyle bir hükümet var olsa, barış görüşmelerine ne gerek var?” diye sormak, mevcut hükümetin karşısına toplumun demokratik dinamiklerini barış için yığmaya çalışmak.

Her hükümetle barış için mücadele yürütülür. Barışı birileri yürütür, ama onurlu barışı demokrasi güçlerinin direnişi kazanır.

Tarih, halkların demokrasi iradesine direnebilecek iktidar biçimini henüz icat etmedi.

Baksanıza, “ufacık” Kobane karşısında bile dağıldılar.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive