Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Sözü olan iktidara söylemeli


22.11.2014 - Bu Yazı 2594 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP’nin 2002 yılında tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağlaması, Türkiye politik süreci açısından önemli bir kırılma noktasıydı. Toplumda var olan –açık ya da gizli- tüm politik yapıları, yüz yıllık vesayet sistemini harekete geçirmişti. Bunların detaylarını, yıllar sonra Ergenekon ve darbe davaları başladığında öğrenmiştik. Bu davalar başladığında “renksiz görünen” tüm siyasi örgütlenmelerin rengi de belirmeye başlamış, kocaman ana muhalefet partisi, darbecilerin avukatlığına soyunmuş, yıllarca iktidara muhalefet etmeyi Silivri kapılarında aramıştı.

Diğer toplumsal ve ideolojik kırılma ise, Hrant’ın öldürülmesinden sonra yüz binlerin “hepimiz Ermeniyiz” sloganı ile sokaklara çıkmasıydı. Hrant’ın katli, yüz yıllık tabunun çöküşünün de başlangıcı olmuştu.

Üçüncüsü Gezi Direnişiydi. Yaşam tarzlarına müdahale edilmesinin sınırına geldiğini hisseden milyonlarca modern şehir gençliği iktidara başkaldırmış, “kırmızı kart göstermişti” Ama Kemalist - ulusalcı sol sekterliğin kurbanı olan bir başkaldırı olarak kaldı.

Diğeri, bir “kırılma noktası” gibi adlandırmasak da, Generallerin Anayasasının oylandığı referandumda, AKP kitlesinin dışındaki önemli bir kesimin de, darbelere, darbecilere, onların yasalarına “Hayır” demesiydi.

En önemlisi ise, 30 yıldır direnen Kürtlerin barış kapısını yeniden açmış olmalarıydı. Toplumda öyle büyük bir barış potansiyeli birikmişti ki, anayasa oylaması öncesinde bizzat Başbakan Erdoğan, “Öcalan’la görüşüyoruz” demiş, buna rağmen yüzde 60’ın desteğini alabilmişti.

Yani AKP askeri vesayete, darbelere, yarı açık ya da “gizli” örgütlenmelere karşı önemli bir halk desteği sağlamış, eğer isterse, demokratik bir toplum yaratmanın tüm olanaklarına sahip olmuştu.

Kürt sorununu –tüm dünyanın bildiği- demokratik kıstaslarla çözebilir, Alevi inancının tüm ihtiyaçlarını karşılar, farklı yaşam tarzına sahip tüm birey ve toplumsal grupların, hak ve özgürlüklerini güvenceye alarak, demokratik bir toplumun temellerini atabilirdi.

Ama bunların hiçbiri olmadı. Hrant cinayetinin sorumluları 17 yaşındaki bir gençle sınırlı tutuldu. O dönemin önemli bürokratları korundu, yükseltildi. Duyarlı vicdanlar kanamaya devam etti.

Gezi’de milyonlarca gencin sesine kulak verileceğine, milyonluk başkaldırı “darbe” olarak yaftalanıp yeni bir kamplaşmanın kapıları sonuna kadar açıldı. Aleviler, inançlarını özgürce yaşayan değil, “dönüşmesi gereken unsurlar” olmaktan kurtulamadı. Ergenekon ve darbe sanıkları, “paralel yapının mağdurları” olarak yeniden aramıza katıldılar. “Paralel yapıyla” süren on yıllık yol arkadaşlığı sona erdi.

Ve iş varması gereken, artık kaçınılması mümkün olmayan bir noktaya, Kürt Sorununa dayandı.

Ergenekoncular, darbeciler, yüz yıllık askeri vesayet, halka rağmen var olan devlet örgütlenmesiydi. Özellikle 30 yıllık Kürt direnişi ile tüm boyaları dökülmüş, tüm foyaları ortaya çıkmıştı. Küçük bir ulusalcı çevre dışında, toplumda demokratik bir karşılıkları yoktu.

Gezi direnişi, başlangıçtaki haklılıklarına rağmen, ulusalcı ve sekter sol çerçeveye hapsolmaya başlayınca, etkisini yitirdi.

Paralel yapı denilen cemaat örgütlenmesi, devlet kademelerinde edindikleri yerlere fazla güvenip “boyundan büyük” işlere kalkışınca, onlar da kendi ayaklarına sıktılar. Hükümet onların da hakkından geldi.

Sanırım tüm bu “başarılı” tasfiye politikalarından cesaret alan iktidar, aynı tasfiyeyi Kürtler için de denemeye koyuldu. Uzun yıllardır görüştüğü PKK’nın “terörist örgüt” olduğunu “anımsadı” Kobane direnişine yaklaşımının yarattığı öfke kitlesel bir ayaklanmaya dönüşüp, iki günde 50 kişi öldürülünce, tüm dünyanın gözü önündeki bir insanlık direnişine daha fazla sırt çevirmesi olanaksız hale geldi. (ABD ve Batı’nın, direnişin bir döneminden sonra desteklemesine girmiyorum)

Coğrafyamızın politik dinamiklerini takip eden herkes, “Barış Süreci” çökerse yeni bir kanlı dönemin başlayacağını ve bunun sonunda hükümetin de ayakta kalamayacağının farkında, büyük ihtimalle hükümet de farkında.

Siz toplumun en geri kesimlerine dayanarak da hükümet olacak oy potansiyelini yakalayabilirsiniz. Ancak Türkiye gibi bir coğrafyada, böylesine kamplaşmış, hakları güvence altına alınmamış bir toplumu yönetemezsiniz. Hele hele, 30 yıldır demir cendereden geçmiş, örgütlülüğünü tüm dünyaya kanıtlamış Kürtlere rağmen hiç yapamazsınız.

Gün, “Kürtlere akıl verme günü” olmaktan çıkmıştır. Gün Kürtlere yüz yıllık haklarını iade etme günüdür.

Bizim derdimiz, tüm insanların farklılıklarıyla, özgürce bir arada yaşadığı, doğanın korunduğu, iş cinayetlerinin olmadığı, sendikal hakların kazanıldığı, siyasi cinayetlerin -olağanlaştığı değil- infiale yol açtığı bir toplumda yaşamak. Ve bunların araçları iktidarın elinde. Barıştan, demokrasiden, hak ve özgürlüklerden yana herkesin söyleyeceklerini iktidara söylemesi gerekiyor. Hiçbir toplumsal grubun hiçbir hakkının verilmediği bir dönemde, mağdurlara akıl vermek bir demokratın işi olamaz…

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive