Selami GÜREL

[email protected]



Bookmark and Share

Asla siz kazanamayacaksınız


12.4.2015 - Bu Yazı 1913 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Özellikle Kobane direnişinin en can alıcı döneminde, CB Erdoğan'ın "düştü düşüyor..." cümlesi, "Kürt sorununa yaklaşımın, demokratik temelli değil, 'teslim alma' niyetli bir proje olduğunun" provokatif tarzda dışa vurumuydu. Bu provokatif söylem Kürtlerde haklı ve öfkeli bir karşılık bulmuş, "uyuyan" derin devletin kadroları Kürt kitlelerine karşı harekete geçmiş, iki günde 50 kişi öldürülmüştü.

Bu dönem aynı zamanda HDP'nin seçimlere bağımsız olarak girme kararı aldığı, oylarının yüzde on sınırını zorladığı, sağından soluna tüm siyasi oluşumların HDP'yi tartışmaya başladığı dönemdi. Ardından hükümet ve HDP'nin ortak açıklaması ve Öcalan'ın Newroz mesajı geldi. Tam "izleme heyeti" ve bu heyette yer alması muhtemel insanların isimleri basında yer almaya başlamışken CB Erdoğan yeniden devreye girip, yıllardır görüşmeler yaptığı PKK'nın "terörist" olduğunu bilmem kaçıncı kez yeniden hatırladı. Politik atmosfer yeniden zehirlendi, yeni provokasyonlara yeniden kapı aralandı. Polisin çok yakından tanıdığı iki militan Çağlayan Adliyesi'ni bastı. Polis müdahalaeinden sonra biri rehin alınan savcı olmak üzere odadan üç cenaze çıktı. Bir gün sonra ismini sadece polisin değil, neredeyse tüm kamuoyunun bildiği başka bir kadın militan elindeki kaleşnikof silahı ile Emniyet Müdürlüğüne saldırırken öldürüldü. Yüzlerce "soru işareti" barındıran bir eylemdi! Hafıza sorunu olmayanlar, Özdemir Sabancı Cinayeti'ni, cinayete katılan kadın militanı o işe yerleştiren eski bir emniyet müdürünü ve bu emniyet müdürünün Susurluk Kazası'nda faşist tetikçi Abdullah Çatlı ile aynı arabanın içinde ölmelerini anımsadı.

Kamuoyunun, basının ve politikacıların fazlaca kurcalamaktan imtina ettiği bir başka olay daha yaşandı. Rize'den Trabzon'a dönen ve tüm FB'li futbolcuları taşıyan otobüse, tam bir viyadük üzerinde, seyir halinde iken pusu kuruldu. Şoför başından vuruldu, otobüs kontrolden çıkmak ve uçuruma yuvarlanmak üzereyken, bir güvenlik görevlisinin direksiyona müdahalesi ile onlarca futbolcu ve beraberindekiler mutlak bir ölümden döndü. Düşünün bu ülkenin ve dünyanın önemli futbol kuruluşlarından birine karşı, toplu imha amacıyla bir suikast düzenleniyor ama bu suikastın failleri bulunamıyor. Eğer böylesi bir suikast, silahlı saldırgan ya da saldırganların bulunamayacağı şekilde yapılıyorsa, ya failler "profesyoneldir" ya da bulunmak istenmemiştir. Her iki durumun da vahameti açık! 30 - 40 futbolcunun bir suikasle öldürülmesinin yaratabileceği kaosun tahmini çok zor.

Ben bu satırları yazarken Ağrı'dan yeni ölüm ve çatışma haberleri geliyordu. İki HDP yöneticisinin öldüğü dört askerin yaralandığını anlatıyor televizyonlar.

Gerek iktidar partisi AKP, gerekse diğer muhalefet partileri HDP'nin seçimlere bağımsız olarak girebileceğini, girse bile seçim barajını aşabileceğini hiç hesaba katmadılar. Toplumda biriken öfke ve umutsuzluğun, barış özleminin günün birinde gerçek bir demokratik muhalefet odağı yaratacağına ihtimal vermediler, inanmadılar. Faşist Kenan Evren Anayasası'nın ve seçim yasalarının arkasına sığınıp, toplumun gerçek bir demokratik yapılanmaya gitmesinin önünü kesmeye çalıştılar. Bunun gerçekleşme ihtimali yükseldikçe, yani HDP git gide daha fazla umut haline geldikçe devreye provokasyonlar girmeye başladı. Siz bu provokasyonlardaki isimlerin sağda mı, solda mı durduğuna, asker mi sivil mi olduğuna bakıp sakın yanılgıya düşmeyin. Bu ülke başbakanlara suikast düzenlemiş (Ecevit ve Özal), önemli aydınlarını güpe gündüz kurşuna dizip bombalarla parçalamış (Uğur Mumcu, Musa Anter, Bahriye Üçok, Vedat Aydın ve daha yüzlerce) faillerinin halen aramızda dolaştığı bir ülkedir. Paris'in merkezinde öldürülen üç Kürt kadının devletin istihbarat teşkilatının bir kanadı tarafından örgütlendiğini itiraf eden bir devlete sahiptir.

Kaoslardan, ölümlerden beslenenlere yeniden anımsatalım. Bu kez işiniz çok zor. Birincisi, bu halk artık birçok şeyin farkında. İkincisi, demokrasi güçleri tarihinde belki de ilk kez kendini çok güçlü ve özgüvenli hissediyor.

Bir de kafanıza iyice yerleştirin, Kürtler ve demokrasi güçleri "kaybetse" bile siz asla kazanamayacaksınız. Belki bir cehennemin içine yuvarlanacağız, ama bunun kazananı siz olmayacaksınız. Yine de provokasyonlarınıza devam edecekseniz, sizin bileceğiniz bir iş. 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.7.2015
Çok yorulduk Savaştan… Artık Barış, hemen Barış
23.7.2015
Zulme karşı sessiz kalmak zulme ortak olmaktır
8.7.2015
Yunanistan halkının direnişi ve militarizm
16.6.2015
Seçim sonuçları: Barış cephesi çok daha güçlü
2.6.2015
Toplumsal temsiliyet toplumsal barışın anahtarıdır
22.5.2015
Adalara Gel
9.5.2015
Önemsiz bir yazı
30.4.2015
Söz Alida'da...
26.4.2015
Sivil toplum kazandı, halkların duyarlılığı kazandı
19.4.2015
Ağrı'dan 7 Haziran'a
12.4.2015
Asla siz kazanamayacaksınız
04.03.2015
“Kafası karışık” bazı solculara
08.01.2015
Demokrasi görevi, bu seçimle HDP’yi demokratik muhalefetin merkezi yapmaktır
29.12.2014
Hilal Kaplan “Yargıtay…” deyince Doğan Akhanlı’yı anımsadım
17.12.2014
AKP'ye demokratik muhalefet
22.11.2014
Sözü olan iktidara söylemeli
03.11.2014
Bir anı ve barış süreci
17.10.2014
Rojava: Kobane Kürtlerinin büyük ‘günahı’!
05.10.2014
Romantizm ha!
02.10.2014
Kobane, Egemenler ve Aydınlar
20.09.2014
Kobane çökerse Barış Süreci de çökebilir
1.09.2014
Yüz yıllık ölü toprağı
19.08.2014
Esas yenilik…
29.07.2014
Cemaat’in siyasi olarak tasfiyesi hayırlıdır
14.07.2014
Sınırın iki tarafında da direnmeden barış yok
02.07.2014
Çerçeve yasası ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri üzerine
09.06.2014
Sürecin dili ve sorumlulukları
28.05.2014
27 Mayıs darbesi ve darbeler üzerine
17.05.2014
Neo Liberalizmin son vahşeti Soma katliamında biz de suçluyuz
28.04.2014
Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
16.04.2014
Bir saatte 529 idam kararı verilmediyse, Kürtlere borçluyuz
28.03.2014
Yeşeren demokrasi ağacının suyunu kesmeyin. Oylar HDP’ye
10.03.2014
Cin şişeden çıktı
27.02.2014
Siz susun !
20.02.2014
Günün görevi, Gezi ruhuyla demokratik barış ruhunu birleştirmektir
29.01.2014
Hrant’a söz vereli daha on gün bile olmadı
18.01.2014
Sürece yalın bakmak
08.01.2014
Bu topraklar hamile, cennet de doğurabilir cehennem de
31.12.2013
Kısaca benim gözümden Doğan Tarkan
22.12.2013
Kirlilik ve arınma üzerine
14.12.2013
"Demokrasisiz" cemaat ve hükumet kapışması
18.11.2013
Diyarbakır buluşması üzerine
10.11.2013
Savaş Ay’ın ölümünü duyunca…
02.10.2013
Eski sol, eski hatalar ve Oral Çalışlar.
18.09.2013
Rojava Kürtleri mazlum değil mi?
05.09.2013
Darbeciler ve seçilmiş Hükumetler arasındaki fark
06.08.2013
BU SÜRECİN ŞAŞKINLARI
24.07.2013
Bir hukuk skandalı ve Doğan Akhanlı üzerine
09.07.2013
Şimdi, “tüm darbecilerin canı cehenneme” deme zamanıdır
27.06.2013
İdeolojik yarılmanın yüzeye çıkışı: “Ayak Takımı” ya da “Çapulcular”
22.06.2013
Gezi direnişi ve iki demokrasi anlayışı
18.06.2013
Sekterlik, ikamecilik ve Gezi Dersleri
07.06.2013
Hep beraber ; “Gezi’me dokunma, özgürlüğüme dokunma, BARIŞA EVET” deme zamanı
03.06.2013
Bir dönemin sonu… Artık söz bizde…
19.05.2013
Reyhanlı katliamı ve ırkçılık
05.05.2013
Taraf’a dair kafamdaki sorular.
21.04.2013
CHP “yenilikçilerine”: Tarihe çok kötü geçecek adınız
09.04.2013
“Barıştan yanayım, ama” diyenler, bari susun…
06.01.2013
Barış Heyecanı
31.12.2012
Stalin ve Kürtler
18.12.2012
Ahmet Altan ve Taraf
17.11.2012
İdama doymadınız mı?
06.11.2012
Zalimi anlamak (mı)
17.09.2012
Eylül ayı gerer beni
08.05.2012
İnsaf be Yıldıray Oğur !
03.05.2012
1 Mayıs 1977 de ne oldu?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive