Serdar Adem İŞLER

sademisler@hotmail.com



Bookmark and Share

KAFA YORMAYACAKSAK KAFAYA NE GEREK


02.01.2013 - Bu Yazı 1999 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sadece Anadolu’da mı böyle yoksa bütün dünyada mı kestiremiyorum. Ama bunun bütün insanlığa has bir hususiyet olduğu kanısındayım. Kişiler arasındaki farkın belki kültürel ve medeni seviyelerindeki farka nispetle değişebileceği kanısındayım.

         Güya basın ve fikir hürriyetinden bahsedilmekte. Haydi canım sizde! Bila istisna yerkürenin tüm sakinleri kendi ideoloji ve inançlarını evrenin tek ve mutlak doğrusu kabul etme eğilimi taşımaktalar. Bu Sovyet için de böyleydi, Emevi için de ya da Anadolu’yu yağmalayan Haçlı için de… Hatta Suriye’de çarpışan eylemde bir ideolojide göreceli farklılık arz eden taraflar için de böyle… Aralarında zerre kadar bir fark yoktur ve olamaz zaten.

 Ve fakat işbu arkaik halisünasyonun itici gücüyle rakip pozisyonundaki baskın ideoloji ve inancın da kendini aynı şekilde nitelemesi sonucu varlığını ispatlamakta güçlük çeken azınlıktaki mutlak değerler ve doğrular, basın ve fikir hürriyetinden bahsedip durmuşlardır tarih boyunca.

Mesela Sovyet ya da Nazi Almanyası azınlıktayken basın ve fikir hürriyeti için şirretlik ölçüsünde eylemlere imza atarken; iktidara geldiklerinde kendilerine bağışlanan kadar bile özgürlük tanımamışlardır kimseye.

Aynı durum Emevi için de geçerlidir. Hatta günümüz dünyasının Arakan Budistleri ile Pakistan Talibanlarının da fotokopi ölçüsünde ayniyet arz ettiği inkârı mümkün olmayan bir hakikattir. Çünkü bütün inanç sistemleri, istisnasız Big Bang’den bu tarafa bilaistisna hepsi tutarsızlıklarının ortaya çıkması korkusuyla özgürlükleri kendi iddia ve yaygaralarına rağmen askıya almışlardır.

Söylenen ve istenenler, hatta değerlendirme ve yargılamalar tamamen kişisel inanç ve ideolojilerin şekillendirdiği bakış açılarından kaynaklanmaktadır. İnanç ve ideolojilerin mutlaklaşmasının altında yatan sebepse çıkarları kotarmanın vasıtası ve artı değer mekanizması haline gelmesidir. Tabi aynı zamanda futbol fanatizminde görüldüğü üzere horlanmış kimliklerin ve toplumda bir yer işgal edemediği için kompleks batağına saplanmış kişiliklerin bir üst kasta irtifa edebilmek amacıyla kullandıkları şahsı manevi türünden sosyolojik şirketlerdir.

            Örneklendirelim isterseniz.  Bir üniversiteye öğretim elemanı olmak istediğinizde ilk evvela sözde bilim kurumunu ele geçirmiş olan ideolojik yapılanmadan referans almak zorunda kalıyor musunuz kalmıyor musunuz?  Ya da bir akrabanızı işe yerleştirirken mevcut iktidar partisinin kuvvet ve kudretinden istifade etmek zorunda kalıyor musunuz kalmıyor musunuz?  Üstelik bu durum Anadolu’da iki yüz yıldır bir gelenek haline geldi mi gelmedi mi? Cevabınızı merak etmiyorum. Madem evrenin en akıllı varlığıyız, o halde kendi cevabımıza göre muhasebemizi yapabilmemiz lazım.

            Bunu neden söyledim? Açıklamaya çalışayım müsaade ederseniz.

            Birçok yerde karınca kararınca çoğunlukla kendi adımla olmakla birlikte bazen de değişik mahlaslarla yazmaktayım. Ve buna yine yaklaşık yirmi iki yıldır kesintiye uğratmadan devam etmekteyim. Yazma noktasında en büyük problemi parantezlenmiş bakışaçılarına sahip sözde özgürlükçülerle yaşamaktayım.

            Basın yayın kurumlarının çok büyük bir ekseriyeti üniversiteler gibi tek bir tarafın yayın organı olarak faaliyetlerini sürdürmekte. Bunu köylü Mehmet Ağa yapsa bile eğer gerçekten evrenin en akıllı varlığıysa ona bile çok görürüm arkadaş! Değil ki basın ve medyaya çok görmeyeyim!..

            Yok bir de sansüre karşı mücadele eden basın yayın kurumuysa; buna evrenin en akıllısı olduğunu inkar etmeden rıza göstermem mümkün değil. Hatta bunu üniversite diploması taşıyan ve her vesile ile etrafına akıl öğreten biri yaparsa; bu durumu hoş görmeyi akla ihanet kabul ederim.

            Ben hiçbir ideolojini penceresinden bakmıyorum olaylara ve meselelere. Bunu övünmek için söylediğim sanılmasın. Beceremiyorum taraf tutmayı. Yoksa ben de isterim taraf tutarak ve tuttuğum tarafın göreceli mutlaklarını kullanarak kesemi doldurmayı ve makam mevki parsellemeyi. Ama olmuyor.

            Dolayısıyla bütün sorunların kaynağının genetik emperyalizmin akıl denen tehlikeli ve kirli kozmik enerjiyle birleşmesi neticesinde organize suç olarak ortaya çıktığını ve bu suçu insanın bilerek ve planlayarak işlediğini tespit edebiliyorum.

            Peki diğerleri ne yapıyor? Bütün taraflar empatik ve antipatik körlükle çıkarları gereği kendi ideoloji ve inançlarını tek ve mutlak gerçek sanıyor. Ama bunu karşılıklı bütün taraflar yaptığı için ve her biri kendi anlamsızlığının farkında olarak kapılarını her türlü soru ve muhakemeye kapattığı için dünya savaş ve mücadele ortamından sıyrılamamakta.

            Savaş ve mücadele ortamı tarafları yün hırkaya sürtünen ebonit tarak gibi iyice iyonize ettiği için insan denen ahmak varlık tarih boyunca birbirinin kanını dökmeyi kendi ideoloji ve inancına göre kutsamıştır. Bu ortamda düşünce özgürlüğü beklemek akla muhal bir hal olmalıdır.

            Bir konuya, bir olaya ya da bir kişiye kafa yormak kutsadığımız aklın gereği olmalıdır. Fakat mücadele ve savaş ortamının temelinde yatan tarafgirlik halisünasyonunun yarattığı camdan Truva Atını kırılması ihtimaline karşı bila istisna tüm insanlık tedbir kapsamında soru sormayı ve kafa yormayı büyük günahlardan saymayı tercih etmiştir.

            Soru soramayacaksak ve kafa yoramayacaksak Darvin’e düşmanlığın manası ne? Ya da kendimizi Tanrı’nın halifesi ilan etmenin manası ne?

            Her olay ve durum için kafa yormak ve soru sormak ideolojik sanrı ve ütopyaların peşinde koşmayı matah sayan Mutlak Şartlanmışların semiri üzerine kurulu danışıklı dövüş kabilinden adil düzenlerini alabora ettiği için ayrı bir güzellik değil mi?

            Kafa yormayı gereksiz uğraş ve soru sormayı helak sayan bütün ideoloji inançların bir korktukları olmalı? Sizce ne olabilir?

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.06.2019
İstanbul Seçimleri Tekrar Yenilenmeli
15.06.2019
Balkan Savaşları Öncesinde de Asker Terhis Edilmişti
23.05.2019
Liselere Ders Yükünü Kim Getirmişti?
11.05.2019
Çamlıca Camisinin Semeresini Göreceğiz
8.4.2019
İstanbul’u Kazanıncaya Kadar Sayacak mıyız?
2.4.2019
Sandıklar Neden Yavaş Açılıyor?
25.3.2019
Hazreti Ömer Aday Olsa
4.3.2019
Tanzim Satışlar Sınırlı Süreli Olacakmış…
28.1.2019
EMPERYALİST AMERİKA DURDURULMALI
15.1.2019
PARA NELERE KADİR
6.1.2019
Poşet Tepkileri Çok Komik
5.1.2019
PAPA’YA MI SORAYIM
21.12.2018
ENFLASYON KARŞISINDA EZİLME MASALI
16.12.2018
TREN KAZASI
12.12.2018
3600 REDDEDİLDİGÖZÜMÜZ AYDIN
30.8.2018
AVM’LERDE MAAŞLAR EKSİK ÖDENİYOR
21.8.2018
Algı Irmağının İki Yakasında Operasyon
4.8.2018
Etüt Merkezleri Denetlenebilir mi?
31.7.2018
İslam Dünyası Hazır Değil
10.6.2018
Şehitlik Güzel Değil mi?
7.6.2018
Ben, Ben Değilim ki…
3.6.2018
Kabul Olmayan Dualar Hakkında
28.5.2018
DolarDuasına Çıksanıza
7.5.2018
Ötenazi Meselesi
19.3.2018
Afrin Fatihi Şanlı Ordumuza
14.3.2018
CİA’NIN SARIKLI FESLİ SOYTARILARI
11.3.2018
AMERİKA YIKILIRSA TÜRKİYE LİDER
5.3.2018
AMERİKA’NIN ELİNDEKİ KAN
6.1.2018
İkinci Evlenmek Mümkün mü?
25.12.2017
TRUMP YAN BASTI
13.12.2017
İSRAİL VE MÜTTEFİKLERİ
2.12.2017
ÖZEL OKUL AÇMAZI
28.11.2017
LİSELERE GEÇİŞ SINAVI KEŞMEKEŞİ
23.11.2017
ÖĞRETMEN PERFORMANS DEĞERLENDİRME SİSTEMİ
11.5.2015
Şeytan Taşlamadan Önce
10.03.2015
Yaşlanınca Değişen Değer Yargıları
05.09.2013
Kim, yasal silah kullanıyor ki?
21.06.2013
NATO üyeliğimizi tartışabiliriz
12.05.2013
REYHANLI’DA SURİYE POLİTİKASININ İFLASI
14.03.2013
GÜNEŞİN BATTIĞI BİR DÜNYADA
16.02.2013
DANS EDEREK ŞİDDETE HAYIR
31.01.2013
Darbe derken subayları bitirdik
23.01.2013
GALATASAYAR ÜNİVERSİTESİ YANIYOR
18.01.2013
KADININ SELAMETİ EVLİLİKTEN SAKINMAKTA
13.01.2013
GAM GAM STEİN
09.01.2013
İSTANBULDA KAR TATİLİ ŞAKASI
08.01.2013
İMRALI HAKKINDA ABARRTLI TEPKİLER
02.01.2013
KAFA YORMAYACAKSAK KAFAYA NE GEREK
15.12.2012
Özal ölüm labirentinde
10.12.2012
ASYA VE AFRİKA’YA SERVET DAĞITIRKEN
24.11.2012
Gazze eski Gazze geğil
19.11.2012
Gazzeye ideolojik bakış
11.11.2012
ON YEDİ ŞEHİT
08.11.2012
PKK Eş Şebabp gibi
06.11.2012
Kandıra Cezaevi'nde şaşırtan firar
05.11.2012
CİNNET BABA
30.10.2012
Yasakçılık içimize işlemiş
28.10.2012
İNSANLAR NEDEN BU KADAR İLKEL?
24.10.2012
Uzaydaki hayat formları hakkında
23.10.2012
AYDINLIK ÇAĞIN YENİ SEMBOLÜ
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive