Serpil Çevikcan

Milliyet



Bookmark and Share

Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği


22.3.2017 - Bu Yazı 838 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, dünya üzerindeki devlet geleneği en güçlü ülkelerden biri.

Selçuklulardan Osmanlılara, oradan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan asırlar boyunca, dünyanın atlattığı her türlü badirenin tanığı, Anadolu’yu tüm bu çağlar boyunca yurt etmiş bir devletin geleneğinden söz ediyoruz.

Avrupa ülkelerinin büyük bölümü de tüm bu çağlar boyunca ayaktaydı.

Özellikle Avrupa’nın yönetim geleneklerini temsil eden büyük ülkeler.

Bu ülkeler, ABD ile birlikte bugün dünyanın içinde bulunduğu açmazların da sorumlusu aynı zamanda.

Almanya’nın 1. ve 2. dünya savaşlarındaki rolü malum.

Sömürgecilik yarışında geri kaldığı düşüncesiyle başlattığı militarist ve radikal milliyetçi yaklaşımlar, bütün Avrupa’nın, sonrasında da dünyanın birbiriyle savaşmasına, milyonlarca kişinin ölümüne yol açtı.

Sömürgecilik, Avrupa’nın Fransız Devrimi’nden sonra büyük hızla geliştirdiği insan odaklı evrensel kurallara ve iki dünya savaşına rağmen bitmedi.

20. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu’yu “enerji” savaşları üzerinden şekillendiren Batı, Afrika’yı da sömürmeyi bırakmadı.

Batı ülkeleri bir yandan Afrika toplumuna yardım adı altında evrensel kampanyalar yürütürken, diğer yandan kıtanın en değerli varlıklarını kullanmayı sürdürdü.

Halen birçok Afrika ülkesinde, enerji piyasası, ekonomi piyasaları, altın başta olmak üzere yeraltı madenlerinin işletmeciliği Batı ülkelerinin elinde.

Göçmen krizleri

Batı dünyaya tüm bunları yaparken, kendi insanına da sürekli refah ve daha yüksek insani standartlar vaadinde bulundu.

Sömürülen ülkeler savaşlarla yok olup giderken, Avrupa daha da zenginleşti.

Göçmen krizlerinin altında bu tablo var.

Ülkeleri yok olan insanlar, doğdukları, büyüdükleri toprakları sadece macera istedikleri için bırakmıyorlar.

Yaşamak, ailelerini hayatta tutmak için oradan oraya savruluyorlar.

Sömürgeciliğin maliyeti, Avrupa’nın bugün içinden çıkamadığı tablonun da nedeni aynı zamanda.

2. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi, standartlarını paylaşmak istemeyen Avrupa halkı arasında yükselen milliyetçilik, terör tehdidi ve ekonomik tabloların kötü seyriyle boyutlanıp devasa bir dalgaya dönüşmüş durumda.

Erdoğan boşuna konuşmuyor

Türkiye-AB ilişkisine de bu çerçeveden bakmak, sorunun bazı yükümlülüklerin yerine getirilmesi ya da getirilmemesinden daha derin olduğunu anlamayı kolaylaştırıyor.

Devlet geleneği, sömürgeciliği ve mandayı kabul etmeyen toplum yapısı, Türkiye’nin Batı karşısındaki konumunu sürekli tartışmalı kılıyor.

Türkiye, ne doğrudan sömürülebilecek bir Ortadoğu ya da Afrika ülkesi ne de sadece pazar olmayı kabul edebilecek bir azgelişmiş ülke.

Evrensel standartları uygulama kararlılığı olan, vatandaşlarının refahını önceleyen, diğer Müslüman ülkelerden farklı olarak demokrasiyi, bütün tartışılabilecek uygulamalara rağmen, içselleştirmiş bir ülke Türkiye.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı’yı, özellikle de AB’yi referandum sürecinden önce başlayan, referandum sürecinde de boyutlanan bir sertlikte eleştirmesinde böyle bir art alan var.

Türkiye’nin standartlara uyma çabasına gözünü kapayan, göçmen krizlerinin baş nedeni olmalarına rağmen insani yükümlülüklerini yerine getirmeyen AB ülkelerinin ikircikli tutumu Türkiye’yi de bir yol ayrımına getirmiş durumda.

Erdoğan’ın dünkü konuşmasındaki, “AB üyelik süreciymiş, geri kabul anlaşmasıymış, şuymuş, buymuş, artık hiçbiriyle bizi tehdit edemeyecekler. Bitti o işler. Biz Çanakkale’de olduğu gibi yedi düvelin en modern ordularına boyun eğmemiş, 15 Temmuz’da olduğu gibi içimizdeki ihanet çetelerine meydanı bırakmamış bir milletiz. Hele 16 Nisan’da şu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne bir geçelim, ondan sonra çok daha farklı bir Türkiye doğacak, bunu bilelim” sözleri de bu nedenle sanıldığı gibi referandum propagandasıyla sınırlı değil, bundan çok daha derin anlamlar içeriyor.

Referandumdan nasıl bir sonuç çıkarsa çıksın, Türkiye, AB ile kapsamlı bir hesaplaşma sürecine girecek.

Bu hesaplaşma sürecinde AB’nin Türkiye’ye yönelteceği eleştiriler de olacaktır.

Ancak Türkiye’nin söyleyeceklerinin çok daha fazla olacağı ortada.

Mühim olan, bu süreçte Türkiye’nin demokrasi standartlarını yükseltmek, bu eğilimden vazgeçmemek, tüm bu çabanın AB için değil Türk halkı için yapıldığını açıkça ortaya koyabilmek.

15 Temmuz darbe girişimini ve travmalarını atlattıktan sonra önümüzde bu konuda büyük bir fırsat var.

AB ile hesaplaşma sürecinin bir kopuşla sonuçlanmayacağını da söylemek lazım.

Avrupa ülkeleriyle büyük bir ticari ve diplomatik bağı olan Türkiye’nin AB ya da AB ülkeleriyle bağı elbette kopmaz.

Ancak Avrupa’nın da dünyanın geldiği bu son durumda, Türkiye’siz bir medeniyet projesinin başarıya ulaşamayacağını tekrar tekrar itiraf etmesi gerekiyor.

.

Facebook Yorumları

Kod8
30.5.2018
24 Haziran sonrasındaki şema
26.5.2018
Gençleri hangi parti kazanacak?
25.5.2018
Güçlü Meclis, güçlü hükümet
23.5.2018
1. bölge, 1. sıra büyük sorumluluk
19.5.2018
Liste kulisleri
16.5.2018
CHP listesi ne kadar değişecek?
12.5.2018
Hesaplar Kürt oyları üzerine
9.5.2018
Erdoğan iddialı, Kılıçdaroğlu memnun
5.5.2018
İnce tercihinin sonuçları
2.5.2018
Ak Parti’de büyük değişim yolda
28.4.2018
Gül’ün sitemi, Ak Parti’nin yol haritası
25.4.2018
Gül’ün kararı bekleniyor
24.4.2018
Albayrak: ‘CHP, seçmene nasıl izah edecek?’
21.4.2018
Ak Parti çoktan yola çıkmışken
19.4.2018
Tarihi karar nasıl ve neden alındı?
18.4.2018
Bahçeli bu çıkışı neden yaptı?
14.4.2018
CHP-İYİ Parti ittifakı olacak mı?
11.4.2018
Biz parka ve postal vatanseveri değiliz
7.4.2018
Erdoğan MİT’e niye teşekkür etti?
4.4.2018
Akkuyu sadece bir yatırım değil
31.3.2018
Suriye, proje ve kullanışlı örgüt
30.3.2018
FETÖ, CHP için imtiyazlı örgüt
28.3.2018
Türkiye’ye karşı çifte standardı bırakın, yapıcı olun
24.3.2018
ABD’yle ilişkiler normalleşiyor mu?
21.3.2018
‘Bir gece ansızın’ şifresi
20.3.2018
Afrin’de neler olacak? Ankara’nın 3 hedefi
19.3.2018
Cumhur ittifakı kurultayı
18.3.2018
‘Hukuki müeyyidesi olmalı’
16.3.2018
Diyanet’ten kadın ve fetva reformu
15.3.2018
Kazanacağımız seçimi neden boykot edelim?
11.3.2018
Afrin’e beş kala ABD oyunları
8.3.2018
Cumhurbaşkanı’ndan Diyanet’e talimat
7.3.2018
10 başlıkta eylem planı
6.3.2018
3M, istismarcı sarmalı ve erken önlem
4.3.2018
Afrin’de Ankara’yı neler bekliyor?
28.2.2018
Olumlu bakıyorum
24.2.2018
İttifak tablosu
23.2.2018
İstihbarat temaslarının perde arkası
21.2.2018
İstismarı önlemenin çaresi
18.2.2018
Ankara son sözünü söyledi
16.2.2018
İttifakta dikdörtgen formülü
10.2.2018
Çifte zafer hesabı
7.2.2018
‘Kurultaya değil geleceğe bakalım’
4.2.2018
Adalet yürüyüşü çıtası
3.2.2018
Erdoğan-Davutoğlu ne konuştu?
1.2.2018
TEK KAPI DEVRİMİ YOLDA
31.1.2018
Hesaplanan üç risk
30.1.2018
‘Ordumuzun başarısı ÖSO’ya devredilemez’
27.1.2018
Menbiç sorusuna verilen yanıt
26.1.2018
Ankara, ABD’yi nasıl görüyor?
24.1.2018
Koridor meselesi
22.1.2018
Büyük devlet olmak
20.1.2018
CHP niye yalpalıyor?
17.1.2018
Afrin operasyonu neden şart? Paylaş Twitle A+ a-
15.1.2018
'Özel sektöre kazı izni verilebilir'
13.1.2018
Kürtler Ak Parti’ye küser mi?
10.1.2018
22 aylık planlama
9.1.2018
Bahçeli noktayı koydu
6.1.2018
Tansiyon yükselecek
4.1.2018
İran’da yönetim seçimle değişir
3.1.2018
Gül, daha görünür olurken...
30.12.2017
‘S-400’ler derde deva olmayacak’
29.12.2017
İkinci turda CHP adayını destekleriz
27.12.2017
Akla niye iç savaş geliyor?
20.12.2017
Erken seçim rüzgârı
16.12.2017
Adım adım Kudüs stratejisi
13.12.2017
İttifak, baraj ve sistemde son durum ne?
10.12.2017
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Lozan güncellenebilir
9.12.2017
Tarihi ziyaretin mesajı
6.12.2017
ABD’ye çok açık mesajlar
5.12.2017
FETÖ ve DAEŞ’in yeni yöntemleri
4.12.2017
Sarraf ailesi dava başlamadan kaçtı
2.12.2017
Çiçek: Toplum seçime ısındırılıyor
29.11.2017
MİT de toparlandı mı?
25.11.2017
Rusya, PKK’dan vazgeçer mi?
22.11.2017
Afrin ve Menbiç’e dikkat
21.11.2017
‘Soçi zirvesi’nde çantalar kabarık!
11.11.2017
Ya istiklal ya ölüm!
10.11.2017
Ayrılma kararından vazgeçmelisiniz
8.11.2017
İran’la Kandil mutabakatı
1.11.2017
Uzağı yakın etmek
31.10.2017
Resepsiyondan not ettiklerim
28.10.2017
Kayı boyundan merkez parti çıkar mı?
25.10.2017
Erdoğan: Pazartesi inşallah
21.10.2017
2019’da da aynı isimle
18.10.2017
Kılıçdaroğlu: Her şeyi söyledim
14.10.2017
Bakalım ABD’de ne akıl verecek?
11.10.2017
Yıldırım: kriz Tırmanmaz
7.10.2017
PKK neden denizde?
4.10.2017
Ak Parti daha da hareketlenecek
3.10.2017
Ankara geri adımı zorluyor
2.10.2017
Erdoğan’ın mesajları
30.9.2017
Hasret kaldığımız vicdan bu değil
27.9.2017
TSK’nın rolü ne olacak?
23.9.2017
Trump görüşmesi nasıl geçti?
20.9.2017
Türkiye’nin seçenekleri
13.9.2017
Yol haritası net
11.9.2017
İktidar partisinin Danıştay sözcüsü
9.9.2017
Vardar Ovası, Vardar Ovası...
7.9.2017
'Yorumları ben de eşim de takmadık'
6.9.2017
İkiyüzlü siyaset
3.9.2017
10 maddede referandum gerçeği
30.8.2017
Siyasetin sonbahar gündemi
26.8.2017
Askerler ve kamu diplomasisi
23.8.2017
Sınavdan çakan devlet
19.8.2017
PKK hangi yöntemleri deneyecek?
17.8.2017
'Hiçbir şekilde boyun eğmem'
16.8.2017
Erdoğan’ın hedefi, Türkiye’nin kaderi
12.8.2017
Ankara’da İdlib-Afrin teyakkuzu
10.8.2017
‘Atatürk’ün idealini Ak Parti gerçekleştirdi’
9.8.2017
Kılıçdaroğlu’nun adaylığı
5.8.2017
Komuta kademesine düşen tarihi görev
2.8.2017
Asıl sorun Rakka’dan sonra
29.7.2017
Siyasetin dili
26.7.2017
Erdoğan’dan net mesajlar
22.7.2017
Almanya krizi
20.7.2017
Yeni kabine tablosu ne diyor?
19.7.2017
FETÖ’den tek tip kıyafete, kritik toplantılarda konuşulanlar
17.7.2017
Yenikapı’nın yıldönümü yaklaşırken
15.7.2017
Müttefiklerimiz için utanç sayıları
13.7.2017
Tankları durduranlar ve Erdoğan’ın söylemi
12.7.2017
‘Sorumluluğumuz büyük, hata yapmamalıyız’
8.7.2017
Karşı karşıya olduğumuz gerçek
5.7.2017
‘OHAL Komisyonu bugün yarın başvuru alacak’
1.7.2017
Afrin satrancı ve son haberler
24.6.2017
Bir arada yaşama kültürü
21.6.2017
PKK’nın bölgesel terör ağı
17.6.2017
Normalleşme ihtiyacı
15.6.2017
‘En güçlü arabulucu adayı Türkiye’
14.6.2017
FETÖ mücadelesinde son tablo
10.6.2017
FETÖ yargılamaları ve OHAL Komisyonu
7.6.2017
Eker: Netice alırız diye umut ediyoruz
6.6.2017
'FETÖ’nün yaptığından tereddüt yok'
3.6.2017
Omuzlardaki Songül Yarbay
31.5.2017
Erdoğan’ın hızı ve siyasete yeni ‘kurul’
27.5.2017
‘Hayır’ blokunun 2019 hedefi
24.5.2017
Yol haritasındaki başlıklar
23.5.2017
Denge yerine uyum ve icraat
20.5.2017
Normalleşme ve gerçekçilik
18.5.2017
Türkiye hangi silahları istiyor?
17.5.2017
İçerideki ve dışarıdaki PKK
3.5.2017
Yeni dönemin ilk mesajları
29.4.2017
O fotoğrafın hikâyesi
26.4.2017
Org. Akar: Tehdit sürdükçe operasyonlar sürecek
25.4.2017
Büyük travmaydı ama atlatıldı
22.4.2017
Üç partinin yol haritası
19.4.2017
Başbakan’ın verdiği sözler
18.4.2017
Restorasyon dönemi
17.4.2017
Erdoğan’a “evet” ve uzlaşma mesajı
15.4.2017
Balkon konuşması Binali Bey’in hakkı
12.4.2017
Türkiye’nin polisi olmak
10.4.2017
Bir yıllık bilanço ve referandum sonrası
8.4.2017
59 füzeyle tablo değişir mi?
5.4.2017
Yol ayrımları ve fırsatlar
1.4.2017
Bozdağ’a göre beraat ederler
29.3.2017
Yargı ne düşünüyor?
25.3.2017
FETÖ’yle mücadele ve yeniden inşa
22.3.2017
Türkiye-AB ilişkilerinin geleceği
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Kod8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Kod8