Taha Akyol



Bookmark and Share

Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi


5.08.2019 - Bu Yazı 599 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Daron Acemoğlu, Türkiye ekonomisinde yaşanan ısınmanın ardında yatan temel sebeplere ilişkin Taha Akyol’un sorularını e-mail ile cevapladı.

Sayın Acemoğlu, güncelden başlayalım, Merkez Bankası’nın faiz indirimini nasıl buldunuz?

Merkez bankası kritik bir kurumdur. Bağımsızlığı piyasalar için önemlidir ve para politikasının objektif ve en verimli ilkelere dayanacağının bir garantisidir. Maalesef, Türkiye’nin Merkez Bankası, uzun bir süredir, en azından 2011’den bu yana, bağımsız bir durumda değil. Öte yandan hükümetin para ve faiz politikasını dikte etme gücü artmış durumda. En son faiz oranlarının düşürülmesini de bunun bir işareti olarak görüyorum. Bu ekonomiye yardımcı olacağını da sanmıyorum.

Merkez Bankalarının bağımsızlığı bütün dünyada niye önemli? Halka karşı sorumlu olanlar, politikacılar değil mi?

Bu iyi bir soru. Genel fikir, merkez bankası bağımsızlığının olmaması durumunda, politikacıların kısa vadede kendilerine yardımcı olacak ama ekonomiye uzun vadede zarar verecek politikalar izleyeceği yönündedir. Kanıtlar da bu endişeyi genel olarak haklı çıkarmaktadır. Politikacıların, maliye politikasından iktisadi düzenlemelere kadar ekonomi üzerinde etkili olacak mekanizmaları zaten vardır. Dolayısıyla siyasi tercihleri ekonominin genel durumunu zaten etkiler. Bu yüzden istikrarsızlıktan, yanlış yönetimden ve ekonomik krizlerden sorumludurlar.

TEMEL HATALAR NELER?

Türkiye’yi bugünkü kriz durumuna getiren temel ekonomik politika hataları nelerdi?

Türkiye ekonomisinin bugünkü durumunu, 2000’li yılların ortasından itibaren ekonomik kurumların kötüleşmesinin doğrudan bir sonucu olarak görüyorum. Türkiye, 2002-2006 yılları arasında nispeten yüksek kaliteli bir büyüme sağlamıştır. Verimlilik artışı, geniş tabanlı yatırımlar, doğrudan yabancı yatırımların ülkeye güçlü bir şekilde akışı sağlanmış, yolsuzluk ve kötü yönetimler engellenmişti. Ancak tüm bunlar 2006’dan bu yana tersine çevrildi. Ucuz likidite dahil uluslararası şartların çok müsait olması sayesinde Türkiye sermaye çekmeye, büyümeye devam etti, ancak bu tarz büyüme sürecinde verimlilik artışı olmadan ve ekonomik verimsizlik ve risk birikmeye başladı.

Bu politikaların böyle bir kriz doğuracağı görülemedi mi, göz göre göre kısa vadeli politik beklentilere odaklanarak mı bu uygulamalar yapıldı?

Bunu bilmek zor. İki tamamlayıcı faktör görüyorum. Politikacıların bu sorunlarla yüzleşmesini engelleyen kısa vadeli seçim hedefleri ve sorunlar karşısında politikacılara çok cazip gelen  yine kısa vadeli diğer bazı faktörler. Aslında bu sorunları onlar yarattılar. Ek olarak, hükümet yönetiminde bu sorunlara işaret edecek bağımsız teknokrat ve bürokratların, cesur seslerin eksikliği, Türkiye’yi yönetenlerin sorunları görmezden gelmesini kolaylaştırdı.

Koç Üniversitesi’nin Rahmi M. Koç Bilim Madalyası’na layık görüldünüz. 25 Aralık 2017’deki ödül töreninde bir iki yılda kriz çıkacağını söylemiştiniz. Öyle oldu. Veri ya da bulgular neydi ki, bu tahmininde bulundunuz?

Ekonomik tahminde bulunmak zordur ve hatta tehlikelidir. Benim öngörüm iki unsura dayanıyordu: Bir, Türkiye ekonomisinin derin ve zarar verici yapısal sorunlarını görüyordum. İki, hükümetin yeterli teşvik ve harcamasıyla, ekonominin 18 ay kadar daha ılımlı bir şekilde büyümeyi başararak krizi geciktirebileceğini düşünmüştüm.

ASIL SORUN VERİMLİLİK

Temel bir sorun olarak Türk ekonomisinde verimlilik artmıyor diyorsunuz. Bunu biraz açar mısınız?

Verimlilik, özellikle ekonomistlerin ‘çok faktörlü verimlilik’ dedikleri şey refahın kaynağıdır. Çok fazla yatırım yapmadan giderek daha fazla üretmemizi sağlayan şey budur. Örneğin, bir ekonomide yılda % 2 oranında çok faktörlü üretkenlik artışı varsa, bu, daha fazla işçi istihdam etmemesi veya makine ve sermayeye yatırımını arttırması durumunda dahi, yine de yılda % 2’lik bir büyüme oranı elde edeceği anlamına gelir. Verimlilik, ekonomik büyümenin en güçlü kaynağıdır.

Daha iyi teknolojiler, daha iyi organizasyonlar ve daha iyi fikirler, üretkenlik artışının temelini oluşturur. Ancak ek olarak, bir ekonomi eğer verimlilik artışına ulaşmıyorsa, bu onun derin sorunlardan muzdarip olduğu anlamına gelir. Türkiye ekonomisi için bu kadar endişe verici olan şey de budur. 2006’dan bu yana esasen verimlilik artışımız olmadı. Ekonomi, en önemli hayat damarlarından birinden kesilmiş oldu.

Türkiye’de kaynakların önemli ölçüde rant ve inşaata gittiği görüşü var, iş dünyasında da bu ifade ediliyor. Siz ne dersiniz?

Evet kesinlikle doğru. Uluslararası standartlara göre zaten düşük olan Türkiye’deki yatırımın büyük bir kısmı inşaata gidiyor. Bu açıdan bakıldığında, üretimde çok az verimlilik artışı olması şaşırtıcı değildir.

VERİMLİLİĞİN YOLU NEDİR?

Verimliliği artıracak politikalar neler olabilirdi?

Birkaç tanesini sayayım. Daha iyi üretkenlik elde etmek istiyorsanız, daha iyi teknolojiye ihtiyacınız var. Daha iyi teknoloji elde etmenin etkili bir yolu da yabancı yatırımları, özellikle de ortak girişimleri ülkeye çekebilmek. Bu gerçekleşmedi.

Daha iyi verimlilik elde etmek istiyorsanız, yatırımı yapacak doğru şirketlere de ihtiyacınız var. Yolsuzluk ve belirsizlik, özellikle politikacıların desteğine sahip olmayanların yapabileceği yatırımlara engel oluşturuyor. Biz bu açıdan da başarısız olduk.

Daha iyi verimlilik elde etmek istiyorsanız, bir başka önemli kaldıraç da yatırımdır. Ancak, daha önce de belirttiğim gibi, düşük yatırım olduğunda ve bunun önemli bir kısmı da inşaata gittiğinde, ekonominin en verimli sektörlerinde yeterince yatırım gerçekleşmiyor.

Gecikerek hazırlanan 11. Beş Yıllık Plan’da “verimliğe odaklanan, sanayii önceleyen” bir politika öngörülmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Planı nasıl buldunuz?

Bence bu konuda çok söz söyleniyor, ama eylem gerçekleştirilmiyor. Türkiye’de düşük verimlilik artışının gerçek sebepleriyle ilgilenen politikalar göremiyorum.

Türkiye’nin kısa dönemler hariç Tanzimat’tan beri sorunu “dış ticaret açığı.” Kriz döneminde açığın kapanması sağlık işaret mi? Türkiye dış ticaret açığı sorunu nasıl çözer?

Bu da yine verimlilik artışı ile ilgili. Sağlıklı bir verimlilik artışı varsa, bu ihracatı artırır. Üretken sektörümüzün verimsizliği, fazla ithalat yapıp yeterince ihracat yapamayışımızın nedenlerinden biridir.

KURUMLARIN NİTELİĞİ

James A. Robinson’la yazdığınız Why Nations Fail adlı kitabınızda kurumları “inclusiv” (kapsayıcı) olan ülkelerin kalkındığını, “exclusive” (dışlayıcı) olan ülkelerin geri kaldığını yazıyorsunuz; tarihe de böyle bakıyorsunuz. Bunu ortalama vatandaşa nasıl anlatırsınız?

Bunu basit bir şekilde şöyle ifade edebiliriz: Refahın kökleri kurumlardadır. Ekonomiyi nasıl örgütlediğimizi onlar belirler. Dışlayıcı kurumlar dar bir grubun kontrolündedir, yolsuzluğa bulaşmışlardır, politikacıların aşırı gücü altındadırlar, mülkiyet haklarını korumakta zayıftırlar. Bu durumda iş dünyası belirsizlikten korkar ve yatırımdan kaçınır, rekabetin adil olmamasından çekinir. Bu demektir ki nüfusun önemli bir kısmı ekonomide dezavantajlı durumdadır, çünkü ya doğru eğitime ya da doğru fırsatlara sahip değildirler. Buna karşı, kapsayıcı kurumlar, bu tür tekelleri kıran, yolsuzlukları engelleyen, işletmelerin ve işçilerin mülkiyet haklarını koruyan, gelirlerine bakılmaksızın herkese eğitim veren ve toplumda geniş çapta fırsatlar sunan kurumlardır. Bunlar sadece dar seçkinler, büyük işletmeler ya da iktidarlarla arası iyi olan insanlara değil, herkese fayda sağlayan, dolayısıyla verimlilik artışını ve büyümeyi sağlayan kurumlardır.

Ancak ekonomik kurumlar boşlukta oluşmuyor. Kapsayıcı ekonomik kurumların, kapsayıcı politik kurumlar tarafından korunmasına ihtiyaç vardır. Yani herhangi bir grubun veya bireyin aşırı güçlü olmasını önleyen, sıradan insanlara imkan sağlayan ve iktidarı kullanma konusunda denetimler, dengeler ve sınırlamalar getiren politik kurumlar. Buna karşılık, dışlayıcı ekonomik kurumlar dışlayıcı politik kurumlarla beraber hareket eder. Bunlar bazı belirli grupların, ki bunlar iş adamları, ordu ya da yoz siyasetçiler olabilir, iktidarı monopolize etmelerine yol açar. Tek adam sistemleri yaratır ve insanlara ses vermekten ziyade onları sustururlar.

Yarın: Otoriter Kalkınma

 

Daron Acemoğlu Kimdir?

DÜNYACA ÜNLÜ İKTİSAT BİLGİNİMİZ

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) İktisat Profesörü olan Daron Acemoğlu, 3 Eylül 1967 tarihinde dünyaya geldi. “Dünya’daki En Çok Alıntı Yapılan ilk 10 Ekonomist” arasında sayılan Acemoğlu, 1986 yılında Galatasaray Lisesi’ni bitirdi. Lisans derecesini İngiltere’nin York Üniversitesi’nde alan Acemoğlu, yüksek lisans ve doktora derecelerini ise bu dalda en prestijli okullardan olan Londra Ekonomi Okulu’ndan aldı. Acemoğlu’nun ilgi alanı içine giren başlıca konular, siyasal ekonomi, ekonomik kalkınma, ekonomik büyüme, gelir ve ücret dengesi eşitsizliği. En güncel çalışmaları ise “kurumların ekonomik gelişim ve siyasal ekonomideki yeri” üzerine. Bu alandaki çalışmaları, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından 2006 yılında “Bilim Ödülü”ne layık görüldü. James Robinson ile birlikte kaleme aldığı ‘Ulusların Düşüşü’ adlı kitabı dünyada büyük yankı uyandırdı. Klasik büyüme ve kalkınma teori ve modellerine farklı bir perspektifle yaklaşımı nedeniyle 2013 yılı Sosyal Bilimler dalında T.C. Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

19-08/04/ekran-resmi-2019-08-04-235709.png

Ulusların Düşüşü

Acemoğlu, “Ulusların Düşüşü” adıyla dilimize çevrilen kitapta, James Robinson’la birlikte bir ‘tarih felsefesi’ geliştirdi: Siyasi otorite iktisadi kaynakları ve toplumu sıkı kontrol altına alıyorsa “dışlayıcı kurumlar” güçleniyor, bu yüzden ekonomiler durgunlaşıyor. Kaynaklar katılıma açık, toplum serbest ise “kapsayıcı kurumlar” güçleniyor, ekonomi gelişiyor.

19-08/04/ekran-resmi-2019-08-04-235657.png

Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri

Acemoğlu’nun yine James Robinson’la yazdığı ikinci akademik kitap “Diktatörlük ve Demokrasinin Ekonomik Kökenleri” adıyla dilimize çevrildi. Kitapta, otoriter yönetimlerde de iktisadi kalkınma olabileceği ama bir noktadan itibaren mutlaka “kapsayıcı kurumlar” ve demokrasi gerekeceği anlatılıyor. Demokrasi ile yüksek gelir arasındaki bağlantı rakamlarla ortaya konuyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive