Taha Akyol



Bookmark and Share

Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’


23.12.2019 - Bu Yazı 441 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Eğrisi Doğrusu

Tarihçi Prof. Dr. Zafer Toprak, üçüncü baskısı yayınlanan ‘Milli İktisat’ kitabı üzerine Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

Hakkında 700 sayfalık kitap yazdığınız “Milli İktisat” hangi dönemi kapsıyor, neyi ifade ediyor?

Bu kitabın ilk baskısı neredeyse kırk yıl önce yayınlandı. O günden bu güne II. Meşrutiyet dönemini kapsayan sayısız araştırma çıktı. Türkiye’de iktisat tarihi çok yol katetti. İktisat tarihi paradigmaları köklü dönüşümlere uğradı. Bu evrede Türkiye’de Milli İktisat önemini yitirmedi. Kitap her yeni baskısında güncellendi. Son günlerde çıkan yeni baskısında yer alan “Yeni Bir Bakış”la 20. yüzyıl Türkiye ekonomisinin bir panaroması çiziliyor.

Son kırk yılda 20. yüzyıl tarihini ele alan çalışmalarda temel kaynak olarak kitaba sürekli Türkiye’de Milli İktisat’a gönderme yapıldı. Yayın dünyasında kaynakçalarda konuyla ilgili olsun olmasın yer aldı. Zamanla klasik bir başvuru kaynağına dönüştü. Kitabın kapsadığı dönem II. Meşrutiyet diye bildiğimiz ve Osmanlı’nın sürekli savaştığı bir evre. Hocamız Tarık Zafer Tunaya’nın “Cumhuriyet’in laboratuvarı” diye nitelediği, imparatorluğun birçok alanda köklü dönüşümler geçirdiği bir dönem II. Meşrutiyet yılları. Türkiye iktisat tarihi açısından ise 20. yüzyıl tarihimizin başlangıç evresi olarak görülüyor Milli İktisat.

NEDEN GAYRİ MÜSLİMLER?

Osmanlı Hıristiyanları neden modern eğitim ve ekonomiye daha erken geçtiler? Bu, Müslümanları nasıl etkiledi?

Osmanlı’da genellikle gayrimüslimlerin ülke ekonomisinde farklı bir konumda olduğu söylenir. Bu en azıdan Tanzimat sonrası için geçerli olan bir görüş. Uzun yıllar askerlikten muaf oluşları, dış dünya ile bağlantılarda daha etkin bir konumda bulunmaları, zamanla kapitülasyonlardan istifade etmeleri, yabancı ülkelerin koruması altında girmeleri, etkin eğitim kurumlarına sahip olmaları gibi sayılabilecek birçok etmenden söz edebiliriz. Osmanlı eğitim kurumlarında gayrimüslimlerin ne denli önemli işlev gördüğünü kabul etmek zorundayız. Mülkiye Mektebi’nde öğrenciler uzun yıllar iktisadı Sakızlı Ohannes Efendi’den, maliyeyi Portakal Mihail Efendi’den okudular. Osmanlı’nın son döneminde ülkenin çağdaş bir görünüm kazanmasında gayrimüslimlerin önemli katkıları oldu.

TÜRKLER NEDEN GECİKTİ?

İmparatorluktaki halklar arasında en son Türkilerin milliyetçiliğe yöneldiğini yazıyorsunuz. Neden böyle ve “Milli İktisat”la ilişkisi nedir?

Osmanlı Devleti çok etnik unsuru bir arada bulunduran bir imparatorluktu. Tüm imparatorluklar gibi… Fransız Devrimi ertesi milliyetçilik duygularının yaygın hale gelmesi Osmanlı topraklarında da bir dizi bağımsızlık hareketlerinin doğmasına neden oldu. Sırplar, Yunanlılar, Bulgarlar vesaire. Hatta 20. yüzyılda bu tür hareketler Araplar ve Arnavutlar arasında da görüldü. Balkan Harbi’nde bıçak kemiğe dayandı. Müslüman-Türk unsur artık imparatorluğun tek varisi olarak kendini gördü. Yitirilen topraklardan Anadolu’ya sürekli göç alınıyordu. Cihan Harbi ile bu yalnızlık hat safhaya vardı. İstemeyerek de olsa Almanya saffında savaşa girildi. Savaş sırasında ülke kendi yağıyla kavrulmak zorunda kaldı ve dışa kapalı bir ekonomik model olarak “milli iktisat”ı benimsedi.

‘MÜSLÜMAN BURJUVAZİ’

Kitabınızda İttihatçıların ‘Müslüman müteşebbis yaratma, burjuvazi oluşturma, içtimai inkılap, orta sınıf’ gibi kavramlar ve politikaları neyi ifade ediyor?

Milli iktisat son kertede bir orta sınıf hareketi olarak görülebilir. Daha doğrusu Batı’da “burjuvazi” diye nitelenen, sermaye birikimine yönelmiş bir kesimin oluşturulması… İttihat ve Terakki böyle bir kesimin doğuşuna destek oldu. Ülke kendi müteşebbislerini yaratma çabası içerisine girdi. Bu arada 1908 devrimi ile birlikte anayasal monarşinin temelleri atılmıştı. Siyasal gelişmeler ancak toplum katmanlarında köklü dönüşümlerle ayakta tutulabilecekti. O nedenle “ictimaî inkılâb” sözcüğü kullanılmaya başladı. Bu bir anlamda seküler bir toplumsal düzene geçiş için bir dizi girişimlerini de beraberinde getirdi. Hukuk-ı Aile kararnamesi gibi şer’i hukuka mesafeli kararlar bu evrede alındı.

ABDÜLHAMİT DÖNEMİ

Bu süreçte Abdülhamid dönemini nasıl tanımlarsınız?

Kuşkusuz Abdülhamid döneminde özellikle eğitimde ve yayıncılık alanında önemli adımlar atılmıştı. Nitekim Jön Türk diye tanımladığımız 1908 devrimini gerçekleştirenler Abdülhamid’in eğitim kurumlarında yetişmiş kişilerdi. Abdülhamid ülkenin karşılaştığı tehlikeleri def edebilmek için mutlakiyetçi bir yönetim kurdu. Bu içeride aydın kesimi yeni arayışlara sevk etti. Abdülhamid İslam dünyasına aşırı güvendi. Oysa kendi ülkesini düzlüğü çıkarmak durumundaydı. Özgürlükler konusunda yeterince duyarlı davranmadı. Baskı rejimi korudu. Hatta sakıncalı gördüğü “tarih-i umumî” derslerinin yüksekokullardan kaldırttı. Tarihçiler Mükrimin Halil, Yusuf Akçura, Ali Reşad anılarında bu konuya değiniyorlar. Çağdaş tarih eğitimi II. Meşrutiyet ile birlikte gündeme geldi. 1908 ertesi 24 Temmuz Basın Bayramı oldu.

İTTİHATÇILAR VE MİLLİYETÇİLİK

İttihat ve Terakki’nin siyasi parti olmasının yanında Türk nüfusu iktisaden de örgütleyen bir ‘içtimai hareket’ olduğu görülüyor. Nasıl oldu bu?

İttihat ve Terakki ilk evrede liberal bir anlayışı benimsemiş, herhangi bir etnik ayırım gözetmeksizin ülkenin kalkındırılabileceği inancını taşımıştı. Bu en azından Balkan Harbi’ne kadar sürdü. Oysa daha 1908’den itibaren Düvel-i Muazzama diye bilinen Batı ülkelerinin Osmanlı toprakları üzerindeki emelleri ortaya çıkmaya başlamıştı. Cihan Harbi bir anlamda Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhakıyla başlamıştı. Balkan Harbi ile birlikte Osmanlı en verimli topraklarını yitirdi. Osmanlı coğrafyasında bulunan değişik etnik unsurların artık kendi başlarının çaresine bakma özlemi içerisine girdiklerini gördü. Bu koşullar altında siyasi örgütlenmeyle sonuç alınamayacağı kanısına varan İttihat ve Terakki ekonomiye el attı. Milliyetçilik artık Müslüman-Türk unsur için de tek kurtuluş yolu gözüküyordu. Uzun yıllar yöneticilikle yetinen, asker memur olma özlemi içerisinde olan toplumun bu kesimini üretici olmaya, ticarete, sanata atılmayı özendirdi. Tabii toplum katmanları seferber etme beraberinde bir tür “ictimaî hareket” doğurdu. Siyaset artık kapalı kapılar ardında yürütülmüyordu. Siyasi partiler vardı. Parlamenter rejim, basın özgürlüğü, kamuoyu, tüm bu etmenler ülkeyi topyekun bir dönüşüm anlayışına sevk etti.

‘MİLLİ’ KURUMLAŞMA

İttihatçıların ‘Milli İktisat’ siyaseti ne gibi hukuki ve iktisadi kurumlaşmalara, gelişmelere yol açtı? 

Osmanlı Devleti, daha Milli İktisat politikaları gündeme gelmeden, 1908 ile birlikte önemli hukuki ve iktisadi kurumsallaşma sürecine girmişti. Bakanlıklar düzeyinde yapılan reform hareketleri, Batı tarzı bütçe düzenlemeleri, basın özgürlüğü, toplanma ve gösteri, dernek kurma özgürlükleri gibi bir dizi temel özgürlüklere yönelik mevzuat “İlân-ı Hürriyet” diye bilinen 1908 ertesi gündeme gelmişti. Hemen her alanda yurtdışına öğrenci gönderildi. Bu gidenler arasında Şükrü Saracoğlu, İbrahim Fazıl Pelin, Hasan Saka, Mustafa Şekip Tunç’tan tutun da Avni Lifij’e, Çallı İbrahim’e kadar Cumhuriyet’in sayılı bilim ve sanat insanı bu tarihlerde tarafından yurtdışına gönderildiler. İktisat alanında ise önemli kurumsal yapı değişikliği Cihan Harbi yıllarında gerçekleştirildi. Bu devletin ekonomiye müdahalesi sonucu doğdu. Artık Osmanlı’nın kendi kâğıt parası, “evrak-ı nakdiyye” vardı. 1908 sonrası ulusal bankalar savaş yıllarında daha bir ivme kazandı. Osmanlı Bankası’nın yerini alacak olan İtibar-ı Milli Bankası 1917’de kuruldu. Savaş koşullarında iaşe sorunu için kurumsal düzenlemeleri gidildi, İaşe Nezareti kuruldu. İktisadiyyat Meclisi ülke ekonomisi için karar mercii oldu. Savaş ekonomisi sonucu piyasa göstergeleri bir kenara bırakılmış, bir tür “devletçilik” uygulamaya sokulmuştu.

 

Fransız Devrimi ertesi milliyetçi duygularının yaygın hale gelmesi Osmanlı topraklarında da bir dizi bağımsızlık hareketlerinin doğmasına neden oldu. Sırplar, Yunanlılar, Bulgarlar vesaire... Milliyetçilik artık Müslüman-Türk unsur için de tek kurtuluş yolu gözüküyordu.

 

‘Milli İktisat’ siyaseti iktisadi üretimi nasıl etkiledi?

Milli İktisat siyaseti köklü kurumsal düzenlemelere gitmişse de, savaş koşullarında üretimde olumlu gelişmeler beklenemezdi. Osmanlı Devleti Tanzimat sonrası önemli ölçüde dışa bağımlı bir konumdaydı. Tahılını bile yurt dışından ithal ediyordu. Cihan Harbi başladığında savaşın en geç 1914 Noel’inde son bulacağı beklentisi vardı. Oysa dört yıl sürdü. Osmanlı’nın bunu kaldırabilecek takati yoktu. Kırsal alanda üretici kesimin silah altına alınması var olan sınırlı üretim kapasitesine de ket vurdu. Sivil halktan, kadınlardan, silah altına alınmamış kesimden amele taburları oluşturma gereği duyuldu. Ama madalyonun bir de ters yüzü vardı. Ülkede birçok anonim şirket savaş yıllarında kuruldu. Sermaye birikimi konusunda duyarlılık artmıştı. İktisadi bağımsızlık özlemi savaş ortamında zemin kazandı. 1923 Türkiye İktisat Kongresi büyük ölçüde savaştan alınan dersleri ifade ediyordu.

LİBERAL MALİYE NAZIRI

İttihatçıların Maliye Nazarı liberal Cavit Bey’in ‘Milli İktisat’ta rolü nedir?

Osmanlı’nın yumuşak karnı iktisattı. Bunu yayınlanmış ders kitaplarından çıkarsayabiliyoruz. Yüksekokullarda okutulan iktisat yıllarca Adam Smith’in liberal anlayışının ötesine geçemedi. İttihatçıların Maliye Nazarı Cavid Bey de bu kervana katılmış kişilerden biriydi. Hiçbir zaman Milli İktisat ile yıldızı barışmadı. Ama o tarihlerde paradoksal olarak maliye ile liberal iktisat farklı çizgileri ifade ediyordu. Osmanlı maliyesine çeki düzen veren kişi Cavid Bey oldu. 1908-09 bütçesi son derece çağdaş bir anlayışla düzenlenmişti ve bu onun eseriydi. Yurt dışına maliye müfettişliği için öğrenci gönderilmesi yine onun sayesinde oldu. Ama ömrü bütçeyi denk duruma sokabilmek için yurt dışında kapı kapı borç aramakla geçti. İttihatçıların iktisat alanında radikal kanadından farklı düşünüyordu. Teşvik-i Sanayi Kanunu’na sıcak bakmadı. Ülkeyi tarım ülkesi olarak görüyordu. Demode uluslararası iktisadi iş bölümüne inanıyordu. Ama son kertede koyu bir İttihatçıydı. Merkez-i Umumi’nin aldığı kararlara boyun eğdi. Cihan Harbi’ne Osmanlı’nın girişine muhalif olması ve nazırlıktan istifa etmesine rağmen, her zaman Talat Paşa’yı destekledi. Savaş ekonomisinin yönetiminde arka planda kalsa da önemli rol oynadı.

MİLLİ İKTİSAT’ VE CUMHURİYET

‘Milli İktisat’la Milli Mücadele ve Cumhuriyet arasındaki iktisadi ve sosyolojik bağ nasıldır?

Cumhuriyet’in “milli iktisat” politikasıyla Meşrutiyet’in arasında yakın bir bağ vardı. Cumhuriyet Meşrutiyet’ten çok şey öğrendi. Özellikle savaş yıllarında yaşananlar Cumhuriyet kadrolarını derinden etkiledi. Savaş kâğıt parayı devreye sokmuş, İttihatçılar savaşı enflasyonla finanse etmişlerdi. Bir aralık yıllık fiyat artış oranı yüzde 400’ü bulmuştu. Enflasyonu bir anlamda Türkler icat etmişti. Cumhuriyet bundan ders almayı bildi. İkinci Dünya Savaşı’na kadar “Denk Bütçe, Sağlam Para” Cumhuriyetçi kadroların şiarı oldu. İttihatçılar savaşla birlikte ilk yaptıkları iş kapitülasyonları kaldırmak olmuştu. Ama bu tek taraflıydı ve buna ilk itiraz eden ülke kendi müttefiki Almanya’ydı. Savaşta yenik düşünce kapitülasyonlar tekrar kondu. Hatta Sevr’de katmerli bir biçimde gündeme geldi. Lozan’da kapitülasyonların kaldırılması için büyük mücadele verildi. Cumhuriyet kurulduktan sonra iktisat alanında en köklü dönüşüm finansal yönde oldu. Türkiye kendi “yerli ve milli” finansal kurumlarını oluşturmak durumundaydı. Bu evrede Atatürk, Celal Bayar ile birlikte hareket etti. 1924’te İş Bankası kuruldu. İş Bankası iştiraki olarak 1925’te Anadolu Sigorta, 1928’de Milli Reasürans doğdu. Osmanlı’nın döviz bağlamında en büyük kan kaybı, borç taksitlerinin yanı sıra banka ve sigortacılığın yurt dışına yaptığı transferlerdi. Cumhuriyet bundan da ders almıştı. Önce borç ödemelerini Lozan ertesi düzene soktu. Ardından bankacılık ve sigortacılığı ulusal bir tabana oturttu. Milli İktisat”ın gündemine altığı ama savaş ortamında gerçekleştiremediği sanayileşme sorununa el attı. Önce Devlet Sanayi ve Maadin Bankası’nı kurdu. Ardından Sanayi Ofisi ve 1933’de Sümerbank doğdu. Sümerbank Türkiye’nin sanayileşmesinde, İş Bankası ile birlikte önemli bir rol oynadı. 1933’te ilk Sanayi Kalkınma Planı kabul edildi. Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na hazırlıklı girdi. Üç beyazda, un, şeker, pamukta artık kendi kendine yeterliydi. Cumhuriyetçi kadrolar İttihatçılardan olumlu ve olumsuz bağlamda çok şey öğrenmişlerdi. Bu nedenle Tarık Zafer Hocamızın II. Meşrutiyet’i Cumhuriyet’in Laboratuvarı olarak görmesi son derece anlamlıdır.

 

 ‘Milli İktisat’ yöneticilikle yetinen, asker memur olma özlemi içerisinde olan Müslüman Türkleri üretici olmaya, ticarete, sanata atılmayı özendirdi. Cumhuriyet Meşrutiyet’ten çok şey öğrendi... Cumhuriyet kurulduktan sonra iktisat alanında en köklü dönüşüm finansal yönde oldu.

 

Son kertede şunu söyleyebilirim. Türkiye’de Milli İktisat kitabımız uzun yıllardır Cumhuriyet ile Osmanlı arasındaki kesintiyi sorguladı. Bu kesintiye sürekliliği ortaya koyarak aşma girişiminde bulundu. Kitap çıktıktan sonra 20. yüzyıl iktisat tarihi 1908’den başlatıldı. Meşrutiyet’in bir yıkım evresi olarak hakim görüş önemli surette revize edildi. II. Meşrutiyet tarihi “Enver, Talat, Cemal” macerası olmanın ötesinde değerlendirilmeye başladı.

ZAFER TOPRAK KİMDİR?

Koç ve Boğaziçi Üniversiteleri’nde ders vermekte olan Zafer Toprak,19. Yüzyıl ve 20. Yüzyıl Türkiye tarihçiliğinin önde gelen isimlerindendir. Toprak’ın ‘Milli İktisat, 1908-1918’ adlı eseri, İmparatorluğun bu son döneminde Türkilerin iktisada yönelmesini, ‘Müslüman Müteşebbis’ politikalarını inceledi. Eser, dünya tarihçilerinde büyük itibar göre. Üçüncü baskısı İş Bankası Kültür  Yayınları’ndan yeni yayımlandı.

Toprak’ın daha önce Doğan  Kitap’tan çıkan eserleri şunlar:

Türkiye’de Milli İktisat, 1908-1918, 
(İkinci Baskı)

Türkiye’de Popülizm 1908-1923. 
İttihat ve Terakki ile başlayan ‘halkçılık’ hareketini inceliyor.

Türkiye’de Yeni Hayat. Cihan Harbi sonrası sosyal yaşamda Batılılaşmayı anlatıyor.

Darwin’den Dersim’e Cumhuriyet ve Antropoloji. Türkiye’de milliyetçiliğin sosyolojiden, 1930’larda antropolojiye yönelmesini araştırıyor.

- İttihat ve Terakki ve Cihan Harbi. (Kaynak Yayınları) Cihan Harbi içinde uygulanan iktisat politikalarını inceliyor.

19-12/23/milli-iktisat.png

.

Facebook Yorumları

Emlak8
8.07.2020
‘Faizci kapitalist sistem’
7.07.2020
‘Hukuçu’ olmak ne yazar?
5.07.2020
Barolarda eyalet sistemi
3.07.2020
Tvitter, mivitter
1.07.2020
Üniversite kapatmak!
30.06.2020
Devlet idaresinde ‘bizden’ sorunu
29.06.2020
Bu durum kaygı verici
28.06.2020
Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?
26.06.2020
Adaletin gözü açık
24.06.2020
Baroların yürüyüşü
23.06.2020
Bürokraside bozulma
21.06.2020
İslamcı söylemde gerçeklik sorunu
19.06.2020
Türkiye’nin CHP sorunu
17.06.2020
İhale kanunu ne diyor?
16.06.2020
Hür düşüncenin büyük anıtı
15.06.2020
İktidarlara göre tarih yazılıyor
14.06.2020
Türkiye hukuk devleti mi?
12.06.2020
‘Ayasofya siyasete açıldı’
10.06.2020
Milletvekili kimin vekili?
9.06.2020
Sistem reforma muhtaç
7.06.2020
Milletvekilini hapsetmek!
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive