Taha Akyol



Bookmark and Share

Yeni seçmen iktidara soğuk


16.03.2020 - Bu Yazı 186 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Dört seçmenden birinin kendini bağlı hissettiği bir parti yok. Şehirleşme, eğitim, internet kullanımı ve kadın faktörünün güçlenmesi bağlılığı azaltıyor. Bu kesimin iktidarlara tepki eğilimi de yüksek. Dindarlık-siyaset ilişkisi iyice zayıflayacak.  Kılıçdaroğlu, CHP’deki değişim sürecini rasyonelleştirdi ve kapsamını genişletti. CHP kurulduğundan beri iletişim kurmakta zorlandığı iki kesime; muhafazakârlara ve Kürtlere ulaşmaya çalışıyor. Başarılı oldu diyemeyiz ama doğru yolda... Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili duyarlılık arttıkça milliyetçi-muhafazakâr partilere oy verme eğilimi azalıyor. Seçmenlerin yarısını oluşturan ve gün geçtikçe bilinçlenen kadınlar sağ partiler için büyük bir problematik alan.

 

Tüm dünya gibi Türkiye de değişiyor. Türkiye’nin siyasi geleceğini belirleyecek sosyolojik dinamikler nelerdir.

Siyasi tarihimize baktığımızda, büyük başarılar elde etmiş özellikle sağ partilerin belirli sosyolojilere yaslandığını görürüz. Partiler bu sosyoloji ile sağlıklı bir iletişim içindeyken başarılarını sürdürüyorlar. Ancak ya bu tabanla bağları zayıflayınca ya da sosyoloji değişince partiler de güçlerini kaybediyorlar.
Menderes’in Demokrat Parti’si Cumhuriyet elitlerine dahil olamayan veya rejimin değerlerine karşı çıkan periferideki toplum kesimlerini yanına alarak büyük bir siyasi geleneği başlattı. Daha sonra Demirel bilhassa Adalet Partisi döneminde çoğunlukla kırsal seçmenlerin desteği üzerinden siyasetini sürdürdü. Özal’ın Anavatan’ı bu iki gelenekten farklı bir sosyolojiye yaslanmayı denedi. Ama “Orta Direk” olarak kodladığı şehirli orta sınıfları siyasetin merkezine yerleştirmeye çalışan Özal, kişi başına düşen milli gelirin henüz iki bin USD’nin altında olduğu bir ekonomide biraz aceleci davranmıştı.

MSP’nin devamı olan Erbakan liderliğindeki Refah Partisi ise aslında sol siyasetin doğal tabanı olması gereken şehirlerin çeperlerindeki kitlelerin sözcüsü oldu.
AK Parti’nin dayandığı sosyoloji nedir? 

Başta Milli Görüş tabanı olmak üzere, merkez sağ seçmenleri de cezbetmeyi başaran Erdoğan’ın AK Parti’si ise kendini ‘Muhafazakar Demokrat’ olarak isimlendirdi ama 2014’ten itibaren daha çok Milliyetçi-Muhafazakar bir çizgiye oturdu.
Tüm gücüne ve tarihsel üstünlüğüne rağmen Milliyetçi-Muhafazakar siyaset, Gezi Olayları ile artık görünür hale gelen ve küreselleşmenin yanı sıra internet ve iletişim devrimlerinin tetiklediği yeni sosyolojik gelişmeler nedeniyle bir kriz yaşamaktadır.
2017 Anayasa Referandumu bu sosyolojik gelişmelerin siyaseti etkilemeye başladığı ilk oylama olarak dikkat çekicidir. O günden sonra yaşanan tüm seçimlerde siyaset sosyolojisindeki dönüşümlerin etkisi net bir biçimde hissedildi.

ŞEHİRLİ EĞİTİMLİ VE GENÇ 

Günümüz Türkiye’sinde Şerif Mardin’in ‘çevre-merkez’ diyalektiği artık anlamını yitirmiş ve sosyolojik dönüşümler yeni seçmen profilleri ortaya çıkarmıştır. Bunları sıralayacak olursak;
*Birincisi kentlileşmiş seçmenlerdir. Kırdan kente göç 1950’lerden itibaren hızlanıyor ama hep yavaş işliyor. 2014 yılında ise kabul edilen Büyükşehir yasası ile bir anda 30 tane ilimiz büyükşehir olarak ilan edildi, bu illerde Büyükşehir Belediyeleri kuruldu ve en ücra köyler bile Büyükşehir Belediyesine bağlandı. Önceden kentlileşmek için kırsaldan büyük kentlere göç ve önce gettolarda kırsal hayatlarını sürdürüp sonra kentin içlerine doğru hareket ederek insanlar kentlileşiyordu. Bazen de nesil değişimi gerekiyordu. Ama Büyükşehir reformundan sonra seçmenler yaşadıkları yerlerde büyükşehir olanaklarına kavuşmaya başladılar. Bu durum belki yaşam tarzlarını henüz radikal biçimde dönüştürmedi ama siyasal beklenti ve taleplerinde büyük değişiklikler ortaya çıkmaya başladı.

*İkincisi, yüksek eğitim görmüş seçmenlerin sayısındaki artıştır. AK Parti döneminde üniversite sayısında yaşanan artışların bu tablonun ortaya çıkmasında katkısı büyüktür. Günümüzde seçmenlerin yaklaşık %20’si lisans ve lisans üstü eğitime sahiptir.

*Üçüncüsü, sadakatsiz seçmenlerin sayısının artmasıdır. Siyaset biliminde ‘yüzer gezer seçmen’ olarak nitelendirilen ve birden fazla seçimde aynı partiye oy vermeyen seçmenlerin miktarı 2017’den beri düzenli olarak artmaktadır. Günümüzde yaklaşık olarak 4 seçmenden birisinin kendini bağlı hissettiği bir partisi yoktur. Bunların özellikle iktidar konumundaki partilere tepki duyma eğilimi yüksektir.
*Dördüncüsü, siyasal toplumsallaşma sürecinin dönüşmesidir. Siyaset bilimine giriş derslerinde ilk öğretilen şey yakın zamana kadar insanların siyasi tutumlarını ailelerinden tevarüs ettiğiydi. Ama artık tüm dünyada genç seçmenler muhalif eğilimlere daha fazla sahiptirler ve ebeveynlerinden farklı partilere oy verme tutumları her geçen seçimde artmaktadır. Gençler siyasal bilinçlerini artık ailelerinden değil, ebeveynlerinin hiç olmadığı sosyal ağlardan edinmektedir. 
*Beşincisi ise şehirli ve iyi eğitimli kadın seçmenlerdir. Kadın hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili duyarlılık arttıkça Milliyetçi-Muhafazakar partilere oy verme eğilimi azalmaktadır. Seçmenlerin yarısını oluşturan ve gün geçtikçe bilinçlenen kadınlar sağ partiler için büyük bir problematik alandır.

‘BEYAZ MUHAFAZAKAR’

Bu değişim nasıl bir insan tipini geliştiriyor? ‘Beyaz muhafazakârlar’ kimdir? Bunlar değerler dünyasında nelere öncelik veriyor?

Milliyetçi/muhafazakarlık aslında soğuk savaş dönemi koşullarında oluşmuş bir ideolojik formasyon. Soğuk savaşın bitmesinden sonra aslında bizde de etkisini kaybetmesi beklenirdi. Ama ülkemizin özgün sorunları bu ideolojiyi diri tuttu. İlk soruya cevabımızdaki gelişmelerin tamamı siyasetimizdeki Milliyetçi/Muhafazakar hakimiyetini tehdit ediyor. 
Benim ‘Beyaz Muhafazakarlar’ olarak isimlendirdiğim bu seçmen grubunun belli özellikleri var. Bunlar milliyetçi/muhafazakar bir geçmişten geliyorlar, ama soğuk savaş döneminin koşullarını da hatırlamıyorlar. Genellikle 40 yaş ve altındalar ve sayıları da artık çok fazla. Şu an ülkemizde seçmenlerin neredeyse yarısı 40 yaşın altındadır. Bunların büyük çoğunluğu büyük şehirlerde yaşamaktalar. Çoğunlukla iyi eğitimliler ve ortalamaların üstünde gelire sahipler. Dolayısıyla bir yandan dünyayı çok yakından takip ederken, öte yandan da Milliyetçi-Muhafazakar siyaseti doğuran değerler dünyasına oldukça mesafelidirler. 

‘MİLLİYETÇİ MUHAFAZAKAR’

Bu sosyolojik tabloda AK Parti – MHP blokunun yeri nasıl gözüküyor. Ortalama bir AK Partili ve MHP’linin sosyolojik tanımı siyaset algısı nasıldır?

Ülkemizde milliyetçi/muhafazakar ideolojiyi temsil eden AK Parti ve MHP bu yeni sosyoloji ile iletişim kurmakta zorlanmaktadır. İki partinin seçmen tabanları gün geçtikçe birbirine benzemektedir. 

Eğitim seviyesi arttıkça her iki partiye de oy verme eğilimi düşmektedir. Siyasetin en güçlü enerji merkezlerinden biri haline gelen şehirli/iyi eğitimli genç kadınlar da bu partilere çoğunlukla mesafeliler. AK Parti 25 yaş altı seçmenden kendi ortalamasının altında oy alırken (son yerel seçimde yüzde 30’un altına düştü) MHP gençlerden daha fazla destek görmektedir. Bunda ülkücü hareketin başından beri bir gençlik örgütlenmesi geleneğine sahip olmasının rolü büyüktür.

Bu sosyolojide İYİ Partinin yeri nedir?

MHP milliyetçiliği daha çok Anadolu’nun merkezinde yoğunlaşıyor ve muhafazakar tona daha fazla sahip. İYİ Parti’nin tabanı ise biraz daha farklı. Kendini muhafazakar olarak nitelendirenler daha az, milliyetçilikleri Atatürkçülük ile harmanlanmış ve MHP’den farklı olarak kadın seçmen sayısı da fazla. Bunların doğal sonucu olarak İYİ seküler oyların daha yoğun olduğu sahil kesimlerinde ve Trakya’da güçlü.

‘DİNDAR SEÇMEN’

Dindarlık kavramının bu sosyolojik tabloda yeri ve değişimi nasıl?

Yakın zamana kadar sol partilere oy vermeme ile dindarlık arasında güçlü bir korelasyon vardı. Ama bir süredir bu ilişki zayıflamaya başladı. Yani dindar olmak sol partilere oy vermeyi eskiye kıyasla daha az engelliyor.

Din ve siyasal tutumlar arasındaki ilişkinin değişmekte olduğunu rahatlıkla anlayabiliyoruz. Ama hem şu an geçiş süreci yaşanmakta olduğu için hem de bu konuda elimizde yeterli ve güvenilir veriler olmadığı için kesin yargılar ifade etmek doğru olmayacaktır. 
İslami vakıflara ait yurtlarda yaşananlardan IŞİD vahşetine, ateizm ve deizmin yaygınlaşmasından internet devrimine kadar çok sayıda faktör din-siyasal tutum ilişkisi üzerinde etkili oluyor. Sürecin sonunda dindarlık ile parti tercihi arasındaki ilişkinin iyice zayıflayacağını tahmin ediyorum. Ama süreci biraz daha gözlemlemek ve araştırmak lazım.

KILIÇDAROĞLU’NUN AÇILIMI

CHP’de Kemal Kılıçdoğlu’nun uygulamakta olduğu açılım politikaları mahalli seçimlerde bir ölçüde başarılı oldu. Kılıçdaroğlu’nun açılım politikasını nasıl görüyorsunuz?

Aslında CHP’nin kendini sorgulaması ve dönüştürmeye çabalaması Deniz Baykal döneminde başladı. CHP’nin çarşaf açılımını unutmamak lazım. Kılıçdaroğlu bu süreci biraz daha rasyonelleştirdi, kurumsallaştırdı ve kapsamını genişletti. 

CHP kurulduğundan beri iletişim kurmakta zorlandığı iki kesime; muhafazakarlara ve Kürtlere ulaşmaya çalışıyor. Henüz başarılı oldu diyemeyiz ama doğru yolda. Şimdiye kadar başardığı en büyük iş ise kendi tabanındaki bu konudaki direnci kırması oldu. Önceden CHP’nin kendi tabanı bu iki kesimle ilgili politikalara direnirken, artık seçmenleri CHP’yi teşvik ediyor. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’ye bu anlamda yeni bir vizyon ve siyaset kültürü kazandırdı. Bundan sonra sürecin durdurulması mümkün değil ve hızı ne olursa olsun, CHP her iki kesimle de eskiye kıyasla daha fazla yakınlaşacak.

YENİ PARTİLER

Bu sosyolojide yeni partilerin yeri ve şansı nedir?

Bu yeni sosyoloji kendini henüz bir partiye ait hissedemiyor. Ama referandum dahil son üç seçimde muhalefet kanadında yer aldı. Gelecek ve DEVA partileri için bu durum bir fırsat yaratıyor. Ama hem bu yeni sosyolojiyi yeterince anlayıp anlamadıklarından hem de bu seçmen profilini cezbedecek bir siyaset üslubu geliştirip geliştiremeyeceklerinden emin değilim. 
Her iki parti de AK Parti’nin ilk dönemini bir tür “devri saadet” olarak değerlendiriyor. Ben bunu yeni partiler açısından bir hata olarak değerlendiriyorum. O dönemin siyasi ve sosyolojik gerçeklikleri geride kaldı. Eğer o dönemin verileri ile bir siyaset üslubu geliştirirlerse bence yeni seçmene ulaşmakta başarılı olamazlar.

AK PARTİ DÖNÜŞÜR MÜ?

AK Parti’de bir özeleştiri hareketi ve ‘fabrika ayarlarına dönüş’ muhtemel mi? 

Özeleştiri yapabilir tabi ki... Bunun önünde bir engel görmüyorum. Ama fabrika ayarlarına dönmek artık mümkün değil. Zaten dönse bile aynı başarıyı elde edemez. Biraz önce de belirttiğim gibi o dönemin siyasal ve toplumsal gerçeklikleri artık yok. Dolayısıyla o döneme geri dönerse bir anakroni yaşamaya başlayacaktır. 
Toplumda da, aydınlarda da AK Parti’nin ilk dönemini devri saadet olarak görme yanılgısı var. Sizin sorunuzda da bunun etkilerini görmek mümkün. Bugünden sonra AK Parti’nin yapması gereken şey fabrika ayarlarına geri dönmek değil, yeni seçmen gerçekliğine göre kendini dönüştürmek. Aslında bu sadece AK Parti için değil, tüm partiler için bir zorunluluk. 
Yani yeni siyasal ve sosyolojik gerçekliklere kendini adapte edebilen partiler başarılı olacak, eski alışkanlıklara göre siyaset yapanlar ise yavaş yavaş desteklerini kaybedecekler.

2023 SEÇİMLERİ?

2023 seçimlerinde iktidar bloku, ilk turda kazanabilir mi? İkinci tur nasıl olur?

Şu anki kamuoyu desteğine göre bu mümkün görünmüyor. Tabii ülkenin hangi koşullarda ve hangi zamanlama ile seçime gideceğini şu andan öngörmek çok da kolay değil. Ayrıca iktidar kadar muhalefetin önümüzdeki süreçte nasıl performans göstereceği de sizin sorunuzun cevabı açısından önemli. Dünyada popülist/karizmatik liderlerin yükselmeye başlaması, 2008 küresel ekonomik krizi ve arkasından başlayan göçmenler gibi diğer global sorunlar nedeniyle toplumların sığınılacak güçlü aktörlere ihtiyaç duymasından kaynaklanmıştı. 

Dünyanın şu anki gidişatına bakıldığında, önümüzdeki süreçte de seçmenlerin aynı ihtiyacı hissetmesi beklenebilir. Bu nedenle Sn. Erdoğan’ın siyasi başarısını belirleyecek temel diyalektiğin, yeni seçmen profili ile sığınılacak güçlü lider arayan seçmen profili arasındaki çelişki ve dengeler tarafından şekilleneceğini düşünüyorum.
Tabii muhalefet partilerinin ne ölçüde bir blok olarak hareket edebilecekleri, kendi içlerinde sorun yaşayıp birden fazla parçaya bölünüp bölünmeyecekleri de bir başka önemli faktör. 
Bu kadar çok bilinmeyenli bir siyasi denklemde sağlıklı tahmin yapmak mümkün değildir. Şu an söyleyebileceğimiz şey, iktidarın 2015 Kasım’ından bu yana düzenli olarak destek kaybettiği ve bu trendin önümüzdeki süreçte devam etmesinin beklenebileceğidir. Ancak her an travmatik gelişmelerin yaşandığı bir dünyada trendlerin kesintiye uğraması veya yeni trendlerin ortaya çıkması da olasılık dahilindedir.

KİMDİR?

DR. İBRAHİM USLU Kamu yönetimi okudu. Amerika’da siyaset sosyoloji üzerine doktora seminerlerine devam etti. Doktorasını 1999 yılında İstanbul Üniversitesi’nde Sosyal Politika üzerine tamamladı. Ankara Sosyal Araştırmalar Merkezi (ANAR) Genel Müdürü olarak siyasi siyasi eğilimler üzerine araştırmaları yayınlandı. Halen siyasi danışmanlık hizmeti veren şirketinde hayatını sürdürüyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive