Taha Akyol



Bookmark and Share

Virüsle mücadele cihan harbi gibi


13.04.2020 - Bu Yazı 476 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Şükrü Hanioğlu Princeton Üniversitesi'nde tarih profesörü. Salgının etkileri konusunda Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

Koronavirüsle mücadele cihan harpleri kadar önemseniyor. Batılı demokrasilerin zaafını nasıl yorumlarsınız?

Kovid-19, modern dünyanın İspanyol nezlesi sonrasında gördüğü en büyük pandemiktir. Dolayısıyla, mücadelenin cihan harpleriyle kıyaslanması anlamsız değildir. Bu çapta bir pandemik, etkisini rejimlerden bağımsız olarak gerçekleştirmektedir. Ona karşı yürütülen mücadelenin başarısı da rejim tipinden ziyade, olağanüstü durum, âcil eylem ve tedbir planlamalarının varlığı ile sağlık sisteminin gücü, yapılanma biçimi ve öncelikleri tarafından belirlenmektedir. Demokrasiler bunlara bağlı olarak salgına farklı cevaplar veriyorlar. Salgının Almanya ile İtalya, ABD ile Güney Kore’de yarattığı tahribat aynı olmamıştır. Bunun nedeni de “demokrasi kalitesi”nden ziyade hazırlık ve sağlık sistemleri arasındaki farklılıktır. Güney Kore’de birincisi, Almanya’da ise ikincisi güçlü olduğu için İtalya ve ABD’ye nazaran daha yüksek başarı sağlanmış durumdadır. Diğer taraftan, demokrasilerle otoriter rejimler arasında yapılacak mukayeselerde dikkatli olmak gerekmektedir. Zira, otoriter rejimlerde şeffaflık bulunmamakta, bilgi akışı sınırlanabilmekte, veriler tahrif edilebilmektedir. Tabii bu rejimler zecrî tedbirleri daha kolay uygulayabiliyor; ama vatandaşlık bilinci ve sosyal sorumluluğun yüksek olduğu toplumlar uyarma ve ikna yoluyla bu alanda doğabilecek farkı kapatabiliyorlar. Salgınla mücadele alanında başarılı ülkeler arasında olan Almanya ve Güney Kore demokratik rejimlere sahiptir. Buna karşılık, onların başarısını “demokrasi”nin zaferi olarak yorumlamak anlamlı olmayacaktır. Aynı şekilde, ABD ve İtalya’nın başarısızlığını da “demokrasi”nin zaafı olarak görmemek gereklidir. Bu yorumu yaparken, Çin, Rusya, İran gibi otokrasilerin Kovid-19 ile mücadele karnelerinin parlak olmadığının da altını çizmek gerekmektedir.

SÜPER GÜÇ AMERİKA?

Amerika, muazzam bilim ve ekonomi gücüne, köklü kurumlarına rağmen niye perişan vaziyette?

Ben, uzun süreden beri ABD’de yaşadığım için, içeriden yorum yapabilme imkânına sahip olduğumu düşünüyorum. Yaşanılan başarısızlığın değişik nedenleri vardır. En önemlisi, uzun süredir Dünya Sağlık Örgütü ve akademik kurumlar tarafından yapılan uyarılara karşılık ABD’nin, olası bir salgına yönelik olarak düşük düzeyde tedbir almış ülkelerden birisi olmasıdır. Bunun nedeni ise pek çok ülkede olduğu gibi, önlemlerin maliyetinin çok yüksek olduğunun düşünülmesi ve düşük görünen riskin alınmasıdır. Bu yaklaşımda, ABD’nin piyasa ekonomisini, diğer Batı toplumları ve demokrasilere göre sosyal devlet anlayışının fazlasıyla önüne geçirmesi de önemli rol oynamaktadır. İkinci olarak, ABD, bilim, teknoloji ve üretim kapasitesi açısından bir dev; ama sağlık sistemi açısından sorunlu toplumlardan birisidir. ABD sağlık ve sigorta sistemleri, yatırım ve planlamalarını olağan durum ve kâr oranı temelinde yaptıkları için olağanüstü halde hizmet sunma koşullarına uyum göstermeleri zaman almaktadır. Son tahlilde, belirli gelişmişlik seviyesine ulaşmış toplumlarda, salgına “kısa vâdede” verilecek cevabın başarısını, bilim ve teknoloji alanındaki sıralama belirlememektedir. Bunu tayin eden, âcil eylem planı (bunun olmadığı görüldü) ve sağlık sistemidir (kriz, ABD sisteminin, belirli sayının üzerinde, ciddî tedavi ve yoğun bakım gerektirecek hastaya hizmet sunmak üzere yapılandırılmadığı ortaya çıkarmıştır). NIH’in (Millî Sağlık Enstitüsü)  yanı sıra büyük araştırma merkez ve hastaneleri dünyanın en gelişmiş sağlık kurumlarıdır. Fakat, bunların kısa vâdede hızla yayılan bir virüsün yol açtığı salgına verebilecekleri cevap sınırlıdır. Bir benzetme yapacak olursak, ABD, Kovid-19 mücadelesinde, şu anda, II. Dünya Savaşı’nın Pearl Harbor aşamasındadır. Hazırlıksız yakalanmış, şaşırmış, gücünden şüphe duymaya başlamış ve nasıl seferber olacağı konusunda hızla karar alamamıştır. Ancak, bundan sonraki aşamalarda bilim ve teknoloji alanındaki gelişmişliği devreye girecektir.

TRUMP OLMASAYDI DA…

Trump’ın sorumluluğu? Meselâ Roosevelt gibi biri olsaydı, ne gibi farklar olabilirdi?

Ben, kişilerden ziyade sistemin belirleyici olduğuna inanıyorum. ABD başkanının yetkileri çok geniş, ama yoğun bakım ünitelerinin sayısını kısa sürede birkaç katına çıkarmak ve tüm dünya salgından kırılırken bunları işletecek doktor ve sağlık personeli bulmak, başkanın kim olduğundan bağımsız olarak çok zor. Buna karşılık, ilk önlemlerin daha önce başlatılması alanında daha dikkatli davranılabilirdi. Bunun da Cumhuriyetçi ya da Demokrat olmakla, ekonomik tercihlerle ilişkisi yok. Bence, böylesi tercihlerin belirleyeceği kararlar orta vâdede alınacak. Geçtiğimiz günlerde Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro ile ülkenin en üst salgın hastalıklar uzmanı Dr. Anthony Fauci arasında, görünüşte sıtma ilacı Hydroxychloroquine’in Kovid-19 tedavisinde kullanımı üzerine yaşanan tartışma, daha derine inen bir çatışmayı yansıtmaktadır. Bunu, sağlık yetkilileri ile Başkan Trump’ın kullandıkları söylemlerin satır aralarında da görebilmek mümkündür. Trump, pek çok eyâlet valisi ve ekonomi uzmanı, bâzıları Sosyal Darwinist olarak yorumlanması mümkün, ölümleri “istatistik”e indirgeyen ifadelerle, ülkenin kısa sürede “normal”e dönmesi arzusunu dile getirirken, sağlık uzmanları, bu konuda tedbirli davranılmasını, aksi davranışın yeni dalgaları tetikleyebileceğini dile getirmektedir. Bu alanda “sağlık” ve “ekonomi” merkezli yaklaşımların bir süre sonra çatışacağını söylemek kehânet olmayacaktır. Bunların hangisinin egemen olacağı konusunda ise siyasî ve ekonomik tercihler önemli rol oynayacaktır.

‘POST MODERN FAŞİZM’

 Avrupa da dökülüyor. Batılı toplum tiplerinin ve demokrasilerin zaafı belli, öyleyse 1930’lar gibi otoriter rejimler yükselecek denilebilir mi?

Avrupa’da otoriterlik, salgın öncesinde zemin kazanmış durumda idi. Eski kıtada bir süredir, “radikal sağ popülizm,” “sağ radikalizm,” “yeni popülizm,” “sağ aşırılık,” “milliyetçi popülizm” benzeri kavramsallaştırmalar ile tanımlanan hareket ve partilerin yükselişi izlenmektedir. Bu, Doğu Avrupa’da daha güçlüdür, ama Batı Avrupa’da da etkisini hissettirmektedir.  Fransız ve İtalyan neo-faşist hareketleri üzerine ayrıntılı bir inceleme kaleme alan Andrea Mammone’nin “yeni sağ popülizm,” “milliyetçi popülizm” benzeri kavramsallaştırmaların yanıltıcı olduğu tespitine katılmamak zordur. Dolayısıyla, “değişik popülizm türleri” olmanın ötesine geçen, “post-modern faşizm” olarak nitelenmesi mümkün hareketlerin ivme kazanması söz konusudur. Böylesi bir ortamda, yaşadığımız krizin, bu grupların “demokrasi” ve “çok kültürlülük”e yönelik yeni eleştiriler getirmesine neden olması da şaşırtıcı olmayacaktır. Bunun örnekleri de görülmektedir. Sâbık İtalyan başbakan yardımcısı ve Lega Nord lideri Matteo Salvini, salgının Avrupa Birliği yanlısı Giuseppe Conte hükûmetinin vazifesini yapmadığını ortaya koyduğunu iddia ederken, Almanya, İspanya ve Fransa’da aşırı sağ partiler Schengen Anlaşması’nın yürürlükten kaldırılması talebini dile getirmektedir. Afd lideri Alice Weidel, Bundestag’ta salgının sorumlusunun, “açık sınırlar dogması” olduğunu iddia etmiştir. Kovid-19 sonrası dönemde bu söylemin güç kazanacağı anlaşılmaktadır. Tabiî bunun yanı sıra Viktor Orbán gibi liderlerin, salgını bahane ederek otoriterlik dozunu artırmaları da söz konusudur. Bu da bilhassa Doğu Avrupa’da yaygın hale gelebilir. Buna karşılık, Kovid-19 krizi, kendi başına 1930’lar otoriterliğini tetikleyecek bir gelişme olmak yerine, başlamış, mesafe almış bir sürece katkıda bulunacak bir unsur olacaktır.

OSMANLI’DA SALGINLAR

Biraz da tarihe bakacak olursak, Osmanlı başta veba olmak üzere salgınlara karşı ne gibi tedbirler alıyordu?

Osmanlı merkezî ve adem-i merkeziyetçi yapının ön plana çıkarttığı bölgesel yönetimler on dokuzuncu asır öncesinde de veba başta olmak üzere salgın hastalıklara karşı önleyici tedbirler geliştirmeye çalışmışlardır. Bu alanda, on dördüncü asrın ilk yarısında kıta nüfusunun % 30’nun ölümüne neden olan veba salgını sonrasında Avrupa’da geliştirilen, şehirlere giriş yapanları ve gemileri 40 gün bekletme (quarantena), hastaları lazaretto (izolasyon ev ve gemileri) adı verilen mekânlarda toplama benzeri uygulamalar, farklı biçimlerde, yazılı kurallar olmaksızın uygulanmıştır. Örneğin, salgın dönemlerinde limanlara giriş yapan gemiler bekletilmiş, bazen de geri yollanmıştır. Cüzzamlı hastaların izole edilmiş hastahanelerde toplanması ise Batı’da geliştirilen lazeretto yöntemi ile benzerlikler göstermiştir. Ancak, bu uygulamalar en büyükleri 1778 ve 1812 yıllarında patlak veren veba salgınlarının başını çektiği sari hastalıkların yayılmasını önlemekte yetersiz kalmıştır.

OSMANLI’DA MODERN TIP

Osmanlı’da modern karantina uygulamaları nasıl başladı? 

Dile getirdiğim yetersizliklere karşılık, on dokuzuncu asırda, 1831 tedbirleri ile başlayan (gemilerin bandıralarına göre Büyük Liman ya da İstinye’de bekletilmesi, hastaların Kız Kulesi’nde tutulması) ve 1838 Karantina reformu ile neticelenen yeni uygulamalar modern, tıbbî çalışmaları dikkate alan, yazılı kuralları hayata geçirmişlerdir. Bu reformların, Batılılaşma çerçevesinde gerçekleştirilen “nizâm ithali”nden ziyade yerel ıslahâtçıların başını çektiği modernleşme çabalarının ürünü olduğuna işaret etmek gereklidir. Birsen Bulmuş, Plagues, Quarantines and Geopolitics in the Ottoman Empire (2012) adlı, derinlikli araştırmaya dayanan eserinde, modern karantina uygulamasını savunan Cezayirli Hamdan bin el-Merhum Osman ve Kolera Risâlesi (1831) müellifi Hekimbaşı Behcet Mustafa Efendi (şarbon hastalığından vefat etmiştir), modern Osmanlı tıbbının öncülerinden Vak‘anüvis Şânîzâde Mehmed Atâullah Efendi benzeri entelektüellerin bu alandaki rolünün göz ardı edilmemesi gerektiğini, “karantina” ve geliştirilen diğer önlemlerin Osmanlı modernleşmesinin ürünü olduğunu vurgulamaktadır. Bu reformcular, on sekizinci asrın en önemli ıslahat projelerinden birisini geliştiren ve vebadan ölen Moralı Süleyman Penâh Efendi’nin oğlu Osman Efendi’nin başını çektiği, salgın hastalıklara karşı önlem almanın gereksiz olduğu, Avrupa usûllerini kullanmanın dinî açıdan sorunlar yaratacağı yolundaki muhafazakâr yaklaşımları da çürüterek modern uygulamanın önünü açmışlardır.

VİRÜS SONRASI DÜNYA? 

Büyük salgınlar, dünya harpleri dünya düzenini değiştirdi. Korana Salgını nasıl bir dünya yaratacak? 

Post-Kovid-19 dünyası hakkında tahminler yürütebilmek için gerekli verilerin en önemlileri olan “salgının ne kadar süreceği” ve “yapacağı tahribatın derecesi” elimizde bulunmamaktadır. Bu nedenle de değişik senaryo ve modeller geliştirilebilmesi mümkündür. Kovid-19, 1918-1920 İspanyol nezlesi benzeri birden fazla dalga halinde yaşanır, milyonlara ulaşan ölüm rakamları ortaya çıkarırsa etkileri derin olacaktır. Buna karşılık tek dalga, birkaç ay içinde sonlandırılan bir kriz olarak kalırsa yaratacağı ekonomik sorunların aşılmasını takiben kısa süre içinde unutulacaktır. Ben, popüler hale gelen “Covid-19 Sonrası Dünya” hakkında dile getirilen “tarihin dönüm noktalarından birisi,” yaklaşımının bu nedenle sorunlu olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra, salgının yaşam felsefesi alanında büyük bir dönüşümü tetikleyeceği, “bilim”in ön plana çıktığı, popülist siyasetçilerin zemin kaybettikleri bir dünyanın şekilleneceği konusunda da şüphelerim var.  

Siz farklı mı düşünüyorsunuz?

17 ilâ 100 milyon insanın hayatına mâlolduğu tahmin olunan İspanyol nezlesi karşısında dönem tıbbı çaresiz kalmıştı. Daha influenzanın “virüs” kaynaklı olduğu bilinmiyordu, tedaviyi mümkün kılacak farmakolojik ürünler yoktu, ikincil bakteriyal zatürelere karşı kullanılacak antibiotikler de mevcut değildi. Bu gelişme, dönemin egemen akımı “bilimcilik (scientism)”in ağır bir darbe almasına, “her şeye kadir” olduğu düşünülen bilimin, geleceğin “din”i haline geleceği tezinin sorgulanmasına yol açmıştı. Günümüzde ise durum farklıdır. Hastalığa neden olan virüsün büyütülmüş fotoğraflarını akıllı telefonlarımızda görebilmemiz, aşı çalışmalarının ne aşamada olduğunu medyadan öğrenebilmemiz mümkündür. Ancak, buradan hareketle, “bilim”in ön plana çıkacağı bir topluma geçileceğini söyleyebilmemiz zordur. Günümüz gelişmiş toplumlarında, “aşıyı bulmanın,” bir “mucize”den ziyade bütçeden ciddî ödenekler alan sağlık araştırma kurumlarının “işi” olduğuna inanılmaktadır. Dolayısıyla, bu gerçekleştiğinde, bireylerin, “bundan sonra geleceğimizi bilim insanları şekillendirsin,” popülist siyasetin yerine “teknokrasi” alsın demelerini beklemek çok da anlamlı olmayacaktır.

Toplumsal hafızanın ileride Kovid-19 krizini nasıl hatırlayacağını düşünüyorsunuz?

Bu alanda da “süre” ve “tahribatın çapı” belirleyici olacaktır. Buna karşılık, genel bir yorum yapmak gerekirse, modern toplumsal hafızanın pandemikleri “unutma” eğiliminin ağır bastığını söylemek mümkündür. İspanyol nezlesi örneğinden yola çıkacak olursak, modern çağların en kapsamlı “pandemik”i olan, milyonlarca can alan bu salgın, ancak Kovid-19 benzeri yeni salgınlar ortaya çıktığında, kıyaslama yapmak üzere gündeme gelmektedir. Konuyu ele alan roman, hatırât, film ve sanat eserleri, Norveçli ressam Edvard Munch’un hastalık sonrasındaki durumunu resmettiği Self-Portrait with the Spanish Flu tablosu benzeri örnekler istisnâ edilirse, yok gibidir. Yaşanan trajediyi kolektif hafızada tutacak anıtlar, müzeler, sergiler, anma günleri de bulunmamaktadır. Bunun temel nedeni, modern kolektif hafızanın, araçsallaştıramayacağı, siyasal mesaj üretiminde kullanamayacağı trajedileri unutmayı tercih etmesidir. Kovid-19 da uzun vâdede, büyük ihtimalle, böylesi bir unutulma duvarının arkasında kalacaktır.

KİMDİR?

Princeton Üniversitesi’nde tarih dersleri veren Prof. Şükrü Hanioğlu, 18. ve 19 yüzyıl tarihçiliğinde saygın bir bilim insanı. Belli başlı eserleri:
Doktor Abdullah Cevdet ve dönemi, İstanbul, 1981
Osmanlı İttihad ve Terakki Cemiyeti ve Jon Türklük, İstanbul, 1986
Young Turks in Opposition, Oxford Univ. 1995
Prepretaion for a Revolution, Oxford Univ. 2001
A Brief History of the Late Ottoman Empire, Princeton Univ. 2008
Atatürk: An Intellectual Biography, Princeton Univ. 2011
 

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.10.2020
Müslüman bilge lider
20.10.2020
Hakim ve savcılara havuç ve sopa
19.10.2020
Kararlarına uymamak AYM’ye isyan
18.10.2020
Araplar neden böyle?
16.10.2020
Ey mahkeme
14.10.2020
'Yeni Türkiye'
13.10.2020
Anayasa Mahkemesi gayri milli mi?
11.10.2020
Devlet kesesinden araba sevdası
9.10.2020
Jak Kamhi’ye saygı
7.10.2020
Hukuk niye zayıf?
6.10.2020
Siyasal İslam hayal ve gerçek
5.10.2020
Türkiye ve Azerbaycan: İki devlet bir askerî akıl
2.10.2020
Anayasa Mahkemesi, siyasetle hukuk arasında
30.09.2020
‘Kur benim için önemli değil’
29.09.2020
Can Azerbaycan
27.09.2020
Faiz belası
25.09.2020
CB sistemi erken kireçlendi
22.09.2020
Oruç Reis’in dönüşü zafer mi hezimet mi?
18.09.2020
Bu fatura çok ağır
16.09.2020
‘Atatürk’ tartışması
15.09.2020
‘Milli irade’ yargıya saygılı olmalı
14.09.2020
Doğu Akdeniz’de güçlü diplomatik ilişkiler kurmalıyız
13.09.2020
Macron’un işi ne?
11.09.2020
Arap kardeşlerimiz
9.09.2020
Milli irade karşısında faiz
8.09.2020
İdam kime yarar?
6.09.2020
Kim bu AİHM Başkanı Spano?
5.09.2020
Hamaset ortamında yetişen gençler
2.09.2020
Bir adli yıl töreni daha yapıldı
1.09.2020
AK Parti ve Ziya Gökalp
30.08.2020
Milli Mücadele ve ‘yedi düvel’
29.08.2020
Malazgirt’ten 30 Ağustos’a
26.08.2020
İran mı Japonya mı?
25.08.2020
Cumhurbaşkanı kararı mı kararnamesi mi?
23.08.2020
Büyük müjde
21.08.2020
Misak-ı Milli ve adalar sorunu
19.08.2020
Oniki Adalar’ı niye almamışız?
16.08.2020
Akdeniz’de sular ısınıyor!
14.08.2020
Ekonomide yeni model?!
12.08.2020
Kılıç hutbe güncellenme
11.08.2020
‘Cumhurbaşkanlığı kabinesi’ diye bir kurum yok
9.08.2020
İYİ Parti nereye?
7.08.2020
YÖK’ün felsefe kararı
5.08.2020
Diyanet nereye?
4.08.2020
Ekonomi nereye?
3.08.2020
AK Parti’nin yumuşak karnı
1.08.2020
Yasak Yoksulluk Yolsuzluk
29.07.2020
Bu çağda hilafet?
28.07.2020
Sıra hilafette mi?
27.07.2020
Öğretmen bilmediğini öğretemez
26.07.2020
AK Parti de CHP de değişiyor
24.07.2020
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
22.07.2020
Düz yolda giderken
21.07.2020
İki yılda nereden nereye?
20.07.2020
En önemli sorun
17.07.2020
15 Temmuz ve sonrası
15.07.2020
Liyakatin değeri
14.07.2020
‘Tek kişilik hükümet’
13.07.2020
Verimsiz büyüme: Kısır döngü
12.07.2020
Ayasofya’da siyasi boyut
10.07.2020
Şeref ve haysiyet kimlerin hakkı?!
8.07.2020
‘Faizci kapitalist sistem’
7.07.2020
‘Hukuçu’ olmak ne yazar?
5.07.2020
Barolarda eyalet sistemi
3.07.2020
Tvitter, mivitter
1.07.2020
Üniversite kapatmak!
30.06.2020
Devlet idaresinde ‘bizden’ sorunu
29.06.2020
Bu durum kaygı verici
28.06.2020
Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?
26.06.2020
Adaletin gözü açık
24.06.2020
Baroların yürüyüşü
23.06.2020
Bürokraside bozulma
21.06.2020
İslamcı söylemde gerçeklik sorunu
19.06.2020
Türkiye’nin CHP sorunu
17.06.2020
İhale kanunu ne diyor?
16.06.2020
Hür düşüncenin büyük anıtı
15.06.2020
İktidarlara göre tarih yazılıyor
14.06.2020
Türkiye hukuk devleti mi?
12.06.2020
‘Ayasofya siyasete açıldı’
10.06.2020
Milletvekili kimin vekili?
9.06.2020
Sistem reforma muhtaç
7.06.2020
Milletvekilini hapsetmek!
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive