Taha Akyol



Bookmark and Share

Virüse karşı başarıda üç şart


27.04.2020 - Bu Yazı 454 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi ve Uluslararası İlişkiler Konseyi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, Taha Akyol’un sorularını cevapladı.

EĞRİSİ DOĞRUSU- TAHA AKYOL 

Dünyanın siyasi fotoğrafını tahlil ederken ‘otoriter rejimler’ ve ‘popülist demokrasiler’ kavramlarını kullanıyorsunuz. Neden? Özgürlükçü anayasal demokrasiler yok mu?

Özgürlükçü veya liberal demokrasiler gerileme sürecindeler, her yerde zayıflıyorlar. Son dönemde sıklıkla popülist rejimlerin halkın çoğunluğunun arzularının siyasete yansıtılmasında liberal demokrasilere nazaran daha başarılı oldukları ve genel olarak açıkça ifade edilmeden otoriter rejimlerin demokrasilerden daha başarılı oldukları izlenimini veren analizler yapılıyor. Covid-19 salgınının başlarında da otoriter bir rejime sahip, özgürlüklerin kısıtlandığı, insan haklarına saygı gösterilmeyen Çin’in nasıl hızlı karar alıp, Wuhan bölgesini etkili şekilde kapatıp, virüsle mücadelede başarılı olduğu anlatıldı bize. Bu yorumlara karşı sorulacak ilk soru, “yaşamınızın her aşamasında takip edilip, temel hak ve özgürlükleri ancak devletin verdiği ‘vatandaşlık puanı’ çerçevesinde kullanabileceğiniz bir ülkede yaşamak ister misiniz?” olmalı. Ayrıca, Çin’in virüsle mücadeledeki “başarı” hikayesinin aslında yanlış, eksik ve geç bilgilendirmeye dayandığı, aldığı sert tedbirlerin sadece bu virüsle mücadeleye mahsus olmayıp farklı etnik ve siyasi gruplara karşı denendiği, farklı ülkelere “gönderdiği” yardımların önemli bir kısmının kamuoyu diplomasisi çabası olduğu da hatırlatılmalı. Dolayısıyla ben de konuyu tersinden ele alarak, popülist yönetimler ile otoriter rejimlerin sorunlu yanlarını anlatma yoluyla özgürlükçü demokrasilerin bu krizle ve genelde toplumsal sorunlarla başa çıkmada daha etkin ve başarılı olduklarını göstermeye çalışıyorum. 

OTORİTER REJİMLERDE VİRÜS

Virüsle mücadelede, otoriter rejimler daha başarılı değil o zaman?

Elbette değil. Virüsün yayıldığı ilk haftalarda bu yorumlar yapıldı ama zamanla bunun bir tarafta ilgili ülkelerin yanlış ve eksik bilgi vermelerinden, diğer taraftan algı operasyonu denilebilecek faaliyetlerinden kaynaklandığı anlaşıldı. “Mücadelede en etkin yöntem izolasyon olduğuna ve bireyler sadece telkinle evde kalmadıklarına göre en iyi çözüm vatandaşları zorla evlerine kapamaktır” düşüncesi ve bunu da en iyi otoriter rejimlerin yapabileceği algısı, otoriter rejimlerin iki önemli yönünü göz ardı ediyor. Otoriter rejimler varlıklarını sürdürmek adına hiçbir zafiyetleri gün yüzüne çıkmasın isterler. Nitekim, tüm otoriter rejimlerin ilk ortak uygulaması virüsle ilgili haberlerin baskılanması, halktan ve uluslararası toplumdan gizlenmesi oldu. Sonuçta zamanında müdahale edemediler. Çin ve İran en net örnekler. İkinci olarak, otoriter rejimler halkı, ikna ve bilgilendirmeden ziyade baskı, şiddet ve korku yoluyla kontrol etmeye çalışırlar. Asıl sorun covid-19’un hızla gelip geçecek bir mesele olmayıp, mücadelenin uzun dönemli dayanışma ve yaşam tarzı değişikliğini gerektirmesi. Herkesi zorlayıcı tedbirlerle haftalarca evde tutabilirsiniz. Ama bireyler yeterince bilgilendirilip, yapılanın önemine inanmadıkları sürece, alınan önlemlerin etrafından dolaşacak arayışların peşinde olacaklar, ilk fırsatta da göz ardı edeceklerdir. Ayrıca halkın yapılana inanmaması beraberinde sorunun önemsenmemesini getirerek salgının yayılmasına da katkı yapıyor.

BAŞARILI DEMOKRASİ VAR MI?

ABD, İngiltere, İtalya, Fransa başarısız. Başarılı demokrasi var mı?

Başarılı ve başarısız demokrasi ve otoriter rejim örnekleri var. Salgınla mücadelede rejim tipinden çok etkin yönetim önemli. Otoriter rejimler daha hızlı karar alabildikleri için kısa vadede daha başarılı gözüküyorlar. Ama hızlandırılmış karar alma yöntemi ile sıklıkla tek adam veya dar grup karar verme modeline yöneldikleri için hataya daha çok açıklar; uzun vadede ise demokrasiler otoriter rejimlere göre daha etkinler. Zaten, dünyada mevcut salgınla mücadele örneklerine baktığımızda en başarılı olanların (Almanya, Güney Kore, Yeni Zelanda, Norveç, Tayvan vb.) tamamı demokratik devletler. Bu elbette demokrasi ile yönetilen tüm devletler virüsle mücadelede başarılı oldu demek değil. Özellikle İtalya, İngiltere ve ABD başarısızlıklarıyla derhal göze çarpıyor. Fakat, İngiltere ve ABD’nin bir süredir popülist iktidar girdabına kapıldıklarını, İtalya’nın ise bir taraftan artık klişeleşmiş planlama başarısızlığı ve siyasi kaosla yaşama alışkanlığı, diğer taraftan yaşam tarzı ve yaşlı nüfus oranıyla diğer AB ülkelerinde ayrıştığını vurgulamak lazım.

ÜÇ ŞART

Virüsle mücadelede başarı ve başarısızlık faktörleri neler?

Mücadeleyi başarıyla götüren devletlere baktığımızda üç ortak özellik öne çıkıyor: şeffaf ve net bilgilendirme ile halkta güven uyandırma; gelişmiş ekonomi ve planlama becerisi; popülist, dinsel, siyasal tercihler veya bireysel arzularla değil, bilimin işaret ettiği yönde ilerleme. İşin pratik kısmında ise hızlı reaksiyon, erken ve kapsamlı önlem, yaygın test ve erken tanı, izolasyon ve halkı ikna öne çıkıyor. Başarısızlık tarafında ise popülist politikalar, cehalet ve bilimdışı arayışlar, tehlikenin boyutu hakkında yeterince bilgilendirme yapılmaması ve özellikle otoriter rejimlerde sorunun gizlenerek müdahalede geç kalınması öne çıkıyor. 

ÖZGÜRLÜK MÜ GÜVENLİK Mİ?

Kullandığınız kavramlardan biri de “güç devşirmeye çalışan rejimler.” Ne demek mu?

Ani gelişen salgın insanların varlıklarını tehdit etmeye başlayınca, bireyler, özgürlüklerinden devlet lehine vazgeçmeye razı oldular. Elbette salgın şartlarında bireylerin özgürlük-güvenlik dengesinde aşınmaya razı olmaları, haklarından ilelebet vazgeçmeyi kabul ettikleri anlamına gelmez. Gerçek demokrasiler ile diğerleri arasındaki fark da burada beliriyor. Vatandaşın endişelerinden faydalanarak, rejimin/liderin yetkilerini artırmaya çalışmak uzun vadede sürdürülebilir değil. Algılanan tehdit nedeniyle özgürlüklerinin kısıtlanmasına rıza gösterenler, tehdit geçtiğinde bunları geri isteyecekler. O noktada krizden güç devşiren rejimler ile bireylerin salgın sonrası özgürlük talepleri arasında önce gerilim, çözümlenemezse de çatışma çıkma olasılığı var. Tabii bu tür rejimlerin bu krizle ortaya çıkmadıkları, Macaristan örneğinde olduğu gibi zaten gücün tek elde toplanması sürecinde olduklarını ve salgını bu iş için bir araca dönüştürdüklerini de vurgulamak lazım.

‘Uyum sağlayanlar öne çıkacak’ diyorsunuz? Ne anlama geliyor?

Keskin dönüşümler devlet mekanizmalarını zorlayan unsurlardır. Devlet dediğimiz yapı zaman içerisinde değişmekle birlikte, bundan hazzeden bir yapı da değildir. Krizler ise devletleri hızlı reaksiyona ve esnekliğe zorlar. Tarihi örneklere bakarsanız, değişime direnenlerden ziyade, değişimin yönünü görüp ön alabilen devletlerin başarılı olduklarını, ön alamasa bile değişime uyum sağlayanların da durumu idare ettiklerini görürsünüz. Bu salgında da şartlara uyum sağlayıp, hızlı ve etkin karşılık veren devletlerin kriz yönetiminde öne çıktıklarını görüyoruz. Aynı durum salgın sonrasında da geçerli olacaktır. Salgın sonrasında sorunları ağırlaşmış bir dünya bizi bekliyor. Bu duruma ve kriz sonrasında gelişecek şartlara uyum sağlayarak, vatandaşlarının ihtiyaçlarına etkin şekilde karşılık verebilen yönetimler öne çıkacaktır. 

LİBERAL DEĞERLER?

Liberal ‘minimal devlet’ yerine işlevleri, yetkileri artmış otoriter bir devlet mi gelecek?

1990’lardan itibaren dünyada hâkim olan neoliberal ekonomik düzen ve mütemmim cüzü küçülen devlet anlayışı bir süredir aşınıyor. Önce ekonomik tarafta sıkıntılar belirdi. Zaten baştan beri neoliberal küreselleşmenin sorunlu yönlerine dikkat çekiliyordu ama 2008 krizine kadar bunları güçlü çokuluslu şirketlerin desteklediği kurumsal yapılara ve sistemi kontrol altında tutan ABD’ye anlatmak mümkün olmadı. 2008 krizi küreselleşmenin sosyal maliyetleri ile ekonomik krizler döngüsünü gözler önüne serince “düzenleyici devlet” kavramı öne çıktı. Covid-19 salgını nedeniyle dünya çapında yavaşlayan üretim ciddi ekonomik sorunlar doğuruyor. Sistemsel adaletsizliklerse bu sorunların belli sınıfları daha çok etkilemesine neden oluyor. Örneğin, tüm dünyada “evde kal” kampanyaları yapılırken, devletin doğrudan desteğini almadan bazı bireylerin evde kalmalarının mümkün olmadığı, çalışmazlarsa kendilerini ve ailelerini besleyemeyecekleri görülüyor. Bu da sisteme tepkiyi artırıyor. Bu anlamda liberal düzenin ekonomik tarafında bir düzeltme ve devletin daha çok sosyal politikalarla öne çıkmasını bekliyorum. İşin siyasal boyutunda ise konu bence salgınla pek alakalı değil. Salgının bazı yönetimlere merkezileşme, güç devşirme ve özgürlükçü demokrasiden uzaklaşma fırsatı sağladığı doğru, ama bu son 10 yıldır gelişen trendin devamı. Popülizm, milliyetçilik ve yabancı düşmanlığını bir araya getirerek, bireysel haklar yerine milleti/devleti önceleyen bu yaklaşım salgından çok önce ortaya çıkmıştı. Salgının bunun üzerinde, Macaristan hariç, henüz net bir etkisini görmedik. Hatta ters yönde bazı işaretler var. Özellikle ABD ve İngiltere örnekleri bu açıdan izlenmeli. Nihai etkisinin ne olacağını söylemek içinse çok erken.  

‘YENİ LİDERLER ÇIKACAK’

Yeni liderlerin çıkışını bekleyebiliriz diyorsunuz, neden?

Çünkü kriz dönemleri toplumlar için yeni kahramanlar, liderler, hikayeler yaratma dönemidir. Bu nedenle dünyada farklı ülkelerde yeni hikayeler anlatabilecek yeni liderlerin yükselişine tanıklık edebiliriz. Kriz dönemi liderliği de önemlidir, ama krizden sonra gelişmeleri belirleyecek olan kriz süresince yaşananlardan ziyade, kriz sonrasının beklentilerine en iyi kimlerin cevap vereceğidir. Kriz dönemlerinde toplum beğenilerinin hızla değişebildiğini de unutmayalım. Özellikle krizin uzaması ve ekonomik olumsuzlukların artması durumunda pek çok ülkede popülist liderlerin sorgulanıp, gelişmelerin hızlı iktidar değişikliklerine neden olması ihtimaldir. Buradan yola çıkarak, popülizmden köklü bir dönüş yaşanacağını kast etmiyorum; onun kendi dinamikleri var. Fakat bu, popülist çağda hızlı lider değişiklikleri olmaz anlamına da gelmez. 

OTORİTER DEVLET?

Buradan 1930’lar gibi otoriter, yasakçı, korumacı eğilimler mi, Uluslararası işbirliği fikri ve uluslararası kurumlar mı güçlenecek?

Uluslararası işbirliği anlayışının salgında yara aldığına kuşku yok. Devletlerin ilk önlem olarak sınırlarını kapatmaları, tıbbi malzeme ticaretini sınırlandırmaları, ilaç ve aşı üretiminde işbirliği yapamamaları gibi gelişmeler çok taraflı işbirliği fikrine darbe vuruyor. Fakat bu doğrudan salgının sonucu değil. İçe kapanmacı, korumacı ve yasakçı eğilimler zaten gündemdeydi. Kriz bunu daha net ortaya çıkardı. Ama dünyada buna karşı reaksiyon da var. Özellikle sivil toplum girişimleri ile bireylerin gidişata direndiklerini görüyoruz. Örneğin Covid-19 üzerine çalışan bilim insanları, devletlerin engelleme ve bilgiyi ulusallaştırma çabalarına rağmen, internet üzerinden virüsle ilgili verileri paylaşıyorlar. Üstelik bunu, aşı ya da ilacı ilk üretenin elde edeceği büyük ekonomik gelir ve akademik prestiji bilerek yapıyorlar. Devletler düzeyinde ise, küresel sorunlara ancak çok taraflı işbirliği modellerinin cevap bulabileceği anlayışıyla, aralarında Almanya, Şili, Hindistan ve Güney Afrika’nın da bulunduğu 67 ülke Alliance for Multilateralism (Çok Taraflılık İttifakı) için bir araya geldiler. ABD, Rusya ve Çin ise dışında kaldılar. Uluslararası örgütler krizde başarılı bir sınav veremediler ama bunun temel nedeni, çok taraflı işbirliği fikrinin zayıflığından ziyade bazı devletlerin modelin etkin çalışmasına engel olmaları. Dolayısıyla, kriz sonrasında uluslararası işbirliğinin bir yana atılmasından ziyade, daha etkin çalışma için reform arayışı öne çıkacaktır. 

TÜRKİYE’NİN YERİ?

Türkiye nerede duruyor? Nasıl bir gidiş yansıtıyor?

Türkiye tüm bunların ortasında ve belki de bilinç altımızda hep olmak istediğimiz gibi, nevi şahsına münhasır hibrit bir model sunuyor. Herhangi bir yasaklama getirmeyen devletler ile sokağa çıkmayı ülke çapında yasaklayan devletler arasında “hafta sonu sokağa çıkma yasağı”, belli kesimleri evde tutma ama aynı zamanda ekonominin çarklarını döndürmeye devam etme, test, teşhis ve tedavide merkezileşme ama illerde özelleştirilmiş önlemler için valilere yetki devri gibi farklı yönlere işaret eden politikalar bir arada. Uluslararası alanda ise çok sayıda ülkeye yardımlarla öne çıkan dayanışmacı model sunarken, Alliance for Multilateralism içerisinde yer almıyor. Salgının önemli bir yönü de önlemler ile kriz yönetiminin başarılı olup olmadığını ancak salgın sona erdiğinde görebilecek olmamız. Türkiye modelinin başarı düzeyini de ancak o zaman değerlendirebiliriz.

KİMDİR?

Kadir Has Üniversitesi öğretim üyesi ve Uluslararası İlişkiler Konseyi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, yayımlanmış çok sayıda bilimsel kitap ve makalesinin yanı sıra kamuoyu araştırmalarıyla da tanınıyor.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
21.10.2020
Müslüman bilge lider
20.10.2020
Hakim ve savcılara havuç ve sopa
19.10.2020
Kararlarına uymamak AYM’ye isyan
18.10.2020
Araplar neden böyle?
16.10.2020
Ey mahkeme
14.10.2020
'Yeni Türkiye'
13.10.2020
Anayasa Mahkemesi gayri milli mi?
11.10.2020
Devlet kesesinden araba sevdası
9.10.2020
Jak Kamhi’ye saygı
7.10.2020
Hukuk niye zayıf?
6.10.2020
Siyasal İslam hayal ve gerçek
5.10.2020
Türkiye ve Azerbaycan: İki devlet bir askerî akıl
2.10.2020
Anayasa Mahkemesi, siyasetle hukuk arasında
30.09.2020
‘Kur benim için önemli değil’
29.09.2020
Can Azerbaycan
27.09.2020
Faiz belası
25.09.2020
CB sistemi erken kireçlendi
22.09.2020
Oruç Reis’in dönüşü zafer mi hezimet mi?
18.09.2020
Bu fatura çok ağır
16.09.2020
‘Atatürk’ tartışması
15.09.2020
‘Milli irade’ yargıya saygılı olmalı
14.09.2020
Doğu Akdeniz’de güçlü diplomatik ilişkiler kurmalıyız
13.09.2020
Macron’un işi ne?
11.09.2020
Arap kardeşlerimiz
9.09.2020
Milli irade karşısında faiz
8.09.2020
İdam kime yarar?
6.09.2020
Kim bu AİHM Başkanı Spano?
5.09.2020
Hamaset ortamında yetişen gençler
2.09.2020
Bir adli yıl töreni daha yapıldı
1.09.2020
AK Parti ve Ziya Gökalp
30.08.2020
Milli Mücadele ve ‘yedi düvel’
29.08.2020
Malazgirt’ten 30 Ağustos’a
26.08.2020
İran mı Japonya mı?
25.08.2020
Cumhurbaşkanı kararı mı kararnamesi mi?
23.08.2020
Büyük müjde
21.08.2020
Misak-ı Milli ve adalar sorunu
19.08.2020
Oniki Adalar’ı niye almamışız?
16.08.2020
Akdeniz’de sular ısınıyor!
14.08.2020
Ekonomide yeni model?!
12.08.2020
Kılıç hutbe güncellenme
11.08.2020
‘Cumhurbaşkanlığı kabinesi’ diye bir kurum yok
9.08.2020
İYİ Parti nereye?
7.08.2020
YÖK’ün felsefe kararı
5.08.2020
Diyanet nereye?
4.08.2020
Ekonomi nereye?
3.08.2020
AK Parti’nin yumuşak karnı
1.08.2020
Yasak Yoksulluk Yolsuzluk
29.07.2020
Bu çağda hilafet?
28.07.2020
Sıra hilafette mi?
27.07.2020
Öğretmen bilmediğini öğretemez
26.07.2020
AK Parti de CHP de değişiyor
24.07.2020
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
22.07.2020
Düz yolda giderken
21.07.2020
İki yılda nereden nereye?
20.07.2020
En önemli sorun
17.07.2020
15 Temmuz ve sonrası
15.07.2020
Liyakatin değeri
14.07.2020
‘Tek kişilik hükümet’
13.07.2020
Verimsiz büyüme: Kısır döngü
12.07.2020
Ayasofya’da siyasi boyut
10.07.2020
Şeref ve haysiyet kimlerin hakkı?!
8.07.2020
‘Faizci kapitalist sistem’
7.07.2020
‘Hukuçu’ olmak ne yazar?
5.07.2020
Barolarda eyalet sistemi
3.07.2020
Tvitter, mivitter
1.07.2020
Üniversite kapatmak!
30.06.2020
Devlet idaresinde ‘bizden’ sorunu
29.06.2020
Bu durum kaygı verici
28.06.2020
Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?
26.06.2020
Adaletin gözü açık
24.06.2020
Baroların yürüyüşü
23.06.2020
Bürokraside bozulma
21.06.2020
İslamcı söylemde gerçeklik sorunu
19.06.2020
Türkiye’nin CHP sorunu
17.06.2020
İhale kanunu ne diyor?
16.06.2020
Hür düşüncenin büyük anıtı
15.06.2020
İktidarlara göre tarih yazılıyor
14.06.2020
Türkiye hukuk devleti mi?
12.06.2020
‘Ayasofya siyasete açıldı’
10.06.2020
Milletvekili kimin vekili?
9.06.2020
Sistem reforma muhtaç
7.06.2020
Milletvekilini hapsetmek!
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive