Taha Akyol



Bookmark and Share

Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi


1.06.2020 - Bu Yazı 215 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  İktisat Tarihçisi Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, Taha Akyol’un sorularını cevaplandırdı.

EĞRİSİ DOĞRUSU- TAHA AKYOL 

Sizin ve hocanız merhum Sabri Ülgener’in eserlerinde Orta-Çağ zihniyeti, ahlâkı ve ekonomisi gibi kavramlar geçiyor. Ne demek bu?

Rahmetli Ülgener Hocamız’ın iktisadi düşünce dünyamıza kazandırdığı kavramsal çerçevelerden biri de iktisat ahlâkı ve iktisat zihniyetidir. Ülgener 1933’de Türkiye’ye gelen Alman Hocalar vasıtasıyla, W. Sombart ve Max Weber düşüncesiyle tanıştı. Ülgener Hocanın eserlerinde ortaya koyduğu tarihi gerçek, içe kapanan, anti-madde davranış kalıbını temsilcisi ‘pasif – mütevekkil’ insan tipidir. Osmanlı asırlarında, rûhî ve manevî hayatı şekillendiren bu insandan en fazla şikayetçi olan kişi, Mehmed Âkif [Ersoy] Bey’dir. Max Weber’i hayran bırakabilecek şu dize onundur: «Değer mi koşmaya akşam, sabah, yalan dünya?» 

Bu insan, manevî bir Osmanlı mirası olarak Cumhuriyetli yıllara intikal etti. Teşhis doğru idi. Ancak tedavi için meselenin doktrin tarafının inşası gerekmekteydi. İşte Ülgener, Webergil modeli Osmanlı asırlarına taşıdı. Weber, şunu söylüyordu: Dindar bir kimse [zâhid], rasyoneldir. Bu rasyonellik, İslamiyet’te, kozmik dengenin şaşmaz matematiğinden neş’et etmiştir. Şâyet, dinî emirleri bu hassasiyetle yerine getiren zâhid, bu rasyonelliği dünyaya taşırsa [inner worldly], ekonomik düzlemde rasyonel iktisadi birey ortaya çıkacaktır ki, o 17. yüzyıl itibariye, ‘Protestan ahlâkı’nın güdümünde, Hollanda – İngiltere ekseninde, Orta-çağlaşmaya son vermiştir. Aktif-riyâzetçi ideal tiplemesiyle rasyonel iktisadi birey, son üç asırdır dünyayı güdüyor. 

Yok, böyle değil de, dinine gösterdiği dikkat ve mesuliyeti öbür dünyaya taşırsa [outer worldly], ortaya Orta-çağda kalmış bir insan çıkacaktır. Mehmed Âkif Bey, ne güzel ifade ediyor: «Ne hükmü var ki, esasen yalancı dünyanın? / Ölürse yan gelecek cennetinde Mevlâ’nın.»  İşte bu bâtınî tasavvuf, bizim insanımızın canına okumuştur. 

ŞEYHİN İRADESİNE BAĞLANMAK

Merhum Ülgener, ‘Zihniyet ve Dîn’ adlı kitabında ‘pîr ve şeyh, usta ve yol atasına, bir kelime ile üstün iradeye gözü kapalı teslimiyet’ diyor. Bunun, Orta-çağ zihniyetindeki yeri?

Pîr veya şeyhin üstün iradesi akl-ı selime geçiş yerine geleneklere bağlandı ve bunu da bir din adına yaptığını zannetti. Neticeten, zaman içerisinde iptidaîlik kemikleşti. Nereye kadar? ‘Tüfek icad oldu, mertlik bozuldu’ diyene kadar. Demek ki, maddenin yaptırım gücünü bulanlar, mertlik gibi gerekli bir irrasyonel unsuru dizginleyebiliyor. Bu ortaya çıktı. Orta-çağ esnaf ahlâkının dürüst, müeddeb ahîsi, fütüvvetnâmelerde resmedilmiştir. Elindeki aleti geliştirerek üretimi artırmak dîn ve ahlâka aykırı mı? Bunu tartışmadılar. Bir örnekle somutlaştıralım. Bir üretim aleti olarak kara-saban, 1300’lerden 1875’e değin, tam 575 yıl değişime uğramadan, ilk şekliyle üretimde kullanılmıştır. Taşımacılıkta, deve kervanına müracaat edilirdi. 1880’lerde Muallim Naci Bey, bu durumu söyle seslendirmişti: «Çıkın şu savma’adan [tekkeden] zâhidân! Cihânı görün / Bakın şimendifere! Bir de kârvânı görün.»

İktisadi maddeye şekil vermenin, maddenin maddeyle eklemleşmesinden yeni ürünler elde etmenin bir üst otoriteyle bağlantısı yoktur. Serbest ve hür aklın yapabileceği bu işler, laboratuarlarının ışığının sönmemesiyle, denizlerin altında zemini yoklamakla olur. Yoksa, bu çizginin dışında, geleneğe bağlanmanın bedeli, iktisadî geriliğe sebep olmuştur. Esasen, Kur’ân’da Râd Suresi’nin 11. Âyet’i Allah’ın bu bağlamdaki muradını açıkça ortaya koymaktadır: “Allah bir kavme verdiğini, onlar nefislerindekini bozmadıkça bozmaz.” (Yazır Meali)

Hep düşünmüşümdür; acaba Max Weber, bu âyetten haberdar mıydı?

FELSEFESİZLİK ENGELİ

Sizi ‘Osmanlı İktisat Düşüncesinin Çağdaşlaşması’ başlıklı bir kitap çalışmasına iten sebep nedir?

Araştırmalarımda gördüm ki, Rusya’da, 1800 – 1875 yılları arasında yayınlanan iktisada dair kitap, makale, risale sayısı 4500, buna mukabil, Türkiye’de İbrahim Müteferrika’dan 1875’e değin iktisat, siyaset bilimi kitaplarının sayısı 23 idi. Cesaretimi kırmadan, önce iktisadi düşüncenin yayılma teorisinin aydınlığında, olası yayılma kanallarını inceledim. Sonra, neden bizde aklî ilimlerin önüne set çeken bir felsefesizlik vardı? Bu mühim soruya cevaplar aradım. Gördüm ki, önce devlet, ilm-i tedbir-i menzîl mantığını ilm-i tedbir-i devlete çevirmiş. İhdas ettiği Osmanlı hukuku muhitiyle, şer’î hukûku özel alana taşımış, kamusal alanda örfi hukûka işlerlik kazandırarak, toprağı mîrî arazi hâline getirmiş, narh uygulamasıyla fiyatların serbestçe oluşumunu engellemiş ve diğer müdahaleler... Ortada ekonomiyi çekip çevirmesi gereken ‘birey’ yok! İslâm hukununda Hanefî fakihlerin bireysel mülkiyetin önünü açmaları, narh olgusuna karşı durmaları gerekirken, bakıyorsunuz, toplumsal dertler üzerine fikir yürütme yerine, kalb-i selimin alanında olması gereken İlâhî sırlara ilişkin  görüşler serdetmişler.  1972’de düşünce ufkuma düşen bu fikir, 15 yıl sonra bu kitap çalışması ile ete kemiğe büründü. 

RASATHANE YERLE BİR EDİLDİ

‘Osmanlı İktisat Düşüncesinin Çağdaşlaşması’ adlı çığır açan eserinizde felsefe– aklı ilimlerin hor görülmesinden bahsediyorsunuz. Açar mısınız?

Evvela bir metaforla bu cümlenizi açalım. Allah, süt [akıl] verir, sütlaç [fonksiyonel akıl ve onun ürününü] vermez. Subjektif bilgi dogmatiktir, sadece iman sahiplerine hitab eder. Benim, ‘Allah süt verir’ deyişim bile dogmatiktir. Ancak, aklın işletilmesi, eleştirel aklın varlığı ise pratiğiyle vücûd bulur, değer kazanır. Burada akıl rehberdir. Osmanlı asırlarında, aklın rehberliğinin ötelenmesi, bir felsefesizlik sorunu yaratmıştır. Gereğinden fazla mistisizme bulaşmanın, tek yanlılığın bir neticesidir. Devletin merkeziyetçi yönetimi, hukûku ve iktisadı belirleme, siyasi kararlarda ferdin olmayışı; geriye ne kalıyor? Ahiretimizi imâr edelim anlayışı, aklın işletilmemesi ve bâtınî tasavvufa davetiye çıkartmıştır. 

16. yüzyılın sonlarına doğru, bir İstanbul Rasathanesi hikâyesi vardır ki, evlere şenlik! Ulemanın fetvasıyla, rasathâne tek taşı kalmamacasına yerle bir edildi. Allah, Kur’ân’da yıldızların yörüngesi üzerine yemin ederken, ulemanın fetvasına ne kaynaklık etmiştir, bilmiyorum. Kadere bakın ki, 1911 yılında, Fatin [Gökmen] Hoca’nın teşebbüsüyle bugünkü Kandilli Rasathanesi kuruluncaya kadar, bizim insanımızın gökyüzüyle bilimsel bir bağlantısı olmamıştır. Bir diğer örneği, iktisat düşüncesinden verebilirim. Dedelerimiz, öte dünyayı düşlerken, Klasik iktisat, 1776 – 1817 zaman aralığında, İngiltere’de, Smith – Ricardo ekseninde, kişisel çıkar temelli kurgulamasını tamamlamıştı. Ancak, kurgulanan bu norm’da,  tam istihdamın somut gerçekte bir karşılığı olmadığından bir aldatmaca olduğu görüldü ve sistem tıkandı. Bunun aşılması yönünde, Bentham – J. S. Mill düşünce ekseninde, iktisadî buhranın aşılması için, bu defa merkezden çevreye kolonların atılması fikri işlerlik kazandı. Bizde, dedelerimizin uykusu sürerken Almanya’dan gelen bir iktisatçı, Parvüs, 1910’lar itibariyle, kör gözlerimizi, ilk kez uluslararası ekonomik ilişkilere çevirdi. 

İSLAMDA MONARŞİ YOK

Kitabınızda, İslâmiyet’in ferdiyetçi karakterinin despotik devlet anlayışının güdümünde törpülenmesinden bahsediyorsunuz. Bu ne demek?

İslâmiyet’in temel kitabı Kur’ân ‘birey’ temellidir. İnsan, Allah’a inanıp inanmamakta serbest bırakılmıştır. Ama başıboş da bırakılmamıştır. Bunlar ayetle sabittir. ‘Allah – Muhammed’ bağlantısı, insanın varoluşşal sebebidir. Dolayısıyla, insan çok kıymetlidir. Ona siyasî irade (şura ve istişare) ve özel mülkiyet hakkı, piyasa muamelatı verilmiştir. Netice itibariyle, Kur’ân’da monarşi yoktur. Hz. Muhammed, Allah’ın halifesi iken, seçimle iş başına gelen halife ise, bir insanın [Hz. Muhammed’in] halifesidir. Bu modelin uygulamadaki ömrü 30 yıl sürdü. Sonra ayak oyunlarıyla hilafet, evlâdiyelik oldu ve cahiliye döneminin anlayışına dönüldü. Baba – oğul eklemleşmesi ile birlikte, devlet bireyin üzerine abandı, sahneden sildi ve sesini kesti. Bu hâl, İslâmiyet öncesi Türk devlet geleneğine yabancı değildi. Orhun yazıtlarında geçtiği üzere; ‘Göğün altında, insanların üzerinde babam kaanı tahta çıkarmış Tengri’ ifadesi de kaanın insanların üzerinde olduğunu açıkça söylüyor. Osmanlı devlet nizamına baktığımız zaman, kan bağı içerisinde potansiyel olarak tahta namzet kişilerin, evlat – kardeş katledildiklerini görüyoruz. Nizam-ı devlet için ulemanın verdiği fetvanın İslâmiyet’le bir alakası yoktur. Sahneyi asırlar öncesinden terkeden, Hûlefâ-ı Râşidîn’in sünneti olmuştur. Bizde, yüz yaşına ulaşan Cumhuriyet’in ilânı, aslında, Ahmed Ağaoğlu’nun, 1933 yılında yaptığı tespitiyle bir yol haritası hükmündedir: «Kemalist inkılâbın birinci hedefi, ‘ferdi’ ezici ve öldürücü âmillerden kurtarmaktır.»

JAPONLAR VE TÜRKLER

 Kitabınızda anlatıyorsunuz, Japon öğrenciler, Londra’da ekonomi derslerine gidiyor, ama Türk öğrenciler ilgisiz. Nasıl bir kültür bu?

Yedi Japon öğrencinin, 1870’lerin başında, Londra’da, University College’da iktisat dersleri veren W. S. Jevons’ın derslerini takib ediyorlar ve ülkelerine dönüyorlar. Onlar, Japonya’da Neoklasik iktisadın tedrisatında öncülük ediyorlar. Gelelim bizim hikâyemize; 1870’lere doğru, siyasi bir eklemleşme sonucu ortaya çıkan Yeni Osmanlılar’dan Ziya Bey, Namık Kemâl Bey, Agâh Efendi ve diğerleri Mustafa Fazıl Paşa’nın yönlendirmesi ve himayesinde Londra’ya gidiyorlar. Kafaları siyasetle mayalandığı için bu muhalif aydınların düşüncelerinde sadece mutlak monarşinin yerine meşruti monarşi arayışı vardır. Ne var ki, düşüncelerinde, bir iktisadi sistem ve politikaları arayışı, kısaca böyle bir dertleri yok. Görebildiğim kadarıyla, Namık Kemâl Bey, Mösyö Fanton adlı, pek kıymet-i harbiyesi olmayan birinden ekonomi dersleri alıyor. Kişisel çıkarı gereği Namık Kemâl’le bağlantı kuran Fanton başka, Japon öğrencilerin hocası Jevons başkadır. Hatta o tarihlerde, Marx da Londra’dadır, muntazam British Museum’da Kapital’in diğer ciltleri üzerinde çalışmaktadır. Ama, bizimkilerden Marx’ı kim biliyor ki?

ANADOLU’DA JAPON MUCİZESİ?

Modern iktisat düşüncesi Osmanlı’ya nasıl girdi. Anadolu’da neden bir Japon mucizesi çıkmadı?

Rossi’nin iktisat kitabı Serendi Arşizen tarafından Fransızcaya uyarlanmış ve ‘Tasarrufat-ı Mülkiye’ adıyla Türkçeye tercüme edilmiştir.. 1838’de yeniden ihdas edilen Mekteb-i Tıbbıye’ye, pataloji profesörü olarak tayin edilen Arşizen, hekimlik ders programına ilave edilen serbest derslerden birinde, Fransızca iktisat derslerinin mualliğini de yapmıştır. Bu meyanda, 1838 – 1839 Baltalimanı – Gülhâne hattında, gazetelerde serbest iktisat nizamını savunan yazılar ve ekonomi haberleri çıkıyor. İktisat dersleri özel olarak, bey ve paşa konaklarında veriliyor. Bundan sonrası, bir tabana oturması açısından Mekteb-i Mülkiye’nin açılışı ile birlikte ekonomi politik derslerinin okutulmasına geçiliyor. 1880 kadar, iktisadi liberalizm hâkim bir iktisat politikası olarak rağbette iken, Ohannes Paşa’nın savunduğu iktisadi liberalimin karşısında, Hace-i Evvel dediğimiz Ahmed Mithat Efendi tarafından iktisadi himayecilik şiddetli bir muhalefetle savunuluyor. İktisat politikalarında görülen bu dualizm, liberal düşünce de bir büyük ustayla, Cavid Bey’le sürdürülürken, onun karşısındaki dağınık  iktisadî korumacılık düşüncesini, Almanya’dan gelen Parvüs, Cumhuriyet’e takaddüm eden yıllarda, çağdaş Türk iktisat düşüncesinde   Yusuf  Akçura -- Ziya Gökalp – Tekinalp [Moiz Kohen] hattını inşa ediyor. 1908 – 1923 arası, münevverlerin düşüncelerinde gelgitlerin olduğu bir zaman dilimi. Koca bir imparatorluk dağılma sürecini sürdürürken, girişimci rûhundan ve sermaye birikiminden, bankalardan, borsalardan yoksun, dış borç batağına çakılmış, şirketleşememiş, dışa bağımlı Osmanlı ekonomisiyle, Anadolu’da bir Japon mucizesini beklemek muhaldir. Türklerin esas mucizesi, on yıl süren topyekün harpler devrini tamamlayıp ilân ettiği Cumhuriyet’i rasyonel iktisadi bireyine teslim etmesidir. 

KİMDİR?

Ünlü yazar Abbas Sayar’ın oğlu olan Ahmet Güner Sayar, Prof. Sabri Ülgener’in talebesidir. Birmingham Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nde yüksek lisans yaptı. Halen Beykent Üniversitesi’nde profesör. Sabri Ülgener hakkında üç kitabı yayımlanan Prof. Sayar’ın Süheyl Ünver, Hasan Ali Yücel, Şeyh Bedreddin hakkında eserleri bulunuyor, halen Mehmet Akif üzerine çalışıyor. Prof. Sayar’ın “Osmanlı İktisat Düşüncesinin Çağdaşlaşması” adlı kitabı sahasında öncü bir eserdir. (Ötüken Yayınevi)

.

Facebook Yorumları

Emlak8
15.07.2020
Liyakatin değeri
14.07.2020
‘Tek kişilik hükümet’
13.07.2020
Verimsiz büyüme: Kısır döngü
12.07.2020
Ayasofya’da siyasi boyut
10.07.2020
Şeref ve haysiyet kimlerin hakkı?!
8.07.2020
‘Faizci kapitalist sistem’
7.07.2020
‘Hukuçu’ olmak ne yazar?
5.07.2020
Barolarda eyalet sistemi
3.07.2020
Tvitter, mivitter
1.07.2020
Üniversite kapatmak!
30.06.2020
Devlet idaresinde ‘bizden’ sorunu
29.06.2020
Bu durum kaygı verici
28.06.2020
Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?
26.06.2020
Adaletin gözü açık
24.06.2020
Baroların yürüyüşü
23.06.2020
Bürokraside bozulma
21.06.2020
İslamcı söylemde gerçeklik sorunu
19.06.2020
Türkiye’nin CHP sorunu
17.06.2020
İhale kanunu ne diyor?
16.06.2020
Hür düşüncenin büyük anıtı
15.06.2020
İktidarlara göre tarih yazılıyor
14.06.2020
Türkiye hukuk devleti mi?
12.06.2020
‘Ayasofya siyasete açıldı’
10.06.2020
Milletvekili kimin vekili?
9.06.2020
Sistem reforma muhtaç
7.06.2020
Milletvekilini hapsetmek!
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive