Taha Akyol



Bookmark and Share

Verimsiz büyüme: Kısır döngü


13.07.2020 - Bu Yazı 150 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Maryland Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümünden Prof. Şebnem Kalemli Özcan, Taha Akyol'un sorularını cevapladı.

Koronavirüs krizi, dünya ekonomisini ne oranda küçültecek, küçülme kaç yıl sürer?

Ekonomistlerin en son tahminlerine göre, Korona virüs krizi, dünya ekonomisini, 2020 de yüzde 4.9 oranında küçültecek. 2021 de dünya ekonomisinin yüzde 5.4 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Fakat eğer Kovid krizi olmasaydı, 2021 de dünya ekonomisi yüzde 11 oranında büyüyecekti. Tabii ki bunlar tahmin. Şu ana kadar bu krizle ilgili öğrendiğimiz en önemli bilgilerden biri belirsizliğin önemi, krizin evriminin her an değişebileceği. Eğer virüs kontrol altına alınamazsa, ya da kontrol altına alınmışken tekrar kontrolden çıkarsa, 2021 de ki öngörülen büyüme azalır, küçülmeye de dönüşebilir. Bu kriz de küresel düşünmek çok önemli. Bazı ülkelerde kontrol altına alınması, dünyada sorunu çözmüyor. Diğerlerinde kontrol altına alınmadığı sürece olay tekrar körüklenecek. Yaşadığımız küresel dünyada, bütün ülkeler kendini dışarıya kapayıp ulaşılamayan adalar haline dönemiyeceklerine göre, virüs ile olan savaşı kazanmak ancak bütün dünya bir araya gelirse mümkün.

EN SERT KÜÇÜLME AVRUPA’DA 

Avrupa ekonomisi çok daha büyük çapta küçülecek deniliyor, doğru mu?

Evet. Gelişmiş ülkelerin yüzde 8, gelişmekte olan ülkelerin yüzde 3 daralması bekleniyor. Eğer Çin i çıkarırsak, gelişmekte olan ülkelerin beklenen daralması yüzde 5, yani küresel rakama eşit. Avrupa için beklenen küçülme gayet yüksek, yüzde 10.
En yüksek daralmanın Avrupa’da olmasının sebebi, hastalıǧın oraya daha erken gitmesi ve Avrupa nüfusunun daha yaşlı olmasıdır. Tabii Avrupa ülkelerinin birbirlerine sınırlarını kapayamaması da çok hızlı yayılmanın bir etkeni. Aynı olay şu anda Amerikan eyaletlerinde de görülmektedir. Eğer hastalık kontrol altına alınamazsa Amerika’daki daralma Avrupa’dakini geçebilir. Hastalığın uzaması ve de ölümlerin artması talep üzerindeki şoku kalıcı hale getirdiği için, bu durumdaki ülkeler ekonomik olarak en aǧır şekilde etkileniyor. Avrupada ve şu anda Amerikada olduǧu gibi. Ekonomik normalleşme icin, hastalıǧın kontrol altına alınması şart.

TÜRKİYE’Yİ KÖTÜ ETKİLER

Avrupa Türkiye’nin en büyük ticaret ve turizm partneri. Oradaki küçülme Türkiye’yi nasıl etkiler?

Avrupa’daki küçülme Türkiye’yi kötü etkiler çünkü Avrupa hem ticaret hem turizm, hem de finans açısından Türkiye için önemli. Koç Üniversitesindeki arkadaşlarla yaptığımız çalışmada, Avrupa’ya olan bu bağların, Türkiye icin ne kadar önemli olduğunu gösteriyoruz. Türkiye için hesapladığımız toplam Kovid etkisinin yüzde 30’unun bu bağlardan geldigini gösteriyoruz. Çünkü hem Avrupa’nın Türkiye’den aldığı mallara karşı talebi düşecek, hem turizm azalacak, hem de Türkiye’nin kendi üretimi için Avrupa’dan aldığı ara mallar azalacak, Avrupa’da üretim azaldığı için. 

Ayrıca bu tür ara mal ticaretinin finansmanını yapan sermaye akışı da azalacak. Bu çok önemli ve genelde gözden kaçan bir nokta. Mesela küreselleşme karşıtlarının en önde gelen tezi sermaye hareketlerini limitlemek. Neden? Çok çabuk gelip, çok çabuk çıkarsa kurda oynaklık yaratabilecegi için. Malesef sermaye hareketlerini limitlemek, direkt ticareti limitlemek demek. Çünkü sermaye, dış ticaretin finansmanı. Dış ticaret de Türkiye için çok önemli, özellikle ithal edilen ara mallar açısından. Sonucta, Kovid tam bir ‘mükemmel fırtına’: sağlığa şok, talebe şok, arza şok, emtia fiyatlarına şok, finansa şok.

VİRÜSTEN ÖNCEKİ DURUM

Türk ekonomisi virüsten önce krize girmişti, ne tür bir krizdi? İktisat politikasındaki hangi yanlışlar Türkiye ekonomisini krize itmişti?

Türkiye’nin ekonomisi Kovid den önce yavaşlamıştı. Neden? Türkiye büyümekte olan genç nüfuslu bir ülke. Önemli olan büyümeyi kalıcı yapmak. İktisat biliminin bize öğrettiği, uzun vadeli kalıcı  büyümenin, ancak verimliliği artırarak olabileceği. Bu da ancak teknolojiye, bilime, akıllı fikirlere yatırım yaparak olur. Bunlar uzun vadeli iktisat politikalari. 

Herhangi bir kriz zamanı dışında (Kovid gibi, ya da 2008 deki küresel finansal kriz gibi) bu tür uzun vadeli politikaların uygulanması, böyle politikaların rahat uygulanması için de yapısal reform yapılması gerekir. Çünkü yapısal reform doğru yere yatırım yapmanın zeminini hazırlar. Kriz zamanlarında ise farklı, kısa vadeli, talebi artıracak ve de ekonomiye gaz verecek iktisat politikaları uygulanmalıdır. Fakat böyle politikalar uzun vadeli politikaların yerini almamalı. Çünkü bunlar yapısal sorunları, verimlilik düşüklüğünü çözemez. Türkiye ekonomisinde Kovid öncesi yavaşlama verimlilik sorunu çözülemediği için ve bütün yapısal reformlar uygulanamadığı içindir. Yabancı yatırımcının Türkiye’den uzaklaşması da bununla ilgili. Bu bir kısır döngü. Çünkü yabancı yatırımın içinde doğrudan yatırım dediğimiz, direkt teknoloji ve bilgi getiren yatırım var, bu yatırım uzun vadeli kalıcı büyüme için çok önemli.  Bu yatırım tamamen dış kaynaklı çünkü teknolojik olarak bizden daha ileride olan ülkelerden gelmesi gereken bir yatırım, Avrupa gibi, Amerika gibi. 

Ama bu tür yatırımcılar, uzun vadeli yatırımcılardır ve çok hassaslardır. Yani kısa vadeli, bazen spekülatif diye düşündüğümüz yatırımcıdan çok farklı. Borsaya günlük gelen-giden yabancı yatırımcı ile, gelip fabrika yapmak isteyen yatırımcının arasındaki farkı düşünün. Böyle doğrudan yatırımcı için güven ortamı çok önemlidir. Böyle bir ortam istikrarlı politikalar ve yapısal reform ile oluşur. Türkiye bu yapısal reformları gerçekleştirmediği için ekonomisi COVİD’den önce yavaşlamıştı.

‘RANT EKONOMİSİ’

‘Rant ekonomisi’ kavramı, krize girişte ne ağırlıkta bir öneme sahip?

Ben ampirik çalışan, veriden elde ettiğim bulgulara çok önem veren bir iktisatçıyım. Bence kafadan konuşan  iktisatçıların her gün mantar gibi patladığı bir ortamda, veriye bazlı konuşmak çok büyük önem taşıyor. Rant ekonomisi yeni bir kavram değil ve de dünyanın her ülkesinde mevcut, Avrupa ve Amerika dahil. Fakat veri ile ölçülmeli. Teorik iktisat modellerine göre, rant ekonomisi, her ülkeyi yavaşlatıp, krize sokabilir. Ama böyle önemli bir konuda teorik model yetmez. Veriler göz önüne alındığında bu retorik ne kadar gerçekçi diye sormak lazım. Rant ekonomisi her ülkede başka türlü çalışabileceği için, bunun ülke bazında veri ile ölçülmesi vede hesaplanması lazım. 

Teorik olarak, Rant ekonomilerinde getiri en akıllı icada yada en çalışkan işçiye değil, verimliliği az olan faktörlere “rant” olarak gider, ama bakalım bu veride gerçekten böyle mi? Benim Rant ekonomisinin, Güney Avrupa ülkelerinde 2000-2008 arası verimliliği azaltarak bu ülkeleri nasıl krize sürüklediğini gösteren, detaylı firma verisi ile yapılmış yayınlarım var. Sermayenin, bu yıllarda Ispanya, Italya, Yunanistan, ve Portekiz gibi ülkelerde verimli olmayan firmalara gittiğini gösterdik. Bunun sebebi, bu ülkelerin, 2000’den itibaren çok düşük faizle borçlanmaları ve bankaların bu borcu verirken firma verimliliğine dikkat etmemeleri.

Düşük faizle borçlanma, bu ülkelerin tek para birimi Euro’ya geçişleri ile başlıyor. Verimli bir Alman firmasi ile verimsiz bir Yunan firmasi aynı faizden borçlanıyor, tek para politikası altında. Bu durumda büyüme yavaşlıyor, verimlilik azalıyor. Türkiye için  böyle bir çalışma yok bildigim kadarı ile. 

KANUNLAR VE KURALLAR

AB sürecinde Türkiye’ye yılda 20 milyara dolara kadar yabancı sermaye girişi olmuştu? Bir süredir niye uzak duruyor?

AB sürecinde gelen bu yatırım uzun vadeli, dogrudan yatırımdı. Önceden belirttiğim gibi bu tür yabancı sermaye çok hassastır.

Bir çıpa ister, güven ve istikrar ister. AB süreci Türkiye ye o çıpayı sağlamıştı. Eğer o AB sürecinde, yabancı yatırımcının perspektifinden bakarsak, yatırımcı şöyle düşünüyor: kanunlar, kurallar, Avrupa ülkeleri gibi olacak, o zaman yaptığım yatırım güvende olacak, bu yatırımın getirisini alacağım. Bu tür yatırımcı teknoloji getiren, fabrika kuran yatırımcıdır. O yüzden, güven ve istikrar, değişmeyen kanunlar ve kurallar istiyor. Bu ortam sağlanamadığı için de bir süredir Türkiye’den uzak duruyor.

40 MİLYAR DOLAR

Türkiye’nin mevcut krizden çıkış için kabaca 40 milyar dolar dış kaynak ihtiyacı olduğu söyleniyor. Size göre ne kadar ve nasıl temin edilir?

Türkiye’nin 2020 de ödemesi yada ötelenmesi gereken 170 milyar dolarlık dış borcu var. Bunu büyük kısmı özel sektör, yani banka ve şirket borçları. Şimdi öncelikle bu miktarın hepsinin bir şekilde ödeneceği ya da tekrar borçlanılacağı konusunda hemfikir olalım. 40 milyar rakamı nerden geliyor o zaman? 170 milyarın içindeki devlet  ve banka borcunun tekrar yenileneceğini tahmin ediyoruz. Kalan 40-50 milyar ithalat finansmanı ile ilgili borçlar ve de ithalat azalacağı için bu da azalır şeklinde bir düşünce var. Fakat gene de halihazırdaki borcun yenilenmesi lazım. Eğer geçmiş veriye bakarsak, bu tür küresel krizlerde, gelişmekte olan ülkeler dış borcun yüzde 35-45 civarındaki kısmını döndürmekte  zorlanabiliyor. Bu krizdeki belirsizlik yüksek olduğu için bu rakamlar şimdi de geçerli olacak mı bilemeyiz.

Buradaki en onemli faktör, yabancı yatırımcının risk hassasiyeti. Benim 2019 daki Jackson Hole konferansı icin yaptığım çalışmada gösterdiğim gibi, dış borcun döndürülücek kısmını belirleyicek esas faktör bu. Bu faktörün de en önemli belirleyicisi, Amerikan Merkez Bankası’nın para politikası. Amerikan Merkez Bankası Kovid için çok büyük, eşi görülmemiş, bir küresel dolar likidite bolluğu yaratmış durumda. Ben bu paranın, eğer yabancı yatırımcı risk iştahını azaltmazsa, Türkiye gibi ülkelere akacağını ve de bu sayede dış borcun finanse edilebileceğini düşünüyorum. Benim Jackson Hole konferansı için 1996-2018 arası için 80 ülke ile yaptığım çalışma bu sonucu gösteriyor. 

Kovid için bu geçmiş bulgular şunu ima ediyor. Kovid krizinin 1930’dan beri gördüğümüz en büyük kriz olduğunu göz önüne alınca, şu ana kadar çok daha fazla sermaye gelişmekte olan ülkeleri terk etmeliydi. Amerikan Merkez Bankası’nın likidite sürümü bu kaçışı önemli oranda azalttı. Küresel likiditeyi çekip dış borcu döndürebilmek için, her ülkenin istikrarlı ve güvenilir politikalar izlemeleri lazım bu durumda.

BAĞIMSIZ MERKEZ BANKASI

Merkez Bankası’nın bağımsızlığı, dış ekonomik ilişkiler ve dış kaynak sağlamada önemli mi? TCMB bu açıdan nasıl gözüküyor?

İktisat literatürü bize Merkez Bankası bağımsızlığının ve para politikasındaki kredibilitenin bir ülkenin ekonomisi için önemini gösteriyor. Benim Jackson Hole konferansı için yaptığım çalışma bunun yabancı yatırımcı için de çok önemli olduğunu işaret ediyor.  Amerikan Merkez Bankası, gevşek para politikaları ile yabancı yatırımcının risk iştahını artırıp, bu yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yatırım yapmasını desteklediğinde bu yatırım bütün gelişmekte olan ülkelere eşit bir şekilde dağılmıyor.

İstikrarlı politikaları olan, bağımsız kurumları olan ve verimliliği yüksek ülkelere gidiyor. Bu baǧlamda, sizin, benim ne düşündüǧümüz degil, yabancı yatırımcının, TCMB yi nasıl gὃrdüǧü ve ne düşündüǧü ὃnemlidir. Son zamanlarda dış basında çıkan haberler, yabancı yatırımcının bu konuda kuşkuları olduǧu yolundadır.

SWAP OLMADI NEDEN?

Türkiye rezerv para Merkez Bankalarıyla swap anlaşması yapamadı. Neden?

Bu bence Türkiye ye has bir olay değil. Rezerv para swap anlaşması sadece ve sadece Amerikan Merkez Bankası ile yapılırsa önemli çünkü dünya ticareti ve finansı bildiğimiz gibi dolar üstüne kurulu. Doğal olarak Kovid krizinde her ülkenin ana ihtiyacı  dolar  likiditesi. Amerikan Merkez bankası sadece 3 tane gelişmekte olan ülke ile bu anlaşmayı yaptı: Güney Kore, Meksika ve Brezilya. Güney Kore hastalığı en önden kontrol altına almış bir ülke, diğer ikiside Amerika’nın önemli ikili ticareti olan ülkeler.

KURUMLARIN GÜVENİLİRLİĞİ

Türkiye’nin bir ekonomik reformda öncelikle çözmesi gereken birinci sorun nedir?

Türkiye’nin tasarruflarını artırması, kurumların güvenilirliğini sağlama bağlaması, belirsizliği azaltması lazım. Tasarruf artınca, dış borca bağımlılık düşücek. Güven ortamı; teknoloji ve bilgi getiren doğrudan yabancı yatırımcıyı çekecek ve bu tür yatırım da büyümeye katkı yapmakla kalmayıp, büyümenin kalıcı olmasını sağlayacak.

KİMDİR?

Prof. Şebnem Kalemli Özcan 1974 Ankara doğumlu. TED Ankara Koleji ve ODTÜ’de okudu. Brown Üniversitesi'nde master ve doktora yaptı. Bilkent, Koç, Harvard, Houston Üniversiteleri’nde profesör, IMF ve Dünya Bankası’nda baş danışman, Avrupa Merkez Bankası, İngiltere Merkez Bankası ve Amerika Merkez Bankası'nda baş araştırmacı olarak çalıştı. Avrupa Bilim Kurulu'nun Marie Curie ödülünü kazanan ilk Türk iktisatçı. Halen Maryland Üniversitesi'nde Neil Moskowitz Ekonomi ve Finans Profesörü.

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.08.2020
Ekonomi nereye?
3.08.2020
AK Parti’nin yumuşak karnı
1.08.2020
Yasak Yoksulluk Yolsuzluk
29.07.2020
Bu çağda hilafet?
28.07.2020
Sıra hilafette mi?
27.07.2020
Öğretmen bilmediğini öğretemez
26.07.2020
AK Parti de CHP de değişiyor
24.07.2020
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
22.07.2020
Düz yolda giderken
21.07.2020
İki yılda nereden nereye?
20.07.2020
En önemli sorun
17.07.2020
15 Temmuz ve sonrası
15.07.2020
Liyakatin değeri
14.07.2020
‘Tek kişilik hükümet’
13.07.2020
Verimsiz büyüme: Kısır döngü
12.07.2020
Ayasofya’da siyasi boyut
10.07.2020
Şeref ve haysiyet kimlerin hakkı?!
8.07.2020
‘Faizci kapitalist sistem’
7.07.2020
‘Hukuçu’ olmak ne yazar?
5.07.2020
Barolarda eyalet sistemi
3.07.2020
Tvitter, mivitter
1.07.2020
Üniversite kapatmak!
30.06.2020
Devlet idaresinde ‘bizden’ sorunu
29.06.2020
Bu durum kaygı verici
28.06.2020
Fatih tablosu için 6.5 milyon verilir mi?
26.06.2020
Adaletin gözü açık
24.06.2020
Baroların yürüyüşü
23.06.2020
Bürokraside bozulma
21.06.2020
İslamcı söylemde gerçeklik sorunu
19.06.2020
Türkiye’nin CHP sorunu
17.06.2020
İhale kanunu ne diyor?
16.06.2020
Hür düşüncenin büyük anıtı
15.06.2020
İktidarlara göre tarih yazılıyor
14.06.2020
Türkiye hukuk devleti mi?
12.06.2020
‘Ayasofya siyasete açıldı’
10.06.2020
Milletvekili kimin vekili?
9.06.2020
Sistem reforma muhtaç
7.06.2020
Milletvekilini hapsetmek!
5.06.2020
Elinde İncil arkasında kilise
3.06.2020
Üniversiteler kan kaybediyor!
2.06.2020
Hasta adam Amerika
1.06.2020
Ekonomi alanında da felsefesizlik bilimi engelledi
29.05.2020
Sağıyla, soluyla 27 Mayıs
27.05.2020
Sistem nasıl işliyor?
27.05.2020
Yeni partileri engellemek mümkün mü?
24.05.2020
Prens hazretleri katilleri affettirdi
22.05.2020
Faiz belası
20.05.2020
Bağımsız aydın
19.05.2020
Hakaret dili...
17.05.2020
Partiler kendi fikirlerini boğuyor
15.05.2020
‘Memleket masası’
13.05.2020
Darbe heyülası
12.05.2020
Bir millet ki yarısı hain!
11.05.2020
Bilim izah eder din anlam verir
10.05.2020
Kaç milyar dolar lazım?
8.05.2020
‘Bay Kemal…’
6.05.2020
Maske dağıtımı ve sistem sorunu
5.05.2020
Üç OHAL kararnamesi iptal edildi
3.05.2020
‘İhtilaf sahaları yeniden derinleşti’
1.05.2020
Diyanet ve siyaset
29.04.2020
Diyanet ve Ankara Barosu
28.04.2020
Bu kitabı mutlaka okumalı
27.04.2020
Virüse karşı başarıda üç şart
26.04.2020
‘Tam tersini yaptık’
24.04.2020
‘Gazi Meclis’ nereden nereye?
22.04.2020
Belediyeler hain mi?
21.04.2020
Zayıfken yakalanmak
19.04.2020
Kriz dönemlerinde iktidara güvenmek
17.04.2020
Can pazarında particilik
15.04.2020
İnfaz yasasının ahlaki temeli nedir?
13.04.2020
Virüsle mücadele cihan harbi gibi
12.04.2020
Krizi böyle yönetmek!
10.04.2020
Belediyeler ‘bitik’
8.04.2020
İnfaz yasasında siyaset
5.04.2020
Tekâlif-i milliye
3.04.2020
‘Devlet içinde devlet’
1.04.2020
Milli dayanışma gereklidir ama...
31.03.2020
Sokağa çıkmak!
30.03.2020
Para basmak bir seçenek
29.03.2020
Gecikmenin faturası
27.03.2020
Virüse karşı ülkeler ne yapıyor?
25.03.2020
Bugünleri arayacağız
24.03.2020
Önümüzde felaket var
22.03.2020
En zor dönemde siyaset
20.03.2020
Türkiye virüsle mücadelenin neresinde?
18.03.2020
Virüs karşısında devletler
17.03.2020
Bilime güveniyorum
16.03.2020
Yeni seçmen iktidara soğuk
15.03.2020
Krizi yönetmek
14.03.2020
Babacan ne diyor?
11.03.2020
‘Vatan haini’
10.03.2020
'Yeni Çar’
9.03.2020
Putin’e Osmanlı tokatı!
6.03.2020
Moskova görüşmesi zafer mi hezimet mi?
4.03.2020
En büyük sorun
3.03.2020
Putin ‘dost’ mu?
2.03.2020
İdlib en tehlikeli hava sahası
1.03.2020
34 şehit!
28.02.2020
Çin’den yayılan virüs
26.02.2020
7 düvele karşı!
25.02.2020
Suriye’de ölmeyi göze almak
23.02.2020
Rusya ile büyük kriz
21.02.2020
Siyasetin adaletle imtihanı
19.02.2020
Tek yol hukuk
18.02.2020
Anayasa Mahkemesi iltisak ve irtibat
17.02.2020
‘Sermaye milliyetçiliği’
14.02.2020
Suriye’de nereye?
12.02.2020
Rusya ile karşı karşıya
11.02.2020
Bölükbaşı’ya göre özgürlük ve adalet
9.02.2020
Bölükbaşı’yı anmak
7.02.2020
Nazar mı değdi?
5.02.2020
Ey adalet...
4.02.2020
Sistem iyi işliyor mu?
3.02.2020
Prof. Dr. Adem Sözüer: AYM kararını uygulamamak hukuku askıya almaktır
2.02.2020
Adalete güven?
1.02.2020
İki megaloman
29.01.2020
Profesör ne diyor?
28.01.2020
En büyük deprem
27.01.2020
Deprem ve ötesi
24.01.2020
Hukukun değerini acılarla öğrenmek
22.01.2020
Montrö ne kazandırdı?
21.01.2020
Yargıda zikzaklar
20.01.2020
Ecevitlere saygı
18.01.2020
Anayasa Mahkemesi’nde iki ana akım
16.01.2020
Diyanet’in faiz fetvası
14.01.2020
Kanun mu, vicdan mı?
13.01.2020
‘Rant projesi’
10.01.2020
Mezhep ve devlet
8.01.2020
Şii Müslümanlar
7.01.2020
İhsan Süreyya hocanın fikirleri
5.01.2020
Ortadoğu’da kanlı zincir
3.01.2020
Libya’da işimiz ne?
1.01.2020
İş çok, yol uzun
31.12.2019
Adalet özlemiyle bir yıl daha
30.12.2019
Babacan’ın partisi
27.12.2019
İstibdat karşısında Mehmet Akif
25.12.2019
Yargı bağımsız ve tarafsız mı?
24.12.2019
‘Şanlı ecdadımız’
23.12.2019
Taha AkyolUluslaşma tarihinde ‘Milli İktisat’
22.12.2019
Yine Montrö
20.12.2019
Montrö ve Kanal İstanbul
18.12.2019
Kanal İstanbul
17.12.2019
CB sistemi ve idare hukuku
15.12.2019
Davutoğlu ne diyor?
11.12.2019
Hukuk devleti?
10.12.2019
Yine Şehir Üniversitesi
9.12.2019
İslam’ı anlamak için toplumsal metot
8.12.2019
Ceren Özdemir nasıl öldürüldü?
6.12.2019
Taha Akyol - Karar.comTaha AkyolGenel başkan veto edince
4.12.2019
Ah eğitim, vah eğitim
3.12.2019
Osmanlı’dan ne kaldı?
29.11.2019
Ali Babacan ne diyor?
27.11.2019
Din, bilim felsefe
26.11.2019
16. Yüzyılda demokrasi mi vardı?
25.11.2019
İslam devleti?
22.11.2019
Müslümanların devlet algısı
20.11.2019
Avrupa’nın ‘İslam’ sorunu
19.11.2019
Siyaset kütüphaneye karışmasın
18.11.2019
Üniversite’yi hacizle boğmak!
15.11.2019
Anahtar S-400
13.11.2019
İmparatorluk özlenir mi?
12.11.2019
Osmanlı’da okuryazarlık ve harf devrimi
8.11.2019
Arınç’ı susturun!
6.11.2019
Adalet, nereden nereye?
5.11.2019
Mağduriyet yok mu?
3.11.2019
İmamlar Kureyş’ten olur!
1.11.2019
Ermeni tasarısı neler anlatıyor?
30.10.2019
İslam ve rejim
29.10.2019
Uyduruk halife öldürüldü
28.10.2019
Putin ‘Rus devleti’ni ayağa kaldırdı
27.10.2019
Lozan için yeni üslup?
25.10.2019
Zafer mi, hezimet mi?
23.10.2019
Tuhaf bir ihale
22.10.2019
Suriye’deki Rusya
20.10.2019
Hamasetten kiyasete
18.10.2019
Suriye’de kazanan kim?
16.10.2019
‘Arap kardeşlerimiz’
15.10.2019
Diplomasi cephesi
13.10.2019
Ey Amerika!
11.10.2019
Suriye için diplomasi
9.10.2019
Megaloman...
8.10.2019
Fırat’ın doğusu...
6.10.2019
‘Kuvvetler birliği istibdattır’
4.10.2019
Adaletin temeli hukuk...
2.10.2019
Gazi Meclis
1.10.2019
Rant ekonomisi neler yaptı?
30.09.2019
Aşırı doz
27.09.2019
Hukuku savunmak
26.09.2019
Suriye’de en zor dönem
24.09.2019
Dışlanan üç yazar
22.09.2019
Vesayeti aştık ama…
16.09.2019
Yeni partiler
11.09.2019
Keyfi tutuklama!
10.09.2019
‘Halkı kin ve düşmanlığa tahrik’
2.09.2019
Bir fazilet örneği
31.08.2019
Putin ‘müttefik’ mi?
28.08.2019
Milli tarih ve Malazgirt
25.08.2019
Dış sorunlar ağırlaşıyor
23.08.2019
Suriye kördüğüm
21.08.2019
Kayyım atamak
20.08.2019
En, en, en… Önemli sorun
15.08.2019
‘Ümmetin ihtilafı’
13.08.2019
En büyük alarm
11.08.2019
Merkez Bankası sisteme uyarlandı
9.08.2019
Siyasetin ‘etik’ sorunu
7.08.2019
Yolsuzluk ve kayırmacılık
5.08.2019
Temel sorun: Verimlilik ihmal edildi
4.08.2019
Kurallar, kurumlar
1.08.2019
Anayasa Mahkemesi hain mi?
30.07.2019
Uygurlar ve Suriyeliler
28.07.2019
Aliya İzzetbegoviç, bilge bir lider
26.07.2019
Tarih için kavga!
24.07.2019
Lozan ihaneti!
20.07.2019
Yargıtay’da adalet
16.07.2019
Darbe ve örgüt
14.07.2019
Ortadoğu devleti
10.07.2019
l‘Faiz belası’
7.07.2019
Bilimde İran’ın gerisinde kalmak!
5.07.2019
Çocuklarımız neden başarısız?
3.07.2019
Yeni dip dalgası
2.07.2019
Sistem çalışıyor mu?
1.07.2019
Akşener’e FETÖ soruşturması
28.06.2019
Seçilmiş başkanları çalıştırmamak?
26.06.2019
AK Parti nereye?
25.06.2019
İktidarın işi zorlaşıyor
22.06.2019
Sayıştay ne yapıyor?
19.06.2019
Şehit Mursi ve hukuk sorunu
18.06.2019
İyi oldu ama
16.06.2019
Ekran başına
14.06.2019
‘Cehennemin dibine’
12.06.2019
Mekke yerinde duruyor!
11.06.2019
Adaylar ekranda tartışacak
10.06.2019
Her şey oy için!
7.06.2019
Çağı anlamak
5.06.2019
YSK’ya güven sarsıldı
4.06.2019
Fatih, bilim ve Konstantinopol
3.06.2019
Dolar niye düştü?
31.05.2019
Yargı reformu ne var ne yok?
29.05.2019
Taha Akyol‘Tövbe istiğfar’
28.05.2019
Avrupa’da ters rüzgarlar
27.05.2019
Siyaset fikirleri eğip büküyor
24.05.2019
Delilsiz karar
22.05.2019
Otoriter kalkınma!
21.05.2019
Ziya Selçuk yeni eğitim modelini anlattı
19.05.2019
Taha Akyol19 Mayıs 1919
17.05.2019
Türkiye sıkışıyor
16.05.2019
Dindarlık ve hukuk
14.05.2019
14 Mayıs 1950, tarihin dersleri
12.05.2019
YSK’nın gerekçeli kararı
10.05.2019
‘Nerede hata yaptık?’
8.05.2019
YSK ne yaptı?
7.05.2019
Hukuk devletinde ‘seçilmişler’
6.05.2019
AYM neye karar verdi?
3.05.2019
Adalet Akademisi, evet ama...
1.05.2019
Sizden, bizden
30.04.2019
YSK ne yapar?
28.04.2019
AYM Başkanı ne diyor?
26.4.2019
Medya böyle giderse
24.4.2019
‘Belki Alman vatandaşı olurum’
23.4.2019
Vatansever olmak
21.4.2019
Dava ve devrim
20.4.2019
İptal edilir mi?
17.4.2019
Yanlış karar AİHM’den döner
16.4.2019
Demokrasi değilse ne?
14.4.2019
‘Yumuşak güç’
12.4.2019
Hukuk devletinde seçimler
10.4.2019
Manzara-i umumiye
9.4.2019
Hukukta seçimlerin iptali
7.4.2019
Savaş mı, seçim mi?
5.4.2019
Komplo mu hukuk mu?
3.4.2019
Sonuçlara itiraz
2.4.2019
Bundan sonrası daha önemli
31.3.2019
İslam’da yenilenme sorunu
30.3.2019
Bu seçimlerde partiler
27.3.2019
Hain kavramının hukuk karşılığı?
25.3.2019
İsrail uğruna!..
22.3.2019
Anzakların torunları
20.3.2019
Siyasette hurafeler çağı
19.3.2019
‘İslam Avrupa’yı istila ediyor’
18.3.2019
Haç-Hilal savaşı mı?
15.3.2019
Kutuplaşma dili
13.3.2019
‘Vatan tehlikede’
12.3.2019
Yargı Etik Bildirgesi
10.3.2019
Tarihten bir yaprak: Hakimler ve savcılar
6.3.2019
YÖK ne yapıyor?
5.3.2019
Asıl mesele: Hukuk devleti
3.3.2019
‘Özlenen geçmiş’
1.3.2019
Siyasette ‘hain’ söylemi
27.2.2019
İslamcı bir reformist
26.2.2019
İdam, din ve siyaset
24.2.2019
Bir çınar devrildi: Kemal Karpat
23.2.2019
Adalet kimden yana?
20.2.2019
Türkiye’nin bekası
19.2.2019
Despotların din reformu
17.2.2019
Lozan’a nasıl bakmalı?
15.2.2019
Medya nereye?
13.2.2019
‘Bizden’ olunca iyi mi olur?
12.2.2019
Zihnimizi farklı ışıklara açmak
11.2.2019
Bilimde İran’ın bile gerisindeyiz!
8.2.2019
Hüseyin’in trajedisi
6.2.2019
Türkiye nereden nereye?
5.2.2019
Bilmeden konuşmak, bilerek susmak
3.2.2019
Nüfusumuz 82 milyon
1.2.2019
Tanrı Trump’ı istemiş!
30.1.2019
Kodu mu oturtmak!
29.1.2019
Din ve siyaset
28.1.2019
Anayasa Mahkemesi ne yapıyor?
25.1.2019
Hasbihal
23.1.2019
Hukuk yolunda...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive