Talat ULUSOY



Bookmark and Share

Barış için ‘gömlek’ ve ‘kimlik’


24.06.2013 - Bu Yazı 2044 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Eğitimle giydirilen İttihatçı-Kemalist “gömlek”ten kurtulup “barışçı, demokratik, özgür” bir toplumsal “kimlik” oluşturmanın önündeki en önemli engel Türkiye toplumunun silinmiş hafızasıdır.Gezi, geçmişin olumsuzluklarını hatırlama ve yüz yıllık İttihatçı-Kemalist egemenliği tarihindeki “mülkiyet oyunları” ile yüzleşmenin “acil” olduğunu bir kez daha hatırlattı.

Bilmem dikkatinizi çekti mi, Gezi süreci tartışmalarında “büyük”ler (Y)eni kuşak üstüne çok olumlu şeyler söyledi de, silinmiş hafızalarının yarattığı ve yaratacağı sorunlar üstünde pek durmadı. Geçmişle yüzleşmenin yaşamsal önemine gereken vurgu yapılmadı da, “gençler geleceği düşünür” gibisinden çok “hikmetli” sözler bolca söylendi.

Eğer bir toplumda “mülkiyet gaspı, toplu kırım ve cinayetler” cezasız kalıyor ve hatta yıllar geçtikçe tartışılmaz “kahramanlık”lar olarak kitaplara geçiyorsa orada barış zordur. Böyle toplumlar “ayıbı gizlemek” için dikta yönetimlerine ve otoriter yöneticilere mahkûmdur. Barış ve demokrasi diye yola çıkılsa bile, geçmişle yüzleşilmedikçe, baskı ve şiddete “mecbur ve mahkûm” olunur.

Dikkat ettiniz mi, “barışı konuşmaya” başladığımızdan beri eski bir görüş ısıtılıp yeniden ortaya sürülüyor: “Teröristler” ile bile barışılıyor, o zaman gelin geçmişin bütün hesaplarını silelim,helalleşelim, yepyeni, tertemiz bir sayfa açalım!..

Böyle “barış” davetine itirazım var! Cumhuriyet yıllarında çekmedikleri kalmayan mazlum Kürt milleti üzerinden “zalim”i aklama çabasıdır bu ve zalimin aklandığı yerde adalet ve dolayısıyla barış olmaz.

Temiz sayfa” içinde “Silivri esirleri”ni kurtarmak için bir genel af talebi de var. Olur, olmaz, yasalar uygundur, değildir bilmem. Benim için önemli olan “vesayet” zihniyeti ve “vesayetçi”lerin vicdanlarda mahkûm edilmiş olmasıdır. Bunun affı olmaz ve kanımca en önemlisi de budur! Ama hayır, “temiz sayfa” talep edenlerin esas derdi, “yüz yıllık hırsızlık”ların da davadan düşmesi ise, yani geçmişe dair “hakikat”in kurcalanmaması, hafızaların “hakikataçılmaması yani yüzleşilmemesi ise, işte tam burada durun!

Bu oyun AK Parti’nin de, İttihatçı-Kemalist’lerin de işine gelebilir. Çünkü bu temizlik harekâtı hem altı yüz yıllık Osmanlı tarihini parlatacak, hem de yüz yıllık İttihatçı-Kemalist tarihi “camiden gelme” masumların tarihine çevirecek. Tam saha temizliği yani.

Ama bu iş biraz zor! Gezi süreci öyle bir kalkışma ki, kanımca toplumsal yüzleşme gerçekleşmeden durulamaz. Somut örneği “Yeniköy Parkı Forumu”. Forumculara önerim, “gericiler parkımızı cami yapacak” tartışmasına boğulmadan, Yeniköy’ün geçmişini ve parkın mülkiyetini araştırsınlar. Muhtarın “buraya Rumları getirecekler” sözünün altını deşsinler. Buna giriştiklerinde hayırlı bir iş daha yapmış olurlar; şu sıralar “tapu bilgilerine ulaşım” konusunda Genelkurmay “tapuların gizliliği”ni bir “milli dava” olarak görüyor mu, görmüyor mu, bunu da ortaya çıkarırlar.

Şimdiden herkes “vicdanına huzur verecek” yanıtı aşağıdaki örneklere benzer soruların peşine düşüp arasın lütfen:

Altı yüz yıllık Osmanlı devlet düzeni bir “Hazreti Ömer” adaleti miydi? Yoksa Hıristiyan milletin “kelle” vergisi zulmü altında haraç ve angaryalara maruz bir kast düzeni mi?

İktidardaki İttihat Terakki’nin ülkeyi Alman tarafı olarak savaşa sokmaları, bir milyondan çok vatandaşın ölümüne sebep olmaları neydi? Bu ölümler“cihat uğrunda takdir-i ilahi” ya da “vatan uğruna canını vermek” olarak ifade edilip geçiştirilebilir mi? Savaş bahanesiyle bir milyonu aşkın Ermeni vatandaşın yok edilmesi “milli suç, suç değildir” yüzsüzlüğüyle geçiştirilebilir mi? Sorumlularının yüz yıl sonra bile olsa yargılanmaları gerekmez mi?

Çanakkale ve Sarıkamış birer “kahramanlık destanı” mıdır, yoksa “Kanuni devri ihtişamı”nı özleyen dindar veya laik İttihatçıların gençlerimizin topluca ölümüne yol açtıkları bir “savaş suçu” mudur? Barış için bu savaş suçları ve suçlularını övmenin suç olması gerekmez mi? Ölen insanlar anılırken neden sadece “şehadet” vurgusuyla yetinilir de, Çanakkale’de ölen Hıristiyan yurttaşlar bir kelime ile bile anılmaz? Hıristiyan’dan şehit olmaz, tamam, ama “başkomutan” oluyor! MareşalLiman von Sanders kimdi? İslam “millet”ten bazıları ile İttihatçı-Kemalist tayfası arasında bu konulardaki görüş ve davranış birliği anlamlı gelmiyor mu?

29 Ekim 1923’te kurulan ve 1950’ye kadar kesintisiz süren siyasal düzen bir “demokrasi” mi, yoksa bir “diktatörlük” müdür? Ulu Önder M. Kemal Paşa ve Milli Şef İ. İnönü ne idi? Tek partiden başkasının yaşatılmadığı, adayların tek adam tarafından belirlendiği iki dereceli “seçim”li düzene demokrasi mi, diktatörlük mü denir? Diktatörlük ise; bunun bizi ileriye götürecek “iyi bir diktatörlük” olarak yorumlanması nasıl bir zihniyet yapısını sergiler?


Özet:
 Gezi direnişi üstüne “müşteri profili” araştırmalarından bile sınırsız “olumlu” sonuçlar çıkarılabilir ve bunlar da yaşananları anlamada hepimize yardımcı olabilir. Acaba şu da araştırılabilir mi: Günümüz için bolca “diktatör- diktatörlük” sıfatını kullananlar, geçmişimize dair bütün diktatörlere “diktatör”, bütün diktatörlüklere “diktatörlük” diyebiliyor mu?

Oysa geleceğin güvencesi bu son soruya verilecek yanıtta yatıyor!


ulusoytalat@yahoo.com

http://www.taraf.com.tr/talat-ulusoy/makale-baris-icin-gomlek-ve-kimlik.htm

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.01.2020
Bir Çuvaldız: ONBEŞLER ve “KURTULUŞ”UN GÖLGESİ
21.9.2017
İzmir’in Hafızası
18.7.2017
15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
21.4.2015
Buyurun, işte belge!
14.4.2015
Ermenilerle uyuşmak söylentileri
09.01.2015
Kurtuluşçu keramet ve ihanet
27.12.2014
Kurban Kubilay
14.09.2014
İzmir hatırlıyor! Resmî ezberleri tersinden okuyor...
17.06.2014
Leylek konmaz bacana
14.05.2014
Mutlu mesut Ermeni
22.04.2014
Türkleştiremediklerimizden misiniz
06.04.2014
Derdim çoktur, hangisine yanayım
27.03.2014
Seçmekten kim usanır...
03.03.2014
Tek yol inkâr çizgisidir...
15.02.2014
Yeniden İstiklâl Harbi
28.01.2014
‘Onbeşler’, faili meçhul mü
21.01.2014
Evren geleceğine Enver gelsin!
04.01.2014
Hem mimar değil, hem de Ermeni
30.12.2013
Cumhuriyet dindir, imandır, yolsuzluktur!
04.12.2013
Tekkeler ve Hicazkâr
25.11.2013
Şapka’dan çıkan devrim
18.11.2013
Milli birlik beraberlik
11.11.2013
Heykeller ülkesi
04.11.2013
Köşküm var körfeze karşı
29.10.2013
Doksan sekiz yaşında!
21.10.2013
Çerçi! Ya sev, ya sev!
14.10.2013
Masumiyet müzesi
07.10.2013
Kurban ve ‘ötekiler’
30.09.2013
Padişahım sen ölmedin!
22.09.2013
Yüz yıllık bekleyiş
16.09.2013
Bir ‘öteki’ hikâyesi: Hoşsohbet kalafatçı
09.09.2013
İzmir: Fetih, Kurtuluş ya da İstila
03.09.2013
Dört kısa kıssa
26.08.2013
Zaferler, kahramanlar, kusurlar...
20.08.2013
Haramzade haramiler!
30.07.2013
Χαδί εγβαλλαχ!
17.07.2013
Helalleşsek mi helal, yüzleşsek mi helal
13.07.2013
Safları sıklaştıralım! Türkiye ‘yüzleşecek’
01.07.2013
Gizli Alevi Örgütü!
24.06.2013
Barış için ‘gömlek’ ve ‘kimlik’
18.06.2013
Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!
11.06.2013
Gel teskere gel!
04.06.2013
Taksim süreci ve “ne yapmalı?
25.04.2013
24 Nisan Ermeni Soykırımını anarken...
15.02.2013
KÜRTLER BENİM NEYİM OLUR?
09.02.2013
Çılgın bir bir “ırk" doğuyor!
29.01.2013
İTTİHATÇI CUMHURİYET ve ONBEŞLER’İN İSMİ
15.01.2013
NAZIM HİKMET ‘in ORTAÇAĞI
10.11.2012
Atatürk ölmedi !
07.11.2012
BARİKATLARA !!!
06.11.2012
‘Güzel İzmir’ yüzleşmesi!
06.11.2012
KÜRDİLİ HİCAZKAR
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive