Talat ULUSOY



Bookmark and Share

Cumhuriyet dindir, imandır, yolsuzluktur!


30.12.2013 - Bu Yazı 1918 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Öncelikle, “maddi çıkar” için yapılan hukuksuz işlere denir “yolsuzluk”. Bir görev ve yetkiyi kötüye kullanmak da yolsuzluk kapsamına girer. Yani bir yönetimin hukuk dışına çıkması yolsuzluktur. Yüz yıllık İttihatçılık tarihiyle sabittir ki, bu topraklar her çeşidinden “yolsuzluk” zenginidir. “Dersim” katliamı ve devlet adına “faili meçhul” cinayetleri hatırlayın.


1930-2013. Koskoca seksen üç yıl geçmiş. “Menemen Olayı”, üzerindeki çok sayıda “hukuksuz” ve karanlık noktaya rağmen “resmen” aydınlatılmış değil. Ama hâlâ kimi devlet kurumları bu “karanlık” olayın yıldönümünde “resmen” bildiri yayınlıyor, anma törenleri yapıyor. Devlet, Menemen hükümet binasının olduğu meydanda, jandarmasının gözü önünde geçen bu olayın bütün belgelerini kamuya açarak aydınlanmasına yardımcı olmak zorundadır.

“Atatürk devrimleri” sayesinde yazılı ve sözlü yollardan tarih aktarımını kesintiye uğratan İttihatçılar, yıllardır okullarda taze beyinlere tarih diye kendi “zihniyet”ini yüklüyor. “Nefret körükleme”de kullanılan “kör testereli yobaz” figürü bunların en başında gelir. Her tür vesayet bu zihniyetten beslendi, besleniyor.

Genelkurmay “Kubilay Olayı” hakkında elindeki belgelerden bir kısmını sitesine koymuş. Bunlardan 23 Aralık 1930 tarihli Keşif Zabıt Varakası, “kör testere” efsanesinin tersini yazıyor. O satırları buraya almayı yüreğim kaldırmadı. Merak eden “Genel Kurmay ATASE Arşivi; D1, F1-1” belgesini okusun.

Etkileri böyle büyük bir toplumsal olaya dair tarihî belgelerin Genelkurmay arşivinde ne işi var sorusu şimdilik bir kenarda dursun ve on üç sayfa hâlinde siteye konulan belgelerden bazılarına mercek tutalım.
 

İDAMLIKLARIN “ÖRGÜTSEL” İLİŞKİLERİNİN KANITI

“Mektuplarını aldım. Duygulandım. Cenabı Hak yakın bir zaman için şu ayrılık durumunu kavuşmaya döndürsün. Amin. Eşiniz hanıma ailecek selam yollarım. Pek kuvvetli olan bağlılığı teşekküre değer. Kıskansanız hakkınız vardır. Anlam bakımından beraber olduğu gibi maddeten (dört kelime okunamadı) hazretlerine istirham eylerim. Efradı ailemiz kendilerine selam ediyorlar. Oğlum Ali (okunamadı) dahi mahsusen selam ve ihtiram ederler. Selamlarını yazmış olduğunuz efendilere selamlarımızın bildirilmesi rica olunur. Sarıyer’de kaymakamlık açılıyormuş. Müftülüğü için İbrahim Efendi vasıtalara ve sevenlerimize müracaat etmektedir. Mevlam nasip ederse inşallah yakın zamanda gelir ve (okunamadı)makama oturursunuz. Baki esselamünaleyküm.” (Genel Kurmay ATASE Arşivi; D4, F3-12)

Menemen’de idama mahkûm edilen seksen dört yaşındaki Nakşibendî şeyhi Esat Efendi’nin, eski harflerle yazdığı dört mektuptan birinde yazılı yukarıdaki sadeleştirilmiş italikler. Diğer üç mektubun bundan hiç farkı yok. Bu mektuplar Esat Efendi’nin Manisa Askerî Hastanesi imamlığından emekli İbrahim Efendi’yle olan ilişkisine kanıt olarak konulmuş siteye! Esat Efendi ile İbrahim Hoca sözde “derviş” Mehmet ve altı kişilik avenesini bu cinayete azmettiren olarak yargılanmıştı. Mektuplar “eski yazı”, keşke “Latin harfi”ne aktarılmış hâli de konulsaydı siteye!
 

SEN MİSİN ŞEYH’E BAĞLANAN

“İlk tarikata intisabım on iki sene evveldir. Nakşibendidir. Şeyhim İsmail Necati idi. Babıali’de oturuyordu, tekkesi vardı. Ölmüştü. Ondan bir sene sonra tahminen o zaman Çapa’da tekkesi bulunan Şeyh Esat Ef.nin zikrine gittim ve ona bağlandım. Yani kendisi hocam oldu.” (Genel Kurmay ATASE Arşivi; D1, F2-272)

“Harf Devrimi” yapıldığı için, Esat Efendi de, İbrahim Hoca da yeni yazıyı okuyamıyor. İfadelerini polis amiri onların adına okuyup (!), mühür bastırıyor. O “mühür”ün sonu “idam”dır. Hukukta bunun yeri var mı?

Sitedeki “Nakşibendî tarikatı mensupları” (D4, F1-55) belgesine göre yargılananlar arasında bir de Kadın Efendi var ve şöyle tanıtılıyor: “Vahdettin’in boşadığı eşlerinden Fener Yolu’nda Mazhar Osman beyin köşkü civarında oturan Darendeli Mevlut isimli birinin halen nikahında.” Doğrusu bunu hiç duymamışım!

Menemen Olayı ile ilgili, İzmir’den Urfa’ya, Arhavi’den Niğde’ye 2.200 kişi tutuklanır ve 33 Kürt yurttaşı kurşuna dizdiren ünlü general Mustafa Muğlalı, başkanı olduğu Divanı Harp’te 606 kişiyi yargılar ve elebaşı “derviş” Mehmet’in yanısıra 36 kişiyi idama mahkûm eder, 27 kişi asılır. Van’da kışlaya adı verilirken Menemen’deki hizmetleri de düşünülmüş müydü acaba Muğlalı’nın?

Menemenli Yahudi Hayimoğlu Jozef de “irtica destekçisi” diye asılanlardandır!
 

TEK PARTİ’YE EŞ KOŞULMAZ

“Atatürk’ün rejime muhalefeti açığa çıkararak kontrol edebilmek” ve “muhalefet fikri taşımak gibi cüretleri kökünden söküp atmak” (Taner Timur’dan aktaran Eşref Turan, Türkiye’de Yerel Seçimler, s.38) için kurdurduğu Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın (SCF), Menemen’de belediye seçimlerini Atatürk’ün partisini ikiye katlayarak kazanmasından bir ay sonra patlak verir “Menemen Olayı”.

“Cumhuriyet, inkılap baştan başa bir dindir, bir imandır. Bu dinin, bu imanın bir kitabı olacaktı, bir ibadeti olacaktı, dahileri olacaktı, müminleri olacaktı. Cumhuriyetin erdemlerini, düşüncelerini insanlar arasında geceli gündüzlü çalışarak herkese (okunamadı) bildirecek, bu cahil insanları yürütecek adamlar olacaktı. İşte bu alandaki görevlerimizi yerine getirmedik. Bu alanda sorumluluğumuz vardır.”

Konuşan, SCF’nin ikinci adamı Ahmet Ağaoğlu. Kubilay’ın “din” uğruna “şehit” olduğu Menemen Olayı ardından, 1 Ocak 1931’de Meclis’in “gizli oturum”unda yaptığı konuşma sırasında söyler bunları.

İttihatçı “Tek Adam”a tapan ibretlik bir “muhalefet!” Hepimiz “İttihat ve Terakki”nin askerleriyiz!


ulusoytalat@yahoo.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
28.01.2020
Bir Çuvaldız: ONBEŞLER ve “KURTULUŞ”UN GÖLGESİ
21.9.2017
İzmir’in Hafızası
18.7.2017
15 Temmuz Bayramı Kutlu Olsun!
21.4.2015
Buyurun, işte belge!
14.4.2015
Ermenilerle uyuşmak söylentileri
09.01.2015
Kurtuluşçu keramet ve ihanet
27.12.2014
Kurban Kubilay
14.09.2014
İzmir hatırlıyor! Resmî ezberleri tersinden okuyor...
17.06.2014
Leylek konmaz bacana
14.05.2014
Mutlu mesut Ermeni
22.04.2014
Türkleştiremediklerimizden misiniz
06.04.2014
Derdim çoktur, hangisine yanayım
27.03.2014
Seçmekten kim usanır...
03.03.2014
Tek yol inkâr çizgisidir...
15.02.2014
Yeniden İstiklâl Harbi
28.01.2014
‘Onbeşler’, faili meçhul mü
21.01.2014
Evren geleceğine Enver gelsin!
04.01.2014
Hem mimar değil, hem de Ermeni
30.12.2013
Cumhuriyet dindir, imandır, yolsuzluktur!
04.12.2013
Tekkeler ve Hicazkâr
25.11.2013
Şapka’dan çıkan devrim
18.11.2013
Milli birlik beraberlik
11.11.2013
Heykeller ülkesi
04.11.2013
Köşküm var körfeze karşı
29.10.2013
Doksan sekiz yaşında!
21.10.2013
Çerçi! Ya sev, ya sev!
14.10.2013
Masumiyet müzesi
07.10.2013
Kurban ve ‘ötekiler’
30.09.2013
Padişahım sen ölmedin!
22.09.2013
Yüz yıllık bekleyiş
16.09.2013
Bir ‘öteki’ hikâyesi: Hoşsohbet kalafatçı
09.09.2013
İzmir: Fetih, Kurtuluş ya da İstila
03.09.2013
Dört kısa kıssa
26.08.2013
Zaferler, kahramanlar, kusurlar...
20.08.2013
Haramzade haramiler!
30.07.2013
Χαδί εγβαλλαχ!
17.07.2013
Helalleşsek mi helal, yüzleşsek mi helal
13.07.2013
Safları sıklaştıralım! Türkiye ‘yüzleşecek’
01.07.2013
Gizli Alevi Örgütü!
24.06.2013
Barış için ‘gömlek’ ve ‘kimlik’
18.06.2013
Hepimiz Mustafa Kemal’in askerleriyiz!
11.06.2013
Gel teskere gel!
04.06.2013
Taksim süreci ve “ne yapmalı?
25.04.2013
24 Nisan Ermeni Soykırımını anarken...
15.02.2013
KÜRTLER BENİM NEYİM OLUR?
09.02.2013
Çılgın bir bir “ırk" doğuyor!
29.01.2013
İTTİHATÇI CUMHURİYET ve ONBEŞLER’İN İSMİ
15.01.2013
NAZIM HİKMET ‘in ORTAÇAĞI
10.11.2012
Atatürk ölmedi !
07.11.2012
BARİKATLARA !!!
06.11.2012
‘Güzel İzmir’ yüzleşmesi!
06.11.2012
KÜRDİLİ HİCAZKAR
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Emlak8
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları



Emlak8

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive