Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Namus bekçileri


21.11.2013 - Bu Yazı 3038 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 

Namus bekçileri

1968 hareketi aslında bir özgürlük hareketi idi. Cinsellik bu özgürlüğün en önemli parçası idi. Gençler, evlilik ile cinsellik arasındaki ayrılmaz bağı koparmak istiyorlardı. Ve galiba ilk kuşak bunu başardı da... Fakat özellikle 12 Mart 1971 askerî darbesi sonrası gelişen gençlik hareketinde giderek artan bir muhafazakârlaşma gözlendi. 1968’in özgürlükçülerinden, 1970’li yılların “mahallenin namusunu” koruyan, kimin kiminle evlenmesi gerektiğine karar veren örgütleri çıktı.


ODTÜ
 bu bakımdan ilginç bir laboratuar sayılabilir.

12 Mart sonrası ODTÜ’de gelişen gençlik hareketi oldukça özgürlükçü idi diyebilirim. Hafızam beni yanıltmıyorsa, gençlerin düzenlediği ilk eylemlerden birisi Kız Yurdu üzerindeki yasakların kaldırılması idi. O yıllarda, kız yurdu kapıları hafta için 9:00’da hafta sonu 24:00’te kapatılıyordu; hatta hafta içi belli saatlerden sonra erkeklerin kız yurdu kantinine girmeleri bile yasaktı. Üstelik kız yurdunun alt pencereleri demirlik ile kapalıydı; erkekler girmesin diye.

Bu yasakları protesto etmek için, kantini erkeklerin terk etmesi gereken saatte kalabalık bir erkek grubu kız yurduna girdi. Eylemi, Dev-Genç ismine çağrışım yaparak “Sev Genç eylemi” olarak tanımlayıp şakalaşanlar oldu.

Bir başka gün yurdun kapanış saatini protesto için tüm kız yurdu dışarı çıktı ve içeri girmedi. Tüm akşam türküler, marşlar söylendi. Pencerelerdeki demirler söküldü atıldı.

Yasaklara sonra ne oldu hatırlamıyorum.

Daha sonra gençler, üniversiteleri terk edip inançları doğrultusunda halkı örgütlemek için gecekondulara gitmeye başladılar. Sanırım bu süreçle birlikte “halka ters düşmemek” adına birtakım muhafazakâr değerleri benimseme dönemi başladı.

Sanki şöyle bir mekanizma işledi:

Halkın gözünde gençler “komünist” idi ve “komünistler kapıya şapka asanlar” idi. Şimdiki kuşaklar hatırlamaz, o yıllarda “kapıya şapka asmak” tabiri, solcuları karalamak için kullanılırdı. Buna göre, “komünistler” ana-kız tanımazlardı, onlara göre herkes herkesle yatabilirdi. İstediğiniz kapıyı çalıp, içeridekilere sahip olabilirdiniz (tabii ki sadece erkekler). Eğer bir evin kapısında şapka görürseniz, o evde “iş gören” bir erkek vardı ve başka kapıya gitmeniz gerekirdi. Kadını erkeğin malı ve seks objesi olarak gören bu ilkel seksist bakış muhafazakârlar arasında çok yaygındı ve özellikle İslami-sağ çevreler bu propagandayı yayıyorlardı.

Herhalde bu propagandanın yarattığı baskıdan da olsa gerek, gençler giderek “halkımızın değerlerini” benimsemeye başladılar. 1968’in özgürlükçülerinden 1970’lerin “mahalle namusu” koruyucularına böyle geçildi.


Aşağıdaki bildiri ODTÜ’de dağıtıldı.
 Dağıtan ODTÜ Öğrenci Temsilciliği. Öğrencileri, halkımızın değerlerine ters düşmemeye çağırıyor. El ele dolaşmak, öpüşmek gibi uygunsuz davranışlardan uzak durmaları isteniyor. Bildirinin önemli kısımları şöyle:

ODTÜ’lü devrimciler, yurtseverler, ilericiler ve aydınlar olarak burjuvazinin halkımız ve gençlik üzerinde, onları bu mücadeleden soyutlamak için yürüttüğü yoz kültür politikasının esiri olmamalıyız. Şunu bilmeliyiz ki, gerçek yurtsever, gerçek devrimci her şeyden önce kendi öz devrimini yapmak için çaba harcayan kişidir. Devrimciler yeni düzenin yaratacağı yeni insanın bu yoz düzen içindeki temsilcileri olmamalıdır.

(...)


Devrimci bir geleneğe sahip ve bunda da kararlı olan ODTÜ’de hala en basit toplu yaşama kurallarına ve insanlar arasındaki dostluk, kardeşlik ve sevgi ilkelerine ters düşen ilişkilere tanık olmak utanç vericidir.


Arkadaşlarımız faşizmin kanlı elleri tarafından hunharca katledilirken, faşizme karşı mücadelede yiğitçe şehit düşerken, burada pastanede, kantinlerde, çimenlerin üzerinde, yurt kapılarında erkek ve kız arkadaşların en basit toplu yaşama ilkelerine bile ters düşen ilişki ve davranışlarına tanık olmak utanç vericidir.


Faşizmin katlettiği arkadaşlarımız için, faşizmi lanetlemek ve mücadele bilinç ve kararlılığımızı yükseltmek için forum yaparken, aynı zamanda çimenlerde, şurada burada erkek ve kız arkadaşların kayıtsız ve saygısızca diye nitelendireceğimiz ilişki ve davranışlarına tanık olmak utanç vericidir.


ODTÜ gibi devrimci mücadelede sesini duyurmuş yerini belirlemiş bir okulda, jandarma ve işçilerin böyle davranışlara tanık olmasının onlar üzerinde nasıl olumsuz bir etki bırakacağını, burjuvazinin yalan ve iftiralarına kanmalarına nasıl bir zemin hazırlayacağını düşünmeli ve bunu hiç bir zaman akıldan çıkarmamalıyız.


Burjuvazi bu tür davranış ve ilişkileri körükler. Gençliğin bilinçlenip halkın mücadelesi saflarında yerini alması yerine, onun bu tür yoz ilişkiler içine girmesi burjuvazinin işine gelir. 12 Mart açık faşizm dönemi sonrasında ODTÜ’de el altından esrar sattırması, diskotek açması ve bu tür girişimleri desteklemesi hep gençliği kendi yoz kültürü içinde eritmek, bilinçlenmesini ve gerçekleri görmesini engellemek içindi. Ama ODTÜ öğrencileri bu oyuna gelmedi. Şu anda aramızda az da olsa rastlanan bu tür davranışlara tavır ve ilişkilere göz yummamalıyız.


Devrimcilere, aydın ve yurtsever gençliğe, onların verdikleri bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesine leke sürecek her türlü yoz anlayış ve davranışlara karşı mücadele edelim.


Devrimci Selamlar


KEŞKE YAŞANMASAYDI

Maalesef sadece bildiri dağıtılmakla da yetinilmedi. Ahlak zabıtaları da oluşturuldu. Bu Ahlak ekipleri ODTÜ çamları arasında dolaşarak, uygunsuz durumdaki gençleri yakalıyorlardı. Bu ekipler tarafından yakalanan insanlar, bugün başlarından geçenleri gülerek anlatıyorlar.

Bu kuşak bugün 50 ve 60’larında, gerek bu bildiriyi dağıtanlar, ahlak zabıtalığı yapanlar gerekse bu zabıtalar tarafından yakalananlar, yapılanları biraz çocukluk olarak da görüp üzerine gülüyorlar.

Keşke yaşanmasaydı... Ve daha önemlisi, bugünkü gençler yaşamasınlar böyle anlamsız, saçma baskıları.

Erdoğan’ın nizam ve intizam vermek istediği geçler arasında bizim kuşağın çocukları da var. Bence boşuna uğraşıyor. Doku değişti Türkiye’de.


[email protected]

.

Facebook Yorumları

Emlak8
16.07.2020
Türkün uygarlıkla sınavı
4.05.2020
24 Nisan, Hrant Dink ve fabrika ayarları
27.04.2020
Koronalı günlerde 24 Nisan üzerine konuşmak
24.04.2020
23.5 Nisan ve yeni bir kuruluş hikâyesinin zorunluluğu
6.04.2020
Tekalif-i Milliye (Milli Vergi) emirleri ve korona için bağış
28.01.2020
Yeni bir cumhuriyet ve tarihi buluşma
21.01.2020
Hrant, Talat Paşa'nın intikamı için öldürüldü
28.12.2019
Siyasetin 'söylenecek sözü' bitmiş 'yeni söz' lazım
16.12.2019
Amerikan Senatosu’nun soykırım kararı ve olası sonuçları
18.11.2019
Bizim mahallenin hocası Mümtaz Soysal
15.11.2019
Tarihi hakikatleri inkâr ve editoryal politika
11.11.2019
T24 meselesi bize niçin Hrant Dink’i hatırlatıyor?
17.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
23.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
17.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive