Taner AKÇAM

Taraf GAZETESİ



Bookmark and Share

Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)


30.01.2015 - Bu Yazı 2367 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye’nin tarihi ile yüzleşmesinin giderek ABD’ye benzemeye başladığını iddia ediyorum.

ABD ile kıyaslamama elbette, “çok iyimser olduğum” itirazı yapılabilir. Ama bu itiraz tartışmanın özünü yakalamaktan uzak.

Çünkü ileri sürdüğüm görüşün “iyimser veya karamsar” olmakla alakası yok. Türkiye tıpkı ABD gibi olacak, diye bir iddiam yok.

Türkiye ABD’nin çok kötü bir kopyası olarak da kalabilir. Hep öyle olmuş zaten.

Sorun Türkiye’nin aynı ABD gibi olup olmamasında değil. Türkiye’nin soruna esas olarak, “dış güçlerle” (Diaspora ve Ermenistan) ele alınacak bir mesele olarak değil, Türkiye’nin iç sorunu olarak yaklaşmasıdır.

Bu noktada Etyen Mahçupyan’a yönelik yapılan eleştiriler önem kazanıyor. Hükümet politikalarını desteklediği için Etyen’e yöneltilen eleştirilere söyleyecek özel bir şeyim yok. Hükümete muhalefet eden insanların, o politikaları destekleyen birisine eleştiri yöneltmelerinden daha doğal ne olabilir ki?

Fakat sorun, Ermeni soykırımı meselesine gelince biraz karışıyor. Ben, Ermeni soykırımı ve çözüm yolları konusunda, Etyen’in söylediklerinden çok farklı şeyler söylendiğini henüz duymadım.

Belki yanılıyorum ama Etyen’e veya hükümete itiraz edenlerde, “sizin önerdiğiniz yanlış, doğrusu budur”, biçiminde açık bir tavır yok. Daha çok, “öyle diyorsun ama bir de bunu yapıyorsun” gibi, hükümetin iç tutarsızlıklarına dikkat çeken eleştiriler sözkonusu.

Hrant için saygı dolu açıklama yapıyorsun ama asıl katilleri yakalamıyorsun”; “24 Nisan’da taziye yayınlıyorsun ama Çanakkale kutlamalarını aynı güne alıyorsun”; “Yeni bir dönem çağrısı yapıyorsun ama hâlâ okullarda Ermenilerin ulusal güvenliğe yönelik en büyük tehlike olduklarını okutuyorsun,” gibi şeyler söyleniyor.

Siyasette karşı tarafın iç tutarsızlıklarına dikkat çekmek elbette çok önemli ama bunun kötü bir boyutu da var. Sonuçta, karşı tarafın merkezde olduğu bir tartışmanın esiri olursunuz. İsteseniz de istemeseniz de gündemin öteki tarafından belirlenmesine yardımcı olursunuz.

Hükümetin yaptıklarının ne kadar yeterli olup olmaması ile sınırlı bir tartışma bir başka şeyin daha göstergesidir.

Demek ki, esas olarak hükümetin söylediklerinden farklı bir şey söylemiyorsunuz.

Ortadaki tartışmayı şöyle özetleyebilirim: tüm taraflar aslında sorunu Türkiye’nin demokratikleşmesinin bir parçası olarak görüyorlar ve ama hükümetin yaptıklarını yeterli bulmuyor ve iç tutarlılıktan yoksun görüyorlar.

Örneğin Etyen, soykırım konusunun Ermenistan Hükümeti’ni doğrudan ilgilendirmediğini söylüyor! Etyen’e karşı çıkanlar ne düşünüyor? Ermenistan konunun muhatabı mıdır? Etyen, Diasporanın manevi olarak sorunun bir parçası olduğunu kabul etse bile resmî olarak görüşülmesi gereken bir taraf olmadığı kanaatinde; karşı çıkanların kanaati ne? Diaspora konunun resmî tarafı mıdır?

Özetle, Etyen’in veya hükümetin söyledikleri yanlış ise doğru olan nedir? Soykırıma çözüm konusunda hükümetten farklı hangi önerilere sahibiz?

Bugüne kadar parça bölük dile getirilmiş fikirlere baktığımda gördüğüm odur ki, esasta hükümetin söylediklerinden farklı şeyler henüz açıkça dile getirilmiş değil. Elbette doğru birtakım önerilerde bulunanlar var. Ama bunlar henüz net ve açık bir siyasi seçenek olarak formüle edilmiş değil.

İşte 1952 Luxemburg’un sırrı da burada yatıyor.

Ben Ermeni soykırımına ilişkin Amerikanvari bir çözüm varsa, bir de Almanya tarzı bir çözüm vardır diyorum ve 1952 Luxemburg Antlaşması’nı, örnek olarak alınması gereken alternatif çözüm tarzı olarak öneriyorum.

Hrant ve adalet anlayışlarını burada anlamlandırmak istiyorum. Soykırımın tanınması sadece Türkiye’nin demokratikleşmesinin bir parçası değildir; Diasporayı ve Ermenistan’ı da kapsayan genel adalet arayışının bir parçasıdır.

1952 yılında Almanya, Luxemburg’da İsrail ile bir antlaşma imzaladı; bu antlaşmaya paralel iki ayrı protokol daha yapıldı ve protokoller Yahudi Diasporası ile Almanya arasında imzalandı. Yani iki farklı muhatap vardı: İsrail ve Yahudi Diasporası. Yahudi Diasporasını, 1951’de kurulan ve kısa adı Hak İddia Etme Konferansı (Claims Conference) olan bir örgüt temsil etti. Antlaşmanın özü, işlenmiş olan bir suçun Almanya tarafından kabul edilmesi ve bunun için de bir tazminatın ödenmesi idi. Tazminat İsrail’e ve Diasporaya ayrı ayrı ödendi.

Almanya, ilgili boyutları olmasına rağmen, sorunu sadece iç mesele olarak görmedi ve İsrail ve Yahudi Diaspora örgütlerini konunun esas muhatapları olarak kabul etti.

Önerdiğim çok açık: Türkiye, soykırımın çözümü konusunda, Ermenistan’ı ve Diaspora Ermenilerini muhatap almak zorundadır ve almalıdır.

Nasıl ki Kürt meselesi, Alevi meselesi konunun muhatapları ile görüşülerek çözülmeye çalışılıyorsa, Ermeni soykırımı da konunun muhatapları ile görüşülerek çözülebilir. Bu da esas olarak Diaspora ve Ermenistan devletidir. Türkiye Ermenileri bu sürecin en önemli katalizörleridir. Konu elbette Türkiye’nin demokratikleşmesi ile doğrudan ilgilidir. Ama adalet ve demokratikleşme bir ve aynı şey değildir.

İşte Hrant Dink’in ve onun için adalet arayışımızın anlamı buradadır. Hrant meselenin bu iki boyutunu birleştiren semboldür.

Konuyu tartışmaya devam edeceğim!

tanerakcam@gmail.com

.

Facebook Yorumları

Emlak8
4.05.2020
24 Nisan, Hrant Dink ve fabrika ayarları
27.04.2020
Koronalı günlerde 24 Nisan üzerine konuşmak
24.04.2020
23.5 Nisan ve yeni bir kuruluş hikâyesinin zorunluluğu
6.04.2020
Tekalif-i Milliye (Milli Vergi) emirleri ve korona için bağış
28.01.2020
Yeni bir cumhuriyet ve tarihi buluşma
21.01.2020
Hrant, Talat Paşa'nın intikamı için öldürüldü
28.12.2019
Siyasetin 'söylenecek sözü' bitmiş 'yeni söz' lazım
16.12.2019
Amerikan Senatosu’nun soykırım kararı ve olası sonuçları
18.11.2019
Bizim mahallenin hocası Mümtaz Soysal
15.11.2019
Tarihi hakikatleri inkâr ve editoryal politika
11.11.2019
T24 meselesi bize niçin Hrant Dink’i hatırlatıyor?
17.10.2019
15 soruda Suriye ve Kürt meselesi
23.08.2019
Ermenilerin imha kararı: 1 Aralık 1914
22.06.2019
Bir açıklama ardından bazı sorular
23.05.2019
Büyük koalisyon ve Erdoğan’ın seçimleri erteleme veya iptal etme ihtimali
12.11.2018
Erdoğan’ın İkinci Cumhuriyet'i ve Atatürk’ün Birinci Cumhuriyet'i: Kuvvetler Birliği, Suriye Politikaları ve Tarihle Yüzleşme
22.10.2018
Kaşıkçı cinayeti ve devlet-yurttaş arasındaki ‘güven’ ilişkisi
20.9.2018
Orta Doğu kördüğümü için alternatif çözüm: Türkiye İsrail ortaklığı
17.8.2018
“Kuşatma savaşı” ve düşündürdükleri
2.8.2018
Birinci Cumhuriyet esas alınıp İkinci Cumhuriyet'e muhalefet yapılamaz
7.7.2018
'Umdenken': Düşünme tarzımızı değiştirmek
30.6.2018
İkinci cumhuriyete hoş geldiniz
14.1.2018
HDP ve 'Türklük'
5.12.2017
Ya “safradan” kurtulmak ya da iç savaş
13.11.2017
Kavala’nın tutuklanması AKP-Ergenekon koalisyonunun resmi ilanıdır
24.9.2017
'Zamanı değil' tezinin düşündürdükleri
21.9.2017
Kürdistan referandumu ve bağımsızlık
18.9.2017
Korkunç yalnızlığın intikamı mı?
24.8.2017
Bülent Uluer, bir ölüm ilanı ve altında birkaç satır ya da aydın kırımı
19.7.2017
CHP ve Adalet: Olmayacak duaya âmin demek mi?
20.6.2015
Çıplak kadın resmi
16.6.2015
Tarihî şans mı
14.6.2015
Şiddet ile hesaplaşma!
11.6.2015
PKK- Hizbullah çatışması mı
7.6.2015
Devlet aklı
19.5.2015
‘Ermeni takıntısı’ ve Türklük
17.5.2015
Türklük ve cinayet ilişkisi!
16.5.2015
Türklük ve tarihle yüzleşme
14.5.2015
Siyasette zemin kayması
7.5.2015
HDP ve soykırım
2.5.2015
Samantha Power ve Soykırım’ın 100. yılı
23.4.2015
Bıktırdınız gerçekten!
17.4.2015
Eğer Amerika isterse!
17.4.2015
24 Nisan yaklaşırken!
8.4.2015
HDP ve demokrasi
7.4.2015
Siyaset zor zanaat
27.02.2015
Gürsel Tekin ve Şafak Pavey’e
25.02.2015
MHP, CHP ve tuhaf işler
20.02.2015
Perinçek nefret ve kin yaymaktan ceza aldı
17.02.2015
Bir trajedi olarak Perinçek davası
10.02.2015
Perinçek’i cami avlusundan almışlar!
06.02.2015
Saray soytarısı
01.02.2015
Türkiye 1915 ile nasıl yüzleşmeli
30.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (4)
29.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (3)
28.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg (2)
27.01.2015
Hrant Dink ve 1952 Luxemburg
04.01.2015
Sarıkamış’ta savaşan Ermeni askerler ve esaret mektupları
04.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915: Genel bir değerlendirme (5)
03.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (4)
02.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (3)
01.12.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (2)
30.11.2014
Ermeni ders kitaplarında 1915 (1)
17.11.2014
Hrant Harvard’da
12.11.2014
Benim Nasuh Abim (2)
11.11.2014
Benim Nasuh Abim (1)
14.10.2014
İç savaşın başındayız
07.10.2014
IŞİD’e terörist diyerek sorun çözülmez
29.09.2014
Çok şey anladığımı iddia edemem!
18.09.2014
Kasıtla nefret suçu işlenmektedir!
17.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (III)
16.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (II)
15.09.2014
Yeni Türkiye’nin ders kitapları (I)
26.08.2014
C. Bayık, E. Kürkçü ve HDP
17.08.2014
CHP yenileniyor!
06.08.2014
Genel af şart
20.07.2014
Mesafe koymanın tahammül sınırı ve derin anlamı!
26.06.2014
Birleşmiş Milletler 1985 Whitaker Raporu
23.06.2014
Tarihle yüzleşme: Bir başka bahara!
18.06.2014
Kürt meselesi çözülmeden...
16.06.2014
Bıkkınlık...
20.05.2014
Eğer yaşım 60 olmasaydı!
08.05.2014
Milletler Cemiyeti Halep Kurtarma Evi
06.05.2014
4 Mayıs Dersim Tertelesi
25.04.2014
Heyecanlandırmadı, çünkü biz çok değiştik!
19.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest (2)
18.02.2014
Holokost’u inkâr edemezsiniz ama Ermeni Soykırımı’nı inkâr serbest
18.01.2014
Muammer Güler ve Dr. Reşit; ya da Erdoğan ve Talat
02.01.2014
Yeni yılın gidişatı
30.12.2013
Gene mi kurtuluş savaşı!
26.12.2013
Operasyon yapanın niyeti!
24.12.2013
CIA ve MOSSAD’a teşekkürler, MİT’e çağrı!
19.12.2013
İsrailli savcı istiyorum
16.12.2013
Eski tas eski hamam
12.12.2013
Los Angeles Examiner 1927
09.12.2013
Los Angeles Examiner 1926
05.12.2013
M. Kemal ve 2015 (2)
02.12.2013
M. Kemal ve 2015
28.11.2013
1920 Ruhu ve 2015
25.11.2013
Şivan Perwer ve Ahmet Kaya
21.11.2013
Namus bekçileri
18.11.2013
1968, cinsel özgürlük isyanı idi
14.11.2013
Doku değişimi
11.11.2013
İkinci Gezi
07.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi (2)
04.11.2013
Bilinmeyen bir darbe girişimi
31.10.2013
İdari reform ve derin travma
28.10.2013
Reform ve ademimerkeziyetçilik
21.10.2013
BDP ve Millet-i Hâkime
17.10.2013
Yine Millet-i Hâkime sorunu
14.10.2013
Reform, gecikme ve millet-i hâkime
10.10.2013
Reform ve zihniyet
07.10.2013
Reform Paketi
03.10.2013
Özkök niçin hesap vermeli (2)
30.09.2013
Özkök niçin hesap vermeli
26.09.2013
Medya ve operasyon
23.09.2013
Gerçek adalet için
19.09.2013
Defterler nerede
16.09.2013
Bizim Martin Luther King’imiz
11.09.2013
Kendini kurban saymak
10.09.2013
İktisatçılarımız ve Ermeni malları
09.09.2013
6-7 Eylül 1955 ve Suriye
05.09.2013
Müdahale iyi mi kötü mü
04.09.2013
Evdeki mutfak mı, dışarıdan ithal mi
02.09.2013
Zor şey be yazmak
26.08.2013
Ergenekon: Genel değerlendirme
22.08.2013
Bir kıyaslama
21.08.2013
İttihatçılar’ın yargılanması ve hukuk
19.08.2013
Devlet görevlilerinin yargılanması ve hukuk
15.08.2013
Veli Küçük, Ergenekon ve Ermeni soykırımı
14.08.2013
Ergenekon ve Ermeni soykırımı
13.08.2013
Adalet arayışı
13.08.2013
YETMEZ ama EVET
05.08.2013
Devlet bilir!
31.07.2013
Mısır ve akla getirdikleri
29.07.2013
Gezi Türk 68’idir!
24.07.2013
Hitler’in seçimle işbaşına geldiği efsanesi
22.07.2013
Zihniyet sürekliliği niye
15.07.2013
AKP: Kuş mu, deve mi
09.07.2013
Türk siyasetinin iki ana damarı
02.07.2013
Hrant, Lice ve Gezi: Yeni bir yarın
24.06.2013
Lyndon Johnson ve Tayyip Erdoğan
18.06.2013
Erdoğan iç savaş mı istiyor
10.06.2013
Yeni Türk ulusal kimliği ya da başladığı anda biten hareket mi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan DÜZCE YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive